Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Feride TURAN

Feride Turan

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

20200925 201238

20200925 201238

 

 

 

 

 

İlk kez Taşkent havaalanında gördüğüm bu söz; Özbekistan’da geçireceğim beş gün boyunca caddelerde, parklarda, insan gözünün değeceği her yerde karşıma çıkacaktı. Gönlüme âşina bu cümleyi nereden hatırlıyorum acaba, diye fikrim meşgulken Buhara’da dut ağaçlarıyla sarılı bir avlunun ortasında, rüzgârın değdiği yaprakların hışırtısı arasında huzurla ve Huzur’da durduğum bir anda hatırıma bir beyit düştü: 

“Hüner bir şehir bünyâd eylemektir

Reâyâ kalbin âbâd eylemektir”

Özbekistan’ın her şehrini güzelleştiren “Âbâdlık gönülden başlar” sözüne beni aşina kılanın bu beyit olduğunu o an fark ettim. Fatih Sultan Mehmed Vakfiyesinde yazılı bu beyte göre asıl hüner, şehri imar ve iskân ederken halkın rızasını kazanmaktır.  “Âbâdlığın gönülden başlaması” ve asıl hünerin “reâya kalbinin âbâd” edilmesi aynı manaya kapı aralayan niyetlerdir. Araya kilometreler, sınırlar ve asırlar girse de fıtrat değişmemiştir. Bu sözleri nostalji duygusuyla söylemek de mümkündü; ancak “Türk Dünyası Kültür Başkentliği” gibi tarihî bir sürece tanıklık eden Eskişehir için bu sözler; yaşamın bir parçasını, şehrin gündemini ifade ediyordu.

Read more ÂBÂDLIK GÖNÜLDEN BAŞLAR
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

ayinesi istir feride turan

ayinesi istir feride turan
Yaşadığı dönemdeki sadakat ve riyakârlıkları, insanın zaaflarını şiiriyle yansıtan Ziya Paşa; “kişi” ile ilgili en temel kriteri “ayna” imajını kullanarak ifade etmiştir:
“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”.
Kişinin aynası iştir, lafa bakılmaz. Şahsın aklının rütbesi, derecesi; eserinde görünür. Bu durumda lafla peynir gemisi yürütenlerin, on parmağında on kara olanların, her işe hile karıştırmayı iş görmek sayanların aklının rütbesine şairin verdiği not bellidir. Yalnız bu sözleri söyleyen sadece bir şair, bir edebiyatçı değil; aynı zamanda Sultan II. Abdülhamit Han’ın vezir rütbesiyle taltif ettiği bir “paşa”dır. Hem bürokrat hem şair kimliği ile insanların “rütbe-i aklı”nı; ürettikleri “iş”le, “eser”le ölçmesi, kişiye değil işine bakması önemlidir elbette. Ama daha da önemlisi, bu dizelerin; yüksek insani değerlerle kuşanmış bir medeniyetin de aynası oluşudur.

Read more ÂYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

IMG 20201205 210500

IMG 20201205 210500
Hz. Mevlana’ya ait bu sözü Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de bir mağazanın vitrininde gördüm. Daha doğrusu Zagreb’deki ilk günümde dikkatimi ilk çeken şey bir parfüm mağazasının camındaki semazen ve Karagöz çizimleriydi. İnsan gurbete çıktığında kendinden bir şeyler arıyor sanırım. Semazen çiziminin hemen yanında “Rumî” imzasıyla verilen bu söz, hâliyle Hırvatça yazılmıştı. Google sağ olsun! Türkçeye çevirdiğimde ise artık Zagreb’de değil, içimde başlamıştı yolculuk: “Ağzımı kapattım ve seninle binlerce sessizlik içinde konuştum.” sözleri beni aşk iklimine götürdü: Riyakâr harflerle, ikiyüzlü kelimelerle, sinsi cümlelerle uğraşadursun aşksızlar; dilsiz dudaksız konuşmak yakışır âşıklara.
Birbirinin yüzüne bakarak baştanbaşa söz olmak... Susmak ayıp değildir âşıklığın lisanında. Aşk bir hâl dilidir haddi zatında. İnsan mesela bir ağaç gibi, mesela bir deniz gibi sükûtu anlayabilseydi yahut onlar gibi konuşabilseydi bunca hengâmenin, gürültünün ne işi vardı hayatımızda! Susmadaki sırrı bilemez aşkı bilmeyen. Susmak yürek ister, derin ve heybetli denizler susar ancak.” diye türlü türlü çağrışımlar peş peşe aktı zihnimde. Sanırım bu vitrin camında yazılanlar Hırvatistan’da Türk tarih ve kültürünün suskun izleriyle -binlerce sessizlik içinde- konuşacağımızın ilk işaretiydi.

Read more HIRVATİSTAN'DA "SENİNLE BİNLERCE SESSİZLİK İÇİNDE KONUŞTUM"
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

siirin kanatlari altindadir

siirin kanatlari altindadir
“İnsanı köleleştiren zihin egzersizlerinin amansız düşmanı… Uslanmaz varlık… Her çağda militan, her çağda devrimci… Baştan çıkarıcı… Vadilerde başıboş dolaşan, şaşkın, kelime hırsızı…”
“Kimdir o?” diye başladığı kitabında Nurettin Durman’ın şairler hakkında kaleminden dökülenler böyledir. İflah olmaz onlar, çünkü şiire bulaşmışlardır. Kelimeleri özgür bırakmışlardır.

Read more ŞİİRİN KANATLARI ALTINDADIR ÖZGÜRLÜK
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

ucurum“Dağların Açık Yarası” çok derindir, hiç kapanmayacağa benzer. Kadim bir yaradır üstelik. Üç günlük dünyada “Ortadoğu’nun kanı çekilmiş damarlarındaki toprak kavgası” bitmez ne yazık ki. Bu coğrafyanın şiirlerinden dağ dağ acı sızar kaç vakittir bu yüzden. Acının coğrafyasında şiirin tam kalbindedir yara, kabuk bağlamaz asla.

Read more UMUTLU BAKIŞLARDAN SIZAN ACI: “Dağların Açık Yarası”
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

Taş deyip geçmemeli. “Taş kalpli” derken bile taşa haksızlık ediyoruz aslında. “Çünkü öyle taşlar vardır ki içinden nehirler kaynar. Öylesi vardır ki çatladı mı bağrından su fışkırır. Öylesi de vardır ki Allah korkusundan yerlere yuvarlanır (Bakara Suresi/74).” Kalplerin işte tam da öyle taşlardan olması ümidiyle elimize aldığımız “Bir Taşın Gül Yüreği” kitabı; kâğıdın içinden çağlayan olup yüreklere akan cümlelerle içimize su serpiyor.

Read more TAŞ DEYİP GEÇMEMELİ: “BİR TAŞIN GÜL YÜREĞİ” VAR
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

ERn4rizX0AYcKLH

ERn4rizX0AYcKLH
Dünyayla aramıza giren dizelerden ibarettir bu kitap. Düş ve düşünme gücü olan insana iyilik ve güzellikleri unutturan dünyalık telaşeleri aralar. Diğer taraftan felsefî, tarihî derinliği ile yaratılıştan itibaren dünyayı ve insanoğlunun iç yolcuğunu anlatır. Kitabın inceliğine bakıp bir çırpıda okunabileceğini düşünenler aldanır. Her şiirin arkasındaki tefekkür bahçesinde nefes ala ala, ağır ağır yol alınır.

Read more YOLCULUK HAYATIN ANLAMIDIR DİYENLERE “ÂDEM GÜNCESİ”
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

“Ahilerin ve Bacılar’ın akıl hocası... İtle it gibi dövüşenlerden, kurtla kurt gibi boğuşanlardan değil daima kurt bakışlı, daima kurt duruşlu. Karatay; kılıcını kınından değil, yüreğinden çeker Hân’ım. Direnecekse o ateş Konya’yı cehenneme çevirir.”

