Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Metin SAVAŞ

Metin SAVAŞ

(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

turk dunyasinin ortak metin savas

turk dunyasinin ortak metin savas
Bir önceki yazımızda Türk dünyasının Ortak Türkçe etrafında birleştirilmesi konusuna değinmiştik. Türk yurtlarında yaşayanları tek bir toplum olarak kabul edersek, bu tek toplumun ortak bir anlaşma/uzlaşma dilinin olması da zorunludur. Biz buna şimdilik Ortak Türkçe adını verdik. Diğer türlü, Ortak Türkçe bulunmadığı takdirde, amiyane tabirle ifade edersek, her kafadan ayrı ses çıkacağı için dil üzerinden duygudaşlık oluşmayacaktır. Ortak Türkçe iradesi hâkim kılındığında ise ister istemez diğer Türkçeler gölgede bırakılacaktır.

Read more TÜRK DÜNYASININ ORTAK KİMLİĞİNİ İNŞA ETMEK - 5
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

metin Savas turk kimligi

metin Savas turk kimligi
Dilbilimci Steven Roger Fischer bugün için Çin dillerinin sekiz ana lehçesi bulunduğunu bildiriyor. Fakat aslında bu sekiz ana lehçe Türkçenin lehçeleri gibi birbirine yakın değildir. Bilindiği üzere Çuvaşça ile Sahaca (Yakutça) ilk bakışta tanınmayacak kertede Türkçeden ayrı görünümlü iki farklı dil gibidir. Türkçenin diğer bütün lehçeleriyse birbirlerine epeyce yakındırlar. Çuvaşça ile Sahacanın başka dillermiş gibi görünmesine benzetirsek Çincenin sekiz ana lehçesi de böyledirler. Çin ülkesinin hâkim lehçesi Mandarin Çincesidir. Steven Roger Fischer ne diyor bir bakalım: “Çin dillerinin sekiz ana lehçesi aslında bir dil ailesi oluşturmaktadır. Çünkü bunların her biri pek çok lehçeye sahip olan, birbirleriyle anlaşamayan bağımsız diller haline gelmiştir.”[1]

Read more TÜRK DÜNYASININ ORTAK KİMLİĞİNİ İNŞA ETMEK - 4
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

metafor

metafor
Metaforlar gündelik hayatlarımızda bizimle birlikte yaşayan yaygın kavramlardır. Bazı kavramlar dar alanlarda kullanılır. Örneğin hiç kimse kahvehane sohbetinde ya da çarşı-pazar alışverişinde ontoloji kavramını kullanmaz. Bu kavramı derinlemesine bilen kişi de kullanmaz, ne olup ne olmadığını bilmeyen kişi de kullanmaz. Felsefeciler felsefe yaparlarken kendi kavramlarını kullanırlar. Tıpçılar tıp dünyasının içindeyken kendi kavramlarını kullanırlar. Felsefeci Takiyettin Mengüşoğlu hırdavatçıya gittiğinde felsefi terminolojiyi askıya alır ve hırdavatçı karşısında çivinin ontolojisinden ahkâm kesmez. Bir cerrah tatile çıktığında köydeki Fatma Bacıyla sohbet ederken aort damarının işleyişini artık düşünmez. Meslek dillerinde de elbette sayısız metaforlar kullanılır.

Read more METAFORLARIN GERÇEK EVRENİ
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

yabancilasma

yabancilasma
Yabancılaşmanın iki yönü

Yabancılaşma olgusunu bizler çoğu zaman tek yönlü algılarız, tek yönlü düşünürüz ve tek yönlü yargılarız. Kişinin veya toplumun birtakım değerlerden, birtakım kodlardan uzaklaşması olarak yabancılaşma aslında iki yönlüdür. Yabancılaşma dediğimizde birtakım kodlar karşısında kişinin ya da toplumun tanınmaz hale gelmişliğini kastediyor gibiyizdir. Tabii aynı şekilde kişi veya toplum da o birtakım kodları kendisine tanınmaz kılıyordur. Yabancılaşma kavramını Hegel ve Marks üzerinden sorgulayan Umberto Eco “Açık Yapıt” adlı kitabında bu kavramın gerçekte iki boyutlu olduğunu ortaya koyuyor. Yabancılaşmanın ilk boyutu başka bir şey adına kendinden vazgeçme, o başka şeye kendini bırakma, kendisini ona kaptırma ve kendisi dışında bir şeyde başkası olma durumudurO başka şey tabiatıyla dışsal bir güçtür.

Read more YABANCILAŞMA OLGUSUNA YÖNELİK BİRTAKIM DÜŞÜNCELER
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

kaos

kaos
Türk cihan hâkimiyeti mefkûresi olarak Oğuz Kağan Destanından Cengiz Han’a, Türklük düşüncesi dışında olarak da Napolyon’dan Adolf Hitler’e, Emevi-Abbasi ihtiraslarından Evangelist saplantılara dek Dünya Egemenliği hedefi hep var olmuştur. Çin de bugün itibarıyla aşırı özgüven nedeniyle Asya kıtasının bütününe tahakküm etme arzusunun işaretlerini vermektedir. Tabiatıyla her güç unsuru kendisindeki Dünya Egemenliği hedefine meşruiyet yükleyecek birtakım dayanaklar bulmakta, üretmekte ve ileri sürmektedir. George Orwell’ın 1984 adlı romanındaki kurguda gezegenimizin üç süper devletçe paylaşıldığını tekrar hatırlayalım.

Read more DÜNYAYI AMERİKANLAŞTIRMAK VEYA KUTSAL KAOS
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)
dogaveinsan
dogaveinsan
Bu yazımızda doğa ile insan ilişkisine kısaca değineceğiz. İlk önce şunu soralım: Doğa insana zarar verir mi? Tabii ki veriyor. Depremleri, toprak kaymalarını, okyanusun dev dalgalarını, tayfunları, yıldırım çarpmasını, yılan ve akrep gibi zehirli hayvanları akla getirdiğimizde doğanın biz insanlara ölümcül zararlar verdiğini inkâr edemiyoruz. Fakat bütün bunlar doğal zararlardır. Bütün bu zararlar doğa yasaları içinde vuku bulan olgulardır. Bu zararların hiçbiri doğanın dışındaki bir itkiyle vuku bulmuyor. Ama bir de biz insanların eylemleri nedeniyle vuku bulan doğal zararlar vardır. Biz herhangi bir şekilde doğanın kendi yapısını bozduğumuzda karşılaştığımız zararlar vardır. Örneğin, bir yörede ormanları yok ettiğimizde o yörenin doğal yapısı bozulduğu için zarara uğrayabiliyoruz. Doğal dengenin bozulmuşluğu bir felakete yol açabiliyor. Biz bu duruma doğanın intikamı diyoruz. Şu halde doğanın insana zarar vermesinin yanı sıra insan da doğaya zarar vermektedir. Doğanın biz insanlardan intikam almasını meşru görüyoruz, gelgelelim insanların doğaya zarar vermesini insanın doğadan intikam almasına pek yoramıyoruz. Demek ki doğanın intikam alması doğaldır fakat insanın doğaya zarar vermesi ve insanın doğadan intikam almaya yeltenmesi doğal değildir yargısına kolayca varabiliriz.
Read more DOĞA, İNSAN, BİLİM ADAMI, BAKŞI VE VARLIK ALANIMIZ
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)

turklerde kurt totem

turklerde kurt totem
Totem dediğimiz şey çoğuncası bir hayvandır. Nadiren bir bitkidir ve kimi zaman da yağmur veya ırmak gibi doğa olayıdır. Sigmund Freud totemin bütün sülâleyle özel bir ilişki içinde bulunduğunu söyler. Totem muayyen bir sülâlenin (klanın, boyun) atasıdır ve koruyucusudur. Pek çok muhitte, totem kendi türünün bütün bireylerine atfedilir. Diyelim ki A klanının totemi kaplandır. Fakat herhangi bir kaplan değildir. Doğadaki bütün kaplanlar totem kapsamındadırlar. Her klan kendi totemine tazimde bulunur ve törenlerde totem taklit edilir.

Read more TOTEMLERE BİR BAKIŞ DENEMESİ
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

golgeelcin

golgeelcin
Çağdaş Azerbaycan edebiyatının en güçlü kalemlerinden Elçin Efendiyev’in 2012 tarihinde kaleme aldığı Gölge*adlı öyküsü gölgede kalmışlığınbir görüntüsüdür. Öykümüzün kahramanı Fariz Bey, Doğa Bilimleri Enstitüsü’nde araştırma görevlisidir ve evinin banyosunda yıkanırken fayanslı duvarda dolaşan bir örümcek görür. Böcekleri çok iyi bilen Fariz Bey banyoda gördüğü bu örümceğin şimdiye dek keşfedilmemiş farklı bir örümcek türü olduğunu hemen fark eder. Fariz Bey kendi keşfi olan bu örümceğe “Propellere F.” adını vermiştir. Bilinmeyen bir örümcek türü keşfetmiş olmanın heyecanıyla Doğa Bilimleri Enstitüsü Müdürü Nurullayev’in kapısına dayanır ancak hiçbir ilgi göremez. Göremez çünkü devir Gorbaçov iktidarı devridir, ortalık karışıktır, Sovyetler Birliği dağılma sürecine girmiştir. Böylesi karışık bir ortamda Fariz Bey’in bir örümcekle uğraşmasını anlamsız ve hatta saçmalık olarak gören Enstitü Müdürü Nurullayev olumsuz tavır takınır. Memleket allak bullak iken bir örümceğin ne değeri vardır ki?

Read more ELÇİN’İN GÖLGE ADLI ÖYKÜSÜNÜN TAHLİLİ
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

erlik disikurt

erlik disikurt
Ergenekon Destanı anlatısındaki eli ayağı budanmış son Türk aynı zamanda, tek kalmış olması itibarıyla, ilk atadır. Çünkü yok edilmiş Türk kavmi, mitik anlatı kurgusu çerçevesinde düşünürsek, geriye sağ kalabilen son kişinin soyunun türemesiyle yeniden çoğalıp varoluş kazanabilmiştir. Bektaşilikteki devriye nazariyesiyle ilintili olan bu mitik kurgu son derece bariz bir şekilde sonsuz döngü anlayışının yansımasıdır. “Sufilerin dairesel varlık anlayışında son ontolojik yönden ilk demektir. Çünkü dairesel bir varlık anlayışında sonun başlangıca dönmesi ve onunla bir olması gerekir.”[1]

Read more YENİ DÜNYA DÜZENİNE ALTERNATİF OLARAK TÜRKLÜK EVRENİ
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

cezeri azizsancar

cezeri azizsancar
Gençlik söz konusu edildiğinde, doğru yanlış bütün düşünceleri ele alırken, gerçekçiliği de göz ardı etmemek gerekiyor. Gerçek şudur ki toplumdaki gençlerin farklı eğilimleri bulunmaktadır. Bir diğer gerçek ise, ne kadar çaba gösterirsek gösterelim, toplumdaki gençliğin bütününü kendi ülkülerimize kazanamayız. Fakat bu yalın gerçeklik bizleri karamsarlığa ve umutsuzluğa sürüklemeyecektir. Aslında herkes gençliği kazanmak ve kurtarmak istiyor. Herkes kendi davasını doğru bildiği için toplumdaki gençlerin her biri kazanılmaya aday görülür ve kurtarılmaya da muhtaç kabul edilirler. Bir başka gerçeklik ise şudur ki, davaya kazanılmış az sayıdaki gençle büyük işler başarmanın mümkün olduğudur. Bundan şunu kastediyoruz; sayıya bakmayacağız, etrafımızda toplayabildiğimiz gençlerin niceliğinden ziyade niteliklerine kenetleneceğiz. Kalabalık olmak tabii ki önemlidir ama başıboş bir kalabalık (bu ifadeyle kuru kalabalığı kastediyorum) dava için yüktür.

Read more CEZERİ’DEN AZİZ SANCAR’A TÜRK GENÇLİĞİNİN UFKU
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Bulut bulut bembeyaz bir rüyadır çocukluk. Sonraya sadece ha­tırlananlar kalır. Kenarı tırtıklı sararmış fotoğraflardır vesikaları! Ve yakın akraba sohbetlerinde, "Ben...
Sert rejimler ve onların değişimi çabaları ile dolu ürkütücü ve bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bir tarihe, insanlık tarihinin en cesur ama felâketli deneyimlerine sahip...
Bir zamanlar Avrupa'da fizikçiler arasında önemli bir tartışma vu­ku bulur. Kâinattaki varlıklar acaba kendi içine mi bükülüyor? Eğer öyleyse onları çeken bir boyut olmalı ve bu...
"Aslanın vücudu, yediği hayvanlardan mürekkeptir". Valery'nin, şairin, ken­dinden önce gelen şairlerle ilgisini anla­tan bir sözü. Fakat bu söz, şiir dışı alan­larda da geçerli....
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Genç, beyaz, gürbüz kadın, tıpkı zalim âşığının hışmına uğramış evvel zaman cariyesine benziyordu... Soluk basma entarisi parça parçaydı. Gür, kıvırcık, kumral saçları, mermer...
Sadettin Kaplan, 1944 senesinde Ağrı‘nın Patnos ilçesinde dünyaya gelmiştir. İlkokulu Patnos’da okudu. Ortaokulu parasız yatılı olarak Erzurum Lisesi’nde okuduktan sonrasında...
Şair, Yazar ve Gazeteci. Gazeteci yazar Osman Olcay Yazıcı 1953 Trabzon Sürmene doğumluydu. Osman Olcay Yazıcı, 1953’te Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Küçükdere Nahiyesinin...
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler...