Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

sairsiirİmge kelimesinin kökeni sayılan “image” veya “imago” kelimeleri Latince olup “görünür kılmak” anlamına gelir. Yine Latincede  imagery kelimesi “insanın kafasında bir resim çizmek” amacı güden bir yazım sanatıdır. Batılı dillere buradan geçerek terimleşen ve batıda olduğu gibi edebiyatımızda da kullanım ve terim anlamı bakımından değişime uğrayan imge kelimesinin, dilimize  imagery veya  image kelimelerinden mi yoksa im kökünden mi geldiği hala ihtilaf konusudur.Fakat Fransızca image çağrışımıyla, ”belirti” anlamı taşırken  zamanla anlam kaymasına uğradığı söylenebilir. XIV. yüzyılın başında “bir aynada aksetmek/yansımak” anlamında kullanılan image /imagery kelimeleri, J. P. Sartre’ye göre 18. Yüzyıldan sonra şiirde tartışılma konusu yapılmaya başlanmıştır.

            İmge sözlük anlam olarak “Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, hayal, hülya.“, ve yine “duyularla alınan bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar,  imaj” olarak tarif edilir. Bu anlam ile imge kelimesinin sanat terimi olarak kullanıldığı anlam arasında doğrudan bir ilgi olduğu görülmektedir. Zira imge, şiirde şairin zihninde tasarlanan, genelde onun özlem duyduğu, duygularının yoğunlaştığı bir konuda, duyularıyla dış dünyadan aldığı zihinsel bir tasarım, simülâsyon, teşhis, hüsn-i talil, yaratıcı  bir ifade veya bir metafordur.

İmgesiz bir sanat düşünülemeyeceği gibi şiiri de şiir yapan, onun temelini oluşturan, dilin dış dünya ile olan sıkı bağını koparıp olağanın dışına çıkaran imgelerdir.

Nasıl bir heykeltıraşın kil, ağaç, bakır, bronz, alçı vb., ressamın da kalem, kağıt, palet, şövale gibi malzemeleri varsa şairin de malzemesi dilidir ve şiir bir dil döngüsüdür.  Şair diline hâkimiyeti nispetince şiir yazabilecek, diline hükmedebildiği kadarıyla şair olabilecektir. Bir müzisyenin notaları dans ettirdiği gibi şair de dilindeki kelimeleri dans ettirerek kendi medeniyet, inanç ve fikir tasavvurları dâhilinde üreteceği imgelerle yeni melodiler oluşturacaktır.

Şiiri oluşturan, her ne kadar yazıldığı dildeki kelimelerse de bir dildeki sınırlı kelimeler duygu, düşünce ve hayallerimizi anlatmaya asla yeterli gelmez. Çünkü yaratıcının verdiği akılla insan sonsuz hayal ve düşünme kabiliyetine sahipken kelimeler sınırlıdır. Orhan Veli'nin dediği gibi :

“Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.”  noktasında, dil kifâyetsiz gelecek, devreye şairin ustalığı nispetinde şiir ve şiiri şiir yapan imgeler girecektir. 

İmgelerin mısralarda canlanabilmesi için öncelikle şairin dış dünyadaki gözlemlerinin kuvvetli olması gerekir. İmge oluşumu; şairin tabiatı müşahedesi ve  kendisinin sanatçı duyarlılığı ile hayal gücünü kullanarak seçeceği objeler arasında orijinal bağlantılar kurarak  yeni zihni  tasarımlar üretmesi sürecinden ibarettir. Böylece şair günlük hayatta alışık olmadığımız sözcük  birleşimleri ve tabiattan kaptığı izlenimlerle, dilin ötesine geçecek ve sözcüklerin yetersiz kaldığı hayal dünyasına ulaşmaya çalışacaktır.

Şiirde imge, aynı dili konuşan insanlarda aynı çağrışımı yapmaması ve anlayış  yansımalarına yönlendirmesi açısından genelde en az iki sözcükten oluşan bir kombinasyondur. Örneğin “kelebek” sözcüğü anıldığında pulkanatlılardan, gövdesi ve kanatları ince pullarla, türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, göze hoş gelebilecek bir böcek akla gelirken Faruz Nafiz Çamlıbel’in

Sen raksına dalarken için titrer derinden
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin;
Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin.

 Şiirindeki “beyaz kelebek” sahnede dans eden bir balerini akla getirir ki böylece şair “beyaz kelebek” ile zihnimizde bir balerin resmi çizer.

Örneğin “gemi” kelimesi somut olarak   insan ve yük taşımaya yarayan büyük bir deniz taşıtını ifade ederken, Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”’sinde  “demir alma” , “rıhtım” , “meçhul” kelimeleriyle birlikte hayal dünyamızda farklı yansımalar, tasavvurlar oluşturmaktadır. Öyle ki Tanpınar’ın “Rıhtımda Uyuyan Gemi” adlı şiirine de ilham veren “sessiz gemi”,  bu âleme ait güzellik ve huzurdan ziyâde denizin engin sonsuzluğu içerisinde denizle birlikte sonsuzlaşan ruhun çıktığı bir yolculuğun imgesidir.

Bazen şair, aralarında analojik bağ  kurulan kavramca  birbirinden uzak iki sözcüğü yan yana getirerek okuyucunun zihninde, yine okuyucuya ait kendi yaşantı ve algılama farklılıklarına dayanan farklı  bir zihni tasarım oluşturur.  Örneğin “gece” ve “yırtılmak” kelimeleri arasında analojik bir bağ kurarak bir imge oluşturabilir: “Yırtıldı gecenin karanlığı”. Bu imgeyle şair, okuyucunun zihninde çeşitli tasarımlar , yansımalar oluşturabilir ki bunlar yine okuyucunun kültür , algılama ve hayat tecrübelerine bağlı olarak farklılıklar oluşturacaktır.

Gerek yazarlar ve gerekse şairler, kendi oluşturdukları orijinal imgeler sayesinde kalıcı izler bırakabilir, diğer yazar ve şairler arasında bir farkındalık oluşturabilirler. Herkesin kullandığı, hemen ilk akla gelen imge ve ifadeleri kullanarak bir şeyler karalayanlar, usta sanatçı ve usta şair  olma yolunda daima geride kalacaklardır. Şiir, şairin ruhunu, kültürünü, duygularını, inanç ve fikrî tasavvurlarını taşır. Kişi, bol bol okumadan, belirli bir kültür seviyesine erişmeden, kendi dil ve edebiyatına hâkim olmadan, herhangi bir fikrî tasavvura sahip olmadan “ben yazdım oldu” düşüncesiyle hareket etmemeli, büyük şairlerin gölgelerinde serinlemeyi, dinlenmeyi ve filizlenip kök salmayı, sezgi gücüyle sentezlemeyi  ve zekasını kullanmayı bilmelidir.

Okuyanların kendilerini şiirin içinde bulabilmesi için imgelerin günlük hayattan olması ve T. S. Eliot’un dediği gibi  "Şiirin elden geldiğince az söz ve aktarmalarla, yani metaforlarla (istiare sanatıyla) sadeliğe özen gösterilmek suretiyle oluşturul"ması daha güzel görünse de modern şiirde alışılmışın dışına çıkan, hayal ve akıl sınırlarını zorlayan imgeler de çokça kullanılmaya başlanılmıştır. İmgelerin dönem dönem toplumsal ve siyasi yapıdaki değişimlerle birlikte farklılık gösterdiği bilinmektedir. Klasik Türk Şiirinin imgesi olan mazmunlar da zamanın gelenek, örf ve adetlerine göre oluşturulmuşlardır. Örneğin Cumhuriyetimizin bazı  dönemlerinde görülen ve dini hayatı aşağılama amacı güden imgeler klasik dönemde görülmezler. Bu nedenle bazı imgelerin doğru anlaşılabilmesi için dönemin yapı ve şartlarının da  iyi bilinmesi gerekir.

Bir sonraki yazımızda Türk Şiirinden imgelere örnekleri bulabilirsiniz.

Burhan KADAH

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

Yazar Hakkında

Burhan KADAH Google Plus

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile