Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Mehmet Ali KALKAN

Mehmet Ali Kalkan

(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

gonlumden mahzuni serif turbesiUzun yıllar önce bir türkü dolanırdı dilime;

"Vay göresim geldi Berçenek seni,
Dumanlı dumanlı oy bizim eller,
Nasıl unutulur körpe yavrumu,
Dumanlı dumanlı oy bizim eller,
Oturup ağlasam delidir derler."

Herkesin bir Berçenek'i vardı. Gurbet yol yol olur içimize işlerdi. Yar, sıla bir gül olur açardı yüreğimizde, için için kanardı bir yerimiz. Yaş dökülürdü avucumuza, varsın deli desinlerdi, Mecnun'luk böyle bir şeydi. Dağlarımız dumanlıydı bizim, hayatımız âh'lı amanlıydı.

Read more GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

gonlumden 19041Mehmet Niyazi Ağabey...
11 Mayıs 2020 Mehmet Niyazi Ağabey'in vefatının ikinci yılı idi.
Niyazi Ağabey'in yaptıkları, yazdıkları kitapları, nasıl bir insan olduğu, konuşmaları internet sitelerinde bulunur. Ben de kendimce bir şeyler yazmak istedim.

Mehmet Niyazi Ağabey'in ilk kitabını üniversite yıllarında okumuştum, 1980 öncesi. Daha sonra da diğer kitaplarını. Yıllar sonra da tanışmak kısmet olmuştu.

Read more GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

koyumden gonlumden 200511Dün bizim Metin Bilgesoy kardeşimizin yazısını koymuş, bugün de nasip olursa cevap verelim demiştim.

Yazıda benim için “Çatık kaşlı” demiş, o doğru. İki kaşımın arasında kalın bir çizgi var, sanırsın su arkı. Bir sevdiğimizle fotoğraf çektirmişiz. O alabildiğine gülmüş, ben de tam tersi. Siyahla beyaz gibi. “Benim mutluluğuma bak, senin de şu haline bak” gibi bir şey söylemişti. Çatık kaş konusunda Metin haklı.

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

odun atesinde cayBen türküyüm.

Sevgimi bile bile,
Yol işledin mendile,
"Merhaba" de aşk ile,
Bana bir türkü söyle.

Mendile "yağlık" da derlerdi. Kenarlarını pul pul oyalar çeyiz sandıklarında bohçalarlardı. O yağlık yavukluya saklanırdı nefes nefes ve şöyle söylerlerdi;

Mendili oyaladım,

Dürmeye kıyamadım,

Dürmeye kıyamazken,

Nazlı yare yolladım.

Hatıralar oluk oluk akardı dağların üzerinden. Bulutlar uzaktan hasret taşırdı. Sorarlardı;

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

cocukBunu geçen sene yazmışım. Yağmur, üç yaşını geçti şimdi. Allah bütün çocuklarımızın yollarını, bahtlarını açık eylesin. Bayramları kutlu olsun...

Bu Yağmur, dedesinin torunu.

Yağmur iki yaşını biraz geçti. Tabiatı çok seviyor. Dağları, ormanları, kuşları, ağaçları, karı...Zaten kendisi Yağmur.

Ara sıra dede torun köye gidiyoruz böyle.Tam da kafa dengim.

Geçen sene Gaziantep'e gittim. Okul arkadaşım Osman'a uğradım. Osman "Çocuk Antep Fıstığı, torun da içi" demişti.

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
87464248 10221525965439336 8329303594088005632 nMehmet Ragıp Karcı Ağabey dün emanetini teslim etti.

Yıllar önceydi.

Rahmetli Rasim Köroğlu bir şehrimizde şiir şölenine gitmiş, dönüşte şöyle demişti ; "Oradaki tek kârım Mehmet Ragıp Karcı Ağabey'i tanımak oldu. Yanına gidelim, Eskişehir'e davet edelim, O'ndan öğrenecek çok şey var."

Ragıp Ağabey bir güzel insandı. İnternette Mehmet Ragıp Karcı kimdir diye sorarsanız bu kadar özelliğin bir insanda nasıl toplandığına inanamazsınız.

Bir gün bunları yazmıştım da "bazıları arkadaşların ilaveleri. Ben hiç saz yarışmasına girmedim, Atila İlhan'la hapis yatmadım" diye bir kısmını düzeltmişti.

Bilgi birikimi muazzamdı.

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

gonlumden 1904Eski defterleri karıştırırken bu dosya kâğıdı elime geçti.
Aşık Reyhani Ağabey'i rahmetli Rasim Köroğlu ile Bursa'dan Eskişehir'e getirmiştik. Reyhani Ağabey Osmangazi Üniversitesi'nde Rasim'le beraber bir sohbet yapmıştı talebelere. Daha sonra da Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ameliyat olmuştu.
Hasta ziyaretleri bazı gün gündüzleri oluyordu ama her akşam belli bir ücret karşılığı saat 18.00 den 19.00 a kadar serbestti. Ben de yanıma üniversite öğrencilerini, Türk Dünyası'ndan gelen arkadaşları alıp her akşam yanına gidiyordum. Ne güzel sohbetler oluyordu. Reyhani Ağabey hatıralarını anlatıyordu, biz de dinliyorduk.

Read more GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)
koyumden gonlumdenn

Gece ağrı, ateş, titreme, bulantı... Sabaha kadar uyuyamadım. Sabah ilk defa halsizlikten kalkamadım. Neredeyse saat ona kadar sürdü bu. Sonra zar zor iş yerine geldim, ayakta durmak mümkün değil.

Acile gittik üç ünite serum verdiler, biraz kendime gelir gibi oldum.
Gece aynı sıkıntılar tekrar etti. Bu sefer öğleden sonra ayağımın birisi pancar gibi kızardı, yere basmak, yürümek mümkün değil. Doktora fotoğrafını gönderdim. Gelip iş yerinden aldılar ve ana bilim dalı başkanı "bu arkadaşı acilen bir vip odaya alın, yatışını yapın" diye talimat verdi.
Gerçi vip oda doluymuş ama tek kişilik bir odaya aldılar başladılar tetkiklere. Kalp, Damar, Göğüs, Endokrin, Ortopedi, Radyoloji, Enfeksiyon, Ultrason vs.neredeyse bütün birimler baktı ve yoğun bir tedavi başlatıldı.
Onlarca ünite serum, hap ve iğneden sonra dün günde yarım saat ayakta kalmak şartıyla taburcu ettiler.

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

koyeviYolumuz gurbete düştü,
Hazin hazin ağlar gönül,
Araya hasretlik girdi,
Hazin hazin ağlar gönül,

Radyoda bu türkü vardı.
Yolumuz gurbete değildi ama dünya gurbetindeydik nasıl olsa.
Annemle ana- oğul şöyle bir köyü, dağları dolaşıp gelelim, gözümüz gönlümüz açılsın dedik, yola çıktık.
Hani postacı haftalık izne çıkmış da "şöyle rahat rahat mahalleyi bir dolaşayım" demiş ya, bizimki de o hesap.

Annem yürüyemiyordu ama arabadan gördükleri yeterdi, temiz hava almak da güzeldi.
Sohbet zaten güzel.

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

koypenceresiBir Daracık Pencere- Şanlıurfa Türküsü

Bir daracık penceredir baktığımız yer.
Gözümüz gördüğünden büyüktür, tıpkı pencere gibi.
Bu pencereden dağları görürüz bize bakan. Bazen başı dumanlıdır "Duman duman olmuş karşıki dağlar" diye söyleriz ya da "Dumanlı dumanlı oy bizim eller" deriz usulca. Hatıralar oluk oluk dökülür dağlardan.
Bir of çeksek dağsız kalırız, "af" deriz o yüzden.

Dağ dağ olmasıyla tektir, inişli çıkışlı olmasıyla iki.

Dağlara dik yerlerinden çıkılmaz.

Bizim pencereler yele karşıdır. Tül tül hatıralar gelir yaslanır sol yanımıza. Pervazlarına niceleri tutunmuştur.

Dağlarımız sislenir.

Bir mavi tülbent ıslanır damla damla. Bir zaman sonra da dağlar yeşile boyanır zaten.

Read more KÖYÜMDEN... GÖNLÜMDEN...