Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

ozcanturkmenBize bir nazar oldu

Cumamız pazar oldu

Her ne olduysa bize

Hep azar azar oldu -Arif Nihad Asya-

Hâlimiz, Allah’a malum…

Herkes yoğun, herkes yorgun, herkes tek başına…

Hani birlikten kuvvet doğuyordu, hani tek taşınan duvar olmuyordu?

Herkes değer görmek, herkes fark edilmek, herkes farkına varmak, herkes sevilmek, herkes takdir edilmek istiyor.

Hani birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içindi?

Hani birimiz birimize yâr idi?

Hani birimiz birimize yardımcıydı?

Fark etmese de fark ettirmek istemese de herkesin korkusu, herkesin kaygısı, herkesin endişesi, herkesin öfkesi, herkesin kızgınlığı, herkesin yetersizliği var.

Hani kendimize yetiyorduk, yetebiliyorduk?

Hani kendimize ayna tutabiliyorduk?

Hani komşumuz açken tok yatmıyorduk?

Dudakların söylemekten çekindiğini gözler haykırıyor. Herkes ısrarla sevgi istiyor, huzur istiyor, sakinlik istiyor, cesaret istiyor, umut istiyor, istiyor… istiyor…

Hani dil bağlanınca yürek konuşuyordu; yürekler taş mı kesildi?

Hani gözden anlayanın söze ihtiyacı yoktu. Gözden anlayanlar yok mu oldu?

Hani güzel baktın mı çirkin mi vardı? Güzel bakanlar yok mu oldu?

Nereye gittiğimizden çok nerde durduğumuzla çok ilgilendik. Olmadı, kaçtık. Hep kaçtık, kendimizden de kaçtık. Korktuğumuz için mi kaçtık, kaçtığımız için mi korktuk bilemedik!

Hani ağır taşı ne yel ne sel alırdı?

Hani ağırlığımızın ağırlığında ezilmeyecektik?

Hani ‘Ağırlık altın kale / Hafiflik başa bela’’ydı?

Az ateş, çok odunu yakardı. Küçük çaylar büyük nehirlere kaynak olurdu. Yalnız taş duvar olmazdı. Eller çok olunca yük hafiflerdi. Büyük arayışlarımız olmadığından büyük buluşmalarımız da olmadı.

Hani bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmezdi.

Başkalarına yardım etmediğimiz halde neden hep onlardan yardım bekledik. Görmek, öğrenmek başka; duymak, yaşamak başkaydı.

Hani her verdiğimiz bizimdi?

Hani hayatın en güzel yanı, başkalarına yardımcı olmaktı?

Hani veren el, alan elden üstündü?

Bağlılık ve yardımı hak edemedik bir türlü. İbret almak zor geldi; ibret olduk hep.

Hani yediğimiz yok olur da yedirdiğimiz artardı?

Hani giydiğimiz yok olur da giydirdiğimiz kalırdı?

Konuşup tartışıp anlaşabilecekken neredeyse bağıranın haklı olduğuna inanır olduk. Göz bozukluğu mu var görüş bozukluğu mu?

Hani acı söz, er belini bükerdi?

Hani dilimiz gönlümüze gönlümüz dilimize bağlıydı?

Hani her söz her kişinin; güzel söz er kişinin işiydi?

Biri bulduk iki istedik; akçe bulduk da çıkı istedik. Yol bulamaz olduk; yol açacak takatimiz de kalmadı.

Hani kristalin bedelini göze almadan onunla oynamayacaktık?

Hani hâl ile halledilemeyecek şey yoktu?

Duygular beyine hâkim oldu; akıl tatile çıktı.

Kötülük iyilikten hızlı yayıldı.

Olan oldu; boynuz koça yük oldu…

 

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile