Cumartesi 6 Haziran 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

Saliha MALHUN

Saliha MALHUN

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

sufi turk“Hani Rabbin meleklere demişti ki: «Ben muhakkak kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım. Ona şekil verdiğim ve rûhum­dan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın!» Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. "
(Hicr Sûresi)

Türklüğü anlatan yazılarımızda İslâmcıların şamanizm kokusu alması ne tuhaf...

Read more İKİ ÂLEMDE ŞAHSİYETLİ DURANDIR MÜSLÜMAN TÜRK
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

prusada(’Ey oğul, beni şu şol gümüşlü kümbete koyasın.)

Takvimden bir sayfa daha koparılarak geçer zaman.

Târih, düşen yaprak, akan su, solan tendir şehrin aynalarında. Bittiği yerden yeniden başlanır okunmaya.

Kartacalı Hannibal nereden bilebilirdi ki Bithynialı Prusias’a kurdurduğu bu şehre bir gün gelip sığınacağını?

Taş ve bronz bilezikler…

Athena büstü, Apollon heykeller…

Read more PRUSA'DA AŞK OKUMALARI
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

omer lutfiYağmurlu bir günde tanımıştım seni. Sokaklar sırılsıklam bir hüzünle ıslanmış, martılar kaybolmuş, güvercinler saçakların altına saklanmışlardı.

Ben o güne kadar yaşadığımız her şeyin bir sebebe bağlı olduğunu anlayamamıştım. Gri renkli şehirde misafir olduğum gece, rüyamda çocuktum, şehrin arnavut kaldırımlı sokaklarında tek başıma yürürken, gölgemin Geylani Hazretleri'nin gölgesiyle buluştuğunu görmüştüm.

Read more YOKSUN SEN...—Ömer Lütfi Mete’ye-
(Okuma süresi: 6 - 12 dakika)

lale ciniYolculuğa çıkmıştı. Uzun bir yolculuğa... Yolda her karşılaştığı insan ona şöyle diyordu:
- Ben senin eksik kalan sözünüm.

Annesi odaya girerek perdeleri açtı. Uyanmıştı. Pencereyi açtığı için annesine kızdı.
- “Of anne yaa! Of anne yaa!” diyerek yorganı başına çekti.

Annesinin bu mızmızlanmaya pek aldırış ettiği yoktu.
- Hadi benim güzel kızım. Kahvaltıyı hazırladım. Biliyor musun dışarıda çok güzel bir hava var bugün..

Yorganın altındaki mızmız ses cevap verdi:
- Hayır anne!.. Bilmek istemiyorum. Hatta ben artık hiçbir şeyi bilmek istemiyorum!..

Read more LÂ EDRÎ
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

hak suretidir insanİnsân!
Gündüz yürürken diri, uykuda ölü...
İnsan!
Nefsiyle ölü, gönlüyle diri...
İnsan!
Bir elinde aklı, diğerinde kalbi...
İnsan!
Geçmiş ve geleceğin tam ortasında biricik şimdi!
Ve insan Hakk(ın) yolcusu bu âlemde!
Hakkın sûreti!

Read more HAK SÛRETİDİR İNSÂN!
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
saliha malhunKutadgu Bilig, hiç kuşku yok ki bir devlet felsefesi ve siyâsetnamesi olduğu kadar merkezine insanı ve onun kemâlini aldığı için de sadece Türk-İslâm medeniyetinin mirası değil, kadim olanı keşf mahiyetinde olduğu için insanlığın da ortak irfan mîrâsı hükmündedir.

Gençlere, kendi kültür ve medeniyet kodlarını keşfederken tavsiye edeceğimiz yahut önlerine koyacağımız en sahîh eserler elbette ki klâsiklerimizdir. Bilhassa siyâsete atılacak olan gençlerin “ağaç yaşken eğilir” atasözümüz mûcibince bu eserleri okuması, anlaması ve yeniden güncellemesi on bin senelik düşünce, fikir ve inanç akışını da kendi derûnunda yeniden tecrübe etmesi ve diriltmesi imkânını verecektir. Çünkü bir insanın evvelemirde kendini anlamadan cemiyete, bulunduğu coğrafyaya ve dünya üzerindeki yerine mânâ vermesi mümkün değildir. Öz inanç ve düşüncelerine nizam vermeden de ülkesine ve dahî dünyaya nizam getirmesi imkânsız.

Read more KUTADGU BİLİG
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

adam kimsesizZaman bir bardak su boşalıveriyor zaman aynasından. Hayat nedir ki ölümü ve ölüleri özlemedikten sonra. Sen hangi hatırayı sakladın bilmiyorum ama benim biriktirdiklerimin bir adı yok hâlâ.

Benim için perdelerin ardında sırlar... Belki buna inanmazsın biliyorum ama zaten bir meçhule teslim olmak değil mi sevgi de?

Read more GERÇEKTEN KİMSE SARAMAZ YARANI
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

ykemalbeyatliKostantiniyye, Estefanya, Gulgule-i Rûm, Dersaadet, İslâmbol yâni İstanbul.

Ne vakit Rûmeli Hisarı’na baksam Yahya Kemâl’in derin bir teessürle hüzne daldığı ufuklar, kurcalar gönlümü. Her ne kadar üstâdın Üsküp’e, çocukluğuna, doyamadığı annesine baktığını hissetsem de benim gözlerim Boğaziçi'nde kaybolmuş ilk tekkeyi, ilk şehîdleri ve Şehîdlik Kuyusunu aramaktadır. Fâtih’in, "boğazın gözcüleri" olarak vazîfelendirdiği şehîdleri.

Yahyâ Kemâl’in annesine ve Üsküp’e duyduğu özlem, sıradan bir anne-evlat münâsebetinin verdiği yetimliğin yakıcılığından çok derinde, onun âgâh oluşundaki esrârda yatıyor biraz da. Homo Sapiens ya da Ubermensch mi kast ettiğim? Hayır, söylemek istediğim tam bu renkte keskin bir ruh makâmı değil. Nevâ gibi belki, benlik atomunun çekirdeğinde nefhâyı parçalayan, toparlayan ve döndüren, Hakk’ın semtinde, huzûrunda durulan o makâm. Belki üstâdın Itrî’de gördüğü, işittiği, anladığı o belde. Varlığın oluş sırrı, yâni öz… yâni kök!

Read more BİR SES ve MEDENİYET MİMARI; YAHYA KEMAL BEYATLI
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

yeniden medeniyetKadim şehirler başlarını ulu dağlara, ovalara, denizlere ve nehirlere yasladıkları günden beri kalbinde mânâ yoğuracak kelimeler mayalamış. Kelimeyi; yâni İnsanı, insan-ı kâmili. Toprağın ve şehrin bilgisini özünde toplayan şehir insan-ı kâmilin de bilgisi aynı zamanda. İnsan ki özünde ezelî ve ebedî bir nefes taşımakla şereflendirilmiş bir halife yeryüzünde.

Gariptir, insan yeryüzüne geldikten sonra kâinata bakıp çok basit bir sual sormuş; “Burası neresi? Ben kimim? Niye buradayım? Dağlar, taşlar, denizler, otlar bütün bunların hakîkati ne? Ben de ot gibi mi yaşayıp öleceğim bu âlemde?”

Read more KÜLTÜRÜ GÜNCELLEME ve YENİDEN MEDENİYET TASAVVURU
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

minareSimya ilmi, Maktül Sühreverdi ile birlikte terk etti yeryüzünü belki de.

Öyle olmasa bizler şu parmağını göğe uzatmış duran eşyâya bir anlam verebilirdik.

Kadim dünyanın bütün salikleri yaşadıkları çağda eşyâya isim verirken onlara bir ses yarığının ortasından bakmışlar evvelâ.

Köke bakmışlar, kökene bakmışlar.

İnsanın kökeninde var bu haslet. Küçük çocukların oyuncaklarını en küçük parçalarına ayırıp tekrar birleştirmeye çalışmaları hep bu ses yarığından bakmanın süregiden alışkanlığı.

Kökendeki akıl budur.

Dünya uzun zamandır eşyâya hakikat bilgisiyle bakmayı onu parçalayıp özünü, hakikatini keşfetmeyi unuttu. Gerçekte dil, her gün ezbere konuştuğumuz dil değil, varlığın kökeninden, batınından elde edilmiş anlamlardır.

Read more MİNÂRE