Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

divanedebiyatı1Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.
Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay maksadıyla, edep dairesi içinde yazılmış eserlerin bütününe denir. 
Bununla birlikte Divan şairleri, içinde çok nezih hezllerin yanında, ağır ve müstehcen hicivlerin de bulunduğu hezliyyât mecmuaları tertip etmekten çekinmemişlerdir. Üslup taklidine dayanan tehzil ise Divan şiirinde bir şairin, bir başka şairin şiirine yine edep dairesinde,mizah maksadıyla  yazdığı nazireye denir.

Tehzilin İngiliz edebiyatındakikarşılığı parodi’dir. Şiirleri en fazla tehzil edilen Divan şairleri Fuzûlî, Nef’î ve Nedim’dir.Seçilen eserler bu şairlerin Divan edebiyatında kendilerine has orijinal yönlerini vurgulayan örneklerdir. Fuzuli’nin şiirlerindeki aşk acısı ve sevgiliden uzak kalmanın hüznü, Nef’î’nin kasidelerinde övgü konusunda gösterdiği ustalık, Nedim’in şen şakrak hâli ve dünya nimetleri karşısındaki coşkulu tavrı mizah şairlerine tehzil yazmada ve malzeme bulmada büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Bazı tehzillerde kavram olarak tehzilden farklı olmakla beraber “Hezl”, Hezl ü Mizah”, “Lâtife”, “Şahsiyyat” hatta “Nazire” gibi başlıklar kullanılmaktadır.. Bu ise şairlerin tehzil ile yukarıda adı geçen kavramlar arasında fark görmediğinin göstergesidir. (Fazıl Ahmet Aykaç, Halil Nihat Boztepe), Abdülbaki Fevzi Uluboy Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerinin diğer tehzil ustalarıdır.
Cumhuriyet döneminde Hüseyin Suat Yalçın, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Hüseyin Rıfat Işıl, Necdet Rüştü Efe, İbrahim Alaaddin Gövsa, Ümit Yaşar Oğuzcan önde gelen tehzil yazarladır.

Edrine şehri mi bu yâ gülşen-i Me’vâ mıdır
Anda kasr-ı padişâhî cennet-i A’lâ mıdır

matlaıyla başlayan kasidesi için yazdığı tehzilde 1910’lu yılların İstanbul’u üzerinde durur. Nef’î kasidesinde Edirne şehrinin güzelliklerinden
bahsederken, Fazıl Ahmet dikkatini İstanbul’un meselelerine çevirir:

Bu Stanbul şehri mi yâ bir büyük tarla mıdır
Anda halkın kârı dâim boş yere kavga mıdır

Var mıdır tozla çamurla dolmamış hiç bir sokak
Yoksa bir yağmur yağınca hepsi nehr-âsâ mıdır
...............
Bir ufak rahmet düşünce en küçük meydan bile
Kabil-i tayîn değil hiç göl mü ya deryâ mıdır

Yazlı kışlı evlerin giryân olur hep damları
Fark olunmaz hiç biri kalbur mudur me’vâ mıdır

Dehr içinde var mıdır hiç bir ikinci Aksaray
Var ise ger tarhı böyle dilkeş ü ra’nâ mıdır

Bir temiz yer gösterin hem dîdeme hem söyleyin
Bu şehirde şehremîni zümrüd-i anka mıdır

Fazıl Ahmet Aykaç

YENİ TÜRK EDEBİYATINDA TEHZİL
ÇORUK, Ali Şükrü
TÜRKİYE

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İSKENDER PALA’NIN ŞAH VE SULTAN ADLI

Çalışmamızın konusu olan Şah ve Sultan romanı, 16. yüzyılda Türk tarihinin en önemli vakalarından olan mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın ortaya koyduğu siyasi...

ZAMAN YÖNETİMİ

Zamanın ne olduğunu tam kavrayamadığımız için onu yönetemiyoruz. İnsanoğluna eşit olarak sunulan tek kaynak olan zamanın etkin ve daha verimli...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

O zamanlar askeri okullar yaşlı imparatorluğun en çağdaş eğitim kurumları arasındaydı. Genç adam, aradığı bilgiye ve tecrübeye ancak böyle bir okulda...

Reşat Nuri Güntekin: İlk Romanımı N

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet ismindebir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman...

Şu an yaşamakta olduğumuz modern veya postmodern çağı en belirgin şekilde eski zamanlardan farklı kılan şey nedir? Ahmet Haşim pek...
Felsefeye dair seçkin eserleri, makaleleri ve konferanslarıyla fikir ve sanat hayatımıza büyük hizmetlerde bulunan Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken'i, 3...
“Bize bir zevk i tahattur kaldıBu sönen, gölgelenen dünyada”Ahmet Haşim Tek başına yürümüş Tanpınar gittikçe gölgelenen ve derinleşen dünyasında. Yapayalnızmış üstelik.
Ondördüncü yüzyılın başlarında Yunus; coşan, köpüren bir aşk çağlayanıdır. Sebil sebil Anadolu’ya dökülür. Yunus’un sesi, renk olur gönülleri süsler, ışık...
Ne garip değil mi? İnsan indirildiği bu yeryüzünde mütemadiyen içten dışa gözleriyle çevresini, tabiatı ve insanları gözlemlerken sâdece bununla yetinmemesi...
– Cahit Sıtkı, küçükken yaramazlık yaptığı için babası tarafından pencereden aşağı sarkıtılmıştır. O günden sonra ölümden korkmuş ve eserlerinde hep...
"İmaj oluşturma tarzı"ndan kastımız -mecaz, istiare, sembol, mit vb. kavramların hepsini içine alabilecek genişlikte ve genellikte olmak üzere- "hayal sistemi"dir. Bu...
Kolaylaştırıcı, önleyici, geliştirici olmak yerine çoğu kere hepimiz şikâyetçi oluruz. Durumdan memnun olmayıp yakınır veya başımıza gelen bir dertten dolayı...
“Askıya almak” bir deyim. Birkaç anlamı var. Geciktirmek, belirsiz olarak ertelemek, işi zamanında yapmamak savsaklamak. Ya da bir yapıyı dikmelerle...
SEVGİ DİLİ

SEVGİ DİLİ

02.12.2018
Ahmet URFALI “Ben gelmedim dava için, Benim işim sevi için” Yunus Emre, bütün insanlığa sevgi diliyle seslenir. Bilgi, sevgi, kanaat ve imanın yoğurduğu;...
-Bayram Kök Bey’e ithafen-Çok değil şöyle elli altmış sene geçmişe gidildiğinde Anadolu çocuklarının en büyük hayallerinden birinin “bisiklet” olduğu görülür.
DİL ÜZERİNE

DİL ÜZERİNE

09.03.2019
Var oluşumuz, sınır bekçimiz durumunda olan din, tarih ve her çeşit kültür san’atımıza bağlıdır. Türklüğün ikbal ve istikbali açısından bu değerlere...
PEYAMİ SAFA-2

PEYAMİ SAFA-2

28.07.2017
Bir Dante'nin La Divinc Comedie'sini hakkiie anlamak ve tatmak istiyen bir kari. Dante'nin içinde yaşadığı muhit ve İtalya’nın o zamanki...
Kelimelerin bir ümmet olduğu öğretilmedi bize. Bunu ilk defa Sâmiha Anne'yi okumaya başladıktan sonra fark ettim. Çünkü o güne dek...
Yoldur seni hedefine götüren.Zaten insan ya yol olmalıdır veya yolcu. Yol olmalıdır,güzelliği ve doğruluğu takip edilen.Yolcu olmalıdır,güzelliğe ve doğruluğa varabilen. Hak yolcusu...