Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet

SUNUCU DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİYLE SİTEMİZDE YER YER AKSAMALAR YAŞANMIŞTIR.. Şu anitibari ile sitemizi kararlı çalışmaktadır.

(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)
Bunu okudun 0%

halidenusretzorlutuna21945 yılında, Sarıkamış-Kars yolunda, bir tepe üstünde nöbet bekleyen bir Türk askerinin, işsiz bir abide gibi ufukları gözetleyen vakur hâli karşısında, tepeden tırnağa heyecan kesilip:

Köyde düşünceli, cenklerde şensin

Yerlerde, göklerde, kalblerde sensin

Bir baştan bir başa tarihim sensin

Ah arslan Mehmedim! Arslan Mehmedim!

destanını bir çırpıda terennüm edecek kadar usta bir şairdir.

1950 de yayınlanan kitabına isim olarak verdiği “Yurdumun Dört Bucağı” şiirindeki:

Sevinci çiçek açmış, dertleri kor içimde

Yurdumun dört bucağı sarmaşıyor içimde

mısralarıyla, Anadolu’yu öyle bir bağrına basıyor ve içine sindiriyor ki...

Şair Şükûfe Nihal’le tanışmasını anlatırken diyor du ki: 1930 yılında da Ankara’da çok güzel günler geçirdik. O yaz Ankara’da Türkçe-Edebiyat öğretmeleri kongresi vardı. Cebeci’deki Konservatuvarda kalıyorduk. Hep şair arkadaşlar, özellikle Ahmet Kutsi ile Behçet Kemal merhumlar yanımızdan ayrılmak istemezlerdi. Ve zannederim, kıymetli şair Ahmet Kutsi de Nihal’e bir miktar tutkundu.

Konservatuvarın yakınından bir ince su geçerdi. İç avluda da bir güzel havuz vardı. İkimiz de dereyi ve bu havuzu çok severdik. Nihal’in: yazdığı zaman pek çok sevilmiş övülmüş olan “ Su” şiirinde bu güzel suların etkisi, ilhamı vardır:

O su bir sır gibi mırıldanırdı

Koynunda bir sarı al yıkanırdı

Bizi Leylâ ile Mecnun sanırdı

Akşam gölgesinde çağlıyan o su.

Buradan da anlaşılıyor ki Halide Nusret, yıllarca sonra yazdığı:

Uzaklarda bir su çağlar

Çağlar dumanlı dumanlı

Gözümde hep eski çağlar

Çağlar dumanlı dumanlı

mısralarında, belki de o tatlı hatıralarını dile getirmek istemiştir.

Ben, onu ilk olarak 1957 yılının, tatlı bir bahar gününde tanımıştım. O yılın 18 Mayıs günü Kayseri-Orduevi’nde düzenlediğimiz “ Edebiyat Matinası” için, Arif Nihat Asya, OsmanlI Attilâ, Mehmet Çakırtaş, Ahmet Tufan Şentürk ve Hüseyin Çolak Yurdabak gibi şairlerimizle birlikte, kendisini de Kayseri’ye davet etmiştik. Teklifimizi engin bir tevazu ile kabul etmiş, öteden beri Kayseri’ye karşı bir sempati ve özlem duyduğunu belirtmişti. Edebiyat Gecesi'nde; Erciyes için yazdığı:

Önce Uzak ufukta bir beyaz çizgi vardı

Sonra yaşlı gecenin beti-benzi ağardı...

Etrafını sarmıştı tepeler ordu ordu

Hepsi de baş eğmişti seni selâmlıyordu

Damarında çağlarken yurdumun asil kanı

Ey bu sıra dağların ak yeleli arslanı

Ben de bin selâm verdim toprağına ta'şına

Gözümün ışığından çelenk ördüm başına..

şiirini büyük bir heyecanla okuduğu zaman, salonu dulduran dinleyiciler, emsalsiz bir tezahüratla alkış tufanına tutmuşlardı. O gece Vali Ahmet Kınık ve eşi Nilüfer Kınık’ın arzusu üzerine Vali Konağında misafir kalmıştı.

