Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
olumyaknizlikSaatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum. Rüzgârın uğultusu kulaklarıma kadar geliyor. Bir an bu saatte derste olmam gerektiğini hatırlıyorum. Gözlerim kararmaya, ellerim titremeye başlıyor. Göğsümün üzerinde bir ağırlık hissediyorum. Kapıda ‘sizden kan almam gerekiyor’ diyen beyaz önlüklü bir görevli beliriyor. Kolumu uzatıyorum. Gözlerim tavana dikili. Belli olmasın istiyorum. Fark edilmesin istiyorum. Canımın yanmasıyla bir an göz göze geliyoruz. Sessizlik koyulaşıyor. Bir şeylerin olacağını hissediyorum:
-Ağlıyor musunuz?
Evet, diyemiyorum.
-Paylaşmak isterseniz sizi dinlemek isterim.
Hayır, diyemiyorum.
...
O da biliyordu söylediklerinin nezaketen olduğunu, ben de. Ona sormak yakışırdı, bana susmak. Daha iki gün önce gördüğüm -tanıdığım bile değil- bir insana nasıl anlatabilirdim yaşadıklarımı? Neyi paylaşabilirdim? Ne kadar paylaşabilirdim? Ayrıca ne gerek vardı bütün bunlara.
...
Bir müddet bekledi. Bir şeyler söyleyeceğimden, ona açılacağımdan emin bir hâli vardı, ama ağzımı açamazdım.
Konuşamazdım.
Buna gücüm yoktu ve belki de hakkım.
Bozuldu.
Haksızlık yaptığımı anladım. Onu daha çok üzmemek için, kısık bir sesle teşekkür ettim. İstesem de yüksek sesle konuşamazdım ki... Sonda yapılmıştı bana, yani burnumdan mideme ince bir hortum indirilmişti. Hortum boğazımı ve ses tellerimi fazlasıyla tahriş etmişti. Benim gibi günde on saat konuşan insan, ancak böyle cezalandırılabilirdi.
...
Dinleneceksin.
Konuşmayacaksın.
Sadece düşüneceksin, içeriden dışarıya bakacaksın. Artık buraya aitsin. İnsanlar koşacak, hızlı hızlı gidecek arabalarıyla, sen parka bıraktığın arabanla göz göze gelecek, hüzünleneceksin.
Ne işi var bu insanların? Oysa ben ne kadar sakinim burada. Zihnim ne kadar rahat. Hatta içimin gitgide temizlendiğini düşünüyorum. Katarsis.
...
Abi, yanındaki kim, hâlâ tanıştırmadın? O mu, kusura bakma, burada çalışıyor. Morgun imamı... Öyle mi? Ne güzel belki de seni buraya Allah gönderdi. Yarın sana konuk olabilirim, lütfen bana iyi davran.
Sapsarı bir yüz.
“Yok ya” dedi misafirim, “o kadar ciddi bir operasyon değil seninkisi, büyütme”. Oysa bir gün sonra gireceğim ameliyattaki ölüm riskinin yüzde ellinin üstünde olduğunu çok geçmeden öğreniyorum bir beyaz yakalıdan.
...
“Ben ve ölüm” hiç yan yana düşünememiştim bunları bu güne kadar. Oysa şimdi ölümle daha trajiği kendi ölümümle ilgili espri yapıyordum. Misafirim ve arkadaşı gittikten sonra söylediklerime kendim de inanamadım.
Kar dinmişti. Ama rüzgâr ısrar ediyordu. Ağaçların dallarının sağa sola savruluşundan tanıyordum onu.
Yarın dördüncü sıra senin.
Belki ondan sonraki gün olmayacaktı. Operasyondan sonra veya operasyon esnasında... Her şey ama her şey...
...
Ben sağ göğsünün altındaki bir organını kaybetmiş yarım bir insanım artık. Eskisi gibi nefes alabilecek miyim, bilmiyorum. Eskisi gibi yemek yiyebilecek miyim? Eskisi gibi yürüyebilecek miyim, koşabilecek miyim? Yüz üstü yatabilecek miyim, sağa sola dönebilecek miyim? Öksürebilecek miyim? Hapşırabilecek miyim? Yine sekiz saat kesiksiz uyku uyuyabilecek miyim? Rüya/lar görebilecek miyim?
...
-Canım çok yanıyor Hasan Abi...
-Dayan oğlum, üç gün sonra bir şeyin kalmaz kapanır yaran, üç gün sonra mı, üç ay sonra mı, üç yıl sonra mı, Hasan Abi zaman dondu sanki, her şey durdu, hiç bitmeyecek gibi sızım. Dayanamıyorum abi.
Allahım, eğer böyle devam edecekse ağrılarım...
Beni ve içimdekileri en iyi bilensin.
Ağrılarımı, acılarımı en iyi bilensin, en merhametli olan sensin, ama bu acılarım kısa zaman sonra dinecekse bana dayanma gücü ver, sabır ver.
Kalktı gitti Hasan Abi. Ben hayata meydan okuyan babayiğit insandım. Ne kadar acizmişim.
Bu kadar mı zayıfmışım, bu kadar mı dayanıksızmışım?
...
Serumun damara değil de boşa akması beni perişan etmişti. Sol elim hareket edemez hâle gelmişti. Şişmişti.
-Çok canım yanıyor, dayanamıyorum
-Kolonya ile ovun geçer..
-Geçmiyor...
-Madem ki alkollü bezi sardığınızda geçecekti ağrılarım, niçin üç gündür beni kıvandırıyorsunuz?
Yüzü karardı. Bir şey diyememenin hırsıyla hızlı adımlarla terk etti odayı.
...
Ölümün kıyısından dönen insandım.
Ve ölümü bilen bir insan artık.
Hiçbir kıyı insanın içindeki fırtınaları bu kıyı kadar dindiremezmiş.
Ölmeden önce ölün ve siz de rahatlayın şehrin insanları.
“Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin.
...
Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Bozuk paraların insanı, sivilcelerin.
...
Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
Pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin.”
Benim gibi...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR

“TARİHİN SESSİZ DİLİ DAMGALAR” ÜZERİNE Mustafa AKSOY ile Söyleşi Söyleşi: Ahmet VURGUN              Kültür tarihimizde pek çok boşluk söz konusudur. Özellikle söz konusu...

Osmanlı Cadısı-Barış Müstecaplıo

Barış Müstecaplıoğlu Barış Müstecaplıoğlu Osmanlı Cadısı’nda uçan arabalarla leventleri, robotlarla semazenleri sıradışı bir kurguda ustalıkla buluşturuyor....

VATAN DİLİNDE CENGİZ DAĞCI

Vatanını kaybetmiş ve bir daha dönüp onu görememenin acısını derinden yaşamış biri olan Cengiz Dağcı, Türkçeyi kendine vatan bilmiş ve vatanı Kırım’ı yazdığı...

TURGUT GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçesine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti....

CUMA GÜNÜ, AKŞAM…*

Metin SAVAŞ

Çağdaş Tatar edebiyatının zirve romancısı olarak kabul edilen Ayaz Ğıylecev, Tataristan’ın en büyük sanat ve edebiyat ödülü Ğabdulla Tukay Ödülü ve Sovyetler...

KİMİ (NİÇİN) AFFEDELİM

Özcan TÜRKMEN

Nefret ve intikam hissi, bize büyük zarar(lar) verir. Affetmek, geçmişteki olumsuzlukların tesirinden kurtulmak, onların hayatımızı kontrol altında tutmasına...

KUTADGU BİLİG'DE GÖNÜL ANLAYIŞI

Edebiyat Dunyamız

Gönül Anlayışına Dair: Öncelikle şunu belirtelim gönül kelimesi insandaki duygusal ve ruhi merkez anlamına tahsis edilen bir kavramın adı olarak dünya...

KUYUYA MEKTUPLAR

Ayla Coşkun CEREN

Kitapların dünyası farklıdır. Edebiyat çevresi diye bir yer vardır. Uzun kısa, yaşlı genç, güzel çirkin, kadın erkek. Hepsi yazıyorlar. Hepsi yazar. Kitapları da var....

SÂKİNÂMELERİN ORTAYA ÇIKIŞI VE GEL

Sâkîye seslenmeler yoluyla içkiyi -daha çok şarabı- ve içki meclislerinin araç, gereç ve âdetlerini, içkiyle uzaktan yakından ilgili pek çok düşünce, duygu ve...

Türk Edebiyatı Karşılaştırmalı Na

Türk Edebiyatında dönemler, nazım şekilleri, nazım birimleri, kafiye şemaları, ölçü ve konu içeren karşılaştırmalı tablo

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

PROF.DR. Hasan Onat İle Söyleşi: “D

Sayın Prof.Dr. Hasan Onat ile “Din”in Anlam ve Önemi, İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz, İnsanlar niçin Cemaatlere İhtiyaç Duyar, Türkiye’de İslam Anlayışı ve İslam’ın Geleceği...

ANKARA'LI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KE

Paşa[1], yorgunluk kahvesini içmişti. Şöyle yalnız başına Ankara’da dolaşmak istiyordu. Çankaya’daki küçük bağ evinden çıktı, toprak yolda yürümeye başladı. Zihninde Yunan...

AHMET KABAKLI'DAN GÖYGÖL İNCELEMESİ

— Şair Ahmet Cevat'ın aziz Bir seher vaktinde vardık Göygöl'e Burda kızlar gül takıyor kâküle Alev alev bir gül attım su yandı Sunam derin uykusundan uyandı Yavaş...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

DİVAN EDEBİYATINDA VE YENİ TÜRK EDEB

Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Anlatım; duygu, düşünce, istek... lerin sözle ya da yazıyla başkalarına aktarılma sürecidir. Sözle aktarılması konuşma, yazıyla aktarılması yazma yoluyla gerçekleşir. Anlatma...
Kostantiniyye... Estefanya... Gulgule-i Rûm... Dersaadet... İslâmbol... yâni İstanbul...Ne vakit Rumeli Hisârına baksam, Yahya Kemâl’in derin bir teessürle hüzne daldığı ufuklar...
Kıpçaklar, diğer adıyla Kumanlar, Ötüken'den başladıkları göç yolculukları ile Karadeniz'in kuzeyine ulaşmış, Kıpçakların (Desti Kıpçak) Doğu Avrupa hakimiyetleri 1256 yılına...
1499 Yılından beri Muradiye türbelerinin en büyük ve en görkemlisinde kardeşi Şehzade Mustafa ile birlikte yan yana yatan Cem Sultan,...
“Bugünkü Irak devletinin sınırlarını oluşturan topraklar Osmanlı idarî bölünmesindeki Musul, Bağdat ve Bas­ra eyaletlerini içine almaktadır. 1500 yıla yakın bir...
AZMİ GÜLEÇ

AZMİ GÜLEÇ

09.03.2019
Türk sanat hayatına: Fetih Yıldızı, Kapısız Sokaklar, Zamanların Ötesi, Ağustos Güneşi-Malazgirt Destanı ve Azmî’den Rübaîler gibi güçlü eserler kazandıran şair...
Doğu’nun büyük bilgesi Sadi Şirazi, Gülistan isimli eserinde bilgi bahsini anlatırken bize bir de bir olayı hikâye eder. Buna göre...
Tarih; okumasını bilenler için her duruma, her konuya uygun düşecek ibretlik derslerle doludur. Mehmet Akif Ersoy bu olguyu ölümsüz dizeleriyle...
On beş Temmuz şehitlerine ithaf… Önümde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün 1990 yılı mezuniyet yıllığı duruyor. Yıllığa...
İdil Hanım, sizce müzik nedir? Müziği ne olarak görmek, anlamak gerekiyor.
Üçler Güler, “zaman”la kavgası olan bir adamdı: Zamana daha çok şey sığdırmak... Zamanın akıp giden her saniyesinden şiirli bir kelime...
Misli Baydoğan, uzman bir psikolog. Ancak biz kendisini, pek çok dergide yayımlanmış, Türk davranış kalıplarını ustaca sergilediği tarihi hikayelerinden tanıyoruz.
Türkiye’nin m i l l î l i s a n ı «İstanbul Türkçesi» dir; buna şüphe yok! Fakat İstanbul’da...
Kendinizle konuşur musunuz hiç? Kendi kendinizi dinlediğiniz olur mu hiç? Hoşlanmadığınız konuları da kendi kendinize mütalaa eder misiniz hiç? Karşınızdaki...
Dijital Dönüşüm Nedir? Ne Değildir? Dijital teknolojilerle birlikte rekabetin artması, fiyatların şeffaflaşması, gücün müşterinin eline geçmesi ve online itibarın önem kazanması...