Perşembe 27 Şubat 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)
Daha önce okudunuz 0%

guldenyalcinGülden Hanım, şiire nasıl başladınız? Nasıl bir kültürel ortamda yetiştiniz?

Çocukluk ve gençlik dönemim SHÇEK yurdunda geçti. Şiir benim için bir mecburiyetti. Şiir, sığınağımdı, huzur bulduğum evimdi.Ben yurdun sağır duvarlarıyla dertleştim, loş koridorlarında çaresizliğimi haykırdım. Bahçedeki ağaç ve böceklerle söyleştim. Şiire sığınmasaydım, çıldırabilirdim. Asilik kuşağını kuşanıp her şeye isyan edebilirdim. Şiir, öfkemi yatıştırdı, nefretimi sevgiye dönüştürdü. Şiirle tattım sevgiyi. İnsan olmanın gereğini şiirle öğrendim.

İnsanın eline kağıdı kalemi aldıran aşktır,  hüzündür, derttir,gurbettir... sevdadır.Kimi zaman buram buram umut kokar dizeler.Bir de bakmışsınız ki diğer bir şiir mazide kaldığını zannettiğiniz yaralarınızı deşeler.

Şiir yazmak kolay değildir aslında. Anlamak bile duygu,gönül ve hatta yürek ister.

Ben hep duygularımı satır aralarına gizlerim, umudumu iliştiririm en ücra köşeye.Göz yaşımla başlayıp,tebessümümle imzaladığım çok şiirim oldu.Hadi kızım kalk ve yürü mutluluğa diye kendime telkinde bulunduğum çok satırlarım var.  Şiir okunmaz, yaşanır.

Öğretmenler ve 150 kişilik öğrenci kitlesini barındıran yurt benim kültürel ortamım oldu. Kader arkadaşlarımda böyle bir kültürel ortamda sanat,spor,müzik ve resim gibi faaliyetler bütünlüğünde yoğruldum.

Sizce şiir nedir? Şiirin güzel sanatlar içindeki yeri nedir?

Şiir her yazanı için farklı anlam ifade etse de benim için şiir aşk ve nefestir. Her insanın mutlak bir hikâyesi vardır hocam ancak çok az insan şiire sahip olur.

Çünkü bin bir manaya yansır tek kelâm. Kimi hasret kokan sılasını bulurken dizelerde, kiminin kokusu gelir sevdalısının burnuna.

Faruk Nafiz Çamlıbel’in; ‘’Sen Neredesin’’ şiiri ölümü anlatır meselâ. Hele ki o,

guldenyalcin3 “Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,

Pencereler kapandı,kapılar sürgülendi.

Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar,

 Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...”

     mısraları bana hep yalnızlığımı anımsattı yıllarca.

 “Yuvamı çiçekledim,sen bir meleksin diye.

Yollarını gözledim görüneceksin diye...” mısrası ise tükenmeyen umudu. Oysa dedim ya büyük üstat, bu şiirle ölümü ve gidenin ardında bıraktığı hüznü yoğurmuştu.

Şiire mana katmak diye bir durum da var. Manzum bir yazıyı her kimden dinlerseniz dinleyin hep aynı manayı sunar size. Oysa şiir her yorumcuyla ayrı bir manaya donanır.

Çok derin duygularım ve sevdamın yüküyle yazmış olduğum “Tek Nefes” isimli şiirimin ilâhi formatıyla besteleniyor olması da bu duruma denk geliyor işte.

Tek Nefes

Ah, bir hecedir tek nefes.

Yaradan aşkı bakîdir,

Gerisi hep heves.

Tutsağında bir kuş,

Yürek göğüste, kafes...

Yaradan aşkı bâkidir

Gerisi hep heves.

Sen ki süslerken Babil’in asma dallarını,

 En süslü heceler ile alır ahir vakit aklını.

Yittiğiyle kalır ömür,

 Kapanır hak dergâhı.

 Susmazında hecelerin lâl olur,

İstemesinde duaların kal.

O gider bakan gözlerin kör olur.

Ah, bir hecedir,tek nefes

Yaradan aşkı bâki ir

Gerisi hep heves.

Ömürler bitiyor heyhat!...

 Kalakaldık tık nefes!

Son yıllarda ortaya çıkan Türk şiiri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sosyal medya ve sanal hayatın gündemimize damgasını vurmasıyla toplum olarak okumayı unutmaya başladık. Hayatımız tamamen teknolojiye bağımlı bir hâl aldı.Türk şiirinin şekil ve tema yönünden tıkanmasını ise daha maddesel duyguların ön plana çıkmasına,sevgi ve gerçek aşkın kan kaybına bağlıyorum. Sevgi, dostluk azaldıkça şiir bitiyor. Bize yeni bir silkiniş, yeni bir öze dönüş hareketinin  gerekli olduğuna inanıyorum. Sanat, ekonomi ve sosyal düzende milli bir uyanışın oluşmasını bekliyorum.

Şiirinizi edebi akımlardan hangisine yakın görüyorsunuz? Kendi şiiriniz hakkındaki görüşleriniz nedir?

Ben tüm şiirlerimi modern ve serbest bir kompozisyonda tamamen ruh akımımın yörüngesinde yazmakla beraber ilâhi aşk ağırlıklı bir temada yazıyorum. Aşk, hasret, gurbet, hüzün ve sevgi ile şekil veriyorum her birine, yeri geldiğinde lirik şiirlerim dökülüyor dizelerime.Bir nevi hisler ve ruhun dansı diyebilirim dizelerime.

Şiirimde estetik bir tavrı ön planda tutuyorum. Şiirimi imgelerle müziğe yaklaştırmaya çalışıyorum. 

 Geleneksel ve modern şiir hakkında ne düşünüyorsunuz? Geleneksel şiire yaslanmadan modern şiirde başarılı olunabilir mi?

    Her ikisi de bir birleriyle sürekli kavga eden iki kız kardeş benim gözümde. Biri olmadan diğeri biraz yarım sanki...önemli olan duyguların geçiş merasimi.

    Kültürel bir değer olan şiir, yüzyılların süzgecinden geçerek günümüze ulaşır.

Çünkü şiirin temel öğesi olan dilin bir zaman derinliği bulunmaktadır. Siz Türkçe şiir yazıyorsanız, İslâm öncesi Türk edebiyatını, Divan ve Halk Edebiyatını bilmek zorundasınız. Orada ortak dilin ortak kodları vardır. Siz o kodlarla yazıp konuşuyorsunuz. Konuya böyle bakmak zorundasınız. Bu bakımdan modern şiir,geleneksel şiire yaslanmak zorundadır.

Eskişehir halkının şiire yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Eskişehir’deki şiir etkinliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskişehir,  sanatın kalbinin attığı yer bence. Şiir gibi zarif, nükteler gibi heyecan verici. Eskişehir şaire ve şiire değer veriyor. Etkinliklerimiz daha çok ve ses getirir nitelikte olsa çok daha güzel olacak.

Eskişehir’de her gün, her hafta dolu dolu sanat yaşanıyor. Sanatın her alanında etkinlikler düzenleniyor. Seyirci, izleyici konuklar da azımsanmayacak nitelikte. Ne izlediğini, neyi izleyeceğini iyi biliyor Eskişehir halkı. Elbette şiirin he zaman ayrıcalıklı bir özelliği var. Burada Yunus Emre’nin sesi, nefesi ihmal edilebilir mi?

  Bu konuya Yahya Kemal’in deyişiyle yaklaşmak lâzım; ‘’ Ne harâbî ne harabatiyim,

                                                                              Kökü mazide olan âtiyim.’’

guldenyalcin2

Yayına hazır hazırladığınız şiir kitabınızdan bahseder misiniz?

     Evet yayına sunacağım kitabımın tüm gelirlerinin tamamını Aile ve Sosyal Politikalar bünyesinde ki sevgi evlerindeki genç kader kardeşlerime adadım, onlara  bağışlayacağım . Bu yüzden bu ilk kitabımı en güzel şekilde sunmak istiyorum yayına. Kitabımda yaşamadığım hiç bir duygu ve hissi kaleme almadım.İlk şiir ödülümü 11 yaşımda aldım ve bu güne kadar ruhumdan doğurduğum en az beş bin şiire imzamı attım. İçlerinden bir şiir kitabı hacminde olacak şekilde seçim yaparak okuyucularıma sunacağım.

İnşallah çok kısa bir zamanda şiirlerim sizlerle buluşacak.

 Gelecekte şiirle ilgili neler yapmayı tasarlıyorsunuz?

Ben şiir yazmıyorum, şiir ile yaşıyor ve şiir ile nefes alıyorum.Sanırım şiir ile yaşlanmak niyetindeyim.İleride emekli olmak nasip olursa küçük bir şiir kafe açıp gençliğe şiiri daha çok sevdirip hissettirmek gayesindeyim.

