Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

sardunya sokakBeni ilk sardumyam terk etti. Öylece bir sabah, hiçbir şey yokken, güneş doğduktan sonra kurumaya başladı. Önce çiçek çiçek sonra yaprak yaprak. Sardunya gitmeye başlayınca kafesindeki muhabbet kuşum tüy dökmeye başladı. Önce tüy sonra gözyaşı. Muhabbet kuşumun döktüğü gözyaşında akvaryumdaki balıklarım boğuldu. Balıkların derdine yanan kedilerim birer birer nankör oldu.

Hep düşünürdüm. Hayatta yapayalnız kalsam ne yaparım diye? Kaldım işte.

(Okuma süresi: 1 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

elmaKimine göre masal, kimine göre bahar. Kimine göre Adem, kimine göre Havva. Kimine göre yasak, kimine göre zevk-i sefa.

Rukiye ÖZDEMİR

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

salli kadinMerhaba yetmiş yaşım. Dante’ye göre yolun sonuna gelmişimdir. Ömrünün en güzel yıllarını ‘boş işlerle uğraşma’ diyen bir adam için harcadım. Özür dilerim.

O üçlü koltukta uyudu. Ben de omzuma şalımı alıp oturdum, soğuk gecelerde. İstediğim bu değildi emin olabilirsin. Çok bir şey de istemedim aslında. Çayıma yandaş aradım da bulduğumu sanmışım. Yaşamak istediğim aşkı hep hayallerimde yaşattım. Zararın neresinden dönersen kardır derler ama ben hiç kara geçemedim.

(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

The Hilly Path Ville dAvray by Alfred Sisley 1879Babamdan kalan o eski evin önündeki somyanın üzerinde kollarımı bağladım oturuyorum. Değişik duygular içerisindeyim. Bir duygudan çıkmadan diğerine yatay geçiş yapıyorum. Halimden memnunluk derecem değişkenlik gösteriyor. 

Buraları hayal meyal hatırlıyorum. Ayrılık yokuşu… Zamanında sevdalılar “bu yokuşu birlikte çıkamayacaksak, sevdaya hiç yeltenmeyelim” derlermiş. İnsan düşünmeden edemiyor. Kaç kişi çıktı,  kaçı yarıladı ya da baştan vazgeçti?

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

hurriyet yalniz kadinHürriyet, havalı Hürriyet. Yürüdüğü zaman yeri göğü titreten, belediye reisinin karısı Hürriyet.

Deniz kenarındaki muhteşem köyümüzün  belediyelik olduğu zamanlardı. Çok göç verdik. Kıymete bineceğini bilselerdi kimse göçmezdi. Sonraları muhtarlık oldu. İlçeye bağlandık. Haritadan da silinmeyiz umarım.

Hüseyin Bey, yıllar önce ayrılmış köyden. “Okumaya gitti.” demişlerdi. Nerede okudu, hangi bölümü bitirdi? Mesleği ne? Kimse hiçbir zaman bilemedi. O da anlattı da anlattı. Kim bilir kimin hikayesini kime sattı. 

(Okuma süresi: 1 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Uyumak demek; önce pijamalarını giyersin, dişini fırçalarsın, itina ile yatağın örtüsünü açarsın ve uyku eylemine bürünmeye başlarsın.

Ama benimki uyumak değil SIZMAK.

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

alli turna rukiye ozdemir“Allı turnam bizim ele varırsan

Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum

Tutmuyor elim turnalar hey”

                                Anonim

Şu hayattaki en büyük aşıklar ne Aslı ile Kerem, ne Ferhat ile Şirin, ne sen ne de ben. Bizim iğde ağacı ile dalına konan Allı Turna…

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin

ankara enkara“Sağlığında köyden su kenarında bir tarla, bir ev, iki de inek istemişti. Tarlayı aldım, evi de yaptım, dama iki inek bağlayamadım. İşte ona ömrü vefa etmedi.”

Liseyi kasabada okumuştum. Sabah servisle gidip, akşam servisle geliyordum. Derslerim iyiydi. Okula kitap defter götürmezdim halbuki. 

Liseyi bitirdiğimde bir annem kalmıştı. Ankara’da üniversiteyi kazandım. İkna ettim, yerinden yurdundan ayırdım onu. Ankara’ya götürdüm. O da sırf ben okuyayım diye sattı her şeyini. Evini, tarlasını, hayvanlarını… İçi gitmişti biliyorum. Ama o hiç gık bile demedi. Babamdan kalan emekli maaşını da aldık gittik. 

Elimizdeki parayla uygun bir ev aldık. Bize yetecek, giderini karşılayabileceğimiz kadar. Annem de alıştı gibi yada bana öyle hissettirdi. Ama yalan yok o alışmasaydı yada alıştım gibi göstermeseydi vicdan azabından okuyamazdım. 

Mezun olmaya yakın bir kızı sevmeye başladım. O da beni seviyormuş sonradan öğrendim. Bizden baya bir uzakta oturuyordu. Babamın emekli maaşını bir aya öyle bölüyordum ki hariçten gazel okuyacak hiçbir şey kalmıyordu. Dahası annemden daha fazla bir şey isteyemezdim. Zaten varını yoğunu bana yatırmıştı. Ama gönül bu kim çare bulmuş ki ben bulayım. Akşam ezanından sonra yürüme çıkardım evden. Dolaptaki tek ve en güzel beyaz gömleğimi giyerdim. Yürürdüm. Şimdi ne kadar hatırlamıyorum. Evlerinin tam karşısında bir elektrik direği vardı. Dibinde beklerdim saatlerce. Pencereye çıkar da görürüm diye. Ankara’nın soğuğu, isi içime işlerdi. Arada bir gazete kağıdına sardığım bira arkadaşım olurdu. Gözkapaklarım teslim olana kadar beklerdim. Beyaz gömleğim isten simsiyah olurdu. Annem hiç soru sormadan yıkardı. Soramazdı. Hoş, sorsa ne cevap verirdim bilmiyorum. 

O da arada komşularla otururdu. Bana söyleyemediklerini onlara anlatırdı. Bir keresinde komşularına anlatırken duydum. Köyden ev almak istiyordu. Su kenarında tarla. Dama da iki inek bağlamak… Bu  yaştan sonra tarlayı, ineği ne yapacak dedim içimden biraz da dalga geçerek. İçindeki yangını fark edememişim. 

Mevsimler geçti. İsli havalar güneşli günlere döndü. İş güç sahibi oldum. Penceresi önünde it gibi titreye titreye beklediğim kızla evlendim. Annemle oturmak istemedi. Annem zaten köyüne hasretken üzerine bir de benim ve torunlarının hasreti eklendi. Her ne kadar sürekli ziyaret etmeye çalışsam da uğruma her şeyi terk eden kadını sonuçta ben de terk etmiştim. Ne yaptıysam aklımdan bir türlü evi, tarlayı, iki ineği çıkaramıyordum ama. Sürekli rüyalarıma giriyor. Uykumdan kan ter içinde uyandırıyordu. Sonra uyumak ne mümkün. Bu rüyaları biraz kulak arkası yaptım. Taki annemi rüyamda ağlarken görene kadar. Hafta sonuydu, arabaya atladığım gibi köye gittim. Epey değişmiş buralar. Taşı o eski taş değil, toprağı o eski toprak değil. Yine de memleket işte. Rüzgarı değişik artık üşütür cinsten. Deresinin bile yönü değişmiş. Yıllar sonra bıraktığım ayak izini bulacak değildim ya. O daracık sokaklardan çıkarken ayak izimi aradım aslında. Aitlik hissini. Pencerelerden sarkan sardunyalar bile değişmiş. Altı üstü sardunyaydı aslında nasıl bu kadar değişebilirdi ki. Arkadaki dağın eteğindeki çamların arasından ufacık su gelirdi. O su bütün evlerin arasından geçer, köyü tavaf eder dereye ulaşırdı. Can atan sevgili gibi. Yıllar onlara da iyi gelmemiş. Artık akmıyor. Çeşme yapmışlar. Elini kolunu bağlamışlar. 

Öğlen olmuştu. Muhtarı buldum. Tanıttım kendimi. Biraz zor hatırladı. Neyse önemi yok. Ona su kenarında tarla almak istediğimi söyledim. Tam annemin istediği gibi bir tarla bulduk. İçinde evi de vardı damı da. 

Gece döndüm Ankara’ya. Geç olmuştu. Direk eve gittim. O saatte annemi heyecanlandırmak istemedim. Sabah erkenden kapısına dayandım. Komşular açtı kapıyı. İyi değil dediler. Neredesin sen? Ayakkabıları bile çıkarmadan koştum içeri. Bitkin haldeydi. “Seni görmeden gitseydim, gözüm açık kalırdı” dedi. Hayır dedim. Şimdi olmaz. Köyünü evini görmeden olmaz. 

Gözyaşımın kirpiğimin kenarında durduğunu o an fark ettim. Kucakladığım gibi arabaya bindik. Köye varana kadar ağladık birlikte. Tarlaya geldik. “Allah’ım” dedi “sana şükürler olsun”. Arabadan indirdim. Öylece toprağa oturmak istedi. Oturttum. Kaç saat bilmiyorum. Hava karardı. “Hadi artık uyu istersen” dedim. “Uyursam, bu toprağa bir daha basamam diye korkuyorum.” Dedi. “Korkma artık buradayız” dedim. Hem birkaç güne inekler de gelecek dedim. Dudağının kenarına ufacık bir gülümseme koydu. 

Sabah ezanıyla uyandım. Annemin yanına gittim. Son sözleri “ su kenarında tarlamı, evimi aldın ya, Allah senden razı olun” dedi. Daha dur dedim, inekler de gelecek…

                                                                                  Rukiye ÖZDEMİR

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

baba ocagiDışarıda ince ince kar yağıyor. Kar, yağmur gibi olmuyor. Temizlendiğini hissediyor insan. Her ne kadar ayaza çekse de.

Sobanın yandığı odadayız. Burası aslında dedem ve babaannemin odası. Onların odasında oturuyoruz. Zira oturmasak büyük saygısızlık olur. Onların odasında yemek yiyoruz, misafir ağırlıyoruz. İşte hep bunlar saygıdan. 

Camın önündeki mindere oturuyorum hep. Birbirine sıkışmış evlerin arasından, o küçücük yerden gökyüzünü izlemekten büyük haz duyuyorum. Bu sıkışıklıkta kendine yer bulmuş bir ağaç. Birkaç gün önce yalandan çıkmış güneşe aldanıp tomurcuklanmış. 

(Okuma süresi: 3 - 5 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
kopruKapılar ardı sıra kapandı. Arabaya en son binen şoför, aceleci tavrı nedeniyle biraz geç de olsa kontağı bulup marşa bastı ve hızlı bir manevrayla makam aracını hükümet konağının avlusundan çıkardı. Arkada oturan taze kaymakam Cavit Bey yaverine bir işaret çaktı.-Kaymakam pek konuşmaz, genellikle işaret diliyle emir verirdi.- Bu sabah ellerine “Acil” koduyla ulaşan valinin emrini istiyordu. Parmaklarını yeni tıraşlanmış olan küçük çenesinde dolaştırarak yazıyı tekrar okudu. Çare yoktu. Vali, kendisine kadar gelen köylülerin şikâyetlerine hiddetlenmiş, kaymakam beyin bizzat yerinde inceleme yapmasını ve neticeyi en kısa sürede kendisine bildirilmesini istiyordu.
Direksiyonu sıkıca kavrayan şoförün avuçlarından dökülen stresli ter damlaları, beyaz çizgili siyah pantolonunun dizlerini ıslatıyordu. Bu durum oldukça gerginleşen ortamın adeta bir vesikasını ortaya koyar gibiydi. Bugün de eve geç gideceğinin artık farkında olan bu yaşlı adam, “Hanımla aram bozulmasa bari!” diye hayıflandı. Çünkü dün akşam yemeği sofrasında eşine verdiği eve erken gelme sözü içini kemiriyordu. Yaver ise gözünü mümkün olduğunca yoldan ayırmıyor, ara sıra kucağını dolduran bir takım dosyaya göz atıyordu. Valinin kendilerine hiddetlenmesinden öylesine çok korkuyordu ki, bu işin içinden nasıl çıkacaklarına dair –haddine olmasa da- kendince fikirler üretiyordu.
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

grioykuHazırlıksız yakalanmışlardı.

Şimşek, ansızın sessizliği delip geçiyor, tıpkı bir yabancının sofraya aniden oturması gibi kalabalığı afallatıyordu. Belki bu, sadece kuvvetli bir yağmurun habercisi, belki de küçük bir hayatın dönüm noktasıydı.

Artık daha güçlü olan gürültü, bir kaçışma başlatıyor, herkes bir an önce evlerine ulaşabilmek için çabalıyordu. Kalabalığın arasından küçük bir çocuk belirdi ve onların biraz önüne geçti. Çamura batan gri lastik ayakkabıları iyice kayganlaşmıştı. Bu yüzden gözlerini önünden ayıramıyor hızlı adımlarla düşe kalka ilerliyordu. Ayakkabıları iyice ağırlaşınca temizlemek için eğildi. -Belli ki ayakkabıları yeniydi.- Tam o sırada aklına çok daha önemli şeyler geldi. Annesi ve küçük kardeşi. Kafasını kaldırıp etrafına bakındı. Ama aradığını bulamıyordu. İşte o an küçük bir çocuk için annesini kaybetme korkusu yüreğini sarmıştı bile. Telaş ile hem evinin yolunu hem de kalabalığı kaybetmiş, sağa sola koşturuyordu. Çok hızlı koşabildiği için diğer köylülerin önüne geçmişti. Geriye dönüp kalabalığı nihayet bulabildi ve onlara doğru tekrar koşmaya başladı. Şimşek gürültüsünü artık duymuyor, belki de ondan korkmuyordu.

15 Temmuz 1943'te Gümüşhane'ye bağlı Kelkit ilçesinin Dayısı köyünde doğdu. Ailesinin Kırıkkale'ye göçmesi üzerine ilkokulu orada tamamladı. Ortaokulu Merzifon ve Mersin askeri...
Yavuz Bülent Bâkiler 23 Nisan 1936 , Sivas ’ta doğdu. Şair, yazar , gazeteci, yönetici, avukat. Aslen Azerbaycan göçmeni ailenin çocuğu olan Yavuz Bülent Bâkiler ilk ve orta...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
Necmettin Halil Onan (1902, Çatalca, Kocaeli - 17 Ağustos 1968, İstanbul), Türk şair, öğretmen, akademisyen, edebiyat tarihçisi. Türk edebiyatının artık klasikleşmiş eseri olan...
Abdullah SATOĞLU Öyle bir insan tasavvur ediniz ki, hayatında şöhretten, şehvetten, kinden, alayıştan, mevkiden ve paradan hoşlanmamış; hiçbirşeye sadakada sarılmamış, istediği...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
Adını Türk edebiyatına “Destan Şairi” olarak yazdırmış bir büyük ismi: Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu, 21 Ağustos 1992 günü kaybetmiştik. Çok yetenekli bir şair, çok kıymetli...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
1936 yılında Balıkesir, Gönen İlçesi Paşaçiftlik Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Bandırma’da bitirdi 1955 de Hv. Asb. Tek. Okulu’na girdi. 1957 de Türk Hava...