Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet

SUNUCU DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİYLE SİTEMİZDE YER YER AKSAMALAR YAŞANMIŞTIR.. Şu anitibari ile sitemizi kararlı çalışmaktadır.

(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

hzmuhammed“Şu Ney'in neler söylediğini can kulağı ile dinle, o ayrılıklardan şikâyet etmededir.

Ney kendine has bir dille, hal dili ile diyor ki: "Beni kamışlıktan kes­tiklerinden beri, feryadımdan, duygulu olan erkek de, kadın da inle­mekte, ağlamaktadır. Şu var ki beni dinleyen her insan, benim neler de­diğimi anlayamaz,

Benim feryadımı duyamaz. Beni anlamak, beni duymak için, ayrılık acısı çekmiş, gönlü yaralanmış, içli bir insan isterim ki, acılarımı, dertle­rimi ona anlatayım.

Aslından, vatanından ayrı düşmüş, oradan uzaklaşmış kişi, orada ge­çirmiş olduğu mutlu zamanı arar, o zamanı tekrar yaşamak ister, ayrıldığı sevgiliye tekrar kavuşmak arzu eder.” (1) Şefik Can, Mesnevî tercümesinde Ney’i şu şekilde tanımlar: nefsânî arzulardan kurtulmuş, nefsini yok etmiş, ilâhî sevgi ile dolmuş kâmil in­sanın sembolüdür. Ney, kamışlıktan ayrı düştüğü için inlemektedir. İnsan da, ezel âle­minden, rûh âleminden dünyaya sürgün edilmiştir. Hakk'tan ayrı düştüğü için muzdariptir. Dünyada yaşadığı müddetçe, acılar, hastalıklar, belâlar içinde çırpındıkça insan, rûh alemindeki mutluluğunun özlemini duyacak, yabancı olduğu ve sürgün gibi yaşadığı dünyadan kurtuluş yollarını arayacaktır (s.13) (1).

  Mevlana, Mesnevinin ilk on sekiz beytine insanın asli vatanından kopuşunu hikaye ederek başlar. Onun ve birçok mutasavvıfın düşüncesine göre asli vatanımız Nur-û Muhammedi’dir. Sûfiler arasında çok ünlü bir sözde Cenab-ı Allah’ın Peygamberimize hitaben:  Levlâke levlâke ma halaktül eflake (Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım). dediği ifade edilir. Yani  “Muhammed olmasaydı Evren yaratılmazdı.” (s.204) (2) Allah herşeyi muhabbetten yarattığını “Gizli hazineydim bilinmek istedim” kudsî hadisi ile bildirmiştir(s.148) (2). Kur’an’da Adem’in yaratılmasında insana olan muhabbet melekleri kıskandıracak boyutlardadır. “Allah Ademe bütün isimleri öğretti” (Bakara 2/31). Ayeti bu gerçeğe vurgu yapar. Meleklerin sayamadığı isimleri Adem birer birer sayar. Onların muhatabı olur. Bu isimlere, Esma-ül Hüsna da diyebiliriz.

 Adem’in ise,  Nur-û Muhammedi’yi fark etmesi ile; bu kez Adem, Nur-û Muhammedi’yeye imrenir. Onun aşkıyla tutuşur. Taşkın Tuna “Bir Elma İki Ayna” isimli eserinde bizlerle Muhyiddin İbni Arabi’nin dilinden şu hikmetleri paylaşır: “Zat makamındaki Allah’ın Zât’ı, gizli bir hazine iken, evvela isimlerinin ve sıfatlarının göründüğü Muhammediyet nurunu yarattı. “Adem yaratılmadan önce ben Peygamberdim” sözü bu gerçeğe işaret eder. “Allah önce benim ruhumu yaratmıştır” hükmü aynı gerçeğin göz kamaştıran yansımasıdır (s.255) (3). Muhammediyet nurunun tüm kainata aksetmesiyle zerreler yaratılmıştır. Yüce Allah’ın sübûti sıfatları tüm kainatlara tecelli etmiştir (s.251-252) (3). Böylece insanların ve tüm kainatların gurbet macerası başlamıştır. Bu ilahî arayış asl-î vatanımızı arama ve ona vuslat etme serüvenidir.

William Chittick, Ahmed Sem’ani’nin Ravhu-l Ervah’ında Hz. Adem’in Düşüşü Kıssası’ndan Ademin düşüşünü ve onun esasında cennetten ziyade Nur-û Muhammedi ve Cenab-ı Allah’ın hakikatini arayışını veciz ifadelerle nakleder:

 “Gerçekten Aşk her iki dünyanın ihtişam ve şaşasını âlıp götürmüştür. Kulluk dünyasında Cennetle Cehennem'in bir değeri vardır. Ama Aşk dünyasında bunlar bir toz zerresi bile etmez. Seçilmiş Adem'e sekiz Cenneti verdiler. O bunları bir tek buğday tanesine sattı. O, himmet yükünü iyi talih devesinin sırtına vurdu ve kalp ağrılarının dünyasına indi.

Adem, yaratıklar aleminde iyi şeyleri görmek için Cennete gitmek zorundaydı. Orayı gördükten sonra, oranın, kendi Sevgilisi karşısındaki değerini ölçebilirdi.

"Ey Adem, sana Cenneti değerli kılan nedir?" "Cehennem'den korkan biri için" dedi. Adem, "Cennet'e bin can değer. Ama Senden korkan biri için Cennet bir zerre bile etmez." İşte, Adem'i Cennete çeken hikmet, himmetini izhar etmekti.

Adem, Cennetin hiçbir değeri olmadığını anlayınca, doğal olarak terketmeye karar verdi. Ama Allah orayı ona kendi mülkü olarak vermişti. Hemen çıkmanın tek yolu Allah'ın emrine karşı gelmek ve O'nun memnuniyetsizliğinin acısını çekmekti.

Adem buğday tanesine vardığında, O, ne olduğunu bilmediği bir şey değildi. Tersine, biliyordu; ama yolunu kısaltmış oldu (s.96) (4).

Ey derviş, eğer Allah onu bütün kusurlarıyla kabul etmek istememiş olsaydı, onu bütün bu kusurlarla yaratmazdı. Adem'in bir buğday yediği için Cennet'ten alındığını sanma. Allah onu dışarı çıkarmak istedi. O, hiçbir emre karşı gelmedi. Allah'ın emirleri karşı gelinmemiş olarak tertemiz kaldı. Yarın, Allah büyük günah işlemiş milyonlarca insanı Cennet'e alacaktır. Küçük bir isyan hareketinden dolayı Adem'i Cennet'ten niçin kovsun?" (s.102) (4)

İnsanın Ademiyetle başlayan cennet sürgünü insanın öz vatanını bulmak arzusuyla cenneti feda edişidir. İnsan, Nur-u Muhammediyeyi ve Cenab-ı Hakk’ı özünde bulduğu zaman ilahî vatanına kavuşacaktır. Ne mutlu kavuşanlara ve kavuşacak olanlara.

Cevher-i canan  her anı  ab-ı hayatdır vatan

Akl-ı külden ol neşet Nur-û Muhammeddur vatan

 Kaynaklar:

1. Mevlâna.: Mesnevî. (Tercüme: Şefik Can). Ötüken yayınalrı.1-2.cilt. İstanbul. 2001.

2.Taşkın Tuna.: Muhammedî Bilinç (Küllî Aklın Evrene Yansıması). Şule Yayınları. İstanbul. 2007

3. Taşkın Tuna.: Bir Elma İki Ayna. Şule Yayınları.İstanbul. 2004.

4. William Chittick.: Varolmanın Boyutları. İnsan yayınları. İstanbul.1997.(Ahmed Sem’ani’nin Ravhu-l Ervah’ında Hz. Adem’in Düşüşü Kıssası)

Hilmi Özden

Comments powered by CComment

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech