Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

grioykuHazırlıksız yakalanmışlardı.

Şimşek, ansızın sessizliği delip geçiyor, tıpkı bir yabancının sofraya aniden oturması gibi kalabalığı afallatıyordu. Belki bu, sadece kuvvetli bir yağmurun habercisi, belki de küçük bir hayatın dönüm noktasıydı.

Artık daha güçlü olan gürültü, bir kaçışma başlatıyor, herkes bir an önce evlerine ulaşabilmek için çabalıyordu. Kalabalığın arasından küçük bir çocuk belirdi ve onların biraz önüne geçti. Çamura batan gri lastik ayakkabıları iyice kayganlaşmıştı. Bu yüzden gözlerini önünden ayıramıyor hızlı adımlarla düşe kalka ilerliyordu. Ayakkabıları iyice ağırlaşınca temizlemek için eğildi. -Belli ki ayakkabıları yeniydi.- Tam o sırada aklına çok daha önemli şeyler geldi. Annesi ve küçük kardeşi. Kafasını kaldırıp etrafına bakındı. Ama aradığını bulamıyordu. İşte o an küçük bir çocuk için annesini kaybetme korkusu yüreğini sarmıştı bile. Telaş ile hem evinin yolunu hem de kalabalığı kaybetmiş, sağa sola koşturuyordu. Çok hızlı koşabildiği için diğer köylülerin önüne geçmişti. Geriye dönüp kalabalığı nihayet bulabildi ve onlara doğru tekrar koşmaya başladı. Şimşek gürültüsünü artık duymuyor, belki de ondan korkmuyordu.

Elleri iyice uyuşmuştu. Ancak kesilmek üzere olan ılık soluğu artık üşüyen ellerini ısıtmıyordu. Çaresiz, yorgun küçük ayaklarıyla kalabalığa doğru yöneldi. Derenin kenarında kadınlar toplanmış ve hep bir ağızdan bağırıyor, kimileri ise avuçlarının içiyle kendi göğüslerine vuruyorlardı.

Biraz daha yaklaştı. Bu sefer attığı adımlar daha temkinli ve ürkekti.

Koşarken ayakkabılarından birini ardında bırakmıştı.

Ama dönüp bir kez dahi arkasına bakmadı.

Yağmur, sanki çocuğun gözyaşlarını gizliyordu. Öyle ki gözyaşlarının sıcağı ve yağmur damlalarının soğuğu yanaklarının üzerinde birleşiyor, tıpkı küçük yüreğinde karışan korku ve hüzün gibi tarifsiz bir duyguya dönüşüyordu.

Soluğu annesi ve kucağında sessizce yatan kardeşinin yanında aldı. Artık ifade bulunmayan kardeşinin küçücük yüzündeki yaprakları yavaşça ve özenle toplayarak, ayağını kaydıran ve onu soğuk sulara iten gri lastik ayakkabılarının dibine bıraktı.

Hazırlıksız yakalanmışlardı. Şimşek, ansızın sessizliği delip geçiyor, tıpkı bir yabancının sofraya aniden oturması gibi kalabalığı afallatıyordu. Belki bu, sadece kuvvetli bir yağmurun habercisi, belki de küçük bir hayatın dönüm noktasıydı. Artık daha güçlü olan gürültü, bir kaçışma başlatıyor, herkes bir an önce evlerine ulaşabilmek için çabalıyordu. Kalabalığın arasından küçük bir çocuk belirdi ve onların biraz önüne geçti. Çamura batan gri lastik ayakkabıları iyice kayganlaşmıştı. Bu yüzden gözlerini önünden ayıramıyor hızlı adımlarla düşe kalka ilerliyordu. Ayakkabıları iyice ağırlaşınca temizlemek için eğildi. -Belli ki ayakkabıları yeniydi.- Tam o sırada aklına çok daha önemli şeyler geldi. Annesi ve küçük kardeşi. Kafasını kaldırıp etrafına bakındı. Ama aradığını bulamıyordu. İşte o an küçük bir çocuk için annesini kaybetme korkusu yüreğini sarmıştı bile. Telaş ile hem evinin yolunu hem de kalabalığı kaybetmiş, sağa sola koşturuyordu. Çok hızlı koşabildiği için diğer köylülerin önüne geçmişti. Geriye dönüp kalabalığı nihayet bulabildi ve onlara doğru tekrar koşmaya başladı. Şimşek gürültüsünü artık duymuyor, belki de ondan korkmuyordu. Elleri iyice uyuşmuştu. Ancak kesilmek üzere olan ılık soluğu artık üşüyen ellerini ısıtmıyordu. Çaresiz, yorgun küçük ayaklarıyla kalabalığa doğru yöneldi. Derenin kenarında kadınlar toplanmış ve hep bir ağızdan bağırıyor, kimileri ise avuçlarının içiyle kendi göğüslerine vuruyorlardı. Biraz daha yaklaştı. Bu sefer attığı adımlar daha temkinli ve ürkekti. Koşarken ayakkabılarından birini ardında bırakmıştı. Ama dönüp bir kez dahi arkasına bakmadı. Yağmur, sanki çocuğun gözyaşlarını gizliyordu. Öyle ki gözyaşlarının sıcağı ve yağmur damlalarının soğuğu yanaklarının üzerinde birleşiyor, tıpkı küçük yüreğinde karışan korku ve hüzün gibi tarifsiz bir duyguya dönüşüyordu. Soluğu annesi ve kucağında sessizce yatan kardeşinin yanında aldı. Artık ifade bulunmayan kardeşinin küçücük yüzündeki yaprakları yavaşça ve özenle toplayarak, ayağını kaydıran ve onu soğuk sulara iten gri lastik ayakkabılarının dibine bıraktı.

Furkan DUMAN

More articles from this author

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Ziya Gökalp ilkokulunu(1980), Eskişehir İmam-Hatip Orta ve lise kısmını (1987) bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler...
YETİK OZAN (TURGUT GÜNAY) Yetik Ozan’ın asıl adı Turgut Günay’dır. Ancak o, şiirlerinde kullandığı Yetik Ozan takma adı ile meşhur olmuştur. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Yetik Ozan’ın...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...