Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
sehitlerimizBen Yemen ağıtlarıyla büyüdüm. Dedem Yemen gazisiydi, gidip de dönebilenlerdendi. Dedemin ağabeyi de Yemen’de şehit olmuştu. Dedem her gün makamıyla Yemen ağıtlarını havalandırırdı:

Aman ana… Canım ana
Sütün emdim kana kana
Ben Yemen’e gidiyorum
Helal eyle sütün bana

Dedeme sorardım: - Sen de helallik aldın mı? Elbette almıştı. Dedemin helallik aldığını bildiğim hâlde niçin sorardım? Onu bilemiyorum.

Evimizin önünde çifte pınarlar
İçerler suyunu beni anarlar
Yemen’e gideni ölü sayarlar
Yemen çöllerinde kaldım ağlarım


Dedem Yemen’e giderken gerçekten ölü mü sayılmıştı?

Anneler çocuklarını, canlarından aziz bilirler. Oğullar ‘’ Doru attan inmez iken’’, Yemen’e yayan giderler.

Uyan İsmail’im uyan
Uyan da yastığa dayan
Doru attan inmez iken
Uzun yola gittin yayan

Mehmetçik’e hava değişimi verilse de, o görevinin başından asla ayrılmaz.

Yemen kuşu ötmem demiş
Lale sümbül bitmem demiş
Tebdil hava gelen kardeş
Ben evime gitmem demiş

Mehmet Kaplan, Mehmetçik’e seslenir ; ‘’ Bir kardeşin uzakta şehit düşerken sen beride, diri, dimdik durur, etrafa sakin ve gösterişsiz bakardın. Kayalar ortasında terk edilmiş Mehmetçik, hayatına karışmış, kaya gibi sağlam vücutlu, sağlam ruhlu insan, seni ancak kayaların dili ile anlatmak mümkün.’’

Biz, kayaların dilini biliriz. O dilin acısı yüreğimizi kanatır, şiirimizde dize olur, dizelerde övülür Mehmetçik. Onlar, bizim övüncümüz, kıvancımızdır.

Çehreleri yağız kaba yel yanığı
Bozkırın tozudur gözlerindeki bulut
Derininde kökleri toprağın gök meşeler gibi

İstemeyi bilmezler boyunlarındadır azık torbaları
Verilene şükrederler dilleri duadadır
Sade görünürler çıplak gözle bakınca
Lakin bir ihtişam gizlidir içlerinde

Ve kükremiş aslan olurlar gazaplarıyla
Gözyaşları yürekleri damlatırlar da sessizce
Acizlik sayarlar zor karşısında ağlamayı
Yiğitliklerini götürürler Anadolu’dan sınır boylarına

Alınca şehitlik haberini anaları
Bedende göğüs daralır can evinde ruh
Ve bir söz dökülür dudaklardan Vatan sağ olsun

Kayaların dili, şehit analarının ağıtlarıdır. O ağıtlar, Anadolu bozkırına dikilmiş şehit anıtlarıdır:

Çayın kıyısında biter yosunlar
Vücudunu gül suyuyla yusunlar
Kıyıp da mezara nasıl koşunlar

O aslanlar için Türk’ün Ebedi Başkomutanı Atatürk, Büyük Zafer’in hemen ardından 1924 yılında şöyle der: “Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir. Biri millet kararı, diğeri en acıklı ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla lâyık olma niteliğine kazanan ordumuzun kahramanlığı” Çünkü, kahramanlık erdem, cesaret ise, insanda manevi bir kuvvettir. Kahramanlık ruhu kişiye milletinden intikal eder. Bir millet yapısı itibariyle kahraman değilse, içinden çıkacak birkaç yiğitle dünya üzerinde özgür yaşamak imkânını bulamaz veya özgürlüğü tehlikeye girer.

Bizim kahramanlarımızın adları özeldir:

Yiğitlikleri atalardan miras
İmanları Kutlu Elçi’den emanet

Adı efedir
Bahadırlığın yıldırım olup çakmasıdır düşman üstüne
Adı ededir
Yeni destanların yazılmasıdır alnındaki ışıktan
Adı dadaştır
Görkemli dağların kardeşidir başı dumanlı
Adı uşaktır
Bir hasrete çırpınmasıdır sevdasıyla Karadeniz’in
Adı seymendir
Anadolu’nun ortasından bir tan ağartısıdır yeryüzüne
Adı zeybektir
Duruşu ilham verir her bakışta efsanelere
Adı yarendir
Dostluğu güvenlidir dar zamanlarda gelir
Yiğitlikte tektiler
Hepsi de Mehmetçik’tiler

Kahramanlar haykırır; Sur’dan, Cizre’den, Nusaybin’den, Silopi’den…

En zor zamanlarda er meydanında
Duruşumuz varsa bu vatan bizim
Kınından çıkınca gazi kılıçlar
Vuruşumuz varsa bu vatan bizim
Denizleri geçip dağları aşıp
Yarışımız varsa bu vatan bizim
Bir baştan bir başa kutsal toprakta
Karışımız varsa bu vatan bizim
Zaferler yolunda dostça birlikte
Varışımız varsa bu vatan bizim

Sonra Dağlıca’dan şehitler gelir, Albayrağa sarılmış. Ve şehitlerin yiğit arkadaşları gözyaşlarına içlerine akıtır. Şimdi yürekler örsle çekiç arasında dövülür. Söylenen Dağlıca Marşı mıdır, Dağlıca ağıtı mıdır?

