Cumartesi 30 Mayıs 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Prof.Dr.Saadettin YILDIZ

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

sadettin yildiz 1(Sizden sonra adalet duygusuna hâlâ önem veren, kendisinden başka şeyleri de umursayan, az buçuk romantik, mesela hâlâ şiir okuyan, türkü dinleyip ağlayan, “vatana millete hayırlı bir evlat olmak” gibi sonraki nesillerin pek anlam veremediği bir derdi olan, kendilerini hırpalarcasına çalışan son çocuklar da sizin çocuklarınız…” diye bana yazan “imalat hatası” altın gençlerim, bu mektubun muhatabı değildir.)
-Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene-
Yahya Kemal

Read more VİRÜS MEKTUBU
(Okuma süresi: 8 - 15 dakika)
bekir sitki erdoganGeçmişten günümüze değin insanoğlunun varoluşunda rol oynayan en önemli ögelerden biri şüphesiz dildir. Dillerin zenginliği hakkında pek çok ölçüt bulunmasına rağmen, bunlardan en dikkat çekeni onların kelime dağarcığıdır. Ancak kelime dağarcığı, dillerdeki kelime sayısını nicel olarak yansıtması bakımından dili bütünüyle kavrayan bir terim olarak karşımıza çıkmaz. Buna karşın “söz varlığı”, dilin zenginliklerini bütün yönleriyle karşılayan bir ifade olarak kullanılır. Ayrıca, dilin zenginliği ifadesinden, sözü edilen dilin anlatım gücünü ve anlatma yollarının çeşitliliğini anlamak gerekir. Bu bakımdan Türkçe, dikkate değer bir dilbilimsel zenginlik göstermektedir.
Read more EDEBÎ METİNLERLE ZENGİNLEŞEN TÜRKÇE
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

mehmetakifDâhilîdir sadme.. hâriçten değil.. aslâ değil!

Sonra, olmaz ez-kazâ dünyâda bir şey, böyle bil!

Nâgehânî lâfzının ma’nâsı yoktur, herzedir:

En beyinsizler bu istikbâli zîrâ kestirir.

Gökten inmez bir de hiçbir şey.. bütün yerden taşar;

Kendi ahlâkıyla bir millet ölür, yâhut yaşar. 

         (Mehmet Âkif Ersoy,  Beşinci Safahat: Hâtıralar)

Read more SORULARA CEVAPLAR
(Okuma süresi: 8 - 16 dakika)
arifnihatasya 1.Giriş
Kıbrıs, eskiden beri Türk’ün ilgi alanı içinde önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye, askerî olsun, siyasî ve ticarî olsun, yaptığı her türlü planda, güney kıyılarının hemen karşısında yer alan bu adayı hesaba katmak ihtiyacını duymuştur. Fakat civar ülkelerin de ilgi alanları içinde bulunan bu “stratejik ada”da askerî-siyasî planların yürüyebilmesi için, iyi düşünülmüş kültür politikaları geliştirmek şarttır. Bu da esaslı bir eğitim stratejisi ile sağlanabilirdi.
Osmanlı Devleti, 307 yıllık egemenlik devresi sona erdikten sonra bile, Kıbrıs’a sırtını dönmemiş, burada bırakıp gitmek zorunda kaldığı Türkleri kaderlerine terk etmeye razı olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti de, zaman zaman çok zor şartlarda kalmasına; ileriyi görememekten kaynaklanan kesintilere rağmen, bu ilgiyi sürdürmüştür.
Kıbrıs Türklerinin, karşılarında her geçen gün kökleşen, güçlenen Megali İdea ile başa çıkabilmeleri için, kitle eğitimi yapabilecek bilgili, bilinçli, inançlı halk önderlerine ihtiyaçları vardı. Bu önderlerin başında, hiç şüphesiz, öğretmenler gelir. Kıbrıs Türklerinin bu konuda şanslı olduklarını söyleyebiliriz. “Kıbrıs’ın 1878’de İngiltere’ye devrinden sonra Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti birinci (1914-1918) ve ikinci (1939-1945) dünya savaşları dışında Ada’ya öğretmen akışını düzenli olarak sürdürmüşlerdir.” (Fedai: 2006, s.205)
Read more ARİF NİHAT ASYA’NIN ŞİİRLERİNDE KIBRIS BENZETMELERİ
(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)

sadettin yildiz2Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar bütünü ve değerler toplamı olarak tanımlanabilir. İçinde yaşadıkları toplumun çeşitli değer yargılarına göre yetişen sanatçılar, bu alışkanlık ve değerleri sistematize ederler; sistem yerleştikçe takipçileri çoğalır ve gelenek filizlenmeye başlar.

Sanatta devam esastır. Devamı sağlayan en önemli kaynak da gelenektir. Geleceğe kalmak isteyen bir sanatçının ilk yapacağı iş, geçmişe bakmaktır. Sanatçı yaratması, etrafında akıp duran hayatın -ister istemez- bir yerinden başlar, her edebî metin bir yeniden yaratıştır; fakat ilk yaratış değildir. Tanpınar, “Türkiye, Üçüncü Ahmed’den beri daima yeniden başlar.”1diyerek, yenileşmeyi, yeni işler başarmak değil, sadece “yeniden başlamak” şeklinde algılamış olmamızdan yakınıyor... Aynı şey sanat için de geçerlidir. Sanat, tıpkı hayat gibi, bilim gibi ciddî bir iştir; her fırsatta yeniden başlamak hiçbir zaman bitirememek anlamına gelmez mi?

Read more “EDEBİYATTA GELENEK” ÜSTÜNE BİR DENEME
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

ykemalbeyatliEdebiyat sanatının vazgeçilmez temel taşlarından biri eser, diğeri de yazardır. Eser kendi kendine var olmaz; çok geniş ve çok yönlü bir çevre ile kuşatılmış olarak yaşayan ve yazdıklarını bu çevreye ait ayrıntılardan her birinin değişik oranda katkı ve yönlendirmesi ile ortaya koyan bir "insan" tarafından meydana getirilir. Bundan dolayı, edebiyat araştırmacılarının, yazarın estetik tutumunu ve -gerektikçe kullanmak üzere- yaşadığı hayatı belirleyici çalışmalar yapmaları gerekir. Yazarın hayatını bilmek, eserin yalnızca o hayat doğrultusunda yorumlanacağı anlamına gelmez; fakat yazarın estetik tutumunu belirlemek için bile yazarın hayatını öğrenmek zorunda kalabiliriz.

Hiçbir edebî eser yalnızca kendisinden ibaret değildir.1Edebî eserin -meselâ iyi bir şiirin- "kendisi olmak" ve "kendi kendine yetmek" gibi bir meziyete sahip bulunduğu, bu yüzden yalnızca kendisine yönelik bir inceleme-araştırmanın da yeterli olacağı ileri sürülebilir. Böyle bir kabul -ilk bakışta- yanlış da değildir. Meselâ Yapısalcılar, edebî eserin artzamanlı (diacronique) değil de eşzamanlı (syncronique) olarak incelenmesi gerektiğini düşünürler. Artzamanlı inceleme, tarihe, yazara ve dış gerçekliğe gidilmesini gerektirdiği halde, eşzamanlı inceleme buna gerek görmez; edebî eseri (yapıyı) oluşturan unsurların birbirleriyle olan bağlantılarının ortaya çıkarılmasını esas alır. Oysa, bir edebî eser, hiçbir zaman yok sayılamayacak birçok çevre unsurunun derece derece ifa ettiği etkilerden sonra -hattâ o etkiler sayesinde- meydana gelir.

Read more NEDEN "SERİN" SERVİ?
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

koresavasi -Kore Gazisi İbrahim Ethem Güney’in
ferah ve güzel hatırasına-

Yelkentepe’nin tam karşı yamacına tutunmuş mütevazi bir evde bir çocuk doğar. Kasabanın düşman geleli ne kadar azaldığı bilinmeyen nüfusuna bir kişi eklenmiş olur böylece. Asırlar önce aşkı uğruna tahtını-tacını terk etmiş olan bir kahramanın adaşıdır. O da “İbrahim” olsun istemiştir babası, o da “ Edhem” olsun…

Ne İbrahim olmak kolay, ne de Edhem olmak: Ateşten kurtulacaksın , şandan-şöhretten sıyrılacaksın… Ezâ döndürmeyecek seni yolundan, ceza caydıramayacak. Hem İbrahim olacaksın, hem Edhem: Ateş nedir? Hiç! Nemrut kimdir? Hiç! Taht ve taç nedir? Hiç!...

***

İbrahim Edhem, kundakta bir bebek; "Sarıkardeşler”in en küçüğü...

Düşman kasabayı ateşe verir ve halk can korkusuyla, namus kaygısıyla köylere sığınmak üzere yollara serpilir. Evler cayır cayır yanmaktadır. Düşman, kaçarken daha çok düşmandır; yakar yıkar, asar keser. Onun gözünde ne kurt masumdur ne kuzu, ne kuş!...

Read more BİR KORE GAZİSİ : İBRAHİM ETHEM
(Okuma süresi: 9 - 18 dakika)

Şiirimizde, zor yazan ve kendi yazdıklarını zor beğenen şairler arasında Tanpınar'ın yeri hayli yukarılardadır. Ona göre şiir, kadın gibi meşgul olunmak ister, uğraşmadan olmaz.2[2] Roman, hikâye, deneme, edebiyat tarihi, edebiyat incelemesi gibi, her biri değişik dikkat ve yoğun mesai isteyen sahalarda çok ciddî çalışmalar içine girmesinin de tesiriyle olsa gerek, şiire çok fazla zaman ayıramamış;3[3] ancak, kusursuz şiir arayışından da vazgeçmemiştir.4[4] Bir mülâkata verdiği cevapta "Şiir kendi muvazaasının dışına çıktı. Vezin ve kafiyenin, muayyen şekillerin ihmali yüzünden mukavemetsiz eserler doğuyor. (...) Hürriyetler bizi dağıttığı zaman tehlikeli olurlar"5[5] diyen şair, şiirin titiz bir çalışmayla meydana getirilebileceğine inanmaktadır. Tanpınar'ın bütün şiirlerinin sayısı -bitmemiş olanlar dahil- yüzü bulmaz. Sanatın zannedildiğinden çok daha ciddî bir iş, mısraın ise "bütün bir kâinat" olduğunu düşünen şair, "onu bilerek yapan, hele o mısrada elde ettiklerini ikinci ve üçüncüsünde o kadar değişik ve birincisine uygun şekilde" sürdürebilen sanatkârı, "insanların en büyüğü ve mucizelisi" saymış;6[6] bu yüzden az yazmış, fakat yazdıklarını iyi işlemiştir.

Read more "NE İÇİNDEYİM ZAMANIN"
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)

canakkalesavasiÇanakkale, Türk milletinin tâlihsiz bir şekilde dahil olduğu büyük harp içinde, tâlihinin döndüğü yerdir. 253 bin şehit vermek ve onlarla birlikte bir dârü’l-fünûn gömmek pahasına dönen, döndürülen bir tâlih...

Orada, Avrupa, Asya, Amerika, Afrika, Okyanusya bir araya gelmiş; dilleri, derileri, çehreleri farklı, fakat vahşette tamamıyla ortak bütün kavimlerin kaynadığı bir mahşer yaşanmıştır. Her büyük olay, kendi psikolojisi, kendi mantığı, kendi felsefî zemîni ve kendi tarihiyle beraber kendi edebiyatını da yaratır. Çanakkale Muharebeleri de kendi edebiyatını yaratmıştır ve bu edebiyat mahşerin şâhidi olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir.

Read more EDEBİYATIMIZDA ÇANAKKALE MUHAREBELERİ
(Okuma süresi: 1 dakika)

Sıla hasreti, şiirimizin en eski ve zengin temalarındandır. Gurbetimiz bitmedikçe dâüssılamız kanamaya devam edecekti: Dün Yemen vardı, her yıl biri kapanıp beşi açılan uzak-yakın cepheler vardı; bugün Almanyalar var… Biz hep göçen bir milletiz!

Read more ALİ AKBAŞTA SILA HASRETİ