Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 1 - 2 dakika)
Bunu okudun 0%

gokkusagi pencere

gokkusagi pencere
Bu sabah, her zaman çıktığım gibi çıkmamıştım evden. Sokak yabancı geliyordu. Etrafıma sanki suçlu gözlerle bakıyordum. Oysaki her zaman yaptığım gibi yemek yiyip, uyuyup, işe gitmek için hazırlanıp kendimi dışarıya atmıştım. Evet, atmıştım. Her günden farklı olan tek şey buydu sanırım. ''Atmıştım''.


 Eve sığamadığımı hissettim. Düşüncelerim zihnimi çok fazla meşgul ediyordu. Temiz hava almak iyi gelir derken otobüste bulmuştum kendimi. Otobüse bindiğim durağın manzarası hep böyle miydi? Altınköy'e giden o dar sokaktaki mor evin rengi solmuş ve hep öyle mi bakıyordu bana? Ağlamaklı. Şu her zaman gördüğüm pembe evin altındaki kırmızı güller de mi solmuştu? Renklerin bana oynadığı bir oyun diyordum kendimce. Üstelik sadece evler, sokaklar değil güneş de kırgındı sanki bir şeylere. Yerini bulutlara bırakmıştı çünkü. Ahmet Paşa'nın da ifade ettiği gibi güneş de turuncu tabaklardan ışığını saçmıyordu bugün. Sanki her şey birbirine küsmüştü. Günler güne, sabah güneşe, ağaç güle.
Bu buhranla her gün geldiğim yere geldim. Kapıyı açtım ve masama oturdum. Perdeyi çekmeme gerek yoktu. Çünkü güneş diğer günlerdeki gibi göz kırpmıyordu bulutların arasından. Hoş, bulutlar da ağırlaşmıştı zaten. Bulutlardaki bu ağırlık gri renkten miydi yoksa bulutlar da mı küsmüştü güne, bilemiyordum.
Gökyüzüne bakıp derin nefesler aldım. Bir nefes daha derken anneannemin saçlarımı ördüğü gün geldi hatrıma.
Sekiz veyahut on yıl öncesiydi. Gökkuşağı penceremizin önüne oturup yine derin nefesler alıyordum. Pencerenin tahtalarını boyamıştı dedem. Ben de pencereye kendimce isim takmıştım: Gökkuşağı.
Gözlerim kapalı bir şekilde elimi gökkuşağı pencerenin üstünde gezdiriyordum ve kendimce renkleri tahmin etmeye çalışıyordum. Bu oyun önceden çok zevk veriyordu fakat sonradan tüm renklerin yerlerini öğrenmemle hevesimin geçmesi bir oldu. Vaktin çabucak geçmesi için farklı oyunlar bulmalıydım. Çünkü saçlarımın örülmesini sevmiyordum. Anneannem canımı yakıyordu. Sanki her gün örmek zorunda hissediyordu kendini. Oysa öyle bir mecburiyeti de yoktu:
''Hareket etme diyorum sana, hiç rahat durmuyorsun yahu!''
''İstemiyorum anneanne, başka bir model ver saçıma. Örgü yapmanı istemiyorum!'' yankıları evin duvarlarına çarpa çarpa geldi kulaklarıma. Ürperdim. 
Düşüncelerim yine zihnimi çok fazla meşgul etmeye başlamıştı.

Kübra Kıvanç/ TOBB Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı 

Comments powered by CComment

Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Tarih bazen anlatılmalı, bazen gerçeklerin içine gitmemiz gerekiyor yoksa geleceğin ne olacağını kestiremiyoruz. Biz sadece Orta Asya’yı demiyoruz, Türkiye dâhil Osmanlı’nın...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
Bireyi kendilik hissiyle yakınlaştıran/ uzaklaştıran olgular dizgesi, toplumsal sorumluluklar ve ihtiyaçların bir-biriyle olan uyumu/çatışmasıyla doğru orantılıdır. Bireyi...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Yoksa başlığa gene “Oğuz Uykusu” mu demeliydim… Son yıllarda bâzı muhâfazakâr çevrelerde gittikçe genişleyen bir Mevlânâ aleyhtarlığı gözlüyorum. Esâsen bu üzüntü verici durumu...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...