Sana sıkılan kurşun
Ciğerime saplanır
Bilmem bu acı nasıl
Yüreğimde saklanır

Can verdiğin bayrağın
Tabutuna sarılmış
Sana yüce yaradan
Cennetten yer ayırmış

Şehidim rahat uyu
Biz bekleriz vatanı
Bu millet affeder mi
Sana kurşun atanı

Can verdiğin bayrağın
Tabutuna sarılmış
Sana yüce yaradan
Cennetten yer ayırmış

Melekler seni bekler
Hasretle gökyüzünde
Sen her şeye değersin
Milletin gözünde

Can verdiğin bayrağın
Tabutuna sarılmış
Sana yüce yaradan
Cennetten yer ayırmış

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

CAHİT ÖZTELLİ

Halk Edebiyatı tarihçisi ve değerli folklorcu Cahit Öztelli ile, şahsen tanışmadan yıllar öncesi mektuplaşmaya başlamıştık. 1962’de ilk baskısını yaptığım “Başlangıçtan Bugüne...

HALK HİKÂYELERİNDE MİTOLOJİK SAYILA

Mitolojinin zengin dünyası içinde yer bulan sayılar ve renklerin görünümleri halk hikâyelerine de yansımıstır. Böylece hikâyelerde islenen sayılar ve renkler,...

ÖMER SEYFETTİN - DİYET

Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese konmuş...

NEYZEN TEVFİK

Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış,...

“ Bir Türk’le Türkçe’den başka bir dille konuşmak, bana adeta bir günah gibi geliyor.” Johan Vandewalle ( Belçikalı Dil Bilimci...
Hû Diyen Karga- Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan...
Kelimelerin bir ümmet olduğu öğretilmedi bize. Bunu ilk defa Sâmiha Anne'yi okumaya başladıktan sonra fark ettim. Çünkü o güne dek...
İŞRAK DUYGULARI - Ahmet Urfalı RUMİ YAYINLARI Araştırmacı-eğitimci-şair Ahmet Urfalı'nın yeni şiir kitabı “İşrak Duyguları” Rumi Yayınları'ndan piyasaya sürüldü. Doğma,...
Şevket Adnan Şenel’in Mostar Tarih Romanı Yarışmasında birincilik ödülünü alan “Selanik İçinde Salâ Okunur” adlı romanı beş asırlık Osmanlı toprağı...
Kemal, yaşadıkları; eski bir Rum evi olan binanın ikinci katındaki salonun penceresinden uzanan yolu ve yoldaki durakta, şiddetli yağmur...
"Hani Ahmed er-Rüfaî Hazretleri'nin 'aşk, aşk, aşk' diyerek sema ederken kaybolması gibi… Hani Geylan Hazretleri'nin elindeki güldân gibi, kâinatın ortasında...
2.3.TürkiyeUluçamgil, Kıbrıs’ı ve özellikle Lefkoşa’yı çok sever. İstanbul’un kalabalığından bunaldığı zamanlarda sakin Kıbrıs’a özlemi artmıştır da. Fakat o, şairane duygularla...
‘Sökdü(ğ)üm pancarı çekmedi motur / Geçdi eski zaman galmadı hatır’ diyordu köyümüzden derlediğim bir türküde. Türkünün yakıldığı yılı hesap etmeye...
Taha Süren için- Henüz O’nsuz ya sokaklar, yetim bakışlı çocuklar toz-toprak içinde, O’nun nuruna gülümsemekte. Varaka’nın serin sofasında birkaç hurma ve...
“Ben bir Türk şairi Nazım Hikmet/ ben tepeden tırnağa insan/ tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret...” Kendisinden bu şekilde...
BASRÎ GOCUL

BASRÎ GOCUL

23.09.2018
Balkan Harbi sırasında, Çorlu'nun Muhittin mahallesinde, bozguna uğratılmış istilâcı düşmanın geri çekilirken çevresinde-kilerle beraber, yıkılıp külleştireceği önü bahçeli, tek katlı...
Yenişehir ovasında birbirinin boğazına sarılan iki kardeş ordunun savaşından Sultan Bayezid’in ordusu galip çıkmıştı. İhanete uğradığı için yenilen Cem Sultan,...
Ahmet Tufan Şentürk’ü, ta 1950’li yıllarda tanıdığımdan beri, onu hep sanat çevrelerinin nezaket, tevazu ve vefa sembolü olarak gördüm. Samimiyeti...
Tasavvufta ve Hazret-i Mevlâna’nın Eserlerinde Helal Lokma “Bir helal lokma, bir helal hırka”GİRİŞİslam Tasavvufu, insanın kemâlini; aklın, öfkenin ve şehvetin...