Hikâyesiyle birlikte bir şiirinizi bizimle paylaşır mısınız?

   

 Şiirimin hikâyesi içindedir.

 “GİDİYORUM”

Ne diye gelirsin ki aklıma,

Günün sessiz saatlerinde.

Dan!...gibi bir sesle, Sen!...diye.

Türkülerden de soğudum, hep ayrılık var niye?

Duyulmaz oldu sevdam dünden güne

Vakit mi kalmaz hey canım sevmeye, sevilmeye.

Ne diye gelirsin ki aklıma?

Dan!...gibi bir sesle,Sen!..diye

Günün suskunluğa en hasret deminde.

Gönlümün derdini bilemedim, sinemle

Attığım elim yandı döşümde

Yalın ayak yürümüşsem senli düşlere

Suçum ne günahım ne vebalim ne?

Az mı küstü gözlerim,  suretinin hayâline

Haya bildim gitmeleri,sırtımı dönüp öylece

Ateşinde pervane olup,tutuşan kanatlarımdan kime ne?

Yer mi kalmadı bu hengamede sevmeye, sevilmeye

Bir sitemin olsun bana, gönülden taa içe.

Değsin yalın ayaklarımı kanatan taşlara, dikenlere.

Ahıma yetmez oldu,düğümlediğim hece.

Neden gelirsin aklıma?

Dan!...gibi bir sesle,Sen!...diye.

Hüzün olmayan, sevda denizinde

Dertli nağmelerin işi ne?

Sınav mıdır Yarabbim “Aşk” gönüllere?

Korkar olunan vuslatlar,en yüce tövbe!

Göze alamıyorsan yangın yerinde kül olmayı,

Hardan çıkıp gül olmayı...

Yutmayacaksın! bal bilip hor, kem kelâmı.

Hasrette, vuslatta aynı taşın altında saklı.

Kapanmadan hak dergâhının kapıları

Bilemezsin hey canım yaşadıkların

Hakkın mı, haramın mı?

Değme gönlüme har iken, yar diye...

Oyalama ruhumu dar iken vakit, var diye!

Bu kaçıncıdır hey can!

Gönül evlerinde yıktığın Kâbe?

An gelir, davacı olur senden

Başını kibirle vurduğun secde.

Gelme artık aklıma!

Dan!...  gibi bir sesle, Sen!... diye.

Gidiyorum işte ben,

Dünden... bir adım öte.

Gülden YALÇIN Kimdir?

1980 yılında Çanakkale-Gelibolu ilçesinde doğdu.

İlk öğrenimini  Gelibolu Piri Reis İlköğretim Okulunda okudu.

Sonra kader, üç kız kardeşi SHÇEK Çocuk Yuvasına götürdü. Buradaki ortak adları  ‘’Yalçın Kardeşler’’ oldu. Mehtap, Gülden ve Ayşegül…

Yuvaya ilk verildiği gün, Sosyal Hizmetler Uzmanı Hakan Bey’in elinden  kurtulup, Çanakkale‘den Lapseki’ye kadar koşarak kaçıp gitmesi,  Çanakkale’nin atletlerinden biri olmasını sağladı. Yıllarca 3000 metre koşucusu oldu.

Çanakkale’de hem öğrenci hem de sporcu kimliği geliştirirken şiir ile çok trajikomik bir şekilde tanıştı.

11 yaşındaydı ve duygu doluydu. Çocuk Yuvasında herkesin hikâyesi birbirine benziyordu.

Derdini kağıt ve kaleme aktardı. Düz bir günce tuttu kendine

Güncesi ele geçirilince bir mahçupluk yaşadı. Şiir , dert ortağı can yoldaşı oldu.

Her güne bir şiir borcu vardı artık.

Sosyal Hizmetler bünyesindeki şiir yarışmasında boy gösterdi, ödüller aldı.

Girdiği bütün sınavları başarıyla aştı. Başarılı bir eğitim hayatı oldu.

  Elektrik mühendisi ya da hemşire olmak üzere iki seçeneği vardı. O, hemşireliği seçti.

Ankara’dan 2001 yılında birincilikle mezun olduğu için görev yeri olarak Eskişehir’i seçti.

Anadolu Üniversitesi Sağlık Kurumları İşletmeciliğini okudu.

Halen Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hemşire olarak görev yapmaktadır.

Yazar Hakkında

Ahmet URFALI

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile