Cumartesi 7 Aralık 2019
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

ozcanturkmenİnsanız işte…

Acı, bunalım, düşünce, gam, gerilim, hüzün, ıstırap, kaygı, keder, korku, neşe, öfke, sevgi, sıkıntı, umut ve daha niceleri hep bizim için, hepsi bizim içimizde. Bunlarla oturup bunlarla kalkıyoruz. Hepsi bizim için.

Varlığımız, aklımız ve duygularımız. Varlığımıza sahip çıkalım sevelim/tanıyalım/barışalım. Kişi olarak varlığımızdan sadece kendimiz sorumluyuz.

Benliğimiz, varlığımız bizi biz ediyor; ediyor ama bazen de aldatıyor. (Ya da biz, aldandığımıza inanıyoruz). Aldanma ile ilgili değerlendirelim kendimizi şöyle bir:

Aldanmak, dilimizde “1. Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak 2. Bir hileye, bir yalana, güvene layık olamayan birine kanmak kapılmak, oyuna gelmek, kanmak. 3. Hayal kırıklığına uğramak 4. Avunmak, oyalanmak.” anlamlarıyla kullanılır.

Aldanmak insani bir duygudur. İki cihan güneşi Peygamberimiz ‘Mümin, iki kere aldanmaz.’ derken ölçüyü ortaya net koyuyor. Bir yalana, bir hileye, güvene layık olmayan birine kanıveriyoruz işte. Yanılıp, yalan yanlış hüküm verip hataya düşüveriyoruz işte. Hayal kırıklığına uğrayıveriyoruz beklemediğimiz an(lar)da işte. İhanete uğruyoruz bazen de.

Aldanma en çok sevgi ve öfke de oluyor.

Sevgi ve öfkeyi dikkatli/dengeli yaşayabiliyor muyuz?

Neden aldatıldığımız konusu biz daha çok ilgilendirir?

Aldatıcı konular ilgimizi daha çok mu çeker

Aldatmacalarla içten içe mi uğraşırız?

Aldatmak, bizim de işimize gel(iyor)mu?

Neyi nasıl anladığımızı sorgulayabiliyor muyuz?

Anlarken, anlamaya çalışırken kendimizi aldatıyor muyuz?

Kedimize aldanıyor muyuz?

Kimler bizi ne kadar zaman daha aldatacak, buna tahammülümüz var mı?

Aldanmak, bazen hoşumuzu gidiyor mu; bile bile lades bu mu?

Bu sorulara cevap verirken kendimizi biraz sorgulasak, sağlıklı cevap verebilsek eminin çok şeyi düzeltme yoluna gireceğiz. Sağlıklı cevap verenleri bulup bir dinleyiversek, eminim, hayatımızda çok olumlu değişimler olacak. Dinleyiverdiklerimizi/öğreniverdiklerimizi de yavaş yavaş uygulamaya başlasak bir, kesinlikle, akıl ve ruh sağlığımız sükûna kavuşacak. Bunları yapabilsek, inanın, her gün dünden daha iyi olacağız. Olacağız ama gelin görün ki ‘Söylemekte âlim gibi amelde ise cahil gibiyiz.’ maalesef. Hâl-i pür melalimiz bu.

Herkes yazıyor, herkes söylüyor, herkes tenkit ediyor; herkes iyi de o herkes kendiyle yüzleşmiyor hiç.

Aldandığımızdaki hüznü, aldattığımızın da yaşadığını bir bilsek aldatmaya devam eder miyiz hiç?

Aldandığımızdaki pişmanlığın, aldandığımızdaki hiddetin, aldandığımızdaki şiddetin aldattığımızda kat kat olduğunu düşünebildiğimiz ölçüde aldanmamayı ve aldatmamayı öğrenir ve yaşarız.

Aldatma niteliğine sahip o kadar çok uyaran var ki çevrede bunlara aldanmamak da zor.

Biraz sertçe(!) ama bayağı da doğru(!) bulunan şu ifadeye ne dersiniz: Aldanma ahmaklık, aldatmak alçaklıktır.’

Aldatan, aldanır.’ atasözümüzü duymayanınız var mıdır bilemiyorum.

Evet, hadi gel de Neşet Ertaş ustayı burada hatırlama. Ne diyor usta bu hususta bakalım bir: ‘Ahmak aldatırmış dünyanın malı / Çoğunu isteyen delidir deli’. Evet, evet konunun özü, bence, kendimizi aldatmada düğümleniyor. Kendimizi aldatmak, başkalarını aldatmaktan daha kolaydır. Hayatımız kendimizi aldatmakla geçiyor. Kendimizi avutmak belki de kendimizi aldatmak.

Gerçek dışı söz ve davranışlarla bile bile kandırıveriyoruz birilerini hemen. Yanıltıp hataya düşürüyoruz birilerini hiç sonunu sonucunu düşünmeden. Umduğunu boşa çıkartıyoruz; güvendiği dağlara kar(lar) yağdırıyoruz birilerinin. Baştan çıkartıyoruz birilerini bize de bir gün bunun yapılacağını hesap etmeden. Sağlığından, dalgınlığından faydalanıp birilerini oyuna getiriveriyoruz ud haya etmeden.

İnsanız işte...

Akıl, irade, ruhî ve fizikî yeteneklerini kullanmakla olgun insan olacağız. Her şeye rağmen kalbimiz katılaşmayacak. Elem veren cezaya muhatap olmamaya çalışacağız. Hakikat yolundan ayrılmayacağız. Sosyal sorumluluktaki görev(ler)e azim ve kararlılıkla devam edeceğiz.

İnanın, istersek yaparız.

Evet, evet; her şeye rağmen aldansak da aldatmayacağız.

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile