Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
degisimSon yıllarda değişimin üzerinde o kadar çok konuşuldu ki. Değişim, değişti adeta. Değişimin belli bölümleri de değişikliğe uğradı(!) sanki.

Her zamankinden, bilinenden, anlaşılandan farklı anlatılmaya başladı bence değişim. Okullarda/kurumlarda hemen her seviyede değişim konuşuldu değişe değişe/değiştirile değiştirile.

İnsanımızın değişe değişe eski durumu değiştirip de yeni durum(lar)a girivereceği sanıldı.

Değişe değişe, değiştirile değiştirile ‘düzeltme maksadıyla(!)’ topluma yeni bir biçim verme çalışmaları yaşadık.

Değişme sonucunda meydana gelecek yeni durum(lar)a gelişim/gelişme eklenemeden hemen değişiverileceği zannedildi, hâlâ da zannediliyor.

Değişim, planlı ya da plansız bir biçimde, herhangi bir sistemin, bir süreç veya ortamın belli bir durumdan başka bir duruma dönüşmesidir.

Değişim sürecinde değişimi reddettik, direndik belki. Belki de hemen uyum sağladık. Kabul ettik hatta destekledik belki de.

Hayat hep devam etti. Değişim hep devam etti. En zor değişen şeyin, insanın kafa yapısı olduğunu hepimiz öğrendik neredeyse.

Hayat, bizim onu oluşturduğumuz biçimiyle bir anlam taşır. Hayat, sorumluluğumuz çevresinde değerlenir. Sorumluluğumuz da gelişen ve değişen şartlara göredir esasen. Kendimizi bulmak ve değişmek için adım atmak, temel görevimizdir.

Kendimizle ilgili değişimin zor olacağına inanırız. Değişime direniriz. Bunun akılcı bir sebebini de bulamayız çoğu kere. Değişmek için de öncelikle işe kendimizden başlamamız, kendimizi daha iyi tanımamız, kendimizle ilişkiye girmemiz gerekiyor. Zira bu konuda en önemli olan, kendimizi nasıl gördüğümüzdür.

Herkes değişsin ama herkes bizim istediğimiz şekilde değişsin.’ deriz hepimiz aslında. Değişim dendiğinde çoğumuzun aklından geçen bu. İşin doğrusu da bize göre bu. Hem doğru hem geçerli hem de güvenilir bize göre.

Bize göre böyle ama gerçek hayat bizi böyle kabul etmiyor elbette.

Dünya her sabah yeniden kuruluyor. Bu kurulumda herkes, kendine bir yer arıyor. Gelişiyor, değişen şartlara uyuyor, uymaya çalışıyor; kendi çapında bir mücadele veriyor.


Çağın gelişen şartlarına göre her şey sürekli değişiyor. Yaşamak için değişiklik ve bu değişikliğe uyum gerekiyor.

Değişmek demek, olgunlaşmak demektir belli bir yerde. Olgunlaşmak da yeniden doğmak belki de. Yaşamak aslında yeniden, yeni şartlara yeni fikirlerle ulaşmak/alışmak demek değil midir sizce de?

Yeniliklerle yenilenemezsek, yeni yeniliklere merdiven olmazsak yok olup gideriz değil mi?

Yeniliklere açık olacağız ama olumsuz değişmelere da kapıyı kapatacağız. Çağın gereği değişime sürekli açık olacağız. Değişim bizi değiştirmeden bizi değişmiş olacağız. Böyle olacağız ki ayakta kalabilelim. Ahmet Hamdi Tanpınar söyleyişiyle ‘Değişerek devam etmek ve devam ederek değişmek zorundayız.

Değişim, kendimizi tanımakla başlar. Değişim, süreklidir; bunu kabullenmek durumundayız.

Günümüzde artık değişimden kaçamayız. Değişimi kontrol altında tutmak ve değişime hükmetmek için değişimin kaynağı olmak, değişimi yaşamak için onu ve yeniliklerini takip etmek durumundayız. Mucize beklemenin anlamı yok; değişim bizimle başlar. Mucizeyi de biz yaratırız(!). Çok azim ve beceri geliştirme ile değişim olur. Değişim doğru aynaya doğru bakabilmek ve farkındalıkları fark etmekle başlar. ‘Aklımızın rotası ile yüreğimizin pusulası aynı yönü göstermiyorsa’ değişim gereklidir.

Ahmet Hamdi Tanpınar üstad, konuyu yine özetlemiş kısaca şöyle: Hiç kimse değişime karşı değildir yeter ki ucu kendine dokunmasın.

Değişimin sırrı aşağıdaki anonim ifadede değil mi sizce de.

“Genç bir insanken dünyayı değiştirmek istemiştim. Ne var ki dünyayı değiştirmenin çok zor olduğunu gördüm. Bu yüzden ulusumu değiştirmeye çalıştım.

Ulusumu değiştiremeyeceğimi anladığımda yaşadığım kente diktim gözlerimi. Ne var ki yaşlı bir adam olarak kentimi değiştiremedim. O zaman ailemi değiştirmeye karar verdim.

Şimdi yaşlı bir insan olarak tek değiştirebileceğim şeyin kendim olduğunun farkına vardım.

Anladım ki eğer uzun süre önce kendimi değiştirseydim ailemi etkileyebilirdim.

Ben ve ailem kenti etkilerdi. Kentin etkisi, ulusu değiştirirdi ve ben dünyayı değiştirebilirdim.”

Özcan TÜRKMEN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazar Hakkında

Özcan TÜRKMEN

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile