Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Feride TURAN

Feride Turan

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
feride turanHayme Ana'nın -hem kan bağı hem de can bağı ile- torunlarından olan
kızım Meryem Ülkü'ye ithaf ederim.

-Ödül Töreni Konuşması-

Kayı Boyu Derneği ve Dergisinin Değerli Mensupları, Kıymetli Hâzirûn, Hanımefendiler, Beyefendiler, 

Bu akşam böylesine nezih ve anlamlı bir toplantıda bulunmanın, bu güzel topluluğun parçası olmanın memnuniyeti içinde hepinizi en kalbî hislerle selamlarım. 

***

Read more KAHRAMAN TÜRK KADINLARI
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

13 Kasim 1918 baskent İstanbul isgaliYıl 1918… Memleket yangın yeri! Düşman kapıda… İstanbul, işgal edildi edilecek. Ve hâl böyleyken insana pes dedirten sorumsuzluklar karşısında bir çığlık, hazırlıksız yakaladı beni.

3 Ekim 1918 tarihli yazıyı baştan sona okuyunca insan anlıyor ki bir millet için asıl felaket; top tüfeklerin üzerine doğrultulması, memleketin her köşesinin bilfiil işgal edilmesi değildir. Asıl felaket; ülkenin hâlinin görmezden gelinmesi, her şey yolundaymış gibi “zevk, moda, eğlence, gösteriş, lüks yaşam” derdine düşülmesiymiş. “Bu adamlarda zerre kadar millet, vatan muhabbeti yok mu?” sorusu da bu yüzden bir itham, bir sorgulama değil; acı bir feryat gibi yükseliyor cümlelerin arasından. 

Read more TARİH GEZGİNİ - 19 MEMLEKET NE HÂLDE, BASIN NE İLE MEŞGUL!
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

kayi destani“Kayı” denince söylenmesi gereken ilk söz; Dedem Korkud’un millî hafızamıza silinmez izlerle kazılmış şu cümlesidir: “Âhir zamanda hanlık geri Kayı’ya değe, kimse ellerinden almaya...” Şair Ahmet Urfalı, Kayı Destanı’na Dedem Korkud’un bu sözlerinin farklı rivayetlerine yer vererek başlar.  

Ön Söz’ünde Cemil Meriç’in “muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacakköprü olmak” dileğini vurgulayan Ahmet Urfalı; Kayı Destanı’nı yazmamış âdeta yaşamıştır. Şiirlerinde bozkırın türküsünü söyleyen ve umman olmuş Horasan erenlerinden muştular getiren Ahmet Urfalı; destanî bir tarihe Dedem Korkud’un gözüyle bakmış, Dedem Korkudca söylemiştir. 

Read more DEDEM KORKUD’CA SÖYLENMİŞ BİR “KAYI DESTANI”
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

20200222 171443Yıl 1912… Temmuz sıcağında Eskişehir’deyiz. Elimizde -bu sefer- Nimet gazetesi var. Bir gölgeye sığınmak, okumak için sabırsızlanıyoruz. Gazetenin serlevhasına yani başlığının bulunduğu bölüme göz gezdiriyoruz önce. Başlığın hemen altında “Şimdilik haftada 3 defa neşrolunur.” yazıyor. Haftada 3 kez yayımlanan bu gazetenin sermuharriri, yani başyazarı Mehmed Burhaneddin Bey’miş. Abone şartları ile ilgili “Memâlik-i Ecnebiye için seneliği 15 franktır.”  açıklamasından gazetenin yurt dışına da posta ile gönderildiğini anlıyoruz. “İdare Yeri” adresi olarak “Eskişehir’de Taşbaşında Numara: 10” ibaresi yer alıyor. 

Read more SAYI - 16 OSMANLI DÖNEMİ’NDE ESKİŞEHİR FARMASON CEMİYETİ VE BİR TELGRAF
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

hurriyet gazetesi01Sürgünde muhalefet eden bir gazetenin adının “Hürriyet” olması çok manidar… Ama gazete içeriğini hazırlayanlardan biri “Vatan ve Hürriyet Şairi” diye anılıyorsa bu, hem manidar hem de manalıdır. Zira kimseye durduk yere “vatan ve hürriyet şairi” denmez. Velev ki kendi döneminde bir şekilde birileri dedi, sonrasında unutulup giderdi. Sadece bedel ödeyenlere yapışır böyle bir unvan. Gerek İstanbul’da gerek sürgünde aklını, vicdanını, irfanını hürce konuşturmuştur Namık Kemal.  Fikirlerine katılsın yahut katılmasın herkes bilir ki o; cesur ve özgür bir ruha sahiptir. Üslubuyla, duruşuyla, fikirleriyle; milletimize yön vermiş birçok önemli ismin ilham kaynağıdır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün olmak üzere…

Read more SAYI - 18 ŞİMDİ BÖYLE KALIP BATALIM MI?
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

kediÖyle bir kedi düşünün ki miyavlasa bütün cihan, onun sedasıyla dolar, heybetle bir kükrese kâinat inler. Zamanın aslanı dense yeridir ona. Aslan ve kaplanlara aman vermez asla. Öyle ki yılanın ağzına düşen kurbağayı kurtarabilir. Tilki gibi kurnazdır. Kurt ile düşman, kaplanla kavgalıdır. Öldürmek için öldüren sansara ise fırsat vermez. Çaresi yok, o sansarı illa ki avlar. Çakalı ise kovalar. Ne kadar ürkütücü hayvan varsa hepsine kafa tutan bu kedi, küçük hayvanlara karşı ise son derece merhametlidir. Derisindeki biti, kulağındaki keneyi asla incitmez. Buna karşın pek temizdir. Her gün tan ağarırken kalkar, elini yüzünü yıkar. Kuyruğu süpürge gibi, evin içini tertemiz eder.

Öyle bir kedi düşünün ki servi boylu, ela gözlü, kara kaşlıdır. Evet evet, şaşırmayın, aynen öyledir! Sesinin güzelliği ise değme şarkıcıda yoktur. Kâmil, edepli ve usludur ayrıca. Temiz soydan, iyi huydan… Bahadır mı bahadır, yavuz mu yavuz… Bir o kadar şakacı… “Son derece iyi kişi”… Gökte uçan kuşu avlamak onun işi…  Damak zevki de pek gelişmiş, yediği çörek ve pişi… Bir de insan sarrafıdır. Hani Maun Suresi’nde de “Vay o namaz kılanların hâline!” şeklinde bahsedilen, dini gösteriş aracı hâline getirenleri sevmez. Gammazlardan, yani iftiracı ve münafıklardan hiç hazzetmez.

Read more NİDELİM ÂH PİSİ, NEYLEYELİM VÂH PİSİ!
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

q usta ayvaz cesmesinin alinligiTarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip gidersiniz, siz bu dünyadan göçüp gidersiniz ama onlar, şair Sezai Karakoç’un dediği gibi “ölümsüz bir uygarlığın ölümsüz kitâbeleri”dir. Ahirete uzanan bir ileri görüşlülükle inşa edilmiş mimari yapılardır hepsi. Musluklarından su değil, hayır akar çeşmelerin. Temel malzemesi taş değil; insanı yaşatmayı hedefleyen saf, katıksız sevgidir. 

Read more “ODUNBAZARIN” ÇEŞMELERİ: İKİ GÖZÜ İKİ ÇEŞME
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

turklerde kadinÖzellikle son yıllarda “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının gündeme gelmesi kadın hakları açısından sevindirici bir gelişmedir. Yıllar önce Sabancı Üniversitesine başvurumun kabul edilmesi üzerine Mor Sertifika (Toplumsal Cinsiyet) Programı’na katılmış ve bir eğitimci olarak sorumluluğumuzun tahmin ettiğimizden daha büyük olduğunu görmüştüm. 

 “Cinsiyet” biyolojik olarak kadın-erkek ayrımını anlatırken “toplumsal cinsiyet” kısaca kadın ya da erkek olmaya bir toplumun ya da kültürün bakış açısını, o cinsiyete yüklediği anlamları, rolleri ve beklentilerini ifade eden bir kavramdır. Ancak kadına ve erkeğe yüklenen, yakıştırılan âdeta yapıştırılan bu roller; toplumdan topluma ve zamandan zamana değişmektedir. Yani geçen zaman içinde “toplumsal cinsiyet” inşa edilmeye devam eder. Mesela vaktiyle ev işleri tamamen kadına izafe edilirken bugün ev işlerini eşiyle birlikte yapan, çocuğunun öz bakımıyla yakından ilgilenen bir erkek profili de kendini göstermeye başlamıştır.

Read more KADINI “ADAM”DAN SAYMADILAR
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

q 20200317 220058Kakaonun lezzet yolculuğu 1828’de Van Houten tarafından kakao presinin icat edilmesiyle başlar. Öncesinde acı ve şifalı bir ilaç olarak kullanılan kakao; aynı yüzyıl çikolata yapma makinesinin icadıyla artık vazgeçilmez tat hâline gelir.       

Botanik adı “tanrıların yiyeceği” anlamına gelen kakao ile acaba Türk dünyası ne zaman ve nasıl tanıştı? Şimdi mutfaklarımızın vazgeçilmezi “kakao” ile tanışma serüvenimize dair küçük bir tarihî yolculuğa nereden başlamalıyız? Tabi ki “Türk dünyası” dendi mi bu coğrafyada geniş yayın ağına sahip efsane bir gazetenin sayfalarında başlanır yolculuğa. O gazete de Gaspıralı İsmail Bey’in çıkardığı “Tercüman”dan başkası değildir.

Read more SAYI - 17 TÜRK DÜNYASINDA KAKAONUN “TERCÜMAN”I
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

q Kazimi Metamorfoz kremiGüzellik ve gençlik; ilkçağlardan beri insanoğlunun özellikle kadınların tutkusudur. Derler ki güzelliğiyle meşhur Kleopatra, kozmetiğe dair kitap yazmıştır. Eşsiz güzelliğinin sırlarını anlattığı kitabıyla ilk kozmetologdur Kleopatra. İnsanlığın asıl derdi gerçekten güzellik yahut gençlik midir, yoksa ölümsüzlük isteği midir? Nitekim içeni ölümsüz yapan “âb-ı hayat” için kimler kimler “Karanlıklar Ülkesi”ne kadar gitmedi ki! Asıl mesele ne olursa olsun bu uğurda  -adına ister “terkip”, ister “iksir”, ister “formül” deyin- aslında derde deva olmayan fani çözümler üretildi zamanın seyri içinde. Biz şimdilik tarihî bir gazetenin sayfalarında yüzyıl kadar geriye gidelim. 

Gaspıralı İsmail Bey’in Kırım’da çıkardığı Tercüman gazetesinin sayfalarını çevirdiğimizde karşımıza 1907 yılında “Güzelliğin Kaynağı”nı vadeden bir krem çıkıyor: “KAZİMİ METAMORFOZA KREMİ”. Gazetedeki ilanın ilk satırında ise “Radikal Çalışma” yazıyor. “Çilleri, lekeleri, sivilceleri, kırışıkları tamamen yok etme” vaadi gerçekten de radikal bence. Hatta kremin başarısı sahtelerini de ortaya çıkarmış. Ürünün mucidi ve sahibi de gazeteye verdiği bu resimli ilanda kremin gerçeğini sahtesinden ayırt edici önlemleri anlatıyor tüketiciye: Kavanozun iç kısmında “Kazimi” imzası ve “GÜZELLİK KAYNAĞI” onayı varmış. 

Read more SAYI - 15 GÜZELLİĞİN KAYNAĞINA TARİHÎ BİR YOLCULUK