Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
AHMETHİLMİGUCLUKüçüklüğümden beri en büyük idealim olan "Gazetecilik" mesleğine atılmam "Alfabe Müellifi" Ahmet Hilmi Güçlü Hocanın tavassutu ile mümkün olmuştu.
Hocanın o zaman "Hakimiyet" gazetesinde başyazı yazdığını biliyordum. 8 Kasım 1951 günü idi. Doğruca Ahmet Hilmi Beyin Başöğretmenlik yaptığı Bozatlı İlkokuluna gidip, Hocaya arzumu bildirdiğim zaman:
- Hakimiyete "Musahhih" alınacağı söyleniyordu, diyerek, gazetenin o zamanki sahibi merhum Şaban Sarıyıldız'a bir kart yazıp, bana iş vermesini rica etmişti.

Koşa koşa gittiğim gazete idarehanesinde Yazı İşleri Müdürü Bekir Mısırlıoğlu vardı. Yıllar yılı kendisinin gazetecilik ve politika alanındaki tecrübesinden son derece yararlandığım Mı-sırlıoğlu;
-Sen vazifeye başla, ben Şaban Bey'le görüşürüm, diyerek, yalnız başına yapmağa uğraştığı "Tashih" işine yardım etmemi istemişti...
Böylece bir 8 Kasım günü meslek hayatıma yön veren Alfabe Müellifi Ahmet Hilmi Hocayı 25 yıl sonra yine bir 8 Kasım günü kaybettiğimizi, Kayseri'de çıkmakta olan gazete ha-herlerinden ve ne yazık ki toprağa verildiğinden iki gün sonra öğrenmiş bulunuyordum.

Hoca, eski yazı ile yazdığı "Başyazı" ve "Vurdum Duy-maz"fıkralarını, daktiloya çekmem için hep bana okur, sonra müsveddelerini kimsenin okuyamıyacağı hale gelinceye kadar parçalara böler, soba veya çöp sepetine atardı. Hoca, en çok Ulus Gazetesi Başyazı Hüseyin Cahid Yalçının D.P. İktidarı aleyhindeki makalelerine cevap vermekten haz duyar, yerine göre Hüseyin Cahid'i susturduğu olurdu.

Hakimiyet Gazetesinde en ateşli başyazılarını yazdığı devrelerde ister istemez politikanın içerisinde olmuş, fakat mesleği, esasen memuriyeti dolayısıyle hep perde arkasında olmak durumunda kalmıştı. Hatta kendisine zaman zaman milletvekilliğine adaylığını koymasını teklif edenler olmuş, fakat o bu teklifleri hiçbir zaman ciddiye almamıştı. Yine 27 Mayıs 1960 ihtilâlinden sonra;
-Bana, "SEN OTUR" dediler, diye 1961 anayasası ile getirilen Senatörlük müessesesinin lüzumsuzluğunu belirtmek isterdi. Netice olarak Muin Feyzioğlu'nun ifadesiyle, Hoca politikanın kirlettiği sokaklarda kimseye görünmeden geri dönmesini bilmiştir.

1899 yılında Kayseri'de dünyaya gelen Ahmet Hilmi, Selçuklu Boy Beylerinden "Omuzugürzlü" (Sonradan Omuzgüçlü olmuştur) ailesine mensup Sadık Beyin oğludur. Kayseri İdadi -sinden sonra, Ankara Lisesine devam etmekte iken, imtihanla Mühendis Hane-i Berr-i Hümayunu kazandı. Bütün öğrencilerin askere alınmaları üzerine okul kapanınca, İstanbul Muallim Mektebine kaydolundu. 1918 yılında buradan mezun oldu ve aynı yıl Kayseri'de Dar-ül Edeb (Cumhuriyet) okulunda öğretmen olarak vazifeye başladı. Üç yıl müfettişlikten sonra aynı okula müdür oldu. Bir ara İstiklâl İlkokulunda öğretmenlik yapmış ve 1936’da Bozatlı İlkokulu Müdürlüğüne tayin edilmişti. Emekliye ayrıldığı Ağustos 1959'a kador aynı görevde bulunmuş ve 41 yıllık öğretmenlik hayatı içinde memlekete sayısız irfan ordusu yetiştirmiştir.

Ahmet Hilmi Güçlü, öğretmenlik mesleğiyle ilgili çeşitli eserler hazırlamış ve ilkokullar için yazdığı "ALFABE" 1927 yılından beri Türkiye'de okutulagelmiştir.
Vaktiyle Kayseri'de yayınladığımız "FİLİZ" dergisinin Ağustos 1958 tarihli 3.cü sayısında:
Bu nasıl yaz?
Hırçın bir ayaz;
Temmuzun ortasında hepimizi
Dizi dizi
Titretti, ezdi
Tandır başlarına dizdi
Tabiat pek kocadı
Oldu bir cadı
Kimisi güldü bu hale, kimi kınadı Sözün kısası, dünya bunadı.
şeklindeki bir şiiri çıkmıştı. O yıl yaz mevsiminde bile kar yağması üzerine, Hocanın yazdığı bu espirili şiiri garip karşılıyan-lar, hatta kendisine tarizde bulunanlar bile olmuştu. Onlara cevap olmak üzere, bu defada şunları yazmıştı;
İmalı bir gülüşle dediler "Filiz"in nesisin sen?
Güldüm ve dedim: Ben Kurumuş bir dalın çonuyum Filiz'in hem önü, hem sonuyum Halik, hayat hamurunu böyle yoğurur Filizler dallaşır Dallar çonlaşır
Çonlaşırken dallar Filiz doğurur
Hayatın ezelî bir kanunu bu Her şeyin önü bu, sonu bu.
"Neslin Bekası" derler adına Bilmem doyan var mı hiç tadına?
Fikir ve Güneş Bir birine eş.
Bir fikir batarken bin fikir doğar Faniliğin yasını bu gerçek boğar..."
Yaşadığı sürece, fani hayatın yasını fikir ışıklarıyla boğmaya uğraşan Hocaya Allah'dan rahmet diliyoruz... 1

Abdullah SATOĞLU

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile