Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 28 - 56 dakika)

yakup kadri romanlarindaEdebî eserleri farklı zamanlarda, farklı bakış açılarıyla okumanın eseri anlamlandırmada değişik açılımlar sunacağı kuşkusuzdur. Bunun yanında bir yazarın bütün eserlerini kronolojik sırası içinde okumak da gerek edebiyat tarihi yazımında gerekse eser tahlillerinde önemli ipuçları sunacaktır. Diğer eserlerle kurulan paralelliklerin veya her eserde tekrar tekrar karşımıza çıkan unsurların tespiti, karanlık noktaların çözümüne ışık tutacağı gibi farklı anlamlandırma süreçlerine girmemizi de sağlayacaktır. Biz bu çalışmamızda, Yakup Kadri’nin romanlarında kadın karakterizasyonu ve bu karakterizasyonlarda kullanılan imajlar üzerinde durarak bu imajların, romanların kurgusundaki işlevlerini tespite çalışacağız.

Add a comment

(Okuma süresi: 14 - 28 dakika)

ahmet mithat efendi romanlariBu çalışmada Tanzimat Dönemi’nin önemli isimlerinden Ahmet Mithat Efendi’nin (1844-1912) Balkanları konu alan romanları üzerinden Balkanların 19. yüzyıldaki sosyal, siyasî, tarihî, etnik ve kültürel görünümleri edebiyat coğrafyasının referans noktalarından biri olan “yaşanmışlık” ilkesinden hareketle incelenmeye çalışılacaktır. Bu çerçevede yazarın Arnavutlar Solyotlar (1888) ve Gönüllü (1897) romanları üzerinde durulacaktır.

Add a comment

(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)

restnuriguntekinAli Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar’daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.

Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ’nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır…

Add a comment

(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)
  • madrittemetafizikask1980 sonrası dönemde Farah Yurdözü’nün Madrit’te Metafizik Aşk, ve Yaşam Bir Korku Filmidir; Elif Karakaş’ın Lanetli Genler ve Ve Sonra Bir Gün ve Sadık Yemli’nin Muska adlı çalışmaları Türk edebiyatında gotik roman örnekleri olarak incelenmiştir. Bu romanların belirlenmesinde kategori başlıkları esas alınmıştır.

    Farah Yurdözü

    İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Farah Yurdözü, yayın hayatına çeşitli gazete ve dergilerde ilgi alanı olan spiritüalizm ve parapsikoloji konularında yazılar yayımlayarak başlamıştır. Madrit’te Metafizik Aşk, yazarın ilk romanıdır.

    Add a comment

(Okuma süresi: 5 - 9 dakika)

dehsetgecesi5 Şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir (Azrak) 1935 yılında Saint Joseph Lisesi’ni bitirmiştir. Yazı hayatına dönemin edebiyat dergilerinde şiir ve öykü çalışmalarını yayımlayarak başlayan Nadir, sayıları kırka yaklaşan ve çoğunluğu senaryolaştırılarak filme çekilen dramatik aşk romanları yazmış ve bu özelliğiyle bir dönem Türk okurunun çok sevdiği ve eserlerini ilgiyle takip ettiği popüler bir yazar olmuştur. Öyle ki, kaleme aldığı romanlar tefrika edildiği gazetelerin tirajlarını arttırmıştır. HıçkırıkSamanyoluSeven Ne Yapmaz en bilinen eserlerindendir. Toplumsal meselelere değinmeyip sadece aşk romanları yazan ve bu yönüyle eleştirilen Nadir’i geniş kitlelere okuma alışkanlığı kazandırdığı ve okurun edebiyatla tanışmasında bir ilk basamak görevi gördüğü için dikkate değer bulanlar da olmuştur.

Add a comment

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

drakulaistanbulda1997 yılında Giovanni Scognamillo tarafından gözden geçirilerek yayına hazırlanan Drakula İstanbul’da, okurla ilk buluşmasını 1930’lu yılların başında yaşar. Bu ilk baskıda eserin adı Kazıklı Voyvoda’dır. Eseri yayına hazırlayan Scognamillo, yeni baskıda Drakula İstanbul’da adını tercih etmesinin nedenini ‘bir kaynağı belirtmek’ ve ‘romanın özelliğini vurgulamak’ olarak belirler.(1)Roman, Bram Stoker’ın ünlü gotik çalışması Dracula’nın uyarlamasıdır. Ali Rıza Seyfi tarafından kaleme alınan çalışmada; mekân Transilvanya’dan İstanbul’a taşınmış, karakterler ve olaylar Türk kültürüne uygun olarak yeniden kurgulanmıştır. Scognamillo’ya göre bu özellik eseri dikkate değer kılmaktadır. Aşağıdaki bölüm, yazarın yayına hazırladığı çalışma ile ilgili görüşlerini belirtmesi bakımından önemlidir. Scognamillo’ya göre:

Add a comment

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

huseyin rahmi gurpinar mezarindan kalkmayan sehitRoman, kendini her türden inancı sorgulayan ve tuhaflıklara tapan bir genç olarak tanımlayan Şevki Bey’in eski dostlarından Kadri Bey’le karşılaşması ile başlar. Ayaküstü yaptıkları sohbette Kadri Bey, şehir hayatından sıkıldığını ve yorulan ruhunu, bedenini dinlendirmek istediğini söyleyen arkadaşını Kartal ile

Soğanlık arasındaki evine davet eder. Daveti kabul eden Şevki Bey, kendisine özel bir oda ayrılmış bu evde şehir karmaşasından uzak günler geçirmeye başlar. Kırlarda yalnız başına gezinti yapmak için dışarı çıktığı bir akşam kulağına piyano nağmeleri çalınır. Müziğin nereden geldiğini merak eden Şevki Bey, sesin geldiği yöne doğru ilerlemeye başladığında kâgir bir köşk görür. Büyük bir zevkle köşkten gelen müziği dinleyen ve havanın kararmasına aldırış etmeyen Şevki Bey, piyano sesinin kesilmesinin ardından aniden başlayan tekbirsiz ezan sesiyle irkilir.

Add a comment

(Okuma süresi: 4 - 8 dakika)
huseyinrahmigurpinar cadiGarâ’ib Faturası serisinin ikinci kitabı Cadı, tıpkı serinin ilk örneği Gulyabani gibi, doğaüstü unsurlardan kaynaklandığı varsayılan birtakım korkutucu olayları açıklığa kavuşturur.
Romanın konusu kısaca şöyledir:
Genç bir dul olan Fikriye Hanım eşinin ölümünden sonra çocuğu ile birlikte dayısı Hasan Efendi’nin evine sığınır. Evine yerleşen bu misafirden hoşnut olmayan yenge Emine Hanım, Fikriye Hanım’ı başından uzaklaştırmak ister. Bu sebeple görücü gelen Naşit Nefi Bey’in evlenme teklifini kabul etmesi için ısrarcı davranır. Ancak, Naşit Nefi Bey’le ilgili ortalıkta dolaşan bir söylenti vardır. Konuşulanlara bakılırsa Naşit Nefi Bey’in vefat eden ilk eşi Binnaz Hanım, cenazesinin üzerinden kedi atlaması suretiyle cadı olmuştur ve kocasının yeni evlendiği eşlerini boğmak için geceleri mezarından çıkarak evini ziyarete gelmektedir. Kulaklarına gelen bu söylenti Fikriye Hanım ve yengesi Emine Hanım’ın işin aslını öğrenmek için Naşit Nefi Bey’in eski eşlerinden Şükriye Hanım ile görüşmeye gitmelerine neden olur.
Add a comment

(Okuma süresi: 4 - 7 dakika)

gulyabaniGulyabani, romancıya yaşlı bir hanım okuyucusu tarafından cinlerle, perilerle ilgili giz dolu şaşırtıcı serüvenler anlatması ricasıyla gönderilmiş bir mektup ile başlar. Yazar bu mektuba o güne değin ne dev, ne gulyabani, ne çarşambakarısı gördüğünü, böyle şeylerle karşılaştığını ileri sürenlereyse, yalan söylemeyecek kimseler de olsalar, inanmadığını söyleyerek cevap verir ve ekler:

teknik ve ciddi bilim adamlarının tenkitlerini ve azarlamalarını çekmeksizin sizi manevi alemin kendimce olan sırlarında dolaştırdıktan sonra gene madde dünyasına döneceğiz. Roman, bir gariplik toplamı olmakla birlikte yirminci medeniyet yüzyılının zihinler için seçtiği akla uygun sınırlar içinde son bulacak. (...) Bazı sayfalarda eğer çarpıntınızın şiddetinden tandır mangalını devirmez, ya da bozayı üstünüze dökmezseniz her türlü paylamanıza razıyım.”1

Add a comment

(Okuma süresi: 13 - 25 dakika)
OmerSEYFETTİNEski Yunanca olan arketip sözcüğü Türkçe’de ilk imge, ilk örnek gibi anlamlara gelir. Arketipler, insanlığın ortak mirasıdır. Sanat eserlerinde arketiplerin yer alması, sanatçının ve eserin evrensele ulaşmasında katkı sağlar. Farklı kültürlerden ve milletlerden insanların ortak paydasını teşkil eden arketipler, sanatçı ve muhatapları için ortak dil olma özelliği taşır. Arketip olarak tanımlanan ortak semboller ve figürler kolektif bilinçdışı aracılığıyla sanat eserlerinde canlanmaktadır. Arketipler, edebiyat bilimciler tarafından mitoloji, psikoloji, antrolopoloji, dinler tarihi gibi farklı disiplinlerden elde edilen bilgilerden hareketle edebî eserlerde arketipsel eleştiri metodu aracılığıyla tespit edilebilmektedir. Bu metot, yirminci yüzyıl itibariyle, modern psikolojinin temsilcilerinden olan Carl G. Jung’un kolektif bilinçdışını kavramını ortaya koyması sonucu ortaya çıkmıştır. Edebî metinlerin tahlilinde kullanılan arketipsel eleştiri metodu, eserden hareketle eseri tahlil etme amacı taşır.
Add a comment

(Okuma süresi: 18 - 35 dakika)
kiralik konakİnsanlık tarihiyle var olan “gündelik hayat”, tekrar eden işlerin, alışkanlıkların oluşturduğu rutin ve sıradan bir düzendir. Sosyal bilimlerin dolaylı olarak işlediği kavram; moda, üslupsuzluk, bireysellik,yabancılaşma, kentleşme, sıradanlık, süreklilikle ilişkilidir. Bir anlamda “modernliğin arka yüzü” olarak da ele alınabilecek olan “gündelik hayat”, toplumsal alandaki büyük dönüşümlerin bireysel alana yansımalarını tespit etmek için önemlidir. “Gündelik hayat” her alanında olduğu gibi edebiyatta da tesirini göstermektedir. Edebiyatta “gündelik hayat”, modern hayatla birlikte bireyin doğadan, tarihten, üsluptan uzaklaşmasınınsonuçlarını yansıtması ve “gündelik hayat”ın maskesini düşürmesi açısından önemlidir.

Yakup Kadri’nin Kiralık Konak (1920) isimli eserinde, 20. yüzyılın başındaki toplumsal değişim, bir konak ve bu konakta yaşayan üç neslin hayatlarından yola çıkılarak anlatılmaktadır. Bu bağlamda romanda“gündelik hayat” ve “gündelik hayat”a uyum sağlamaya çalışan insanların çabası ve başarısızlıkları ele alınmaktadır.
Add a comment

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...