Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

sohbetMuhabbet kuşu gördünüz mü hiç? Hiç muhabbet kuşunuz oldu mu? Muhabbet ettiniz mi hiç muhabbet kuşuyla…

Muhabbet beslediklerinizin sayısını hiç düşündünüz mü?

Muhabbet tellalı tanıdınız mı?

Argo, ‘Geyik muhabbeti’ne takılıyor musunuz siz de?

Sevgi, aşk, sevda, dostluk, bağlılık’ anlamlarıyla da kullanılan muhabbetin ‘sohbet, yârenlik’ boyutunu inceleyelim biraz.

Öyle bir zamandayız ki hızlıca arkadaş, çabucak dost, hemen sevgili, bir kelimeyle düşman olunuyor ama kardeş olunamıyor.

Kardeşçe duygular da kaybolmuş gibi… Muhabbete pek de yabancı kalmışız.

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl diyor şair oysa …

Seven, sevilen insan aslında çok… Sevginin yüceliğine inanmayan yok gibi neredeyse…

Konu ile ilgili olarak Pir Sultan Abdal

Didar ile muhabbete doyulmaz

Muhabbetten kaçan insan sayılmaz

Münkir üflemekle çerağ söğünmez

Tutuşunca yanar aşkın çırası’ diyor.

Sevgi ateşini tutuşturma o kadar kolay ki. Kendimizi sevivermek yeterli…

Kendimizi sevdik mi gerisi kolay…

Kendimizle muhabbetin tadı Ali Ekber Çiçek’in türküsünde ne güzel işlenmiş:

Gönül gel seninle muhabbet edelim

Araya kimseyi alma ha gönül

Ya benim kimim var kime yalvarayım

Kaldır kalbindeki karayı gönül.

Musa Eroğlu, Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top’un birlikte Muhabbet Türküleri (1-7) serisini hatırlıyorum/hatırlatıyorum. O serideki türküleri bir kere dinleyelim/dinletelim n’olur.

Yâr ile muhabbetin, yaran ile muhabbetin tadını o türkülerle bir kere daha yaşayacağınızı çok iyi biliyorum.

Türkülerde muhabbet konusunu, şimdilik Süleyman Elver’den derlenen Malatya Türküsü ile bitirelim:

Muhabbet eyledim sadık yâr ile

Ne hoş yerde ıras geldik yâr yara

Müşerref olmuşam hub cemaline

Ne hoş yerde ıras geldik yâr yara

Konuşmak, ruhun çiçeklenmesi demek… Her konuşmayı ruhun çiçeklenmesi kabul edemiyoruz tabi.

Lüzumsuz sözler hem söyleyeni hem dinleyeni sıkıyor.

Sözün ustaca söylenmesi, söylenmeye çalışılması gerekiyor. Yürümeyi bilmeyen nasıl yolu bozuyorsa söylemeyi bilmeyen de sözü bozuyor.

Her söz hemence, kolayca söylenmiyor. Şeyh Galip’in dediği gibi ‘Zannetme ki şöyle böyle bir söz / Gel sen de söyle böyle bir söz.’

Yeşilliklerin toprağın çirkinliğini kapattığı gibi tatlı sözler de insanın kusurlarını örter inancındayım.

Avutucu sözün insanın acısını hafiflettiğini hepimiz biliyoruz.

Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın ifadesi ile ‘Güzel sözler, güzel yüzler, tatlı diller gönüllerde azizdir.’

Gönüle yumuşak sözle girilmeli. Girilmeli ki muhabbet ola….

Muhabbeti atasözümüz ne güzel özetliyor:

Değirmen iki taştan

Muhabbet iki baştan(dır)

Sözün bittiği yerde göz devreye giriyor muhabbette… Hacı Resul Karadurmuş’un söyleyişi ile ‘Söz ifadede acze düşerse gözler, çok şey anlatır.

Sözlerimize yemine ihtiyaç duymayacak kadar söylediğimiz zaman muhabbetin kapısını aralamış oluruz.

Asil ata bir tek kamçının yettiği gibi olgun adama da bir tek sözün yettiğine bildiğimiz zaman muhabbete başlamış oluruz.

Kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırdığımız zaman muhabbete girebiliriz.

Muhabbet ehli Yunus Emre ne güzel demiş, demiş de demeye çalıştıklarımızı bir çırpıda özetleyivermiş şöylece:

İyi sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir

Söz aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir.

 

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile