Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 13 - 26 dakika)

cengiz dagci 2110Metafor

Metafor geleneksel olarak istiare, teşbih, telmih başlıkları altında edebî metinlere has bir sanat olarak anlatılırken, bugün sosyal, siyasî, ekonomik, psikolojik, kültürel hayat içerisinde kavram alanlarının birbirlerinin yerine kullanılması anlamlarında da kullanılmaktadır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 8 - 16 dakika)

sevinc cokum 1Öyküyle başladığım, daha sonra öykü ve romanı beraber yürüttüğüm yazarlık hayatımda yaşanmışlığın önemli bir yol göstericiliği olduğunu söylemeliyim. “Tarihî Romanda Yaşanmışlık” derken baştan sona tarih alanında roman yazmış isimlerden farklı bir konumda bulunduğumu vurgulamam lazım. Çünkü uzak tarihin birkaç zaman dilimini yazdım şimdiye kadar; asıl daire içersine aldığım konu elbette insan. Buna göre felsefe, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, siyaset bilimi, iktisat tarihi, sanat tarihi gibi yardımcı kaynaklarla da iç içeyim. Bir yandan da inandırıcılığı sağlamak üzere hayatın gerçekliklerini topluyorum.

Uzak tarih ifadesini kullandım, çünkü bir de yakın tarih var. Buna göre Cumhuriyetin ikinci yarısından sonrası yakın tarihtir; bu zaman dilimini, kalkınma hamleleri, çok partili döneme geçiş, darbeler, demokrasiye dönüşler ve kırılıp dökülüşler biçimlendirir. Bunlar, romancıya göre zengin bir malzeme niteliği taşır ve hem tarihî, hem kültürel ve sosyolojik çalkantılardır, aynı zamanda yazılası şeylerdir.

O halde Bizim Diyar’la başlayan ve Hilal Görününce, Ağustos Başağı, Lacivert Taşı gibi Cumhuriyet öncesi romanlarımın yanında Cumhuriyet sonrası yakın geçmişi kapsayan Zor, Karanlığa Direnen Yıldız, Deli Zamanlar, Gece Rüzgârları, Tren Burdan Geçmiyor, Arada Kalmış Tebessüm ve Çok Yapraklı İlişkiler adlı romanlarım geçmişi geri dönüşlerle veya yaşanılan zaman itibariyle anlatan romanlar olarak bu makalede yerlerini alacaklardır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 12 - 23 dakika)

202109042204Teorik Çerçeve Yahut Tarifin İmkânsızlığı:

Tarihî romanın tarifini yaparken birçok bileşeni bir araya getirmek ve bu bileşenler arasında bir tutarlılık gözetmek gibi bir zorunluluk vardır. Her şeyden önce tarih ile roman hatta genel anlamda tarih ile anlatı arasındaki ilişkinin biçim ve boyutlarının iyi belirlenmesi gerekir. Ancak “biçim ve boyut”tan kastedilenin de zamana tabi olgular olduğu ve bu yüzden de mutlak bir değerlerinin olmadığı gerçeği, bir bakıma bu belirlemenin imkânsızlığının da ispatıdır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 14 - 27 dakika)

a hamit pierre19. yüzyıl Türk edebiyatının Batılı tesirlerle kendi yolunu bulma aşaması, 17. yüzyıl öncesine dayanmaktadır. Dönemler içersinde oluşan kültürel, sosyo - ekonomik gelişmeler edebiyat sahasını da etkilediğini hatırlatmak gereklidir. Dönem edebiyatçılarında siyasî kimlik de bulunmaktadır. Bu kimliğin mevcut olmasındaki asıl sebep, onların görevleri ve içindeki bulundukları durumu gözden geçirmeleriyle de alâkalıdır. Abdülhâk Hamit, Tanzimat fermanının ilânı sonrasında edebiyatın ve siyasetin iç içe olduğu kritik bir dönemde yetişmiş ve eserlerini vermiştir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 29 - 57 dakika)

drinada son gunDrina’da Son Gün’de İkinci Dünya Savaşı yıllarında Balkanlar’da yaşanan insanlık dramına dikkat çekilir. Romanda, Almanların ve Sırpların baskılarına dayanamayıp eski Yugoslavya’dan anayurtları Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Türk ailelerinin başından geçenler anlatılır. Bu roman, eski Yugoslavya’da bir dönem meydana gelen olayları aydınlatma yolunda önemli bir adımdır. Yüzyıllardır beraber yaşayan Sırpların, Türkle-rin21 ve Hırvatların birbirlerine nasıl düşman edildikleri ve birbirlerini nasıl hunharca öldürmek istedikleri ayrıntılı bir şekilde ele alınır (Uyguner, 1972: 11).

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 20 - 40 dakika)

mustafa kutluBütün hikâye ve roman yazarlarının yaptığı iş esasında bir “öykü/hikâye” anlatmaktır. Bir anlatıcı, yazar, “anlatıcı, öykü, yer, zaman, kişiler” vb. unsurlar etrafında hikâyeyi anlatır.Bu hikâye anlatmanın doğasında vardır. Bir yazarı özgün yapan hikâyedeki bu unsurlar değil, bu unsurları düzenleme tarzıdır. Düzenlenen bu unsurlar dil ile anlatılır, hayat kazanırlar. Her anlatımda bir bakış açısı vardır. Bakış açısı bir zihniyeti de gösterir. Edebi metinde okura verilmek istenen mesajlara giderken bakış açısını göz ardı edemeyiz. Hikâye/romanın unsurlarından birisi olan “zaman” değişik zaman ifadeleriyle anlatılır. Metindeki zaman ifadelerine de bir zihniyet yansıyabilir. Modern Türk hikâyeciliğinin en önemli isimlerinden birisi olan Mustafa Kutlu’nun hikâyeleri bu açıdan zengin zaman ifadeleri ile doludur. Bu bildiride, Mustafa Kutlu’nun hikâyelerindeki zaman ifadelerine yansıyan “zihniyet” konusu üzerinde durulacaktır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 13 - 25 dakika)

ahmed mithad efendi balkanlarEdebî metinler milletlerin hayatındaki değişim ve dönüşümleri en geniş şekilde yansıtan eserler olduğu kadar, yazarın hayat coğrafyasına ışık tutan, ondan izler taşıyan metinler olarak da okunabilir. Vefatının yüzüncü yılını yeni andığımız Ahmed Midhat Efendi (ö. 1912), farklı alanlarda kaleme aldığı eserleriyle Türk edebiyatının en velûd yazarlarından birisi olmuş, “hâce-i evvel” ismini fazlasıyla hak etmiş bir isimdir. O, hikaye, roman, tiyatro, seyahat, hâtıra gibi edebî türlerinin yanında tarihten ikti-sata, eğitim konusundan coğrafyaya kadar değişik alanlarda verdiği eserlerle de Türk kültürüne büyük katkıları olmuştur. Özellikle hikâye ve roman türünde kaleme aldığı eserlerle yanlış batılılaşmadan, eğitim konularına, görücü usulü evliliğin tenkidinden kızların okutulmasına kadar pek çok toplumsal meseleye yer vermiştir. O, eserlerinde sadece geniş bir Osmanlı ya da İslâm coğrafyasından değil, Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Amerika’ya kadar dünyanın farklı kıtalarından da bahsetmiştir. Ancak yazarın özellikle gençlik/yetişme çağlarında yaşadığı Rumelinin / Balkanların ayrı bir yeri vardır. Bu makalede Ahmed Midhat Efendi’nin hikâye ve romanlarının coğrafya merkezli bir okunması ile, bu metinlerde Rumeli/Balkanların yazarın hayat coğrafyasında nasıl yer aldığı ya da yazarın hayat hikayesi ile bu coğrafyanın nasıl irtibatlandırılabileceği üzerinde durulacaktır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)

I. Giriş

daglarca seker yiyen resimlerSanatsal yaratılardan biri de edebiyattır. Çocuk edebiyatı (yazını) ise, erken çocukluk döneminden başlayıp ergenlik dönemini de kapsayan bir yaşam evresinde, çocukların dil gelişimi ve anlama düzeylerine uygun olarak duygu ve düşünce dünyalarını sanatsal niteliği olan dilsel ve görsel iletilerle zenginleştiren, beğeni düzeylerini yükselten ürünlerin genel adıdır (Sever, 2003: 9). Bu genel adlandırma içinde türsel olarak şiir ve şiir-öykü olarak adlandırılabilecek yapıtların çocuğa göreliği kuşkusuz çok önemlidir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)

omer seyfettin 210515Ülkemizde Türkçe öğretiminde, çoğunlukla eğitim - öğretim materyali olarak metinler kullanılmaktadır. İlköğretim 1.-8. sınıflar için kullanılan metinlerse çocuk edebiyatının seçkin ürünlerinden derlenmektedir. Çocuk edebiyatı ürünleri, 2-14 yaş çocuklarının hayali duygu ve düşüncelerine yönelik sözlü ve yazılı tüm eserleri içine alır; ayrıca bu eserler dilin sistematik yapısının ve estetik algının önemli ölçüde sunulduğu metinlerdir. Bu özelliğinden dolayı anadili öğretiminin yapıldığı Türkçe derslerinde, çocuk edebiyatı ürünleri temel materyal olma özelliğine sahiptir. Öğrenciler bu metinler aracılığıyla anadillerini zevkle okur, yazar, dinler ve konuşur hâle gelirler. Günümüzde teknoloji alanında yaşanan hızlı değişim ve gelişim beraberinde çocuk edebiyatı ürünlerinin, teknolojik ortamlardan faydalanarak öğrencinin dil ediniminde kullanılmasını getirmiştir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 16 - 32 dakika)

emine isinsu tutsak1. SİYASİ KAVRAMLARIN İNCELENMESİ

a.1. SİYASAL KAVRAMLAR

1.1.1. İhtilal

‘ - Siz bu kadar eğleniyorsunuz ya, sonu gelecek bunların öyle diyorlar, öyle mi hanım?

Ceren birden gerildi, ‘’Acaba Orhan’la aramızdakileri mi sezdi, mümkün mü?’’ diye geçirdi kafasından, durakladı;

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 13 - 26 dakika)

cengiz aytmatovPsikoloji alanında dile getirilen “Çocukta yaşam sevgisinin gelişmesi için en önemli koşul, onun yaşamı seven insanlarla birlikte olmasıdır (Fromm, 2008: 43).” görüşünü yazın dünyasına uyarlayarak bireylerin bu gelişmeyi elde etmelerine yaşamı, iç ve dış dünyalarını seven kahramanların can bulduğu yazın ürünleriyle birlikte olmalarının büyük katkı sağlayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Yazınsal ürünlerdeki kahramanlar, anlatı içinde birçok dönüşüm geçirip birçok savaşım sonunda en doğru olanı bularak ya da doğru olanı alımlayıcısına göstererek insanı, kendisini ve toplumunu sevmeye yönlendirirler.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Filizlenmeye başlarken bir ‘toplumsal durum’, vücut kazandıktan sonra da bir ‘insanlık durumu’ olan uygarlık, tesadüfi bir yapılanma değildir ve bağlantısız unsurların bir araya...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Ahlak ve hukuk, insan-insan ilişkisinden doğar. Sağlıklı her ilişki biçimi bir değeri gerçekleştirmeye yöneliktir. İnsanın, bütün anlamlı eylemleri de değerlerden kaynaklanır.
Kâinatın yaratılışında, âdeta sonsuz, sayısız olan varlıkların nizam ve intizamında görülen sayısız hikmetler, gözetilen sayısız gayeler vardır Bu amaçların başında, hiç şüphesiz...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun,...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech