Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Feride TURAN

Feride Turan

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

IMG 20211021 200805 635

IMG 20211021 200805 635
Pervane, bir âşık… Diğer meşhur âşıklardan çok farklıdır o. Ne bülbül gibi bir damlacık göğsünde kıyametler koparır ne de serviye âşık kumru gibi durmadan söylenir. Sessizce, gürültü etmeden can veren âşıktır pervane. Sevmek sessizliktedir çünkü. Bağırarak sevilmez, görünerek de sevilmez. Gönül aşk iddiasında ise, hele bir de pervane kesildiyse o hâlde sessizce yanmasını bilmelidir.

Read more GÖNLÜM ONA PERVANE KESİLDİ Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

 

IMG 20211019 134035

IMG 20211019 134035

“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip gidersiniz, siz bu dünyadan göçüp gidersiniz ama onlar, şair Sezai Karakoç’un dediği gibi “ölümsüz bir uygarlığın ölümsüz kitâbeleri”dir.

Böyle demiştim bir yazıma başlarken. Türk Edebiyatı dergisinde 2018 Ağustos’unda yayınlanan “Odunbazarın Çeşmeleri: İki Gözü İki Çeşme” başlıklı yazımda Romantizm içeren bu cümlelerin, başa düşen bir saksı Realizminde gerçek olacağını hesaplamamıştım doğrusu.

Read more TARİH GEZGİNİ: SAYI 21- MERHABA ÇERKEZ ÇEŞMESİ! Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 6 - 11 dakika)

bosna feride turan

bosna feride turan
“İnat Kuça”nın önünde, onun öyküsünü rehberimizden dinlerken az geride bir gürültü bütün dikkatimizi kendi üstüne çekti. Caddenin kenarında oturan bir dede, elindeki bastonunu sinirle kafilemizden birine sallıyordu. Durumu anlamak için hızlı adımlarla birkaç saniye içinde bastonun vuruş menziline biz de girmiştik. Biz menzile girmiştik girmesine ama bastonun hedefi başkasıydı ve aksakallı, temiz giyimli bu dede; bastonunu salladığı hızda Boşnakça bir şeyler söylüyordu. Lakin arada “Allah” kelimesi dikkatimi çekti. “Ne söylüyor acaba?” diye merak içinde rehberimize sordum. “Hocam, biri ‘bay bay’ demiş, ona kızmış.” Meğer “Bay bay, deme, Allah’a emanet, de!” cümlesini tekrar tekrar söylüyormuş, belki düşünüp öğüt alırız diye.

Read more ALLAH'A EMANET OL BOSNA! Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

ucurum“Dağların Açık Yarası” çok derindir, hiç kapanmayacağa benzer. Kadim bir yaradır üstelik. Üç günlük dünyada “Ortadoğu’nun kanı çekilmiş damarlarındaki toprak kavgası” bitmez ne yazık ki. Bu coğrafyanın şiirlerinden dağ dağ acı sızar kaç vakittir bu yüzden. Acının coğrafyasında şiirin tam kalbindedir yara, kabuk bağlamaz asla.

Read more UMUTLU BAKIŞLARDAN SIZAN ACI: “Dağların Açık Yarası” Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

20200925 201238

20200925 201238

 

 

 

 

 

İlk kez Taşkent havaalanında gördüğüm bu söz; Özbekistan’da geçireceğim beş gün boyunca caddelerde, parklarda, insan gözünün değeceği her yerde karşıma çıkacaktı. Gönlüme âşina bu cümleyi nereden hatırlıyorum acaba, diye fikrim meşgulken Buhara’da dut ağaçlarıyla sarılı bir avlunun ortasında, rüzgârın değdiği yaprakların hışırtısı arasında huzurla ve Huzur’da durduğum bir anda hatırıma bir beyit düştü: 

“Hüner bir şehir bünyâd eylemektir

Reâyâ kalbin âbâd eylemektir”

Özbekistan’ın her şehrini güzelleştiren “Âbâdlık gönülden başlar” sözüne beni aşina kılanın bu beyit olduğunu o an fark ettim. Fatih Sultan Mehmed Vakfiyesinde yazılı bu beyte göre asıl hüner, şehri imar ve iskân ederken halkın rızasını kazanmaktır.  “Âbâdlığın gönülden başlaması” ve asıl hünerin “reâya kalbinin âbâd” edilmesi aynı manaya kapı aralayan niyetlerdir. Araya kilometreler, sınırlar ve asırlar girse de fıtrat değişmemiştir. Bu sözleri nostalji duygusuyla söylemek de mümkündü; ancak “Türk Dünyası Kültür Başkentliği” gibi tarihî bir sürece tanıklık eden Eskişehir için bu sözler; yaşamın bir parçasını, şehrin gündemini ifade ediyordu.

Read more ÂBÂDLIK GÖNÜLDEN BAŞLAR Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

ERn4rizX0AYcKLH

ERn4rizX0AYcKLH
Dünyayla aramıza giren dizelerden ibarettir bu kitap. Düş ve düşünme gücü olan insana iyilik ve güzellikleri unutturan dünyalık telaşeleri aralar. Diğer taraftan felsefî, tarihî derinliği ile yaratılıştan itibaren dünyayı ve insanoğlunun iç yolcuğunu anlatır. Kitabın inceliğine bakıp bir çırpıda okunabileceğini düşünenler aldanır. Her şiirin arkasındaki tefekkür bahçesinde nefes ala ala, ağır ağır yol alınır.

Read more YOLCULUK HAYATIN ANLAMIDIR DİYENLERE “ÂDEM GÜNCESİ” Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

ayinesi istir feride turan

ayinesi istir feride turan
Yaşadığı dönemdeki sadakat ve riyakârlıkları, insanın zaaflarını şiiriyle yansıtan Ziya Paşa; “kişi” ile ilgili en temel kriteri “ayna” imajını kullanarak ifade etmiştir:
“Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”.
Kişinin aynası iştir, lafa bakılmaz. Şahsın aklının rütbesi, derecesi; eserinde görünür. Bu durumda lafla peynir gemisi yürütenlerin, on parmağında on kara olanların, her işe hile karıştırmayı iş görmek sayanların aklının rütbesine şairin verdiği not bellidir. Yalnız bu sözleri söyleyen sadece bir şair, bir edebiyatçı değil; aynı zamanda Sultan II. Abdülhamit Han’ın vezir rütbesiyle taltif ettiği bir “paşa”dır. Hem bürokrat hem şair kimliği ile insanların “rütbe-i aklı”nı; ürettikleri “iş”le, “eser”le ölçmesi, kişiye değil işine bakması önemlidir elbette. Ama daha da önemlisi, bu dizelerin; yüksek insani değerlerle kuşanmış bir medeniyetin de aynası oluşudur.

Read more ÂYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

Bunu Nutuk konulu bilgi yarışması düzenlemiş, üstelik aynı etkinliği geleneksel hâle getirmiş bir edebiyat öğretmeni olarak söylüyorum. Çok uzak bir tarihte değil, görev yaptığım bir lisede Kültür-Edebiyat Kulübü etkinlikleri kapsamında sınıflar arası turnuva şeklinde gerçekleştirdik bu yarışmayı. En büyük sorunumuz; Nutuk’u anlamayan gençlerdi. Katılım yüksekti ama öğrenciler, okuduklarını anlayamadıklarından yakınıyorlardı. Hâliyle sadeleştirilmiş bir Nutuk tercih ettik. Ne acıdır ki Atatürk’ün ağzından çıkan kelimeleri anlamıyor “Türk istikbalinin evladı”.
Osmanlı Türkçesi ile yazılmış Nutuk’un dili şimdiki gençlere ağır, anlaşılmaz gelse de o dönemde Atatürk, bu eseri kürsüden okuduğunda, “Bu imkân ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.” dediğinde, “İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen” dediğinde elbette sözlüğe bakmadan anlıyordu “Türk gençliği”. Ama kaderin acı bir “tezahür”ü olarak “gençliğin istikbali” şimdi anlamıyor maalesef.

Read more OSMANLI TÜRKÇESİ BİLMEYEN “NUTUK”U DA ANLAYAMAZ Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

IMG 20201205 210500

IMG 20201205 210500
Hz. Mevlana’ya ait bu sözü Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de bir mağazanın vitrininde gördüm. Daha doğrusu Zagreb’deki ilk günümde dikkatimi ilk çeken şey bir parfüm mağazasının camındaki semazen ve Karagöz çizimleriydi. İnsan gurbete çıktığında kendinden bir şeyler arıyor sanırım. Semazen çiziminin hemen yanında “Rumî” imzasıyla verilen bu söz, hâliyle Hırvatça yazılmıştı. Google sağ olsun! Türkçeye çevirdiğimde ise artık Zagreb’de değil, içimde başlamıştı yolculuk: “Ağzımı kapattım ve seninle binlerce sessizlik içinde konuştum.” sözleri beni aşk iklimine götürdü: Riyakâr harflerle, ikiyüzlü kelimelerle, sinsi cümlelerle uğraşadursun aşksızlar; dilsiz dudaksız konuşmak yakışır âşıklara.
Birbirinin yüzüne bakarak baştanbaşa söz olmak... Susmak ayıp değildir âşıklığın lisanında. Aşk bir hâl dilidir haddi zatında. İnsan mesela bir ağaç gibi, mesela bir deniz gibi sükûtu anlayabilseydi yahut onlar gibi konuşabilseydi bunca hengâmenin, gürültünün ne işi vardı hayatımızda! Susmadaki sırrı bilemez aşkı bilmeyen. Susmak yürek ister, derin ve heybetli denizler susar ancak.” diye türlü türlü çağrışımlar peş peşe aktı zihnimde. Sanırım bu vitrin camında yazılanlar Hırvatistan’da Türk tarih ve kültürünün suskun izleriyle -binlerce sessizlik içinde- konuşacağımızın ilk işaretiydi.

Read more HIRVATİSTAN'DA "SENİNLE BİNLERCE SESSİZLİK İÇİNDE KONUŞTUM" Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

siirin kanatlari altindadir

siirin kanatlari altindadir
“İnsanı köleleştiren zihin egzersizlerinin amansız düşmanı… Uslanmaz varlık… Her çağda militan, her çağda devrimci… Baştan çıkarıcı… Vadilerde başıboş dolaşan, şaşkın, kelime hırsızı…”
“Kimdir o?” diye başladığı kitabında Nurettin Durman’ın şairler hakkında kaleminden dökülenler böyledir. İflah olmaz onlar, çünkü şiire bulaşmışlardır. Kelimeleri özgür bırakmışlardır.

Read more ŞİİRİN KANATLARI ALTINDADIR ÖZGÜRLÜK Yorum yaz (0 Yorumlar)
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Filizlenmeye başlarken bir ‘toplumsal durum’, vücut kazandıktan sonra da bir ‘insanlık durumu’ olan uygarlık, tesadüfi bir yapılanma değildir ve bağlantısız unsurların bir araya...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Ahlak ve hukuk, insan-insan ilişkisinden doğar. Sağlıklı her ilişki biçimi bir değeri gerçekleştirmeye yöneliktir. İnsanın, bütün anlamlı eylemleri de değerlerden kaynaklanır.
Kâinatın yaratılışında, âdeta sonsuz, sayısız olan varlıkların nizam ve intizamında görülen sayısız hikmetler, gözetilen sayısız gayeler vardır Bu amaçların başında, hiç şüphesiz...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun,...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech