Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

Reşat Nuri Güntekin Gizli ElGizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman istedi. O zaman tiyatro piyesleriyle uğraşıyor ve roman yazmayı hiç aklımdan geçirmiyordum. “Yapamam,” dedim. “Yaparsın,” dedi, “roman ile tiyatro zaten kardeş sanatlardır.” O tarihte vurgunculuk ve nüfuz ticareti günün meselesiydi.


Köprüyü geçmeğe para bulamayan birtakım kimselerin günün birinde vagon sattığı ve birdenbire harp zengini olduğu görülüyordu. Zihnimde öyle bir mevzu vardı ki bir türlü tiyatro şekline sokamıyordum ve soksam da oynanacağı şüpheliydi.  Sedat’ın ısrarına karşı “Bir deneyim bakalım,” dedim ve çalışmağa başladım. Hesabımca bu bir hiciv romanı olacaktı. Fakat vukuat onu büsbütün başka bir şekle soktu.
* * *
İlk sabah Dersaadet'in tefrika sütunlarım bomboş, bembeyaz gördüm. Başında yalnız Gizli El diye bir başlık, sonunda “ma badı var” [devamı var] yazılıydı. Ayrıca “roman tefrikamız sansürce tehir edildi [ertelendi]” diye bir ilân. Bir ilk eser için bu bir iskandaldı. Hemen gazeteye koştum: O zamanki çocuk denecek yaşında da gazeteciliği çok iyi bilen Sedat benim fikrimde değildi. Âdeta memnun olarak: “İskandal değil, şans,” dedi, “bir ilk roman için ne reklâmdır bu! Sansür Şemsi Efendi çok iyi bir insandır. Şimdi seninle kendisini görmeğe gideceğiz. Ufak tefek değişikliklerle izin verilebileceğini söyledi.”
Ötesi berisi değiştirilmeden çıkan yazı o zaman yok gibiydi. Sonra ufak hattâ büyükçe değişikliklerle incileri dökülecek bir roman yazdığımı da düşünmüyor değildim. Sedat’la beraber gittik.
Roman, “Bugün bir odun meselesini konuşmak üzere Nazırı görmeğe gitmiştim,” diye başlıyordu. Şemsi Efendi “Odun olamaz. Yerine başka bir şey koyacağız,” dedi.
Peki, ne koyalım?
Çoook. Meselâ afyon...
Peki ama, biraz aşağıda Nazır: “Memurlarımın arasında odun gibi adamlar var... Ha odun dedim de aklıma geldi,” diyor. Bu odun teşbihi Nazırın odun meselesini açmak için uydurduğu bir bahanedir.”
Şemsi Efendi sevimli kara sakalını karıştırarak düşünüyor, sonra “Memurlarımın çoğu afyon yutmuş gibidir. Oturdukları yerde rüya görüyorlar,” diyor.
Sansürün buluşunu kendiminkinden daha fazla beğendiğim için memnuniyetle kabul ediyorum. Meğer o zaman Damat Ferit hükümetinin bir odun iskandalı varmış. Sebep buymuş!
“Sonra Nazır kelimesine izin yok. O da değiştirilecek, müdürü umumî [genel müdür] filân dersiniz. Sonra Nişantaşı ve Bebek kelimeleri değişecek...
Malûm ya Bebek, Damat Paşa’nın Baltalimam’ndaki yalısına yakındır. Nişantaşı ise vükelâ [bakanlar, vekiller] mahallesi...”Buna benzer daha başka birtakım değişikliklerle ilk tefrikayı kurtarıyorduk.
Fakat ikinci gün daha başka türlü güçlükler baş gösterdi. İşin uzayacağını gören Şemsi Efendi: “Siz bana şu romanın mevzuunu anlatsanıza,” dedi. Anlattım: Âdeta dehşete gelerek “Olur mu a çocuğum...
Bu zamanda adama böyle şeyler söyletirler mi? Vazgeçelim biz bu işten,” dedi. Oturduğum yerde geniş bir nefes aldım. Şemsi Efendi yine sakalını kaşıyarak
düşünüyordu:
“Şu mevzuu büsbütün değiştiremez misiniz?”
Artık kendimi tutamıyarak gülmeğe başlamıştım. Sedat ile Şemsi Efendi gülmediler. Şemsi Efendi: “Canım roman demek aşk ve alâka demektir,” dedi. “Onları bırakıp da ne diye uğraşırsınız böyle kazalı şeylerle...
Şu devlet adamı ile vurguncunun karanlıkta işleyen gizli elini meselâ güzel bir kadın eline çevirirsiniz. Biz de tatlı tatlı okuruz.” Bu sefer ciddî surette kızararak dışarı çıktım. Fakat yolda ve matbaada Sedat beni tekrar kandırdı. Kendimden ziyade onu güç bir duruma düşmekten kurtarmak için yavaş yavaş yumuşadım. Romanda ufak bir aşk vakası vardı ki büyüyor, asıl mevzuu tamamiyle yutup eritiyordu. Böylece romandaki gizli el, Şemsi Efendinin ilk defa aklına geldiği gibi
kocasını gizlice koruyan bir kadın eli, yahut isterseniz Şemsi Efendinin kendi eli oldu. Böylece ilk romanımı onunla beraber yazdığımı söylemek pek yanlış olmıyacaktır.

Reşat Nuri GÜNTEKİN

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Modernlik değildir "Modernizm" Kumar Türk modernleşmesi sürecinde, Türk tiyatrosu da medenileşme projesinin bir parçası olarak tasarlanmıştır. Aydınlanma çağı düşüncesinin ve...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri...
Ayşe YAZICI YAVUZ 1980 Niksar doğumlu. 2003 yılı, Osmangazi Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Aynı üniversite bünyesinde 2004 yılında Tezsiz Yüksek Lisans diploması...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Yavuz Bülent Bâkiler 23 Nisan 1936 , Sivas ’ta doğdu. Şair, yazar , gazeteci, yönetici, avukat. Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler ilk ve orta...