Türk Edebiyatına kazandırdığı “ Git Bahar” , “ Gel Bahar” gibi meşhur şiirlerine “ Bir Başka Bahar’“ ı da ekleyen ve 10 Haziran 1984 günü aramızdan ayrılan Zorlutuna:

Tatsız bir dünya bu, yokuşlar bitmiş

Bir başka döndürücü iniş, hep iniş

İçimde bir garip hal, bir yitiriş

Bu bahar başka bahar, besbelli...

mısralarını terennüm ederken, artık tadı-tuzu kalmayan bu dünyadan, başdöndürücü bir inişle uzaklaşıp, sonsuz aydınlıklara, bir bahar günü göç edeceğini acaba biliyor muydu?

Allahın ebedî vuslat ve rahmetine ermenin özlemini duyduğu yıllarda; müşfik bir anne gibi “ ecel’’i dâvet eden şiirindeki şu imâna ve gönlünden taşan duyguların yüceliğine bakınız :

Müşfik bir anne gibi, seven bir eş gibi gel

Karanlığın üstüne doğan güneş gibi gel;

Al beni, götür beni sonsuz aydınlıklara!

Abdullah SATOĞLU

Milli Kültür Dergisi

Comments powered by CComment

Menâkıb-ı Mustafa Safî müellifi Derviş İbrahim Hilmî Bey’in kendisinden üç yaş küçük olan kardeşi Muhammed Zühdî Bey, Boluludur ve Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin...
Sanatçı ve Devlet Adamı Gece on buçuk sularında kapısı çalınıyor Alaeddin Bey'in, kapıda polisler. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hanım öğretmenler için bir yemek vermiş. Sohbet...
Alaeddin Bey 19 Kasım 1994 de Harbiye Kültür Konser Salonunda hicaz bir şarkı okuyor. "Kimseyi böyle perîşân etme Allâh'ım yeter, Uyku tutmaz, bir ümit yok, gelmiyor hiçbir...
Makedon isyancılar Cemile'nin annesini, babasını katlediyor. Henüz beş yaşındaki Cemile'yi de süngülemişler, öldü diye bırakmışlar. Saatler sonra Osmanlı askeri bulmuş,...
Yahya Kemal Beyatlı, kendi kuşağına ve daha sonraki kuşaklara mensup birçok şairi yazarı ve kültür adamını etkilemiş bir şairdir. Onun meydana getirdiği etki ve bıraktığı iz,...
Türk edebiyatının daima ağır basan kefesi, Türklüğün ortak değeri Dede Korkut Hikâyeleri; mitoloji, tarih, sosyoloji ve kültür gibi alanlarda kaynak durumundadır. İçeriğinin...
Mehmet Kaplan, üniversitelerde, sanat, edebiyat ve kültür çevrelerinde tanınmış bir edebiyat araştırmacısı; eleştirmen, denemeci, “müşfik ve müşvik bir hoca”, kültür adamı,...
Alaeddin Yavaşça 1945 yılında İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirir ve tıp fakültesi imtihanlarını kazanır, tıp tahsiline başlar. Son sınıfta bir fasıl toplantısındadır....
Alaeddin Yavaşça emanetini teslim etti. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi Haziresi'ne defnedildi. Yahya Kemal diyordu ya "Kökü mazide olan atiyim" diye. Tam Alaeddin Yavaşça...
Oğuzların atası Oğuz Han ve oğullarının destanını anlatan başlıca iki kaynak vardır. Bunlardan birincisi Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Uygur yazısıyla yazılmış, eksik tek...
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Uygur Devleti, İslamiyet’ten önceki Türk imparatorluklarının sonuncusudur. M. VIII. aşıra kadar Dokuz Oğuz boylarıyla birlikte Moğolistan’ın şimalinde yaşayan On Uygurlar,...
“Tarihî çeşmeler zamanın gözleridir. Geçmişten geleceğe bakarlar. Hiç ummadığınız bir köşe başında bile tarihin şahitleri olarak karşınıza dikilirler. Siz önünden geçip...
Günümüzde geçmişte hiçbir zaman olmadığı kadar fazla insan tarih yazmanın, aynı şekilde hiçbir zaman olmadığı kadar insan da geçmişe dair bilgi edinmenin peşindedir. Bu...
Türk dünyası edebiyatlarının önemli bir parçasını teşkil eden Özbek edebiyatı, Özbekistan’ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte, kendine özgü metotlar geliştirerek dünya...
Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech