Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

Prof.Dr.Muharrem DAYANÇ

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

 muharrem dayancokudun muHerkes ekmeğini taştan, topraktan çıkarır biz kitaptan çıkarıyoruz. Önümüz arkamız, sağımız solumuz kitap. Oturduğumuz masa kitap dolu, yanımızdaki ve karşımızdaki raflar öyle, keza çantamız, bavulumuz, çıkınımız, paltomuzun iç cepleri de.

       Durum bu minval üzere olunca odamızda binlerce kitabın içine batmış otururken bizi görenler, hemen o çok bilinen alışılmış soruyu soruyorlar: “Hocam bu kadar kitabı okudunuz mu?”

Read more BABA, BU KİTAPLARIN HEPSİNİ OKUDUN MU?
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

sanat halk icinNe güzel der Faruk Nafiz, ilk defa gurbete çıkmanın heyecanıyla kaleme aldığı “Han Duvarları” adlı şiirde;

İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!

Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık.

Benim için ilk gün, ilk ders, ilk yoklama, ilk tahta-masa buluşması, ilk tebeşir tozu.

Öğrenciler için de öyle. Yeni şehir, yeni okul, yeni sınıf, yeni arkadaşlar, yeni hocalar, yeni kitaplar, belki de yeni bir hayat.

Read more SANAT, SANAT İÇİN MİDİR? YOKSA HALK İÇİN MİDİR?
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
kendini kazimaSizde nihayet bulmayan veya sizde başlamayan hiçbir sözün, işin, hayalin bir anlamı da yoktur değeri de. Dışınızdaki olguları içinizin büyüklüğü ve derinliği nispetinde anlayıp kavrayabiliyorsunuz çünkü. Bu yüzden insanın en büyük ve en değerli hazinesi kendisine, kendi iç dünyasına yaptığı yolculuktur, yatırımdır biraz da. Kendi zihnine, belleğine, gönlüne, aklına, kalemine, hayallerine, geleceğine... Read more KENDİMİ KAZDIM
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

istanbuluniversiteBir şekilde yolu İstanbul’dan geçmeyen, şair, yazar, düşünür, eleştirmen, devlet adamı var mıdır? Sanmam. Varsa bile çok azdır, çünkü bu toprakların Roma’sıdır İstanbul, oradan geçmeden Nirvana’ya ulaşılmaz.

Yine çok az şehrin, hayatın hemen her alanını kapsayan bu kadar geniş anlam ve kavram dünyası olabilir. Coğrafi olarak da önemlidir kültürel olarak da, dini anlamda da mühimdir milli anlamda da, siyasi bakımdan da merkezdedir ekonomik bakımdan da. Şairler şiirleriyle, romancılar tasvir ve tahlilleriyle, ressamlar tuvalleriyle, musikişinaslar nota ve sesleriyle onu anlatmaya çalışmışlar. Gönüller de hep oraya dönmüş; toplar, tüfekler de.

Nedim’im taşını toprağını kutsallaştırdığı bu kente Nabi güzellerindeki zarafeti de ekler. Fikret’te “sis”e bulansa da Yahya Kemal’de “şiir-şehir”dir orası. Tanpınar’ın gerçekle rüya arasında “mümtaz”ca beklediği bir eşiktir. Orhan Veli’nin hayallere daldığı bu masal perisinde, Necip Fazıl çağcıl gel-gitler yaşar. Hangisini anlatsak, hâsılı şiire, iltifata doymayan bir devdir İstanbul.

Read more İSTANBUL'UN ORTA YERİ YÜREĞİM
(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)

Almanya sennfeld“Sizi ekmeksiz bıraktık ama babasız bırakmadık.” sözü Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki duruşunu, tavrını, politikasını, öngörüsünü özetler. İki seçenek sunsalar ve deseler ki, “Aç kalmak mı istersiniz, babasız kalmak mı?” herhâlde hepimizin ilk tercihi hiç düşünmeden “aç kalmak” olur. Bütün acımasızlığıyla savaşı göz önüne getirdiğimizde, bir ülkeyi böyle bir felâketten koruyanlara medyûn-u şükrân olmaktan daha doğal bir yaklaşım düşünülemez.

