Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  
kopruKapılar ardı sıra kapandı. Arabaya en son binen şoför, aceleci tavrı nedeniyle biraz geç de olsa kontağı bulup marşa bastı ve hızlı bir manevrayla makam aracını hükümet konağının avlusundan çıkardı. Arkada oturan taze kaymakam Cavit Bey yaverine bir işaret çaktı.-Kaymakam pek konuşmaz, genellikle işaret diliyle emir verirdi.- Bu sabah ellerine “Acil” koduyla ulaşan valinin emrini istiyordu. Parmaklarını yeni tıraşlanmış olan küçük çenesinde dolaştırarak yazıyı tekrar okudu. Çare yoktu. Vali, kendisine kadar gelen köylülerin şikâyetlerine hiddetlenmiş, kaymakam beyin bizzat yerinde inceleme yapmasını ve neticeyi en kısa sürede kendisine bildirilmesini istiyordu.
Direksiyonu sıkıca kavrayan şoförün avuçlarından dökülen stresli ter damlaları, beyaz çizgili siyah pantolonunun dizlerini ıslatıyordu. Bu durum oldukça gerginleşen ortamın adeta bir vesikasını ortaya koyar gibiydi. Bugün de eve geç gideceğinin artık farkında olan bu yaşlı adam, “Hanımla aram bozulmasa bari!” diye hayıflandı. Çünkü dün akşam yemeği sofrasında eşine verdiği eve erken gelme sözü içini kemiriyordu. Yaver ise gözünü mümkün olduğunca yoldan ayırmıyor, ara sıra kucağını dolduran bir takım dosyaya göz atıyordu. Valinin kendilerine hiddetlenmesinden öylesine çok korkuyordu ki, bu işin içinden nasıl çıkacaklarına dair –haddine olmasa da- kendince fikirler üretiyordu.
Arka arkaya susuz geçen bu dördüncü mevsim, doğanın belini git gide bükmüştü. Hem açlıkla hem de susuzluk sebebiyle ortaya çıkan salgın hastalıkla mücadele eden, sabrı ve takati artık tükenmiş olan köylülerden bir tanesi, kaymakamlıktan konuyla ilgili sonuç alamayınca, posta arabası köye her geldiğinde valiye bir dizi şikâyet yazısı göndermişti. En sonunda bitmek tükenmek bilmeyen bu şikâyetlere vali de dayanamayıp öfkelenince kabak kaymakam Cavit Beyin başına patlamıştı.
Tozu dumana katarak ilerleyen makam aracı ani bir frenle, biraz da kayarak güçlükle yavaşladı. Önlerinde yalpalayarak ilerleyen bir at arabası çıkıvermişti. Sigarasının külü ceketine dökülen kaymakam birden etrafındakilere parladı;
“Hay aksi! Ne oluyor böyle?”
Bir yandan ceketini elinin tersiyle sıvazlıyor bir yandan da durumu çözümlemeye çalışıyordu. Bir karış saman yüklü arabanın kasasında oturan orta yaşlı kadın, kucağında hareketsiz yatan yavrusunu ağlayarak okşuyor, onları geçmek için fırsat kollayan devletin arabasını fark etmiyordu bile. At arabasını kullanan adamın sırtındaki ceketin bir omzu patlaktı. Sürekli arkasına bakıyor, koşumları elinde güçlükle zapt etmeye çalışıyor ve bir takım el kol işaretleri vasıtasıyla eşine telkinlerde bulunuyordu. Bu temaşa içerisinde kendisine selam verildiğini zanneden kaymakam elini kaldırdı ve oldukça perişan görünen adamı selamladı.
Yaklaşık iki saati geçen, oldukça meşakkatli bu yolculuğun ardından siyah makam aracı kaportasını kaplayan tozla birlikte köy meydanına ulaştı. Kahvede oturan bir grup insan önemli bir kişinin geldiğini hemen kavradı ve ayağa kalktılar. Kasketlerini kafalarından çıkarıp, ellerini göbeklerinin hemen üzerinde birleştirip gelen bu önemli kişinin arabadan inmesini beklediler. Etrafa yayılan toz bulutunun kaybolmasını sabırla bekleyen Cavit Bey bir süre sonra şoförünün açtığı kapıdan parlak kundurasıyla tezek yayılı toprak üzerine ayak bastı. Yaveri müthiş bir atiklikle arabadan fırladı, kaymakam üstünü başını silkelerken, kahve önünde bekleyen grubun yanına gidip Kaymakam Cavit Beyin geldiğini, istekleri ve şikâyetleri dinlemeye geldiğini haber verdi.
Ağır adımlarla ayakta bekleyen kalabalığa yaklaşan Cavit Bey tokalaşmadan, elini sol göğsünün üzerine koyarak herkesi selamladı. Ancak fazlasıyla itaatkâr görünen bu kalabalığın içinden bir tanesi hemen dikkatini çekivermişti. Oturduğu yerden kımıldamayan iri yarı, oldukça da kuvvetli görünen bir adam sırtını duvara vermiş, hiçbir şeyi umursamadan çayını yudumluyordu. Sonradan adının Osman olduğunu öğrendiği bu adama ışıltılı gözlerini bir süre diken kaymakam varlığını kabul ettirmek maksadındaydı. Başarılı olamayınca fazla mücadele etmeden gözüne kestirdiği kahvenin başköşesine geçerek oturdu.
Kalabalığı görüp, merak edip kahveye gelen birkaç insan daha oldu. Bir kısmı oturacak yer bulamayıp ayakta bekleyen bu kalabalık, Cavit Beyin ağzından dökülecek sözleri oldukça merak etmeye başlamıştı. Fötr şapkasını masanın üzerine bırakan kaymakam tam söze girecekken, kahveci tepsisine koyduğu 3 çayla birlikte ortama daldı. Bardağın içindeki bir çamurlu suyu andıran bu bulanık içecek, devlet erkânını pek de memnun etmemişti. Kaymakam, tepsisini kucağına alıp bir köşeye çekilen kahveciye seslenerek ahaliye de çay vermesini istedi. Bu duruma pek de sevinemeyen kahveci, kendisine borçlarını ödeyemeyen bu garibanlara hizmet etmek istemiyordu. Ancak başka şansı olmayan adam sayı almak üzere kalabalığa döndü. Birkaç tanesi muzip bir gülümsemeyle kahveciye nispet yapıyordu.
Karşılıkla hal hatır sormaların ardından, öfke ateşinde pişen çaylardan herkes ilk yudumunu almıştı. Nihayet konuşmaya başlayacak olan Cavit Beyin sözü yine kesildi. Bu sefer araya giren Osman’dı:
“Köprü! Köprü isterim!” diye bağırmaya başladı.
Tam olarak ne dediği anlaşılmadığından ne kaymakam ne de ahali tarafından umursanmadı. Cavit Bey lafa tekrar girecekti ki yine başaramadı. Osman tekrar ediyordu:
“Köprü isterim! Evden camiye gidip gelmek çok zor oluyor!” diye haykırıyordu.
Sinirleri hayli bozulan kaymakam, buradaki herkesten çok daha sağlıklı ve güçlü görünen bu adama inanmıyor, hatta belki de onun bu köyün delisi olabileceğini düşünüyordu. Kimseyi dinlemeyen Osman birkaç kez daha kendi kendine söylendi:
“Mustafa’nın oğlan inşallah hastaneye yetişmiştir. Gerçi o topal atla iki günde anca varırlar!” dedi.
Ama kimse onu duymadı. Kaymakam artık emindi bu adam delinin tekiydi! Durumdan oldukça hoşnutsuz görünen köylüler de sus pus işareti yaparak en sonunda Osman’ı susturmayı başardılar. Böylece fırsat bulan Cavit Bey ardı sıra kurduğu akıllıca cümlelerle hastalık ve susuzluk içinde kırılan bu köylünün gazını almayı başarıyordu. Bir süre sonra yeterince ikna olduklarını feri kaçmış gözlerin parlayışından anlayan kaymakam duyduğu memnuniyetle birlikte buradan gitmek üzere ayağa kalktı. Verilen sözlere duyulan sevinçle dirilen köylüler hep birlikte doğruldular. İçlerinden sivrilen birkaç tanesi yerinden kıpırdamayan Osman’ı dürterek ayağa kaldırmaya çalıştı. Bu direncin sonucunu merak eden kaymakam sabırla bu umursamaz adamın ayağa kalkmasını bekledi.
Ahalinin baskısına daha fazla direnemeyen Osman’ın bulunduğu masanın altından takırtı eşliğinde iki adet tahta ayak sallanıverdi. Yardım için uzanan elleri geri çeviren adam titreyerek de olsa, dizden aşağısı cilalı çam ağacından oluşan bacaklarının üzerinde dimdik duruyordu.
Gördüğü bu manzara üzerine az önce duyduğu tüm memnuniyetini kaybeden Cavit Bey, yine bir el selamıyla, helallik istemeyi de unutmayarak köylüyle vedalaştı. Şoförünün açtığı kapıdan siyah makam aracına binen kaymakam araba hareket etmeye başlayınca yaverine not olması için bir işaret daha yaptı:
“Valiliğinize ulaşan şikâyetler sebebiyle yapılan incelemelerde, köy halkı adına yazılan dilekçelerin akli dengesi yerinde olmayan bir şahıs tarafından yazıldığı, gerçeklerle ilgisi dahi olmadığı yerinde gerçekleştirilen toplantıda köy halkının da şahitliği neticesinde tespit edilmiştir.”
Furkan DUMAN


KÖPRÜ

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

YILDIRIM GÜRSES

Yıldırım GÜRSES Saygı ve rahmetle anıyoruz. Yıldırım Gürses, 21 Ocak 1938 tarihinde Bursa’da doğmuştur. Babası Ziraat Bankası memurlarından Nasuhi Bey ve annesi...

CENGİZ AYTMATOV

(d. 12 Aralık 1928, SSCB - ö. 10 Haziran 2008, Almanya). Türk Dünyası'nın ünlü yazarlarından.[1]. Dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere sahip kitaplarıyla Türk kültür...

Bir Darbenin Anatomisi

Türk tarihçiliğinin en verimli kalemlerinden Yılmaz Öztuna, artık bir klasik sayılan Bir Darbenin Anatomisi kitabında Sultan Abdülaziz Hân’ın devletin önde gelen...

Emperyalizm Hegemonya İmparatorluk

Emperyalizm, Hegemonya, İmparatorluk, uluslararası politik ekonomi literatürünün en önemli başlıklarını, Irak'ın ABD tarafından işgalini merkeze alarak tartışıyor. Kitapta...

BİR BARDAK ÇAY

Ayla Coşkun CEREN

Canım çay istedi. “İyi demlenmiş bir çay olsa” dedim kendi kendime. Ya da iyi bir çay demleyen. Bizimki gene gitti. Çay demlemeden. Ehh onun keyfi yerinde....

YUNUS’UN İZİNDE BİR TEKKE ŞAİRİ:

Ali_Alper ÇETİN

Ondördüncü yüzyılın başlarında Yunus; coşan, köpüren bir aşk çağlayanıdır. Sebil sebil Anadolu’ya dökülür. Yunus’un sesi, renk olur gönülleri süsler, ışık...

KLASİSİZM(KURALCILIK)

Edebiyat Dunyamız

17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır. Boileau bu akımın kurucusu kabul edilir. Akla ve sağduyuya dayanmak, insan tabiatına, insanların iç...

NİYE TEBESSÜM

Özcan TÜRKMEN

İnsanımızın yüzü, maalesef, hep asık... Caddede sokakta gülen insanların sayısı gittikçe azalıyor. Gülmeyi unuttuk sanki.Bu konuya bağlı sebepleri...

GECEYE KASİDE

Seni görmeseydik yıldızlar hakkında fikrimiz olabilir miydi? Yıldızlar ki tarhlarının papatyalarıdır, ay ki bahçende yüzen sihirli bir nûr havuzudur,...

Vazife, Mesuliyet, Had ve Hak

Hür olarak yaşamak üzere yaratılmış olan insanoğlu, kendi seçimi ile haklarının ve hürri­yetinin bir kısmını feda etmiş, kalanını bildiği gibi kullanmak...

DÖRT İNSAN TİPİ

Hayaca verdikleri mâna bakımından insanları dört tipe ayırmak mümkündür: 1. Keyif adamı, 2. Rahat adamı, 3. İş adamı, 4. İdeal (mefkure) adamı. * * * Keyif...

SÜRÜ ADAMI

Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde "kendi kendisi" olamaz. Ne düşünse, ne yapsa, ne söylese kendini değil, men­sup olduğu sosyeteyi, ırkı,...

YÛNUS”TA İMAJ OLUŞTURMA TARZI ve BA

"İmaj oluşturma tarzı"ndan kastımız -mecaz, istiare, sembol, mit vb. kavramların hepsini içine alabilecek genişlikte ve genellikte olmak üzere- "hayal...

A. YAĞMUR TUNALI

Yağmur Tunalı,1955 yılında, Kayseri Yahyalı’da doğdu. Orta öğrenimini, Niğde, Kayseri ve Samsun’da; Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde başladığı yüksek...

MASALSIZ TOPLUM VE OKULDA DEĞERLER EĞ

Halk kültürüne bağlı sözlü bir anlatım türü olan masallar, çocukların eğitiminde, sosyal hayata katılmalarında önemli bir yere sahiptir. Masal geleneği,...

KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA İZDİVAÇ

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı ve 1912 yılında basılan bir romandır. Romanda bulunan karakterlerden biri olan İrfan...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
“Varlığın bana yetmezken, yokluğunla avunmak zorundayım.” der Mevlâna… Ve ekler; “Ya al götür kalanımı ya da gel tamamla eksik kalan yanımı.” Tolstoy’un “İnsan ne...
Çiçek sevgisi ve merakı Türk kültür tarihinde önemli bir yer tutar. Çiçekleri çok seven ve onları büyük bir özen ve...
Söz sultanlarının yanında söz söylemek baş yarardı. İki dinleyip bir konuşmayınca ne dediğimizin farkına varamazdık. Ağzının içine baktığımız insanlar vardı. Ağzının...
DİL ÜZERİNE

DİL ÜZERİNE

09.03.2019
Var oluşumuz, sınır bekçimiz durumunda olan din, tarih ve her çeşit kültür san’atımıza bağlıdır. Türklüğün ikbal ve istikbali açısından bu değerlere...
Dar kapısından başka aydınlık girecek hiçbir yeri olmayan dükkânında tek başına, gece gündüz kıvılcımlar saçarak çalışan Koca Ali, tıpkı kafese...
Özel mektup konusu bazı istisnalar dışında Eski Türk Edebiyatı alanında araştırılması ihmal edilmiş konulardandır. Öyle ki bu konuda, bildiğimiz kadarı...
Ali Alper ÇETİN Anadolu Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde, Sultan Veled, Yunus Emre, Âşık Paşa gibi Türkçe yazıp Türkçe söyleyen şairlerimiz arasında...
Niyet ettim kul rızası için kendimi pazarlamaya. “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” Ve tarih Andy Warhol’ı haklı çıkardı. Sosyal...
Mustafa Kemal’in Erzurum ve Sivas Kongrelerini hepimiz biliriz. Fakat Pozantı Kongresi ve Nutku bilinmez. Pozantı Kongresini bilmemek, Erzurum ve Sivas...
kirmizilar.com

kirmizilar.com

06.06.2017
Mutlaka ziyaret etmeniz gereken zengin içerikli bir site. Kırmızı, Dilimizden hiç düşmeyen şiirce, mavi göklerin kızıl ve beyaz süsünün, çöllerde gölgesine sığındığımız, karlı...
‘Kaptan’ mahlası ile Türk edebiyatının bilhassa şiir alanında mihenk taşlarından birisi olan Attila İlhan, bir cumhuriyetçi ve inkılâp savunucusudur. Fakat...
Sözlüklerde ‘emanet’ kavramına “Güvenilir birine saklanması veya birine teslim etmesi için geçici olarak bırakılan; teslim alınan kişice korunması gereken eşya,...
ŞEKİLLER-2

ŞEKİLLER-2

09.12.2018
(Şekil 12 ) Şekil Mimari parça Osman Eravşar, Haşim Karpuz, İbrahim Divarcı ve ark. (Editörler), cilt 2, a. g. e.,...
Devlet-i ebed-müddet tabiri; sonsuza kadar sürecek devlet demek olup tarih boyunca kurulan "Türk Devleti"ni ifade eder. Bu konuda H. Nihal...
Türkçedeki "yanmak" ve "uyanmak" kelimeleri arasındaki kök birliği, kavram planında anlama ve görme ile de ilişkilendirilmelidir. Çünkü anlamanın uyanma ile...