Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
aylacerenİşte yine diğer günler gibi sıradan bir gün başlıyor. Ocak ayının soğuğu, ayazı içimizi titretiyor. Çocuklar sırtlarında çantaları gözleri yarı açık okulun yoluna dökülüyorlar. Güneş yüzünü gösterir mi ki bugün? “Hele okula bir varayım sıcak bir bardak çay içeyim.” diye geçiriyorum içimden.
O da diğer öğrenciler gibi giriyor kapıdan. Sırtında çantası, üstünde sarı ve yeşil karışımı kabanı, gözlerinde uyku mahmurluğu. Gülüyor, şımarıyor çoğu zaman. Ama diğer çocuklardan farklı. Sınıfta tek başına oturuyor. Canı sıkılıyor haliyle, sağa sola sataşmayı seviyor. Herkes tahtadaki yazıyı defterine yazarken Hasan bakıyor sadece. Uzun uzun bakıyor. Dalıyor bazen esrarengiz şekiller oluşuyor tahtada, içini bir sıkıntı kaplıyor saç diplerinden iç organlarına kadar sıkıyor kendini. “Neden okuyamadım?” Sorusu göz bebeklerinde bir kıvılcım oluyor.
Arkadaşlarına bakıyor herkes bir şeyler yazmanın ve öğrenmenin telaşında. Dersleri o da dinliyor sorulara cevap vermeye çalışıyor ama hep bir şeyler eksik. O eksiklik,  büyüyor büyüyor kocaman kapkara bir çukur oluşturuyor yüreğinde.
Teneffüslerde arkadaşlarıyla oynamak istiyor kimsenin umurunda olmuyor çoğu zaman. Çok saf ve temiz bir yüreği var Hasan’ın. Bazen arkadaşlarını kızdırıyor arkadaşları okuma yazma bilmediği için Hasan’ı hoş görüyorlar. Şikâyet etmeyi sever çocuklar bundan değişik bir haz alırlar. Hasan’ı çok şikâyet ederler bütün yaramazlıkları yapan o değil ama Hasan yaptı oluyor adı.
Öğrenciler okulun ilk günlerinde yaşadıkları heyecanlara alfabeyi öğrenince yeni heyecanlar eklerler. Emek ve zorlu bir süreçten sonra hedeflerine ulaşırlar. Bu onların öğretmenleri için de mutluluk kaynağıdır. Artık yeni bir kapı ve yeni uzun bir yol açılır önlerinde. Yeni bilgiler öğrenmek, her şeyi okuyabilmek, yazabilmek ve her geçen gün büyümek. Okuyarak yazarak büyümek.
Yirmi dokuz temel harfi öğrenmek bazen de çok zordur. Bazıları zor öğrenir. Özel ilgi özel çaba gerektirir. Hasan beşinci sınıfta. Dikkat eksikliği var onda. Destek eğitimi verilmesi kararlaştırılıyor Hasan’a geç olsa da.
Alfabede sesli harflerden başlıyoruz önce. A, E, O,Ö,U,Ü,I,İ.En çok Ü sesinde takılıyor Hasan.
“Horozun çıkardığı ses mi?” diyor. Başlıyor ötmeye. Öğretmenler odasından kesik kesik bir horoz sesi duyuluyor. Birinci grup seslerle okuyabiliyor bir süre sonra. Hasan’ın dikkatini toplamak o kadar zor ki. Çalışmaya başlamadan önce uykumuzu açmak için horoz sesi çıkartıyor uzun uzun. Zamanla Denizli horozu oluyor bu ötüşler. Kesintisiz ve uzun uzun. Odaya gelenler önce bir şaşırıyor sonra başlıyorlar gülmeye. İki hece, üç hece okuyor, arkasından başlıyor soru yağmuruna.
“Sizce öğretmenim kangal mı yener kurt mu yener dövüş etseler?”Akşam ayıların belgesel filmini izledim…”
Hasan’ı dinliyoruz mecburen. Sonra iki üç hece daha. Günler böyle geçip gidiyor. Hasan zorluyor beni ve diğer iki arkadaşımı.”Ü “sesini iyi öğrendi Hasan. Ü’lü hecelerle ilgili sorun yok. Gelen giden horoz gibi bir öt bakalım diyor. Hasan komik aynı zamanda. Ne yaparsa yapsın kızamıyoruz ona. Ekim ayı da bitiyor işte. İkinci ve üçüncü grup sesleri verdik. Bir adım ileri iki adım geri gidiyoruz Hasanla. Ümidimizi kaybettiğimiz anlarda “Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.”atasözü geliyor aklımıza sabırla çalışıyoruz.
Zamanla öğretmenler odasında Hasan okurdu Hasan okumazdı bir konu halini alıyor. Biz “Okuyacak !”diyoruz bazıları gidişata bakıp “Zor okur, ilerleme kaydedemiyorsunuz !”diyorlar.
Bu arada Hasan aslında elinden geleni yapıyor. Geçen gün“Artık okumak istiyorum öğretmenim.”dedi. Ben de
“ Neden?”diye sordum.
“Öncelikle biraz daha büyüyünce askere gideceğim orada okuma yazma bilmediğimi öğrendiklerinde çok utanırım. Ehliyet de almam lazım ileride. İşe girerken de sorarlar bana. En önemlisi de şu babaannemlerin, halamların, annemin dilinden kurtulmak istiyorum. Yeter artık sorup duruyorlar ha bire sıkıştırıyorlar beni.”
Haklı çocuk. Hangi zamanda yaşıyoruz. Bu kez Hasan’ın gözlerinde bir pırıltı vardı. İstiyordu gerçekten istiyordu. Kasım ayı sonlarında Hasan olayı iyice alevlendi. Bir iddia oluştu kendi kendine. Biz “Hasan “15 Ocak” tarihinde okumaya geçecek.” dedik. Hasan’ın durumunu gözlemleyen arkadaşların çok ümidi yoktu. Her şey daha başkalaştı sonraki günlerde. Hasan’ı iyice sıkıştırmaya başladık. Teneffüslerde de almaya başladık Hasan’ı. Her okumanın sonunda çikolatayı kapıyordu Hasan.
Nihayet bütün sesleri tamamladık. Kimi seste ayı taklidi yaptık, kimi seste arı sesi çıkarttık, bazen köpek gibi havladık, bazen kedi gibi miyavladık. 15 Ocak Çarşamba günü Hasan’ın o büyük sınavı vardı. Birinci sınıfların kitabını alarak Hasan’ı imtihan ettiler. Hepimiz biraz telaşlı, biraz meraklı, biraz da korkarak Hasan’ın ağzına bakıyorduk. Hasan çok yavaş da olsa kitaptan iki paragraf okudu. Juri üyeleri oy birliği ile okuduğuna karar verdi.
Öğleden sonra bir tepsi baklava masanın üzerinde afiyetle yenmeyi bekliyordu.

Ayla Coşkun CEREN

Yazar Hakkında

Ayla Coşkun CEREN

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

Âşık Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu

ÂŞIK TARZI TÜRK HALK ŞİİRİ (Âşıklar, ozanlar tarafında saz eşliğinde söylenen şiirlerdir.) (Şair son dörtlükte mahlasını söyler)(Halk şairlerinin şiirlerini topladıkları...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemal’in anlatacakları daha bitmemişti. Fakat tren yavaş yavaş, kavurucu sıcak içinde bozkırdaki Ankara’ya yaklaşmıştı. Ağustos ayında boncuk boncuk terleyen...

Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri

GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka...

Kur’ân ve hadislerde sıklıkla geçen ve Divan şiirinde de hayli fazla geçen kavramlardan biri olan belâ kavramı, divan şairleri tarafından...
Deniz Yüzlüler ve Nun- " Bizi sevenler denizde boğulmasın!" Hüdâî Kapısı'ndan saygı ile- "Kanadlar bite uçmağa Yedi deryayı geçmeye Eyü yavuzı seçmeğe Hidâyet eyleye Âllâh” Hz. Üftâde Yağmur...
Mehmet Akif, çok yönlü ve aktif kişiliği ile hiç kuşkusuz hem II. Meşrutiyet hem de Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının...
1973 yılında Adana Feke’de doğdu. Köy ilkokulundan sonraki eğitim hayatını parasız yatılı, Fen Lisesi, Tıp ve Tıp’ta uzmanlık olarak sürdürdü.
Millî Bir Figür Olarak Şairin Sesi: Bırak Beni Haykırayım Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir rûhum;Bende esîr yaratmayan bir...
Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan adlı eserinde akıl-zekâ-vahiy konusunu işlerken şöyle der: “İnsan zihni, oluşu parçalayarak ve tasnif ederek gözlemektedir.”[1]...
DÜRÜSTLÜK

DÜRÜSTLÜK

10.12.2017
Değer, ‘sosyal hayatta bir varlık, bir nesne, bir faaliyet vb’ne tanınan önem yahut üstünlük derecesidir. Değer, ‘hayata kattığımız anlam ve...
Bir kadehle bizi sâki gamdan âzâd eylediŞâd olsun gönlü anın gönlümü şâd eyledi Bende idi bunca yıllar kaddine serv-i revânDoğrulukta kulluk...
Hayat bana durmayı, düşünmeyi, tartmayı, gerekiyorsa ondan sonra konuşmayı öğretti.Sonra dostluğu, kardeşliği, nefes almayı;Kendime, çevreme, dünyaya, rüyaya, insanlara bakmayı;Sonra kelimeleri,...
Tarih kitaplarına göre Bursa surlarının yapılışı tâ İ.Ö. I. yüzyıla dayanıyor. Taşların hafızası ise daha ötelerden fısıldıyor; “Mevsimi oku!” diyor. Başımı...
S. Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan başlıklı kitabında üçlü bir tasnif yapar: “İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç...
Her çağ kendi anlatısını üretir. Bizler şimdi postmodern zamanlarda yaşıyoruz ve roman sanatının bu “modernlik ötesi” zamanlara özgü formu da...
Gizli arzuların ifadesidir rüya. Şuuraltı isteklerin dışa vurumudur. Karışık hayallerdir. Rüya geçmişten çok, geleceğin planlanmasıdır. Bu yüzden “düş olmadan iş...
1.Giriş:  Safahat’ı inceleyenler, onun bir “tesbitler kitabı” olduğunu kolaylıkla görmüşlerdir. Sosyal bünyeyi teşhir ederken etraflı bir “müşahede süzgeci” kullanan Mehmet Akif,...
Eğer cevabınız “hayır” ise yazıyı okumayı bırakın. Bu gönül yolculuğu başlamadan bitsin. Bu yazı, gönül nedir bilenler içindir. Yalnız burada...