Read more ALMANYA'NIN DİRİLİŞİ
(Okuma süresi: 11 - 22 dakika)

q muharremdayancGiriş veya tipleştirme furyası

Kökleri Lale Devri’ne kadar inen ve daha çok askerî nitelik taşıyan Türk modernleşmesi Tanzimat’tan sonra gazetelerin de etkisiyle sosyal bir nitelik ka- zanmaya başlar. Bu sosyalleşme başta devrin aydınları olmak üzere yavaş yavaş toplumun bütün kesimlerine sirayet eder. Varlıklarını daha çok Tanzimat sonrası yenileşme hareketlerine borçlu olan elit kesim kaleme aldıkları eserlerde geleceği kuracak/kurtaracak tipler geliştirmeyi önceler, hatta böyle bir edebî tavrı bireysel ve toplumsal bir ödev olarak görürler. Gazeteci, devlet adamı, çevirmen, eleştir- men, yazar gibi ortak özelliklere sahip bu aydınlar topluluğu yanlış Batılılaşmanın doğurduğu tipleri kıyasıya eleştirirken bunların karşılarına idealize ettikleri yerli tipleri/timsalleri koymayı da ihmal etmezler.1Daha çok şair ve romancılardan oluşan, Tanzimat yıllarından 1960’lara kadar varlıklarını hatırı sayılır bir şekilde hissettiren bu aydınlar korosu, ütopik nitelikler taşıyan kurucu/kurtarıcı tiplerin/ timsallerin yanı sıra aktarıcı/ithal edici ve toplumsal kahraman olarak nitelendi- rilebilecek tipler de geliştirmişlerdir.2

Read more HALİL NİHAT’IN, MEHMET AKİF’İN ÂSIM’INI TANITAN MİZAHÎ BİR MANZUMESİ
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

balkanlar harita Balkanlar veya Balkan Yarımadası, Avrupa kıtasının güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası’nın doğusu, Anadolu’nun batısı ve kuzeybatısında yer alan coğrafi ve kültürel bölgenin adı. Bölge için bazı yayınlarda Güneydoğu Avrupa terimi de kullanılmakta.

    Adını batıdan doğuya uzanan ve Bulgaristan’ı ikiye bölen dağ silsilesinden alır. Önce bu sıradağların adı olarak kullanılan Balkan daha sonra bu bölgenin bütünü için kullanılmaya başlanır.

    Balkan ve Balkanlar ibareleri Türkçedir. Bu kelimeler TDK Türkçe Sözlük’te “Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya’yı içine alan bölge” şeklinde geçer. Ayrıca tek başına düşünüldüğünde Balkan sözcüğünün, “sarp ve ormanlık sıradağ; sık ormanla kaplı dağ; yığın, küme; sazlık, bataklık” gibi anlamları da vardır.

Read more ZOR COĞRAFYA : BALKANLAR
(Okuma süresi: 7 - 13 dakika)

40sehirportresi-Kırk Şehir Portresi Kitabı Üzerine-

(Fahri Tuna, Osmanlı Medeniyetinin İzinde 40 Şehir Portresi, Hayykitap, İstanbul 2019, 192 s.)

Giriş veya mühendisten yazar olur mu?

Kendisi mühendis olup ekmeğini daha çok “kültür ve sanat yöneticiliği”nden kazanan Fahri Tuna’yı uzun zamandır kafamda bir yere oturtmaya çalışıyorum. Benim gibi klasik Türkoloji eğitimi almış, masa başında oturmayı öne çıkarıp “durağan” hayat yaşamaya alışmış birinin, onun gibi “sosyal”, “aktif”, “girişken”, “gezgin” biri hakkında fikir yürütmesi hiç de kolay değil. Zorlamadan, dillerim dolaşmadan, olumlu veya olumsuz anlamda yanlışa sapmadan bir cevap bulma derdindeyim, içimde büyüyen “Kimdir ve yazdıklarıyla, yaptıklarıyla nereye koyabilirim Fahri Tuna’yı?” sorusuna. En son geldiğim noktayı daha yazının başında paylaşabilirim: Mühendis yazar. Türk ve dünya edebiyatına şöyle bir göz atıldığında, ekmeklerini kazandıkları mesleklerinin yanı sıra -tıpçı, hukukçu, işçi, memur, asker, esnaf, yönetici, siyasetçi, öğretmen vb.- kalemle kâğıdı da yoldaş edinenlerin çalışma alanlarından biri de bu. Matematikle dili aynı kulvarda koşturanlar bunlar, fizikle metafiziği, coğrafyayla jeolojiyi, tarihle antropolojiyi. Veya dille kimyayı, biyolojiyi, dinamiği, mukavemeti, teknik resmi…

Read more FAHRİ TUNA'NIN GÖLGESİNE BASMAK
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

muharremdayanc01Yıllarca rüyalarımı ve hayallerimi süsleyen bir dosta kavuşmanın heyecanını duya duya geldim İstanbul’a. Nasıl anlatılır vuslatın kalpte mavi mavi çiçek açması ve nasıl aktarılır bütün bunlar imge imge satırlara? Hele hele ilk günlerin heyecanı, her ‘an’ıyla sonsuzluğa kazınan figürler gibi zihnimde hâlâ canlı.

      Büyük şehir, büyük okul, büyük sınıf (anfi) ve büyük hocalar. Edirne’de, hayatımda tanıdığım ilk profesör olan Necmettin Hacıeminoğlu’na yeni hocalar, yeni yüzler eklenmişti İstanbul’da adını bir çırpıda sayabileceğim: Ömer Faruk Akün, Kemal Yavuz, Necat Birinci, Kâzım Yetiş, Mertol Tulum, Ali Alparslan, Nuri Yüce, Osman Fikri Sertkaya, Şeyma Güngör, Muhammet Yelten, Kemal Eraslan, S. Mahmut Kaşgarlı. Bu isimler İstanbul’a geldiğim ilk yıl dersime giren hocalardı. Ne yalan söyleyeyim, İstanbul’a gelmeden önce adını en çok duyduğum ve kendisini görmeyi en çok istediğim insan Muharrem Ergin’di. Rahmetli olmadan kısa süre önce bölüm koridorunda karşılaştığım hocamın elini öpmüştüm ve hocamla aramızda şu anda buraya yazmak istemediğim bir konuşma geçmişti. İşte o zaman anladım ki Hoca beni tanıyor, biliyor, seviyor. Çok şaşırmış ve mutlu olmuştum. Bir kış günü Beyazıt Camiinden kaldırılan cenazesinde tevâfuken ben de bulundum. Bu cenaze namazını hiç unutmuyorum. Hocanın naşı başında din görevlisinin yaptığı hikmet dolu konuşma… İsterseniz bu konuşmanın hikâyesini yazının sonuna bırakalım.

Read more İSTANBUL MEKTEBİNDE OKUMAK
(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)

q muharremdayancAhmet Yakupoğlu’nu ziyaretten mülhem

M. Ali Kalkan ve Selahattin Turan’a ithafen

Duvardaki bir resmi eliyle işaret etti.

Yatağının üzerine oturmuş, elleri dizlerinde, soluk benizli, ak sakallı, sarıklı, gözlerinin feri sönmüş yaşlı bir adam. Üzerinde entariye benzer bir elbise var, ama bu giysinin entari olup olmadığı çok da belli değil. Göründüğü kadarıyla “eski bir din adamı” portresiyle karşı karşıyayız.

-Yanına gittiğimde yatağında acıdan kavranıyordu. Gördüğüm manzara beni sarstı. Portresini yapmak istediğimi söyledim. Beni kırmadı ve teklifimi kabul etti. Bu, en az üç saat demekti. Yatağının üzerine oturmasını rica ettim. Giyindi ve yatağının üzerine oturdu. Elleri dizlerinde tam üç saat gözlerini dahi kırpmadan bana baktı. Çalışmam esnasında acı çeken insandan eser yoktu. Resim bitince tekrar pijamalarını giydi, yattı ve yine kıvranmaya başladı.

Read more TUVALDE AKIŞAN SULAR