Read more NİYETİMİZE KASTETTİLER MEVLANA CELALEDDİN, NİYETİMİZE!
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

Bunu Nutuk konulu bilgi yarışması düzenlemiş, üstelik aynı etkinliği geleneksel hâle getirmiş bir edebiyat öğretmeni olarak söylüyorum. Çok uzak bir tarihte değil, görev yaptığım bir lisede Kültür-Edebiyat Kulübü etkinlikleri kapsamında sınıflar arası turnuva şeklinde gerçekleştirdik bu yarışmayı. En büyük sorunumuz; Nutuk’u anlamayan gençlerdi. Katılım yüksekti ama öğrenciler, okuduklarını anlayamadıklarından yakınıyorlardı. Hâliyle sadeleştirilmiş bir Nutuk tercih ettik. Ne acıdır ki Atatürk’ün ağzından çıkan kelimeleri anlamıyor “Türk istikbalinin evladı”.
Osmanlı Türkçesi ile yazılmış Nutuk’un dili şimdiki gençlere ağır, anlaşılmaz gelse de o dönemde Atatürk, bu eseri kürsüden okuduğunda, “Bu imkân ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.” dediğinde, “İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen” dediğinde elbette sözlüğe bakmadan anlıyordu “Türk gençliği”. Ama kaderin acı bir “tezahür”ü olarak “gençliğin istikbali” şimdi anlamıyor maalesef.

Read more OSMANLI TÜRKÇESİ BİLMEYEN “NUTUK”U DA ANLAYAMAZ
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

Bir kapıdan başlar bütün yolculuklar ve bir kapıya çıkar bütün yollar. Bir kapıdan bir kapıya yürürken zaman, bütün kapılar yüzüne kapansa da bütün kapılardan yüce bir kapının açık olduğunu bilmeli insan. Bilirse mutludur. Bilen ne mutludur! Ne Kaf dağının ardında, ne Anka’nın kanadındadır mutluluk. Şairin “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin?” sorusu gibi biz de soralım mı? “Acaba mutluluğun şiiri yazılmış mıdır?” diye. Hâlbuki Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri yazmıştır bile… Adı “Tefviz-name”… Mutluluk-nâmedir aslında bu şiir:

Read more MUTLULUĞUN FORMÜLÜ ÇOK AÇIK: “Tevekkül, Tefviz, Sabır ve Rıza”
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Bulut bulut bembeyaz bir rüyadır çocukluk. Sonraya sadece ha­tırlananlar kalır. Kenarı tırtıklı sararmış fotoğraflardır vesikaları! Ve yakın akraba sohbetlerinde, "Ben...
Bir zamanlar Avrupa'da fizikçiler arasında önemli bir tartışma vu­ku bulur. Kâinattaki varlıklar acaba kendi içine mi bükülüyor? Eğer öyleyse onları çeken bir boyut olmalı ve bu...
Sert rejimler ve onların değişimi çabaları ile dolu ürkütücü ve bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bir tarihe, insanlık tarihinin en cesur ama felâketli deneyimlerine sahip...
"Aslanın vücudu, yediği hayvanlardan mürekkeptir". Valery'nin, şairin, ken­dinden önce gelen şairlerle ilgisini anla­tan bir sözü. Fakat bu söz, şiir dışı alan­larda da geçerli....
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Genç, beyaz, gürbüz kadın, tıpkı zalim âşığının hışmına uğramış evvel zaman cariyesine benziyordu... Soluk basma entarisi parça parçaydı. Gür, kıvırcık, kumral saçları, mermer...
Abdullah SATOĞLU Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği...
Şair, Yazar ve Gazeteci. Gazeteci yazar Osman Olcay Yazıcı 1953 Trabzon Sürmene doğumluydu. Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin...
Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul'da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih'in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu...