Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)
Bunu okudun 0%

Ali Nihad Tarlan Türkologlarla

Ali Nihad Tarlan Türkologlarla
Merhabalar Sevgili hocam. Öncelikle Ali Nihat Tarlan hoca için hazırladığımız bu özel sayıda, bize eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz. Hocam, sizin nazarınızda o dönemler, Ali Nihat hocanın görünümü nasıldı?

O zamanlar hocanın yaşlarında başka hocalar da vardı. Bunlar fötr şapkalıydı, kruvaze ceketli idiler. Biz bunları koridorlarda görünce edeben kenara çekilirdik. İstanbul Üniversitesi'nin kütüphanesini gördüyseniz, orada kapılar iki kanatlıydı, biz hocalara kapıları açardık, hocalar da bize şapkalarını çıkarır selam verirdi. Bir keresinde Ali Nihat hocayı cadde kapısından girerken gördüm, hocanın taba renkli bir yeleği vardı, sürekli şıktı. Ben de bu yelekten yaptırmıştım, yakın zamana kadar kullandım. Çok şıktı Ali Nihat Bey. Böyle orta boylu nahif bir kişilikti hoca. Uzun boylu değildi fakat ufak tefek de değildi.

Hocalar fakülteye yakın otururdu, ilme yakın diye oralarda herhalde. Yavrunun kahvesi veya Halil’in kahvesi diye bir yer vardı. Orada ulema toplanırmış şuara, udeba kesim gelir edebî sohbet olurmuş. Orda o kahveler meşhur Mehmet Akif Bey de gelir, Neyzen Tevfik gelir ney üflermiş yani edebî bir mahfil. İstanbul'un edebî mahfilleriyle alakalı Turgay Anar diye bir çocuk var çok güzel bir kitap hazırlamış. Orada bulabilirsiniz bu mevzuları. Hocanın İstanbul Türkoloji’de Ertuğrul Düzdağ isimli bir öğrencisi vardı bizden büyük abimizdi bu şahsın kitapları öğrencilere okutulmalı. Çok çalışkan birisiydi sabahlara kadar ders çalışırdı. İsmail Erünsal da hocanın talebesiydi. Kütüphanecilik tarihi ile ilgili kitapları çıktı biliyorsunuz. Şu an üniversitede çalışıyor veya emekli olmuştur. Ben Ertuğrul abi ve İsmail abi Enderun Kitabevi’ne gelir sohbet ederdik. Ali Hoca üniversitede Metin Şerhi dersi verirdi önce okur sonra çok güzel açıklardı, insan ağzı açık bir şekilde hocayı dinlerdi. Çok güzel, ders biter. Hocanın gözü bizi aşinaydı. Milli Türk Talebe Birliği'ni bilirsiniz arkadaşlar Sosyal Bilimler Enstitüsü açmıştı oraya. Ali Nihat Tarlan, Şehabettin Tekindağ, Bekir Kütükoğlu, tıptan hocalar, hukuk fakültesinden hocalar gelir enstitüde bize ders verirdi. Sonra bize de bir sertifika verdiler, hâlâ saklarım onu. Ali Nihat Bey burada, Eski Türk edebiyatı metin şerhi yapardı. Ben de hocaya yakın otururdum. Hoca gözü aşina olduğu için bu fakire bakar dersini anlatırdı. Bunlar hocanın dersini teybe aldılar. İki arkadaş çalıştı Bu kayıtlar ya onlar da var veya kitaba çevrildi, bunlar bulunabilir. Hocanın malum Metin tamiri vesaire 3 tane eseri vardı. Bunlar 36- 37 de basıldı.

Edebiyat Fakültesi'nin bir başka özelliği, 27 Mayıs günü Göksu'ya gezi düzenlendi. Gemi ile gidilir, önce Anadoluhisarı’na çıkılır, oradan Göksu deresi boyunca yürünürdü. Bendeniz de oradaydım. Yanılmıyorsam 1968 veya 69 senesiydi. Ali Nihat Bey, Faruk Kadri Timurtaş, Ahmet Caferoğlu ve Mehmet Kaplan vardı. Oralar İstanbul'un en güzel mesire yerlerinden biriydi. Arkadaşım Ramazan Bey vardı kendisi hafızdı. Çok güzel şiirler okurdu. Hocanın biliyorsunuz Kuğu adlı bir şiir kitabı vardı, oradan şiirler okumuştu. Baktım hocanın gözlerinden yaş geliyordu, hoca hislenmişti. Eski günleri anıyordu sessiz sessiz, ben hissettim. Göksu Deresi'nde Eskiden kayıkla gezilirdi, hoca arkadaşlarla beraber kayık gezisine çıktı. Hoca eskiden beri çok naif bir şekilde kürek gezilerine çıkardı.

Ali Nihat Tarlan hocanın yakın çevresinde kimler vardı?

ali nihad tarlan

ali nihad tarlan
Hoca zannederim Azerbaycan’dan gelme bir aileden geliyor kendisi. Evet Dağıstanlı. Ali Nihat Bey’le Necip Fazıl’ın çekişmesi oldu. Necip Fazıl’ı yakından tanıyordu, evine giderdi kendisinin. Millet kütüphanesi müdürü vardı, Mehmet Tayşi. Milli Kütüphanenin müdrüydü. Mehmet abiyle tanışır, görüşürdük seyyitti kendisi. Halveti üzerinde bir doktora çalışması yaptı, çok geniş bir sahayı çalıştı. Onun “Sandukatü’l- Maarif” diye Tekke kıyafetiyle alakalı kitabı çıktı. Kendisi hocanın öğrencisidir. Süleymaniye’nin müdürlüğünü yapmış olan tarih doktoru Nevzat Kaya da onun öğrencisiydi. Osman Öztürk vardı şarkiyat mezunu Mecelle üzerine kitapları vardı. Tarlan’ı tanıyordu.

Harf inkılabından evvel, tez mevzuuna gelince İstanbul tarihi dersinde hazırladığım Fatih Külliyesi belgeselim var. Dersler veririm, gösteririm. Fatih külliyesi’nde dedem kaldı, onun dedesi kaldı, bendeniz de kaldım. Şu anda da birkaç kilometre mesafedeyim Fatih Külliyesi’ne. Bir de bir talebe mezun olurken mutlaka bir risale yazarak mezun oluyor ve bunu inceledim. Fatih külliyesinin başlangıcı bizim İstanbul Üniversitesi'nin başlangıcı ile beraberdir. Üniversitenin kapısında da 1453 yazar bunun için. Bu mevzuda Süheyl Beyin kitabı var, “Fatih Külliyesi ve Eğitim Hayatı” diye orada da geçiyor. Bu tesir, bu medresenin tesiri bizim edebiyat fakültesinde de devam etti. Bizler hep tez hazırladık. Tez hazırladığım hocam Nihat Çetin’dir. Türkoloji mezunuydu Nihat Bey. Nihat Bey ”Araştırmada Temel Bilgiler ve Usul” adlı bir ders okuturdu. İkinci olarak “Arap Edebiyatı Tarihi”, üçüncü olarak “Nahiv”, dördüncü olarak “İslam Edebiyatında Aruz Dersleri”ni okutur not tuttururdu. Kitabı yoktu biz de bunları yazardık. Ben onları arkadaşlardan topladım Süleymaniye'nin hemen 50 metre üst tarafında Reha Sokak vardı oraya götürüp bıraktım ve kenarına not düştüm hatalar müstensihe aittir, müstensih de benim. Hata görürlerse bana mal etsinler. Hoca vefat etti. Hocam Mevlevî idi Nihat Çetin. Nihat Bey'in “Eski Arap Şiiri” isimli bir kitabı vardı. Hocanın profesörlük tezidir. Eski Arap Şiiri bana imzaladığı kitabı var. Eski Arap şiirini bilmeyen Divan şiirini anlayamaz bana kalırsa, bendeki eski, İstanbul Üniversitesi Matbaası baskısı çok güzel. Bunlarda hata varsa bendendir ve “Eski Şiirde Usul”. Bundan başka “Arap Tarihi” adlı eseri var. Bunlar takriben 3 cilt olur. Nihat Çetin, Ali Nihat Tarlan’ın talebesiydi. Boğaziçi Üniversitesi emekli profesörü Güney Kut Hanım da kendisinin talebesi idi.

Hocanın İstanbul Türkoloji’de Ertuğrul Düzdağ isimli bir öğrencisi vardı bizden büyük abimizdi, bu şahsın kitapları öğrencilere okutulmalı. Çok çalışkan birisiydi sabahlara kadar ders çalışırdı. İsmail Erünsal da hocanın talebesiydi. Kütüphanecilik tarihi ile ilgili kitapları çıktı biliyorsunuz. Şu an üniversitede çalışıyor veya emekli olmuştur.

Ali Nihat Tarlan hocanın meşrebi nasıldı?

Konu ile alakalı iki öğrencisinden duyduğum bilgiler mevcut. Biri Mehmet Tayşi diğeri de Nevzat Kaya, Süleymaniye'nin müdürüydü. Nevzat Bey, Edebiyat fakültesinde okudu. 40 sene kütüphanenin idareciliğini ve Süleymaniye’nin müdürlüğünü yaptı Nevzat Kaya. Nevzat Bey şu an Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi'nin Kanlıca Kampüsü’nde Osmanlıca hocalığı yapıyor. Kendisi tarihte doktora yaptı. Kütüphaneleri vesaire çok iyi bilen bir arkadaş. İkisi Ali Nihat Beyin evine gidiyorlar -kütüphanesini Süleymaniye'ye devralmak için-. Konuşurken çocuklarla, Bektâşîlik mevzuu açılıyor. Hoca Bektâşîliği anlatıyor. Bektâşî şeyhi olduğunu söylüyor ve bir ehl-i sünnet bektaşi şeyhiyim, diğer Bektâşî geçinenler var onlar da şöyle şöyledir diyor, kızıyor onlara hoca. Bu, hocayı değerlendirme açısından son derece mühim. O günlerde Türkiye'de Bektâşîlikle alakalı hassas bir durum var göz önüne almalı. Ama hocanın bir Ehlisünnet Bektâşîsi olduğunu yazmalı.

Ali Nihat Tarlan hocanın çalışmaları hakkında neler söylemek istersiniz?

Ben her şeyin başına tireler koyarak notlar aldım. Hocanın malum biliyorsunuz Fuzûlî Divanı Şerhi var. Leylâ ile Mecnûn Mesnevîsi’ni doktora tezi olarak çalıştı. İlk doktora olması hasebiyle çok önemli, ona ulaşsanız. Onun mümkünse tıpkıbasımını yapsanız. O zannediyorum daktilo veya el yazısıylaydı, çok çok güzel olur. Onu mümkünse hepsini basmak belki kitabın hacmi geniş olur ama olsun hepsini basmak gerekiyor. Hiç değilse başında sonunda kırkar ellişer sayfa basmak. Belki de el yazısı ile yazmış olabilir, öyle tezler de gördüm ben. Ayrıca, hocanın kitapları basılmalı, makalelerinin bibliyografyası hazırlanmalı madem böyle bir şey yapılıyor. Ben sahaflardan hocanın çalışmalarını takip eder, satın alır, arkadaşlarıma hediye ederdim. Bu kitaplar hep yazma, mebzul haldeydi. Hâlâ bile sahaflara para verilirse neler neler ortaya çıkar. Hocanın bir sözü vardı “Es-sahaf bî-insâf (Sahaflar insafsızdır)” diye. Türkiye toplu yazmalar kataloğu çıktı bir kısmı Ali Nihat Bey’e aittir yanılmıyorsam. Nevzat Kaya hoca bu kitapları buldu. Kıymetli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Eğer dergi çıktığında bize de ulaştırılırsa çok mutlu oluruz. Eskiden bir laf vardır teberrüken diye, bu şu demektir; büyük bir zatın bir yerde bulunup o yeri bereketlendirmesi. Hocanın bazı eserlerinin bazı sayfaları daha dergide bulunursa dergiyi bereketlendirir.

Mülâkat: Şeyma Nur Zararsız (Dr., Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kayseri/Türkiye.)

Metne Aktaran: Saddam Çokur (Doktora öğrencisi, Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Gaziantep/Türkiye)

 kaynak: HİKMET-Akademik Edebiyat Dergisi [Journal of Academic Literature],YIL 4 - ARALIK 2018

Comments powered by CComment

Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Tarih bazen anlatılmalı, bazen gerçeklerin içine gitmemiz gerekiyor yoksa geleceğin ne olacağını kestiremiyoruz. Biz sadece Orta Asya’yı demiyoruz, Türkiye dâhil Osmanlı’nın...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Bireyi kendilik hissiyle yakınlaştıran/ uzaklaştıran olgular dizgesi, toplumsal sorumluluklar ve ihtiyaçların bir-biriyle olan uyumu/çatışmasıyla doğru orantılıdır. Bireyi...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Yoksa başlığa gene “Oğuz Uykusu” mu demeliydim… Son yıllarda bâzı muhâfazakâr çevrelerde gittikçe genişleyen bir Mevlânâ aleyhtarlığı gözlüyorum. Esâsen bu üzüntü verici durumu...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...