Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

zehretmeİnsan, camdan bir fanus gibi çabucak kırılıyor en ince yerinden. Sahi bu kadar kolay mı kırmak? Yoksa bazen biz de mi sebep oluyoruz kristalimizin tuz buz olmasına? Tam elini uzatacakken hep üzgün ve yalnız kalmaya…

Doruklara çıktıkça şehir ne kadar da küçülüyor, hayat anlamsızlaşıyor. Neden hayatı güzellikle dolduran minik bir şey yok olunca yerini kocaman bir boşluk alıyor? Garip… Çok garip bir boşluk… Neden kendimizi bundan mahrum ediyoruz ki? Neden istenmeden edilen veda, veda edileni daha da güzelleştirip özelleştiriyor?

Muradiye’deyim yine. Assolist Ninem geldiğime seviniyor. Gözlerime bakar bakmaz söylemeye başlıyor; “Zehretme hayatı…” Sesi Müzeyyen Senar gibi. Eskiler… Siyah beyaz resimlerde Zeki Müren’le aynı sahnedeler. Sevim Olgaç da beraberlerinde. “Çok özledim Sevim Teyzen’i, beni götürürsün değil mi?” diyor. “Ama sizin yürümeniz zor, Sevim Teyze’yi getiririm” diyorum, çocuk gibi seviniyor.

Ne garip eskiler. Zehri bile sevdirecek bir tevekküle sahipler. Acaba Zeki Müren haklı mıydı? Zehir mi ediyoruz kendimize hayatı? Yoksa zehir mi hayatımızla güzelleşiyor, anlamıyorum.

Bazı vedalar yaz yağmuruna benzediğinden mi yüreğimizde gökkuşağı olup kalıyor? Tıpkı bir ölünün kendi kokan tülbendini bir ömür saklar gibi içimizde. Henüz bir hatıra bile yokken geride kalan hüznün bu kadar büyük olmasının sebebi ne?

Bazen eşyalar da konuşur insanla. Eski gece lambası hâlimi anlıyor sanırım. Oymalı sehpalarda misafirler gülüşüyor. Bir gezek dönüşü çaylar tazeleniyor. Bu serin taşlı mutfakta büyüyen sanki benim. Bunca sene hatıralarını unutmuş bu ev nasıl da canlanıyor…

Bu ev bir zaman sarmalı sanki. Serin bir liman. Neye küstüğünü kendi de bilmeyen küçük bir kızın okşanan saçları gibi okşanıyor başım.
İnsan bazen kendi kendine hayatı zehrediyor. Garip bir boşluğa düşüyor. Bazen içindeki boşluğu sadece ölülerin doldurabileceğine inanıyor. Bazen yeniden çocuk olmak istiyor. Yeniden saf… Yeniden masum… Herkese elini uzatabilecek kadar cesur…

İnsan camdan bir fanus gibi çabucak kırılıyor en ince yerinden. Sahi bu kadar kolay mı kırmak? Yoksa bazen biz de mi sebep oluyoruz kristalimizin tuz buz olmasına? Tam elini uzatacakken hep üzgün ve yalnız kalmaya…

Saliha MALHUN

Yazar Hakkında

Saliha MALHUN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

OĞUZ HAN DESTANIN İSLÂMÎ VARYANTI

Oğuz Kağan Destanını Anlatan Kaynaklar Oğuz Kağan destanını anlatan başlıca iki kaynak bulunmaktadır.   Bunlardan birincisi yazarı bilinmeyen ve bir Uygur...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Küçük Mustafa Kemal, Topçu Kolağası Mehmet Tevfik ve Yüzbaşı Mustafa Beyler Ak Hocanın vaaz verdiği camiye vardıklarında cami dolmaya başlamıştı. Ak Hoca,...

KALENDERİ BİR ŞAİRİN DİVANI‟NDAN

Kalender kelimesi sözlükte “dünyadan elini çekip başıboş dolaşan (derviş); dünyadan elini eteğini çekip her şeyi hoş gören (kimse).” (Devellioğlu 2013: 581). Bir başka...

Könçek Dönderme

 —Hadi hazırlan da gideli.  —Tamam deyip fırladım. Birkaç gün önceden sözleşmiştik. Hazırlanıp Seyfi’yle yola düştük. Bugün akşama şenlik var:  Güneydeliktaş’ la...

Kemal, yaşadıkları; eski bir Rum evi olan binanın ikinci katındaki salonun penceresinden uzanan yolu ve yoldaki durakta, şiddetli yağmur...
Emperyalizm, Hegemonya, İmparatorluk, uluslararası politik ekonomi literatürünün en önemli başlıklarını, Irak'ın ABD tarafından işgalini merkeze alarak tartışıyor. Kitapta bu üç...
A.Yılmaz Soyyer; Türk Sosyolojisinin Başlangıcında Bedi Nuri, Sosyolojik Açıdan Alevi-Bektaşi Geleneği, Bir...
AZMİ GÜLEÇ

AZMİ GÜLEÇ

09.03.2019
Türk sanat hayatına: Fetih Yıldızı, Kapısız Sokaklar, Zamanların Ötesi, Ağustos Güneşi-Malazgirt Destanı ve Azmî’den Rübaîler gibi güçlü eserler kazandıran şair...
Milletçe, coşku ile, Türkiye’de ve dış temsilciliklerimizde törenlerle kutluyoruz/kutladık Cumhuriyet Bayramımızı. Büyük Önder Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi rahmetle,...
Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami5otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde...
Tanzimat döneminin topluma ve dünyaya en açık kalemlerinden biri Namık Kemal’dir (1840-1888). Onun hayatı bazen melodrama kaçan bir romana bazen...
Kurgu sanatının en önemli unsurlarından biri olan arketip kavramının ne olduğunun hem nitelikli ve sıradan okurlarca hem de tecrübesiz yazarlarca...
Nasrettin Hoca bir yolculuk sırasında havanın aniden kötüleşmesi yüzünden, köhne bir handa konaklamak zorunda kalır. Gece büyük bir fırtına çıkar...
Müberra Gürgendereli, Osmanlı Dönemi Şiirinde Edirne, Çantay Kitabevi, İstanbul 2016. Edirne’nin I. Murad tarafından fethi, hem İstanbul’un hem de Balkanların kapısını...
Viyana’daydım. Sevdiklerimizin yaşadıkları yerler zihnimizin bir yerinde hep canlılıklarını korurlar. Benim için de Viyana böyledir.
Kadı Burhaneddin, Oğuz Türkçesinin yanında Doğu Türkçesine de hâkimdir. Şiirlerinde, eski Anadolu Türkçesiyle birlikte Azeri ve Doğu Türkçesinin özellikleri de...
Hayat öyle güzel ki ... Öyle güzel ki yaşamak. Yaşadığının farkında olarak yaşamanın hazzı bambaşka.Hayatın güzelliği var da yaşanmazı yok...
2000’li yılların başı. Eskişehir’e geleli birkaç yıl olmuş. Haftada altmış saat derse giriyorum. Hem de gıkım çıkmadan. Hiçbir maddi beklentiye girmeden.
Nefer şehîd ordu gazi olacakVatan bugün bizden razı olacak Giriş Yıktılar kal’amızıSürdüler balamızıDaha can boğazdaykenÇektiler salamızı.(Bir Kerkük Türküsünden) Çanakkale içinde vurdular beniÖlmeden mezara...