Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

camkozalagiÇam ağacı mutluluk içinde yemyeşil ormanda, sarı yıldızların altında huzurlu yaşıyordu.

Çalışan diğer ana baba çam ağaçları gibi;

--Huzur dolu günler gelip geçti.

Ne zaman mı?

Elbette bu zaman! Ne zor şimdi yaşamak, yaşım bir hayli ilerledi, aklıma gelen sadece huzur istiyorum.

Başka bir şey değil, çok şükür sağlıklı, mutlu, huzurlu, evreni emniyete açılsın. Kollarımı insanlar teke tek kestiler. Baltayla köklerimi de kazdığı toprakla birlikte attılar. Evrenin en ücra köşesine acımasızca fırlattılar…

Tabiat anam; gör, zulüm kentin içinde yok oluyorum. Buna hangi can dayanabiliyor ki? Ben de dayanıp direneyim. Kendi kendine meşale olamaz mı? Canım yandı, yolu kapandı ormanlarımın. Çam dalımda sevgisiz kaldım artık, kuşlar uçmaz. Köklerimi laleler sarmaz oldu. Mor menekşenin kokusunu da duymuyorum. Pembesiyle, hüzünlü sümbül bakışından uzak kaldım. Tabiatı bereketli olsun inşallah!

Dua okuyarak;

--Renkli mendiliyle de gözyaşlarını topladı. Saçlarını arkasında bağladı başına kara eşarp bağlayabildi. Uzun uzun düşünüp duruldu. Kocaman sevdasını karanlıkta büyüttü. İri gözleriyle etrafında olup biteni anlamaya çalıştı. Kibar elleri küçüktü, gözlerinden akan damların ışığında kahırlandı. Artık buralarda duramam kimse saygı göstermiyor. Hatırımı hiç kimse sormuyor dostum da kalmadı. Pençesinin, güçlü sesinin melodisi yok olmuş, sesine kulak kabarttı. Yok, durmam anlamı kalmadı. Yaşamak zorunda kalan ağıtları duymak istemiyorum!

Uzun zaman oldu, ormanın bu kadar çırpınışları olmamıştı. Gürbüz gövdesi, incecik dikensi yeşil yaprakları; her gün döküldü kurudu, dalların çoğu kesildi kabukları kazındı. Hüzün içinde;

--Sandık başına vurdular tokmağı, çiviyi keseri eline alan geldi kesti biçti bakir ormanımı. Yakında bana da motorlu testereyle her parçası ayrılık destanı yazacak.

Sustu, kederi başından aşkın olduğundan tekrar konuşmaya başladı;

--Bu dünyada neyi çok istersen o olur derler de olmadı, tek istediğim. Küllerin toprak içinde, fosil olması normal mi, oysa daha çok ömrümüz varmış gibi hissediyorum? Zorla zalim olma, benim hakkım yok mu, insanların bazıları şeytanın bacağını kırdı. Çoğu bozdu evreni, acımadan katletti ağaçları. Oysa ne zaman çevreme mutsuzluk verdim, doğaya her dallarımın zerresi rahmet, bereket dağıtıyor, saçıyor gölge oluyor. Her cana yakındır, samimidir dallarım, meyvesi şifa, kanadı kırık dökük bir gemi görsem ağacımdan yapılı, kızmadım. Bu kadar kıymetsiz olmak, bu yaşta terimi topladı, karıncaya da yurt olmadım mı?

Gün ağarırken, güneşe isyanı dile getirdi çam kozalağı. Çam ağacı sakızı işitti sesini;

--Etrafında olup biteni kimseye söyleme!

Çam sakızı güldü, çakmak çakmak sönmeyen öfkeli çam kozalağı içlendi;

--Bu duyarsız âlemi, “çam sakızı çoban armağanı olarak yaşa” sen, ömürlük olsun gülüşün!

Diye hayıflandı, çam ağacı başında gürültüler duyunca uyandı;

--Küle çevirdiğiniz kalbimi yordunuz yeter artık, yeter kesin sesinizi

Diye haykırdı. Aniden;

--Ruhsuzlar nerede, gösterin vicdanım dediğiniz evreni, sınava tabi tutacağım ikinizi de.

Gövdesindeki çam sakızı çam kozalağına seslendi.

--Bugün dört dörtlük mükemmel müzik dinlemek istiyordum, yılların başımda bıraktığı yorgunluk; omuzlarımda, sırtımda kambur kalır diye, yüksek Toroslarda düşlediğim, ülkenin sınırlarını ölçüyor ellerim. Havada gövdem, yerde düşleri gizemli, ayakta duran değirmen taşı, dönmüş çarkı yalnız, merhametsize nimet yağdığında, ibresi bozgun terazisinde öğütler, nafile diner mi, cehennem mi ateşinde kalkansız. Yüzyıl gibi güçlü, gün ılıman, yağdı gönül yurdumuz sisten sitemli. Eski oyunu oynar, zinciri elinde testi kırılmaz tepkisiz çelik, çeşitli oyunları topaç.

--Off

Kasıp kavrulan, kurumuş, katları ayrılmak üzere, son yıllarda susuz kalan kuru toprak. İnledi, çınladı çam kozalağı, çam sakızının sarı reçinesi, her geçen gün, gövdesindeki ağrıların dışa ses verir, sahraya dönen bakir ormanda. Yer gök yağmur duasına icabet eden, nafile kıtlık baş gösterdi. Bütün ormanda yaşayan hayvanlar birer birer telef oldu, ölümün kokusu şiddetli…

--Ağır gözü seyran eyleme haline!

Çam ağaçı, ceylan gözlü ruhuyla hareket edemez olur. Hayatının son yıllarında vahşi insanlar gelip, ormanın kutsal toprak kokusunu yok ettiler. Büyük küçük bütün Gölet’in içine mayın, dinamit döşeyip bağladılar, patlatıp dağıttılar…

Çam ağacı günlerce aylarca yürür, uzun yolun eziyeti ile çok yorulur. Çok sert rüzgârlar yalar yüzünü, buruşturur kısık gözlerini, ağrıyan ayakları bitkin düşer. En sonunda halkının mutlu olduğu huzur kraliçenin kentinde bulur. Huzur kentinde yaşamak için, izin almaya, kraliçe huzuruna kabul edilir. Ülkesinin başına gelenleri tek tek anlatır. Ülkesinin durumunu verir vermesine de buna rağmen, hala içi boş karamsardır. Çıkar saraydan, kapıdaki görevliye kraliçenin ismini sorar;

--Elem kraliçesi!

Şok olur.

--Ne burası huzur kent değil mi?

Üzülür. Perişan halde yolda bir çocuk dallarına dokunur;

--Seninle tanışalım!

Çocukla tanışır, başından geçenleri anlatır, üzüntülerini dile getirir.

Çocuk;

Şeker dedeyi gör o sana herkesten iyi doğruyu anlatır.

Varır gider şeker dedeye, dedem karşılar;

--Soluksuz kaldın, otur dinlen!

--Gerçek huzur kentinde artık huzurlu günler geldi geçti, hüzün var. Beklediğin anlatılan güzellik yok olup gitmiştir bitmiştir.

Şaşkın şaşkın hüzünle hicranla dinler şeker dedeyi;

--Kötüyüm, ben şimdi çıkıyorum gideyim, başka huzurlu kent bulayım.

Şeker dede;

--Her nereye gidersen git, içinde akıllı, iyi ve vicdanlı birlikte doğru düzgün insanlar olsun.

İki gözü iki çeşme ağlar, bütün kabuklarını döker, zayıflar, su dahi içmez, şeker dede;

--Bütün dostlarıma söyledim seni konuk edeceğiz gitme!

Çam ağacı;

--Bir süre sonra gideceğim.

Söyleyerek kalmayı kabul eder. Günler için de anlatır başlarına gelen büyür felaketi, ülkede mutluluk oluşsun diye gece gündüz gizli gizli toplanırlar, Çam ağacının sadakati ve samimiyetinden, yerli sakinler çok severler. Dürüst çam ağacına;

--Kal beraber sıkıntıları görelim giderelim, bize katıl!

Şeker dede, ikna etmek için çok uğraşır söze;

Şeker dede;

-Akıl yürek ruh senin mi?

Çam ağacı;

--Evet, benim!

Şeker Dede;

--Bana da ödünç bırak, öyle git, yoksa hakkımı helal etmiyorum sana.

Çam ağacı köşesinde oturur, oturduğu yerden düşünür;

--Bırak git, gidemem bana gerek. Vazgeçişin adı yok, bunları nasıl vereyim, bana gerekli, ihtiyaç.

Şeker dede;

--Paylaşım mutluluk verir, ruha bereket katar!

Sözlerini dilinden döker, çam ağacına sarılır, mutluluk şarkısını beraber mırıldanırlar.

--Paylaşımsız mutluluk olur mu, üzüntü paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır. İçinde dışında sevgi tomurcukları yeşillenir…

Elife Ergan (Elifçe)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz...

İŞRAK DUYGULARI - AHMET URFALI

İŞRAK DUYGULARI - Ahmet Urfalı RUMİ YAYINLARI Araştırmacı-eğitimci-şair Ahmet Urfalı'nın yeni şiir kitabı “İşrak Duyguları” Rumi Yayınları'ndan piyasaya...

PROF. DR. SUPHİ SAATÇİ

Kerkük’te doğdu (1946). İlk ve orta öğrenimini Kerkük’te tamamladı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar...

ENVER PAŞA'NIN ANILARI - HALİL ERDOĞA

Kitap Enver Paşanın anılarını üzerine ekleme yapmadan olduğu gibi aktarıyor. Tarihimizde önemli bir yeri olan Enver Paşanın anılarını kendi ağzından dinlemek...

DENEYELİM Mİ?

Özcan TÜRKMEN

Hayat öyle güzel ki... Öyle güzel ki yaşamak. Yaşadığının farkında olarak yaşamanın hazzı bambaşka.Hayatın güzelliği var da yaşanmazı yok mu sanki. Günün...

TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE ÜNLEM

Edebiyat Dunyamız

(Terim ve Tanım, Tasnif, Ünlem Olan Kelimeler, Söz Dizimi ile ilgili sorunlar)Yazılı ve sözlü anlatımda özel bir yeri ve işlevi olan ünlemler (ünlem...

TÜRK DİLİNE FERMAN: KARAMANOĞLU MEHM

Ali_Alper ÇETİN

Anadolu’yu ileri fikirleri ve düşünceleriyle, eserleri ve sanatlarıyla aydınlatanlar arasında onüçüncü yüzyılda Türkçe’yi resmî dil olarak ferman eden, Anadolu’da...

ZİYA GÖKALP’TE KÜLTÜR – MEDENİY

Edebiyat Dunyamız

Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde geçen hayatı boyunca...

YAZAR- ARAŞTIRMACI SAIT BAŞER: “GÜN

Sakarya Üniversitesi Felsefe Blm. em. öğretim üyesi Sait Başer ile bir araya geldik. Türk kültür ve inanç tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan yazarımızla dilden...

RUKİYE ÖZDEMİR İLE SOHBET : “Türk

Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine sunuyor. Yazar, öyküleriyle ilgili olarak kitabın girişinde...

PROF.DR.CAN ÖZGÜR İLE SOHBET- KIPÇAK

Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine ulaşmış, Kıpçakların (Desti Kıpçak) Doğu Avrupa...

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

TEVFİK FİKRET VE TÂRİH-İ KADÎM

Târih-i Kadîm Beşerin köhne sergüzeştinden  Bize efsâneler terennüm eden;Bizi, âbâ-i bî-vücûdumuzun  Cevf-i mâzîde bir siyah ve uzun  Gece teşkil eden hayâtından  Ninniler...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Matematik hocası Yüzbaşı Mustafa’nın nasihatleri ile Mustafa Kemâl’in annesine dargınlığı kalmamıştı. Artık Selanik’teki çocukluk günleri güzel geçmekteydi.  Ara...

YUNUS EMRE VE DANTE NIN LA VITA NUOVA AD

Bu çalışmanın amacı 13. yüzyılda yaşamış biri Türk diğeri İtalyan iki şair – Yunus Emre ve Dante Allighieri’nin “Yüceltme” konusuna yaklaşımlarıdır. Her iki...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Kitap, cemiyetler hayatının eski problemini ülkemize tatbik eden, yaşadığı dönemi gözlemleyen, çareler gösteren bir eserdir. İşte bazı alıntılar:"Bugün herkes biliyor...
HOŞGÖRÜ

HOŞGÖRÜ

25.03.2018
“Hoş gör sen affet gitsin aldırma / Büyüklük sende kalsın sonunda / Sen sarıl o sana sarılmazsa sen unut unutmazsa...
PEYAMİ SAFA-2

PEYAMİ SAFA-2

28.07.2017
Bir Dante'nin La Divinc Comedie'sini hakkiie anlamak ve tatmak istiyen bir kari. Dante'nin içinde yaşadığı muhit ve İtalya’nın o zamanki...
Ne garip değil mi? İnsan indirildiği bu yeryüzünde mütemâdiyen içten dışa çevresini, tabiatı ve insanları gözlemlerken sâdece bununla yetinmemesi gerektiğini hissedip...
ŞARKIBir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâdaGidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’aİşte üç çifte kayık iskelede âmâdeGidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’aGülelim...
Bugün akademik düzeyde bile dilin imkânlarını, maalesef şuuraltında yürüyen bir değerlendirmeyle hayata geçiriyoruz. Sözünü ettiğimiz tutum, zamanla düşünme ve üretme...
Şevket Adnan Şenel’in Mostar Tarih Romanı Yarışmasında birincilik ödülünü alan “Selanik İçinde Salâ Okunur” adlı romanı beş asırlık Osmanlı toprağı...
1946 yılında Adana'nın Karaisalı ilçesinin İncirgediği köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra Düziçi İlk öğretmen Okuluna girdi. 1964–1965 öğretim yılında...
TANRI DAĞLARININ TÜRKÜSÜ BOZKURTLAR Hüseyin Nihal Atsız Ötüken Yayınlar Hazırlayan: Burcu SESLİ Tarih, edebiyat, mitoloji, folklor, Türk halk bilimi vb. alanlarda çalışmalar yapmış olan...
Cemiyete yön veren ve tesir eden şahsiyetler, mısralarıyla hafızalarda yaşarlar ve ölümsüzleşirler. Onları canlı kılan şey, faaliyet ve fikirlerini manzum...
Bakiye Ruhan Adamoğlu Hanımefendi de Uçmağa Vardı! “Her rind bu bezmin nedir encâmı bilir, Dünyamızı nâgâh zalâm örtebilir, Bir bitmeyecek şevk verirken beste, Bir...
Terkip İhtiyacı: Düşünmek ve Duymak Bizim medeniyetimizi yapan iki temel kavram var: Düşünme ve duyuş. Düşünme fikir adamlarının, duyuş ise gönül...
1 Felsefe ile resim arasında, görece özerk alanlar olsalar da. belirli birtakım koşutluklar kurulabiliyor. Bu. bilinen bir olgu Felsefe. Dünya'yı...
Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine sunuyor. Yazar, öyküleriyle ilgili olarak kitabın girişinde belirttiği ;...
“TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR” ÜZERİNE Mustafa AKSOY ile Söyleşi Söyleşi: Ahmet VURGUN...