Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 5 - 10 dakika)
Bunu okudun 0%

202109120712

202109120712
Bireyi kendilik hissiyle yakınlaştıran/ uzaklaştıran olgular dizgesi, toplumsal sorumluluklar ve ihtiyaçların bir-biriyle olan uyumu/çatışmasıyla doğru orantılıdır. Bireyi kendisiyle ve ötekilerle bir araya getiren unsur ‘uyum’dur. Toplumun beklentilerine cevap veremeyen ve ‘toplumsal yatkınlık’ ilkesine uymayan birey, kendini ‘toplumsal yalıtkanlık’a uydurur.

Böylece uyum bozukluğu oluşur ve kişi kendi içinde bir çatışma alanı oluşturur. Artık topluma uyum sağlayamayınca kendini biz olarak göremez ve ben kavramını da eleştirmeye başlar. Topluma uyum sağlamak için değişmek zorunda olan kişiyi doğru maskeleri kullanamadığı sürece, toplum onu dönüştürmeye başlar. Değişimden rahatsız olmayanlar kendilik hissiyle barışık yaşar. Maskelere alışamayan yüzler ise dönüşümün radikal keskinliği altında ezilir, kendilik hissinin yitimine uğrayarak başkalaşır ve ‘dünyanın insanı’ ola-madan ‘insanın dünyası’ içinde yalnızlaşır. Bu insanlar bir bedene iliştirilmiş duygular yumağı içinde hiçleşir, şeyleşir, metalaşır. “İnsanın tabi ve iradi değişimi çoğunlukla kol kola yürür ve değişim sonuçlandığında dönüşmüş, başkalaşmış bir insan ortaya çıkar.”1

Kafka’nın eserlerindeki başkarakter aslında değiştirilmiş ve eklentiler yapılmış kendisinden başkası değildir. Aynı olayı biz Dönüşüm (Eserin aslı Almanca Werwandlung olarak yayınlanmış, eser İngilizceye Metamorphosis olarak çevrilmiş, Türkçede ise Değişim veya Dönüşüm başlığıyla yayınlanmıştır.) adlı eserin baş-karakteri Gregor Samsa’nın aile yapısından ve yaşadığı bunalımdan görebiliyoruz.

1.Gregor Samsa ve Kafka
Eserin girişinde bir Gregor Samsa yatağında kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Odasının kapısı kilitlidir. Ailesi onu çağırsa da o yanıt verecek durumda değildir. İşe gitme kaygısı patronuna mahcup olma onu en çok sar(s)an düşüncelerdir. Odadan çıkma cesaretine sahip değildir. Eve firma yetkilisi gelince odasından çıkma gereğini duyar. Odasında çıkan Samsa’yı gören herkes korkar, evin içinde telaş başlayınca babası onu odasına tıkar. Daha sonra kardeşi onunla ilgilense de başta baba olmak üzere herkes onun bu durumundan şikâyetçi olur. Bir süre onun varlığına dayansalar da ondan kurtulmak gerektiğine karar verirler.

Fakat Gregor zaten kendisini ölüme terk etmiş ve aile eski düzenine kavuşmuştur.

Günlüklerinden Kafka’nın yalnızlığını ve yabancılaşmasını görebildiğimiz gibi aynı duyguları ve etkileri Dönüşüm’de de görmekteyiz. Çevresiyle iyi ilişkiler kuramayan, kendini topumdan öteleyen biri olarak tanıdığımız Kafka sevgilisi Milena’ya yazdığı mektupta bilinmeyen bir şeye karşı duyulan korku ile kaplıydı yüreğim. Kesin değildi çünkü benim gücümü aşıyordu. Mektuplarını hep bir kez okumuştum bugüne kadar ikinciyi göze alamamıştım. Bu olağanüstü halde yaşamanın doğru olduğunu bilmeyiz ve her zaman gevşetmeye çalışırız onu biraz daha. Düşünmeyen bir hayvan gibi can çekişerek kendimizi kurtarmaya çalışırız her zaman. Mektuplarında susarak yalvarıyorsun sen Mile-na. Bana yönelmiş oldukları için yakalamak istiyorum onları. Yanıldığımı da hiç zannetmiyorum...” der ve bastırılmış korkularından dolayı kendisini, çevreyle olan bağlarına bir çit çekmiş olarak sunar.

Mektupta “düşünmeyen bir hayvan gibi” benzetmesini, Dönüşüm adlı eserinde korkuların bir böceğe dönüşmesi ve eserin sonunda da kendini ölüme terk etmesi şeklinde görmekteyiz.

Gregor yaşadığı bunalımlı iç dünyasını romanın girişinde ‘huzursuz düşlerde uyandığında...’ gibi bir cümle kurması Alfred Adler’in “düşün temelinde kişinin yaşam karşısındaki tutumu saklı yatar.” sözlerini doğrulamakta ve bize huzursuz bir hayata ilişkin ip uçları vermektedir. Özellikle ailesi için çalışma zorunluluğu onu istemediği toplumsal ilişkilere zorlamakta romanda bahsettiği gibi “. asla içtenlik kazanmayan insan ilişkileri gibi sıkıntılar da cabası. Bütün bunların canı cehenneme!” ve “Patronun dalkavukluğuydu; kişiliksiz ve akılsız biriydi.” cümlelerinin yanında “Annem ve babam yüzünden kendimi tutmasaydım şimdiye çoktan ayrılırdım; patronum karşısına geçip kalbimden ne geçiyorsa anlatırdım.”diyerek bir yandan ailesinin borçları yüzünden mecburi çalışması ve mecburiyetten doğan otomatik ilişkilere uyma zorunluluğu bir yandan da iç dünyasında bu ilişkilere karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını genişleterek yaratmış olduğu toplumsal sahte benliğe bile uymakta güçlük çeker ve sürekli olarak kendi benlik sahasında kaosa sürüklenir, yalnızlaşır, kendini dışa karşı yalıtır ve böylece şizoid bireye dönüşür.

“Şizoid dediğimiz başkalarına karşı kendisini bizim olduğumuzdan daha açık, daha yararlanılabilir ve hem de daha yalıtılmış hisseder. (...)Bir kez olmadığı şeymiş gibi olmayı bırakır da olduğu kişi olarak ortaya çıkmaya kalkarsa, o zaman bir İsa ya da bir hayalet olarak ortaya çıkar, bir insan gibi değil: Hiçbir bedene sahip olmadan var olmadan var olmakla o hiç-bedendir, hiç-kimsedir.” 2

Gregor, bahsedildiği gibi ortaya çıkışı bir insan gibi değil, ‘ben’i ve ‘toplum ilişkileri’ arasında kalan bir kişinin değersizleşmesi sonucu bir böcek olarak ortaya çıkmıştır.

Kafka’nın babası çocukluk yaşlarından itibaren Kafka üzerinde baskıcı bir kimlik olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim babasının bu tavrını sergilemek amacıyla “Baba’ya Mektuplar” adlı eserini kaleme almıştır. Dönüşüm’de de babasının yansımasını görmekteyiz. “Babasının elindeki sopanın her an için sırtına ya da kafasına ölümcül bir darbe indirmesi tehdidi altındaydı. (...) Gregor’un ödü koptuğundan olduğu yerde durdu, koşmaya devam etmek anlamsızdı, çünkü babası onu topa tutmaya kararlıydı. ” 3 Gregor’un babası eser boyunca otoriter, faydacı oğlunu ezmeye, yok etmeye çalışan tiranlaşmış bir karakter olarak dikkat çeker. Onun varo-luşsal alanlarını daraltır. “Baba, Gregor’u ölüme mahkum eden, hayatını cennetten cehenneme çeviren onulmaz yaralar açan kişi olarak gösterilmiştir. Hatta baba, Âdem ve Havva’yı yasaklı meyveyi yemeleri hususunda ikna eden şeytanla eşdeğerdir.” 4

Annesi ve kardeşi Grete ise onun varoluşunun devamını sağlamak için uğraşsalar da eserin sonuna doğru gitmesi gerektiğini düşünürler. Hizmetçinin onun ölüm haberini vermesi üzerine babasının Tanrıya şükretmesi, hizmetçinin “o şeyi nasıl yok edeceğimizi merak etmeyin, onu ben hallettim.” demesi üzerine anne ve kardeşin tepki vermemesi ve işlerine devam etmesi aslında aile tarafından Gregor’un varlığının ölümünden önce son bulduğuna inandıklarını gösteriyor.

Ölüm burada sadece aile için değil, aynı zamanda Gregor için özgürleşmenin kapısıdır.

2.Değişim

2.1.Bedensel Değişim
“Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Zırhı andıran sertlikteki sırtının üzerinde yatmaktaydı... acınacak denli ince bir sürü bacağı, gözlerinin önünde çaresizce parıldıyordu. (.)Ağzından kahverengi bir sıvı anahtarın üzerine akıp yere damlıyordu.”

Zırh gibi sertleşen sırtı artık kabuk özelli-ğindedir. Zira kabukla önce dış dünyaya karşı kendisini kapatmış, toplumsal özerkliğini yitirip öznelliği olmayan bir ‘şey’e dönüşmüştür. Daha sonra kendini dış dünyadan soyutladığı bu kabuğun üstüne bir de çarşaf alarak kardeşi ve annesinin kendisini görmesini engellemeyi istemiştir. O artık kendinden utanmaya başlamış ve varlığı bu çarşaf sayesinde yok etmeye ya da en azından görünür kılmamaya çalışmıştır. Böylece o artık toplumsal bir birey değil ölü bir nesneye dönüşmüştür. “Bir kabuğun içinden çıkan varlıkta her şey diyalektiktir ve dışarı bütünüyle çıkmadığı için, dışarı çıkan içerde kalanla çelişir. Varlığın geri kalan bölümü, katı geometrik biçimler içinde kapalı kalır.” 5 Gregor’un yeni bedeni kabuklaşır ve onu tüm varlığıyla hapseder. Artık yaptığı tüm eylemler, kabuk içinde tüm insani değerlerinden soyutlanmış taşlaştıran bir edim halini alır. “Başkasının kişiliğinin bireye sahip olduğu ve onun sözcükleri ve eylemleri aracılığıyla ifade bulunduğu görülürken bireyin kendi kişiliği geçici olarak yiter veya yok olur ya da gider.” 6

2.2.Sesin değişimi
Ses, dilsel bir öge olması dolayısıyla insanları birbirine yakınlaştıran ve iletişim kurmasına yaraması yönüyle insanı biçimlendiren, yönlendiren bir unsurdur. Tabiatta ses unsurları ne kadar çeşitli olsa da insan bu ses çeşitliliklerine bir yön ve ahenk vererek onu anlamlı kılar. Gregor dönüşümünde bedensel değişimini anladıktan sonra sesindeki değişimi fark etmiştir. Artık konuşma özelliğini yitirmiş kendi deyimiyle ciyaklamaya başlamıştır. Artık konuşma yetisini kaybetmesiyle de tüm iletişim kanalları kapanmıştır. Zaten Gregor sesinin yitimiyle eserin başından sonuna içsel konuşma yapsa da hiçbir şekilde dışarıya duygularını aktarmayı başaramamıştır.

2.3.Mekânın değişimi-kuşatıcılığı
Gregor’un odası ilk dakikadan itibaren yatay bir kuyu gibi insanı içine çekmekte ve Yusuf’un kuyusu gibi mahkûm etmektedir. Zira mekân dönüşümden sonra karanlıklaşır, darlaşır, daraltır, umutsuzluk mekânına dönüşür. Oda, onun için daralan bir kaçış mekânıdır. Özellikle kardeşine gözükmemek için kanepenin altına kaçması bu küçük odanın labirentleştiğini göstermektedir. Bu yönüyle zaten kabuklaşmış olan kişi, aynı zamanda mekân tarafından da kuşatılmıştır. Bir de buna odasındaki onu insan yapan eşyaların çıkarılması eklenince Gre-gor, artık varolma mücadelesinde tüm umudunu yitirir. Kamuran Şipal “Gregor, ikili bir tutukluk içinde yaşar; bir kez zırh gibi sertleşmiş sırtı, ikincisi kendi odası, yani bekârın hücresi tutuklar kendini.” dese de aslında Gregor’u sosyalleşmeden uzaklaştıran üç kabuk vardır: Böcek gövdesi, odası ve evi.

Adeta bu üç unsur onun etrafını katmanlar halinde sarmıştır. Duyguların odak merkezi olan oda, kuşatıcılığının yanında geçişken mekân olması ile dikkat çeker. Kapı diğer odalara ve ailesine açılma noktası olmasına rağmen, kapının sürekli kilitli olması mekânın kuşatıcı olmasına neden olmuş ve kendi hücresini kendisi yaratmıştır. Kapı ile birlikte dış dünyaya açılmada kullanılan metafor penceredir. Dönüşümden önce mekânın kuşatıcılığın-dan kurtuluş yeri olan pencere, dönüşümden sonra dışa açılan ve özgürleştirici yönünü kaybedip içe açılan hatta tüm açımlayıcı özelliklerini yitirip tüm özellikleriyle bireyin içe kapanmasına neden olmuştur. “Böylesi anlarda gözlerini olabildiğince keskin bir halde pencereye yöneltiyordu, ama dar sokağın karşı tarafını bile kaplamış olan sisten umut ve canlılık çıkarmak güçtür.” 7 Dışarıda anlatılan sis aslında fiziksel bir olgu olmaktan öte Gregor’un benliğini saran belirsizlikten başka bir şey değildir.

2.4.Duygusal Değişim
Aile, bireyin kendilik halini en rahat paylaştığı yeri olduğu için bireyin sadece biyolojik yakınlığını değil aynı zamanda hissi yakınlık ve yalınlığın ifade edildiği ortamdır. Bu nedenle bireyin kendilik alanın en geniş olduğu yerdir. Fakat Gregor ailesine duyduğu sevginin karşılığını alamaz ve adeta ortaklaşa alınan bir karar olarak kendini ölüme sürükler. Annesinin sesini duyunca “o yumuşacık ses...” diye betimlemesi, patronuna “Annemle babamı üzmeyeceksiniz.” demek istemesi, kendisini anlayabilecek tek kişi olarak kardeşini görmesi, ailesine duyduğu sevgiyi gösterir ve eserin sonuna kadar sevgisi değişmese de aile içindeki saygınlığının değiştiğine inanır. Zira artık işe gitmediği için babasının çalışması gerekir, aynı zaman da kendi işlerini yapamadığı için kardeşine yük olmuştur. Duvarda asılı duran askerlik fotoğrafında kendi deyimiyle duruşu ve üniformasıyla saygı gösterilmeyi bekleyen bir teğmen vardır. Fakat saygınlık abidesi eserin sonunda utanç nesnesine dönüşür. Leşinin süpürgeyle köşeye itildiği bir çöp gibidir. Var olmak için varoluşuna inanan başka birine ihtiyaç duyan ve saygının cisimleştiği bir fotoğraf olarak Gregor, eserin sonunda trajik bir şekilde bütün varoluşsal değerlerini yitirir, parazit olarak sürdürdüğü hayatına kendi istemiyle son verir.

Kız kardeşi ve annesi önceleri Gregor için üzülüp gözyaşı dökseler de daha sonra özellikle kız kardeşin “Ondan kurtulmaya çalışmalıyız.” sözü değişen duyguları gözler önüne sermiştir.

3.Varoluşçu Nihilizm
Varoluşçu nihilizm insan yaşamının anlamsız, boşuna, değersiz ve saçma olduğunu üzerine kurulu bir anlayıştır. Her türlü eylem ve hissi içeren varoluşun kendisi boş ve anlamsız bir şey olarak telakki edilir.

Gregor’un kişiliği, varoluşsal sorunları “içtenlik kazanmayan insan ilişkileri” nedeniyle melankolik bir kişiliğe bürünmüştür. Dönüşüm’den sonra ailesi karşısında köleliği ve dışlanmışlık sorunsalı onun ontolojik yıkımına sebep olur. Kilitli olan kapıları daha sonra açık bıraksa da mecburi durumlar dışında kimse odaya girmez. Ailesi onun varlığına ancak o olmadığı ve görünmediği sürece katlanır. Yani onun varlığını onaylayacak biri bulunmamaktadır. Çünkü o artık hiçleşmiş bir varlıktır. Gerçeğin halatlarına tutunamayan birey hayalin ipliklerinde düşmeyi bekleyerek yaşar. Bir umutsuzluk yumağı olarak nihilizm hem Kafka’yı hem de Gregor’u sarmalamıştır.

Kaynak : B i z i m   K ü l l i y e   D e r g i s i

(1)Şahmurat ARIK, Dönüşüm ve Geçmiş Zaman Elbiseleri Üzerine Mukayese Denemesi, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 6, Sayı 27, 2013

(2) R.D. LAİNG, Bölünmüş Benlik, Pinhan Yayınları,s35

(3) Franz Kafka, Dönüşüm, İthaki Yayınları, 2011, s.31-s.58

(4) Z. Aslıhan TOKDEMİR- Elif DİLER, Franz Kafka ve Die Verwandlung (Değişim) İsimli Eseri, sbe.dumlupi-nar.edu.tr/11/69-83.pdf

(5) Gaston Bachelard, Mekanın Poetikası, Kesit Yayıncılık, 1996, s.128

(6) R.D.LAİNG, age., s.57

(7) Franz Kafka, age, s.16

Comments powered by CComment

Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Mehmet Âkif’in Ailesi Mehmed Âkif, ana tarafından Buhâralı bir aileye mensuptur; şeceresini, bir buçuk – iki asır önce, Buhâra’dan Anadolu'ya göç eden Hekim Hacı Baba'ya kadar...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Filizlenmeye başlarken bir ‘toplumsal durum’, vücut kazandıktan sonra da bir ‘insanlık durumu’ olan uygarlık, tesadüfi bir yapılanma değildir ve bağlantısız unsurların bir araya...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Ahlak ve hukuk, insan-insan ilişkisinden doğar. Sağlıklı her ilişki biçimi bir değeri gerçekleştirmeye yöneliktir. İnsanın, bütün anlamlı eylemleri de değerlerden kaynaklanır.
Kâinatın yaratılışında, âdeta sonsuz, sayısız olan varlıkların nizam ve intizamında görülen sayısız hikmetler, gözetilen sayısız gayeler vardır Bu amaçların başında, hiç şüphesiz...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun,...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech