Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

canozgur2Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine ulaşmış, Kıpçakların (Desti Kıpçak) Doğu Avrupa hakimiyetleri 1256 yılına kadar devam etmiştir.

Kıpçaklar, tarihte Kuman-Kıpçak ortak adı ile anılan toplum, iki önemli Türk Boyu olan Kumanlar ve Kıpçakların bir araya gelerek güç birliği yapmasıyla ortaya çıkmış, 1000 yıllık bir tarih süreci içerisinde Ötüken’den Avrupa’ya göç ederek Kültürleri ve Medeniyeti ile Türk Tarihinde önemli bir yer edinmiştir.

Kuman-Kıpçak toplumu olarak andığımız bu Türk Boy birliği, Arap toplumları tarafından Kumanlar, diğer Türk boyları tarafından "Kıpçaklar", Avrupa ve diğer dünya toplumları tarafından “Kunlar” olarak tanınmaktadır. Bu unvan farklılıklarının sebepleri çok açıktır. Hun kökenli olan ve Hun tarihinde ismi geçmeye başlayan bu toplum kendisini HUN olarak ifade etmekteydi. Batıya göç hareketine katılan tüm Türk toplumlarında olduğu gibi Batı göçüne katılıp İç Asya’dan uzaklaşan toplumların unvanlarında telaffuz değişiklikleri gerçekleşir.

 mehmetalikalkan2MEHMET ALİ KALKAN ÖZGEÇMİŞ

 1958 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazi İlk Okulu,Tunalı Orta Okulu ve Motor Sanat Enstitüsünü bitirdi.Üniversiteyi Adana’da okudu. 1980 yılında Adana Mühendislik Bilimleri Fakültesinden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. Halen Eskişehir’de mesleki faaliyetlerine devam etmektedir.

 Geceye Göz Ekledim ve Gök Aradık Tuğlara şiir kitapları yayımlanmıştır.

Türk romancı Emine Işınsu,  sevgili şairimiz için ; ‘’ “Mehmet Ali Kalkan, bugün sayıları bir elin parmakları kadar kalmış gerçek şairlerimizden biridir. O Yesi’de, Rey’de, Viyana ve Yemen’de ve illâ Anadolu’da yaşar, yaşadıklarını bize seslendirir.” diyerek onun değerini ortaya koyuyor. Ardından Yavuz Bülent Bakiler; ‘’ Bu güne kadar, bir takım şiirleri, farklı zamanlarda kırk defa okuduğum çok olmuştur. Ama bir şiir kitabının bütün şiirlerini (hem de eksilmeyen, aksine çoğalan bir zevkle), arka arkaya üç defa okuduğumu bilmelisiniz.Onun şiirlerinde tespit ettiğimiz ikinci çok önemli husus: bizim kültür köklerimize çok bağlı ve sevdalı olmasıdır. Yani, bizim dini inancımız, dünya ve ahiret anlayışımız, tarih şuurumuz, insan sevgimiz, vatanımıza,milletimize yürekten bağlılığımız. Kalkan’ın şiirlerinde çok zarif mısralarla yüreğimizi ısıtıyor.” sözleriyle Mehmet Ali Kalkan’ın şiirini kanatlandırıyor.

    Prof. Dr. Tamilla Abbashanlı Aliyeva ise şairimizin kitabını tahlil ediyor: ‘’Mehmet Ali Kalkan’ın Gök Aradık Tuğlara adlı şiir kitabındaki konular çok olsa da en önemli konu kahramanlığın çiçek açtığı tarihimiz ve soy kökümüzdür. Bir de eserin dil ve üslubu dikkatimizi çekti. Yani eserin poetikası.

KİRMİZİRUJ

Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine sunuyor. Yazar, öyküleriyle ilgili olarak kitabın girişinde belirttiği ; ‘’ …kremalı bisküvi tadında… ‘’sözüyle üslûbu hakkında da ipucu vermektedir.

Onun öykülerini okuyanlar bu tanımın ne kadar yerine olduğunu göreceklerdir. Şaşırtıcı, düşündürücü ve çarpıcı bir ifadeye sahip olan bu öyküler, okuyucuyu daha fazla hayal kurmaya ve daha fazla düşünmeye kapılar aralamaktadır. Yazarın; ‘’ Boş Beşik’’ adlı öyküsü sadece;  ‘’ Hastane odasında gözümü açtığımda “hoşça kal” diyebildim.’’ Cümlesinden ibarettir. Burada her söz ve tamlamayı sorguya çekmek görevi okuyucuya bırakılmakta, düşünmenin özgür ve sınırsız vadisini güzelleştirmek kendisine ödül olarak verilmektedir. Yazar ise bu güzelliğe vesile olmanın mutluluğunu tatmaktadır.

 Yazar, Kırmızı Ruj’un ön sözünde ; ‘’ Sevgili okur arkadaşlarım, kardeşlerim, büyüklerim, küçüklerim, dostlarım, akrabalarım, hâlâlarım, teyzelerim, amcalarım, dayılarım, kuzenlerim… Çayın yanına çıtır çerezlik, atıştırmalık öyküler yazdım sizin için.Yazmak hayata bırakılan en güzel izlerden biridir. Hayata iz bırakmanız dileğiyle… ‘’ diyerek yazma amacını açıklamaktadır.

Prof.Dr. Abdülkadir İlgen ile "Türk Müslümanlığı" Üzerine Söyleşi

Türk müslümanlığı, çok tartışılan, daha da çok tartışılacak olan konu. Ama, ilgili fikir çevrelerindeki yaygın kanaat eğer bir Türk medeniyeti oluşturulacaksa bunun zeminin Türk müslümanlığı üzerinde oluşacağı üzerine. Geleceğimizde bu kadar önemle yer alacak konuyu hocamız sayın Prof.Dr. Abdülkadir İlgen ile etraflıca konuştuk. Söyleşinin çok ilginizi çekeceğini düşünüyoruz.
"Eski" ya da "İslâmlıktan önceki Türk Dini" ifâdesi doğru mudur? Türkler, Müslüman olmadan önce, yekpâre aynı inanca mı sâhip idiler? Türklerin İslam öncesi inanç sistemi için bir değerlendirme yapar mısınız? Nasıl bir varlık anlayışı var, nasıl bir Tanrı inancı vardı?
İslâmlık öncesi Türklerin dini ifadesinin kullanılmasında bence hiçbir sakınca yok. Bu nihayetinde bir durum tespiti, tanımlama. Hepsi bu. Fakat hemen belirtmek lazım ki, Türk dilli topluluklar yekpare olmadıkları gibi dinleri de yekpare değildi. Gökalp, her batın müstakil bir vicdana malikti der. Her aşiretin müstakil bir rengi, hususi bir şahsiyeti vardı. Dolayısıyla inançları da farklıydı. Hatta Kitabelerden anlaşıldığına göre Gök Tengri inancı da “Rabbülâlemin” olan bir Tanrıyı değil, hususî bir Tanrıyı, Türk Tanrısını ifade ediyordu. Yabgu, İl ve İlhanlık gibi her biri ayrı bir sosyal ve ekonomik yapının tezahürü olan siyasî yapıların her birinde dinî ritüeller pek tabii ki farklı, inanç farklıydı.

saitbaserSakarya Üniversitesi Felsefe Blm. em. öğretim üyesi Sait Başer ile bir araya geldik. Türk kültür ve inanç tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan yazarımızla dilden tarihe, hukuktan sosyolojiye güncelleme konusu üzerine enine boyuna sohbet ettik.

“Edebiyat ve Kültür Açısından Güncellik Arayışları” başlığı ile Divan Edebiyatı Vakfı’nda sunumlarınız başlıyor. Sizce güncellik nedir?

Türkçe’de güncellik kelimesinin kullanışı çok yeni. Yirmi, otuz senelik bir kelimedir. Neden üretti bunu Türk Dil Kurumu? Özellikle medya faaliyetlerinin “aktüalite” adıyla günlük kullanımda sıklıkla geçmeye başlaması üzerine “Aktüalite kelimesinin yerine ne kullanalım?” arayışı başladı. Bu arayış sonucunda “güncellik” kelimesi ve “güncellemek” fiili üretildi. Aktüel kelimesinin köküne bakarsak, Latince kökenli olduğunu görüyoruz. Oradan Fransızca’ya ve diğer batı dillerine geçmiş. İncil’de de geçen “akt” kelimesi, Tanrı’nın işleri anlamına geliyor. Sürekli yaratma halini anlatıyor. Yani kutsallıkla ilintili bir kök bu.

Aksiyon kelimesinin de kökeni sanırım…

Evet, aksiyon da aynı kökten geliyor. Semantik düzlemde bir kavram ailesi var. “Bunun karşılığı Türkçe’de ne olabilir?” diye aranmış ve güncellik kelimesi bulunmuş. Doğru mu, yanlış mı tatbik edildi? O ayrı bir tartışma konusu, ancak belli bir kesim aktüel kelimesini kullanmaya devam etti ama şimdi o direnç dağıldı, hepimiz kullanıyoruz.

Prof.Dr. Rahmi Karakuş ile Felsefe ve Türk Felsefesi Üzerine Söyleşi

Değerli Hocamız Prof.Dr. Rahmi Karakuş ile “Felsefe, dünya görüşü, ideoloji, Türk düşüncesi, bir Türk felsefesi ortaya konulabilir mi, imkânlar, prensipler, değerler…” üzerine konuştuk. Hocamız geleceğe yol ve ışık tutacak çok önemli değerlendirmeler yaptı. Her Türk milliyetçisinin bu değerlendirmeleri okuması gerekir diye düşünüyoruz.

İşte söyleşimiz:

1. Değerli hocam, “Felsefe” nedir? Genel anlamıyla bize felsefenin bir tanımını yapar mısınız?

En zor soruyu en başta soruyorsunuz. Üstelik bu sorunun cevabı diğer sorularınızın cevabını da belirleyecek. Sorunuzun klasik bir deyişle ‘efradını cami ağyarını mani’ bir tarifi yok, ya da bu güne değin bu suale verilmiş karşılıklar bu vasfı taşımıyorlar. Felsefe adlandırmasının yapıldığı tarihten bu yana bu sorunun karşılığı olabilecek çok sayıda açıklama bulabiliriz. Hatta bu konuda -meraklılarına H.R.Atademir’in, konu ile ilgili Türkçedeki ilk kitap teşebbüsünü tavsiye ederim- yapılmış çalışmalarda da bu hususu görmek mümkündür. Fakat el kitaplarında ya da giriş niteliğindeki eserlerde felsefe nedir sorusuna karşılık gelecek açıklamalar da yok değildir. Bu açıklamaları tarif/tanım şeklinde anlamamak gerekir. Bunlar betim/tasvir hükmündedir. Bize felsefe hakkında felsefe ile felsefeye benzer olan etkinlikleri ayırt etme imkanı verirler. Bunları felsefenin tarifi şeklinde anlamamak kaydı ile ve farklı tasvirleri bir arada dikkate alarak felsefe hakkında bir tasavvur oluşturmak daha isabetli olacaktır. Felsefe adına yapılmış tek bir tasviri tarif hükmünde ele alanlar bir takım düşünce etkinliklerini bir çırpıda felsefe dışına attıklarını unutmamalıdırlar. Bazen bu tarzda bir kabulle felsefe ile uğraşan bir kısım insanları felsefeci kabul etmemiş oluruz ve felsefe tarihini de sınırlandırırız.

Müziğimiz, Türkçe, Çocuklarımız ve Kökler Üzerine Sayın Fatma Adile Başer’le Söyleşi
Sayın Fatma Adile Başer, akademik düzeyde ve ama bir sanatçı duygu ve duyarlılığı ile bizim müziğimiz, Türkçemiz, kültürümüz ve medeniyetimiz üzerine okuyor, inceliyor, düşünüyor, sunuyor, yazıyor, anlatıyor ve tartışıyor. O, Türk kültürüne ve medeniyetine eşsiz hizmetler veriyor.
Türk kültürünün yaratacağı yeni ve evrensel mesajları olacak bir medeniyet tasavvuru oluşturabileceksek eğer, bu onların sayeyesinde olacaktır, tarihe de öyle geçecekler.
Alttaki söyleşide işte böylesi bir yürek, akıl ve ufuk ile müziğimiz, dilimiz, köklerimiz ve çocuklarımız üzerine konuştuk.
Sayın Başer'in cevaplarını, anlattıklarını, açıklamalarını tatlı bir heyecanla okuyacaksınız, mutlu olacaksınız, dahası ufkunuz açılacak, güveniniz artacak ve gelecek için, çocuklarımız için daha neler yapmanız, yapmamız gerektiğini birlikte fark edeceğiz.
Muzaffer Metintaş: Kıymetli Fatma Adile hocam, Türk müziği için bir çıkış ve başlangıç noktası arasak, nereden başlayabiliriz?

niyaziyıldırımSoru : Eski şairlerden ve yaşayanlardan sevdikleriniz kimlerdir?

Cevap : Bu soru çok tehikeli ve politk.-Esk şairlerden sevdiklerim çoktur. Kopuzu ile ilk deyişi söyleyenden tutunuz da, sanatı aşk ve iman olarak anlayan, gördüklerini, duyduklarını, sezdiklerini anasının ak sudu ile yoğurup ana diliyle söyleyen Türk şairlerinin hepsini severim.

Mutlaka bir isim istiyorsanız; son büyük şairimiz Yahya Kemal'dir.

Yaşayanlara gelince; Şiiri heves ve caka satma ölçüsünden çıkarabilmiş şairlerimiz vardır. Arif Nihat Asya, yaşayan en büyük şairimizdir.

LÂMELİF - SAHURA YAĞMUR ARICAN

“Varlığın bana yetmezken, yokluğunla avunmak zorundayım.” der Mevlâna… Ve ekler; “Ya al götür kalanımı ya da gel tamamla eksik kalan yanımı.” Tolstoy’un “İnsan...

Mehmet Çınarlı

Mehmet Çınarlı(d. 1925 - ö. 19 Ağustos 1999), Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Türk yazar, şair, denemeci, eleştirmen. Hisarcılar akımının kurucusu.1925...

PROF. DR. SUPHİ SAATÇİ

Kerkük’te doğdu (1946). İlk ve orta öğrenimini Kerkük’te tamamladı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar...

TARİHTE FÜTÜVVET VE AHİLİK - UMUT G

Ahilik, bir Ortaçağ esnaf teşkilâtıydı. Batı’daki lonca teşkilâtının, Türkleştirilmiş ve İslamlaştırılmış bir modeliydi. Aslında, ekonomik bir müessese olarak...

TOP-LUM

Eski Türkçe ile söyleyecek olursak Cemaat...Cem olmak, birlik olmak, yekdiğerinin ezasını bilmek, noksanını gidermek, zehrini almak idi bu kelimenin meali....

ŞEKİLLER-2

Prof.DR.Hilmi ÖZDEN

(Şekil 12 ) Şekil Mimari parçaOsman Eravşar, Haşim Karpuz, İbrahim Divarcı ve ark. (Editörler), cilt 2, a. g. e., s. s.140.(Şekil 13) Abdulkadir Geylani...

KAYIPLARIMIZ

Özcan TÜRKMEN

‘Nelerimiz kayboldu? Nelerimizi kaybettik? Yitiklerimizden neyi/neleri hep arayıp duruyoruz? Kayıp verdiklerimiz mi çok, kayıplara karışanlarımız mı çok? Ağır...

BİR KENDİNE DÖNÜŞ HİKÂYESİ; YABA

Saliha MALHUN

“Wild”; Cheryl Strayed’in romanından sinemaya uyarlanmış bir film. Filmin kahramânı Cheryl henüz daha yirmi üç yaşında olmasına rağmen hayat adına sıfırı...

DİREKLERARASI

Geçen gün tramvayla Şehzadebaşından geçerken Direklerarasını aradım. Epey zamandır görmemiştim: Sağ taraf kısmen duruyor, ama sol taraftan eser kalmamış! Eski...

GAZELİN ANLAM-YAPI İLİŞKİSİNDE MET

Divan Edebiyatı gazellerinin şekil özellikleri hakkındaki bilgiler hemen hemen bütün el kitaplarında yer alır. Ayrıca gazel konusunda kapsamlı ve değerli bir...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

PROF.DR. Hasan Onat İle Söyleşi: “D

Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam Anlayışı ve İslam’ın Geleceği...

ÂŞIK GUFRÂNÎ’NİN CİHÂD-I EKBER

Halk şairleri asırlar boyunca toplumlarının gözü, kulağı ve dili olmuşlar, ortaya koydukları ürünlerle kendi duygu ve düşüncelerinin yanı sıra içinde...

TARIK BUĞRA - HAVUÇLU PİLAV MESELESİ

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense gazetenin bilmecesini...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı Yavaş...

TÜRK ŞİİRİNDE NAZIM BİÇİMLERİ V

Nazım Birimi Şiirde iki temel unsur vardır.Bunlar “biçimsel(dış)” ve “içeriksel(iç)” olarak sınıflanabilir. Biçimsel unsurların başında nazım birimi gelir....

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
(XIV. YÜZYIL) Nîgârım dilberim yârim nedîmim mûnisim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde dermânım Sevgilim, dilberim, yârim, alışığım, canım; Yoldaşım, ayrılmazım, ömrüm, ruhum, derde...
Millî sanatımızın köklerinden o kadar koparılmış bulunuyoruz ki bayramlarda olsun, eski bayram şiirlerini anlayarak hatırlayabilenler, şimdi kim bilir ne kadar...
Son elli yılın, gerçek Türk şâirleri arasında, gönülleri fethederek, dalga dalga bayraklaşan Arif Nihat Asya, uzun yıllar görev yaparak, bir...
“Yemin olsun, o harıl harıl koşular koşanlara,Ateşler çakıp saçanlara,Sabahleyin baskın basanlara,Derken bir toz duman savuranlara,O anda bir topluluğu ortalayıp dalan...
(28.2.1884 - 6.3.1920) Doğ.: Gönen - Ölm.: İstanbul Cumhuriyetten önceki edebiyatımızın hikâye alanındaki en büyük ünü ve değeri, şüphesiz, Ömer Seyfettin'dir. Ömer Seyfettin,...
"Çiçekler âleminin suskun su gülleri onlar. Neden durgun sularda biterler? Hep merak ederim. Yoksa çiçeklerin bilgesi midir? Dervişi midir? Göğe...
Melendiç nedir? Gölgesinde neler olmaktadır? Metin Savaş "Zemheri Kuyusu etrafında kurduğu gizemli dünyanın insanlarına bu kez dokuz dallı Melengicin altından...
Orhan Şaik Gökyay. ‘’Bu Vatan Kimin? ‘’ adlı şiirinde; "Tarihin dilinden düşmez bu destan:Nehirler gazidir, dağlar kahraman,Her taşı bir yakut olan...
Önsöz İlk aşk, ilk evlat gibidir ilk kitap… Heyecanı, sancısı, sevdası, sevinci tarifsizdir… “Elifçe” Elife Ergan’ın şiirleri böylesi bir doğumu ve...
Hazan mevsimi bu yıl da birçok arkadaşımızı, Türk sanat ve fikir âleminin seçkin şahsiyetlerinden bazılarını aramızdan aldı.Prof. Faruk Kadri Timurtaş’tı,...
Hiç sizi yaralayanı, öldürmek isteyeni, elinin çamuruna, yüzünün karasına bakmadan affettiğiniz oldu mu? Hayır mı?“Sevgiyi senden öğrendim…” diyor şarkılar… Yalan! Gerçekte bir sevgi...
Hayâ zinettir. Takva da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır. – Hz. Muhammed- ‘Sabırla koruk, helva olur.’ vb sözleri sık duymuşuzdur.
Hür yaşamanın timsalidir topakev. Geniş Orta Asya bozkırlarının ve göçebe hayatının kullanışlı evidir otağ. Türkler evlerini taşıyan millet olduğu için...
MUHABBET

MUHABBET

17.12.2017
Muhabbet kuşu gördünüz mü hiç? Hiç muhabbet kuşunuz oldu mu? Muhabbet ettiniz mi hiç muhabbet kuşuyla… Muhabbet beslediklerinizin sayısını hiç düşündünüz...
XX. yüzyılın son yarısında, daha açık bir ifade ile, 1950 den bu yana, şiir dünyamızda hoş seda bırakan şairlerimiz arasında...