Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

yazmak copyYazmaya başlamadan önce ne yaptığımızı ve ne amaçla yaptığımızı bilmek gerekir. Yazmak nedir? Ne için yazıyoruz (ki bu son derece kişisel bir sorudur ve cevabı da kişiye mahsustur)? Ancak bu soruların cevabı bilimdiği müddetçe "nasıl yazarım"? sorusunun cevabı aranmalıdır.

Şu çok iyi bilinir ki yazmak insan doğasına paralel bir eylemdir. Her ne kadar insan evrenin yaratıcısı olmasa da kurmaca dünyanın yaratıcısı olarak son derece içgüdüsel bir duyguyu beslemektedir. Yazmak bir anlamda yaratmak ve yaradanı taklit etmektir. Bu anlamda manevi bir eylemdir.

Günümüzde yazı bir terapi metodu olarak da kullanımaktadır. Yazan kişilerin psikolojik anlamda son derece rahatladıklarını gösteren araştırmalar ve bilimsel bulgular mevcuttur. Ayrıca yazmak yazarak düşünmeyi de beraberinde getirdiğinden yazar olmanın zihinsel kapasitenin gelişimi açısından da faydalı olduğu daha önce bir çok çalışma ile gösterilmiştir.

Bunun dışında bazı kimseler de gündelik yaşantılarının notlarını tutmak için yazar. Örneğin gördüğü güzel bir kadını kelimelerle kaydeden veya başından geçen heyecanlı bir olayı yazarak kaydeden kişiler de mevcuttur.

Nasıl Yazmalı?

Yazarlığı hem zor hem de zevkli kılan unsur yazarın uzun süre kişiler, kavramlar ve olaylar üzerine düşünmesidir. Daha da zor olanı ise bir kurmaca eser çerçevesinde kavram, karakter ve olayları birbirine bağlamak ve uzun soluklu bir süreçte ilerletmek; ilerletirken de okuyucuya kyif ve heyecan vermektir. Özetle ve çok kabaca iyi yazmanın üç altın kuralından bahsedebiliriz:

1) Olay, kavram ve karakterleri birbirine bağlamak

2) Bunu yaparken okuyucuya keyif ve heyecan vermek

3) Bütün bunları gerçekçi bir zeminde yapmak

Üçüncü madde bir anlamda ikinci maddenin ön şartıdır. Yani gerçekçi taklitleri (yazmaya bir anlamda gerçek dünyanın taklidi de diyebiliriz) ortaya sunduğunuz müddetçe okura keyif ve heyecan verebilirisiniz.

Bir diğer gözle bakmak isterseniz şöyle de düşünebilirsiniz: Yazarlık bir performans sanatıdır. Eserinize başladığınız dakikadan itibaren sahnedesinizdir ve sahnede kaldığınız müddetçe de okurun ilgisini diri tutmak durumundasınız. Üstelik lığın sahne sanatlarından daha zor bir yanı vardır. Yazarken ses, ışık ve hareket kullanmanız mmkün değildir. Okurla iletişim kurabileceğiniz tek yok kelimelerdir. Bu sebeple kelimelerinizi kurgunuzu en iyi aktaracak şekilde seçmelisiniz. Özetlemek gerekirse yazmanın iki temel unsuru vardır:

1) Anlatacak bir şeye sahip olmak

2) Sahip olduğunuz anlatı malzemesini keyif verecek şekilde aktarmak

Kişiyi yazarlığa götüren yol çok meşakkatli olsa da bu yolda yazarı destekleyen bazı yardımcılar da vardır. Örneğin:

Yazma yeteneği

İyi bir yazar danışmanı

Doğru geri bildirim

Sıkı bir gözlem gücü

Analiz becerisi

bir kişinin yazar olması için son derece elzem desteklerdir.

Peki Yazmaya Nerden Başlamalı?

Bu konuda görüüşler ikiye ayrılır. Bir grup yazar yazmanın plansız ve yetenekle kendiliğinden oluştuğunu söylerken yaratıcı yazarlıkla bilimsel olarak ilgilenen kuramcılar yazmak için analitik düşüncenin, eğitimin, planın ve sıkı çalışmanın şart olduğunu söylerler. Biz de bu noktada ikinci görüşün tarafındayız.

Kurmaca yazmaya başlamadan önce yazarın bir takım gözlem ve anlatı becerilerini edinmiş olması gerekir. Bunun için en az on defa aşağıdaki egzersizi yapmış olmak faydalı olacaktır.

Egzersiz 1:

Evinizin yakınında bir kamusal alan seçiniz. Bu alan cafe, park, hastane veya bir devlet dairesi olabilir. Gözünüze kestirdiğiniz ilk kişinin hayatını tahmin etmeye çalışın. Nasıl bir evi vardır? Ailesi nasıldır? Orada ne için bulunuyor? O sırada aklından neler geçiyor?

Yukarıdaki egzersiz iyi bir kurmaca esere başlamak için oldukça yardımcıdır. Bu kişi hakkında bir takım tahminler yürütürken kendinizi onun dünyasında bulacaksınız. Orada neden bulunduğu sorusuna cevap araken kurmaca eserinizin de iskeletini oluşturmuş olacaksınız.

Yazmaya nerden başlamamalıyım?

Yazmaya nerden başlamalıyım sorusundan belki de çok daha önemlidir bu soru. Çoğu amatör yazarın düştüğü başlangıç hataları vardır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:

1) Klişeler kullanmak: Hem içerik hem de slup açısından klişler kullanmak yazarlık deneyiminize zarar verir. Klişeler kişinin kendi zihinsel ürünü olmayıp toplumsal normların ve daha önceden yazmış/düşünmüş kişilerin ürünüdür. Bu sebeple amacı "yaratıcı yazarlık" olan taze yazar adayına zarar verecektir. Klişelere değinmek hem yazarın iç motivasyonunu kırar hem de okuyucuyu sıkar. Unutmamak gerekir ki öncelikle kendimiz için yazıyoruz ve yazmak üretmektir. Kendi üretmediğiniz fikirleri yazmaya kalkıştığınızda yazarlığınız da eksik kalacaktır. Edebiyat dnyasının ikinci bir "Kırmızı Başlıklı Kız" hikayesine ihtiyacı yok ne de olsa.

2) Anlatıma tasvirle başlamak: İçerik açısından olmasa da uslup açısından tejlikeli bir durumdur esere tasvirle başlamak. Tolstoy, Dostoyevski vs. gibi usta ve klasik yazarlar kendi eserlerine tasvirlerle başlamış ve uzun uzun tasvirler yapmış da olsalar bu sizin de yapmanız gerektiği anlamına gelmez. Günümüz öykü ve romanı klasiklerden çok farklı bir geleneğe sahiptir ve günümüz okuyucusu görsel malzemeye çok daha alışkın olduğu için tasvirleri sıkıcı bulacaktır.

3) Sıkıcı bir giriş yapmak: Tasvire ek olarak "O gün günlerden Cumartesiydi". gibi zaman, mekan belirten girişler yapamka da son derece amatörcedir. Bu aslında yazacak malzemeniz olmadığı ve kağıt üzerinde oyalandığınız hissini oluşturur, ki böyle olmamalıdır. Aslında vermeniz gereken his neyi nasıl anlattığını bilen bir yazar olduğunuz ve okuyucunuzla olan randevunuzda kontrolün sizde olduğudur. Unutmayın ki okuyucu bir kitabı eline alıyorsa kendini yazarının taşıyacağı dünya ve rüzgara bırakmış demektir. Kontrolün sizde olduğunu hissettirmeniz gerekir.

4) Gerçeküstü bir evren kurgusuyla başlamak: Yazarken ilk amacınız okuru sahici bir dünyaya çekmek olmalı. Bilimkurgu dahi yazıyor olsanız yazdığınız evrenin gerçekte var olduğu hissine uyandırmalı bir anlamda okuyucunuzu ikna etmelisiniz. Bu sebeple "Çıkmaz ayın son Perşembesinde uydurma sokakta yaşayan kağıttan bir teyze varmış" diyerek başlarsanız kurmacaya, okuyucunuzda yapmacıklık hissi uyandırırsınız. Bu sebeple önerimiz gerçekte var olan mekan adları kullanmak ve o mekanda yaşamış olan karakterler hissini yaratmanızdır.

5) Az okuyarak kurmaca yazmaya çalışmak: Okursanız yazarsınız, okumazsanız nerden başlayacağınızı bilemezsiniz. Okuduğunuz eserin kalitesi hiç önemli değil. Kural basit. Tıkandığınız fakat yazmak da istediğiniz o anda elinize herhangi bir kitap alın ve okumaya başlayın. Zihninizdeki kurmaca yaratıcılık kanallarının kendiliğinden açıldığını göreceksiniz.

Yukarıda bahsedilen egzersizi 10 farklı mekan ve kişiyle YAZILI şekilde deneyip, başlangıcın beş hatasını da yapmadığınız müddetçe yazamıyor olmanıza imkan yok.

Kaynak : w w w . s e n a r y o e k i b i . c o m 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz...

İŞRAK DUYGULARI - AHMET URFALI

İŞRAK DUYGULARI - Ahmet Urfalı RUMİ YAYINLARI Araştırmacı-eğitimci-şair Ahmet Urfalı'nın yeni şiir kitabı “İşrak Duyguları” Rumi Yayınları'ndan piyasaya...

PROF. DR. SUPHİ SAATÇİ

Kerkük’te doğdu (1946). İlk ve orta öğrenimini Kerkük’te tamamladı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar...

ENVER PAŞA'NIN ANILARI - HALİL ERDOĞA

Kitap Enver Paşanın anılarını üzerine ekleme yapmadan olduğu gibi aktarıyor. Tarihimizde önemli bir yeri olan Enver Paşanın anılarını kendi ağzından dinlemek...

DENEYELİM Mİ?

Özcan TÜRKMEN

Hayat öyle güzel ki... Öyle güzel ki yaşamak. Yaşadığının farkında olarak yaşamanın hazzı bambaşka.Hayatın güzelliği var da yaşanmazı yok mu sanki. Günün...

TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE ÜNLEM

Edebiyat Dunyamız

(Terim ve Tanım, Tasnif, Ünlem Olan Kelimeler, Söz Dizimi ile ilgili sorunlar)Yazılı ve sözlü anlatımda özel bir yeri ve işlevi olan ünlemler (ünlem...

TÜRK DİLİNE FERMAN: KARAMANOĞLU MEHM

Ali_Alper ÇETİN

Anadolu’yu ileri fikirleri ve düşünceleriyle, eserleri ve sanatlarıyla aydınlatanlar arasında onüçüncü yüzyılda Türkçe’yi resmî dil olarak ferman eden, Anadolu’da...

ZİYA GÖKALP’TE KÜLTÜR – MEDENİY

Edebiyat Dunyamız

Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde geçen hayatı boyunca...

YAZAR- ARAŞTIRMACI SAIT BAŞER: “GÜN

Sakarya Üniversitesi Felsefe Blm. em. öğretim üyesi Sait Başer ile bir araya geldik. Türk kültür ve inanç tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan yazarımızla dilden...

RUKİYE ÖZDEMİR İLE SOHBET : “Türk

Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine sunuyor. Yazar, öyküleriyle ilgili olarak kitabın girişinde...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR İLE SOHBET- KIPÇAK

Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine ulaşmış, Kıpçakların (Desti Kıpçak) Doğu Avrupa...

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

TEVFİK FİKRET VE TÂRİH-İ KADÎM

Târih-i Kadîm Beşerin köhne sergüzeştinden  Bize efsâneler terennüm eden;Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun  Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun  Gece teşkil eden hayâtından  Ninniler...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı. Artık Selanik’teki çocukluk günleri güzel geçmekteydi.  Ara...

YUNUS EMRE VE DANTE NIN LA VITA NUOVA AD

Bu çalışmanın amacı 13. yüzyılda yaşamış biri Türk diğeri İtalyan iki şair – Yunus Emre ve Dante Allighieri’nin “Yüceltme” konusuna yaklaşımlarıdır. Her iki...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
“Yerleşik insan, bir ailenin sınırlı menfaatleri dışında herhangi bir hak davası gütmeye ve daha geniş bir cemiyet yapısının gereklerini düşünmeye...
DUYARLILIK

DUYARLILIK

22.07.2018
“Ünlü piyanist sahneye çıktı ve konserine başladı. Daha ilk parçanın ortalarında, en önde oturan bir kadının uyuyakaldığı dikkatini çekti. Kadın...
Ahmet Kutsi Tecer, Türk edebiyat tarihi içerisinde şairliğinin yanında, tiyatro yazarlığı ile de ön plana çıkmış bir yazarımızdır. Tiyatro eserlerinde...
Bu yazıyı kaleme almamın sebebi açıktan açığa bir zaruretin beni sıkıştırıp durmasıdır. Zaruret hâsıl olmuştur çünkü Türk toplumu roman dediğimiz...
(Doğum 23 Mart 1876 – Ölüm 25 Ekim 1924), Yapıtları ve görüşleriyle Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen Türk...
15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve...
S. Ahmet Arvâsî Kendini Arayan İnsan başlıklı kitabında üçlü bir tasnif yapar: “İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç...
Benim mahzun bakışlı Kerkük’üm, Kanadı kırık güvercinim, Yaralı ceylanım… Sen zor günlerimde hep yanımda oldun; Balkan’da, Yemen’de, Hicaz’da, Kanal’da, Çanakkale’de… Hep yanımdaydın, yanı başımdaydın,...
Yoldur seni hedefine götüren.Zaten insan ya yol olmalıdır veya yolcu. Yol olmalıdır,güzelliği ve doğruluğu takip edilen.Yolcu olmalıdır,güzelliğe ve doğruluğa varabilen. Hak yolcusu...
Edebiyatta gelenek, ruh beraberliğinin, her türlü edebi verimde ortaya koyduğu bir alışkanlıklar bütünü vedeğerler toplamı olarak tanımlanabilir. İçinde yaşadıkları toplumun...
Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kartal, yayımlanan 17 kitabı ve sayısız makalesiyle...
Hayâ zinettir. Takva da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır. – Hz. Muhammed- ‘Sabırla koruk, helva olur.’ vb sözleri sık duymuşuzdur.
Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve Samsun’da; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde başladığı yüksek öğrenimini, Ankara Üniversitesi...
Özet Otuz yıldan beri terörle mücadele eden Türkiye, bu kez özellikle güney komşularında konuşlanan ve savaşan terör örgütlerinin açık tehdidi altındadır.
Türk aydınının Paris sevdasının kökleri çok derinlere iner. Genelde Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi ile başlatılan bu sevda hemen her dönemde...