Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)
Bunu okudun 0%

cengizaytmatov

cengizaytmatov
Aytmatov ,Cengiz (d. 12 Aralık 1928 , Şeker Kırgız ÖSSC) , yazar , çevirmen ve gazeteci.

            Yazarlığa 1952’de başladı , 1959’da Kırgız’da Pravda muhabiri oldu. Povesti gor I stepey ( 1962 ; Dağlar ve Steplerden Masallar ) adlı öykü değerlendirmesiyle büyük ün kazandı. Bu değerlendirme 1963’te Lenin Ödülü aldı. En önemli yapıtları arasında ,Trudnaya pereprava    ( 1956 , Zorlu Geçit ) , Litsum klitsu ( 1957 ,Yüzyüze  ) , Proşçay , Gulsari ! ( 1966 ;Kopar zincirlerini Gülsarı , 1969/ Gülsarı , 1973 , 1980/ Elveda Gülsarı , 1973 , 1983 , Beli prohod  (1970 ; Beyaz Gemi , 1970 ) ve Pervi uçitel ( 1961 Öğretmen Duyşen , 1968 , 1971/ İlk Öğretmenim , 1982 ) sayılabilir.

1928 yıllarında Kırgızistan’da dünyaya gözlerini açtı. Kendisi Talas Eyaletinde bulunan Şekeş Köyü’nde hayatını sürdürdü. Ondan sonra Bişkek’te eğitimini Veteriner Fakültesinde tamamlayıp mezun oldu. Kendisi Kırgızistan’ın önemli yazarlarından olup aynı zamanda çevirmen, gazeteci ve politikacıydı.

Cengiz Aytmatov, yazarlık macerasına 1952 yılında başladı. Aradan geçen yedi yıl içerisinde Kırgız Pradası gazetesinde muhabir olarak işe başladı. Daha sonra kendisine büyük bir ün kazandıracak olan “Povesti Gori Stepey” adlı öykü kitabını yazdı. Bu kitapla 1963 yılında Lenin Ödülü’ne layık görüldü ve bu onun en genç yaşta alınan Lenin Ödülü ünvanı sahibi olmasını da sağladı. Cengiz Aytmatov genelde eserlerinde aşk, dostluk, geçirmiş olduğu savaş dönemlerinin acıları ve kahramanlıkları ele aldı. Eserlerinde genelde Kırgızca ve Rusça dilini kullandı.

Cengiz Aytmatov, Kırgız gelenek ve göreneklerine hep sadık kalarak hayatına devam etti. Kendisi geleneklerine bağlı kaldığı için eserlerinde milletinin tarihi boyunca kazandığı, sosyal, ahlaki, edebi, kültürel ve askeri ne kadar yanı varsa hepsinin maddi ve manevi zenginlikleri ile birlikte eserlerine yansıtmıştır. Milletinin savaşlardaki acılarını kahramanlıklarını, tecrübelerini yazılarına aktarmış ve milletinin tüm değerlerini yazıya dökmüştür. Eserlerinde kendisinin de söylediği üzere hep Tipik İnsan’ı ortaya koymaya çalışmış. Eserlerinde, hikayelerinde milletinin bugüne kadar ağızdan ağza geçen efsanelerini,destanlarını, masal ve hikayelerini, bunlarında meydana geliş şartlarını ve ardındaki hikayelerini eserlerinde yeniden hatırlatmaya çalışırdı. Kırgız-Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla eserlerine de mümkün olduğunda bol yer alır. Cengiz Aytmatov’un en göze batan özeliği özüne bağlı, kendinden, halkından, coğrafyasından haberdar olma olarak kendini göstermektedir.

Uluslararası bir ünvana sahip olan Cengiz Aytmatov’un eserleri, tam olarak 150’den fazla dile tercüme edilmiştir. Bu ünü ona Kırgız Yazarlar Birliği Prezidyumu üyeliğine, 1962 yıllarında ise Kırgız sinematografi işçileri birliği birinci sekreterliğine getirildi. Bununla birlikte 1968 yılında “Sovyet Devlet Edebiyat Ödülü” kazandı. Son yıllarında ise Cengiz Aytmatov politikaya atılmıştı. Kırgızista’nın Talas bölge Milletvekilliği yaptı ve bunun yanı sıra Benelux Devletleri büyükelçiliği görevini de üstlendi. Daha sonraları ise Diyalog Arasya dergisinin yayın kurulu üyeliğini de üstlendi. Hayatı bu kadar hareketli ve renkli geçen Cengiz Aytmatov, doktorlar tarafından böbrek yetmezliği teşhisi konulmuştu. Uzun çabaları sonucunda yenik düşen Cengiz Aytmatov, 2008 yılında hayata gözlerini yumdu. Cengiz Aytmatov bir Rus televizyon kanalı için belgesel çekimlerine gitmişti. Gittiği Tataristanda böbrek yetmezliği rahatsızlığı geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. Daha sonra Almanya’ya nakledildi ama kurtarılamadı. Kırgızlar Cengiz Aytmatov’u o kadar çok seviyordu ki; 2008 yılını Cengiz Aytmatov yılı olarak ilan etmişlerdi.

Kızıl Elma
Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebi, askeri yani bütün maddi ve manevi zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanınının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkını içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile "tikip insan"ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikayelerinde milletinin temel mülkü olan milli hafızaya ait efsane, destan, masal, hikaye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartalır, ardındaki hikayeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü,psikolojisiyle, duyuş ve anlış tarzıyla, maddi manvi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır.

1.KİTABIN KONUSU         :

                İsabiekov adında bir adamın karısı Sabira ile ayrıldıklarını kızları Anara’ya anlatmaya çalış masını konu alıyor.

2.KİTABIN ÖZETİ              :

Kitabın takdim bölümünde cengiz aytmatov hakkında gerçekten güzel saptamalar yapılmış; özellikle son cümleyi paylaşmak istiyorum: ” arkasında yeterli destek ve lobi faaliyerleri olmamasına rağmen, dünyaca tanınan bir yazardır. “

İlk hikaye, kızıl elma da bir baba ile kızı arasındaki sevgiden bahsediyor: babanın durumunu kızına anlatamaması ve kızını yeterince iyi anlamaması. Kızıl bir elma ile sorun çözülüyor ama gerçekten acıklı bir hikaye; bazen geçmişe dönüyor, bazen bu zamanda çokca rastlanan ailevi sorunlardan bahsediyor yazar. Aklımda kalan bir cümle vardı: ” İnsan kalbi böyledir: onu kolayca doldurabilirsiniz, ama çok zor eritir, çok zor ısıtırsınız. Hatta bazen hiç çözemezsiniz. “

İkinci hikaye ise, oğulla buluşma. Oğlunun öldüğünü bildiği halde, öldüğü topraklara gitmek isteyen bir babanın mücadelesini anlatıyor. ( bana gelen kitapta basım hatası olduğu için bu hikayenin 10 sayfalık bölümünü okuyamadım. ) Askerlik yaşı gelen bir gencin aileden kopması ve geride kalanların gitmemesi için verdikleri uğraş neticesinde; babasının oğluna olan güvenini işliyor.

Üçüncü hikaye ise Beyaz yağmur; neden beyaz dendiğini ilk başta merak etmiştim, aklıma gelmemişti ama okuyunca anladım: gelinlik!. Birbirlerini seven iki gencin, geleceklerini kurmak için ıssız topraklarda giriştikleri iş neticesinde kızın onu çok seven annesinden kopması, annesinin sürekli onu yanında görmek istemesi ve sonucunda başına gelecekleri anlayınca durumu kabullenip, kızıyla damadının yaptıklarını görmesi ve gururu… Yöre halkının yaşayış tarzını yansıtıyor bu hikaye. Ve tabii ki toprağa olan bağlılık.

Dördüncü ve son hikaye, Asker Çocuğu. Savaş dönemini ve sonrasını anlatan bu hikaye, babasını daha önce hiç görmeyen bir çocuğun şehire gelen sinema neticesinde babasının görevinden haberdar olması ve annesinin kocasına olan mutlak bağlılığı… Çocuğun bir yakınını kaybetmenin ne demek olduğunu tatması… Ağlatan bir hikaye…

72 sayfalık bu 4 hikayeden oluşan kitabı her ortamda okuyabilirsiniz; arabada, trende, vapurda… İnanın konu sizi öylesine içine çekiyor ki dışarıda olanları duymuyorsunuz bile… bazen kendimizden bir şeyler de bulabiliyoruz; ya da bir şeyleri düşünmemiz gerektiğinin farkına varıyoruz: annemiz, çocuğumuz, arkadaşımız, kaybettiklerimiz…

             3.KİTABIN ANA FİKRİ      :

                Hayatta her şeyinizi asla bir olguya bağlamayın , daima alternatifler oluşturun.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

            İsabiekov : Çok seven ama pek belli etmeyen biri.

            Sabira : İsabiekov’un eşi çok güzel , duygusal bir kadın.

            Anara : Ailenin tek çocuğu. 

More articles from this author

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...