Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

divanedebiyatı1Tehzil, Arapça “hezl” kökünden türetilmiş bir kelime olmakla beraber kapsam olarak hezlden daha dar bir manayı içerir.
Hezl, divan edebiyatında gülmece ve alay maksadıyla, edep dairesi içinde yazılmış eserlerin bütününe denir. 
Bununla birlikte Divan şairleri, içinde çok nezih hezllerin yanında, ağır ve müstehcen hicivlerin de bulunduğu hezliyyât mecmuaları tertip etmekten çekinmemişlerdir. Üslup taklidine dayanan tehzil ise Divan şiirinde bir şairin, bir başka şairin şiirine yine edep dairesinde,mizah maksadıyla  yazdığı nazireye denir.

Tehzilin İngiliz edebiyatındakikarşılığı parodi’dir. Şiirleri en fazla tehzil edilen Divan şairleri Fuzûlî, Nef’î ve Nedim’dir.Seçilen eserler bu şairlerin Divan edebiyatında kendilerine has orijinal yönlerini vurgulayan örneklerdir. Fuzuli’nin şiirlerindeki aşk acısı ve sevgiliden uzak kalmanın hüznü, Nef’î’nin kasidelerinde övgü konusunda gösterdiği ustalık, Nedim’in şen şakrak hâli ve dünya nimetleri karşısındaki coşkulu tavrı mizah şairlerine tehzil yazmada ve malzeme bulmada büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Bazı tehzillerde kavram olarak tehzilden farklı olmakla beraber “Hezl”, Hezl ü Mizah”, “Lâtife”, “Şahsiyyat” hatta “Nazire” gibi başlıklar kullanılmaktadır.. Bu ise şairlerin tehzil ile yukarıda adı geçen kavramlar arasında fark görmediğinin göstergesidir. (Fazıl Ahmet Aykaç, Halil Nihat Boztepe), Abdülbaki Fevzi Uluboy Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerinin diğer tehzil ustalarıdır.
Cumhuriyet döneminde Hüseyin Suat Yalçın, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Hüseyin Rıfat Işıl, Necdet Rüştü Efe, İbrahim Alaaddin Gövsa, Ümit Yaşar Oğuzcan önde gelen tehzil yazarladır.

Edrine şehri mi bu yâ gülşen-i Me’vâ mıdır
Anda kasr-ı padişâhî cennet-i A’lâ mıdır

matlaıyla başlayan kasidesi için yazdığı tehzilde 1910’lu yılların İstanbul’u üzerinde durur. Nef’î kasidesinde Edirne şehrinin güzelliklerinden
bahsederken, Fazıl Ahmet dikkatini İstanbul’un meselelerine çevirir:

Bu Stanbul şehri mi yâ bir büyük tarla mıdır
Anda halkın kârı dâim boş yere kavga mıdır

Var mıdır tozla çamurla dolmamış hiç bir sokak
Yoksa bir yağmur yağınca hepsi nehr-âsâ mıdır
...............
Bir ufak rahmet düşünce en küçük meydan bile
Kabil-i tayîn değil hiç göl mü ya deryâ mıdır

Yazlı kışlı evlerin giryân olur hep damları
Fark olunmaz hiç biri kalbur mudur me’vâ mıdır

Dehr içinde var mıdır hiç bir ikinci Aksaray
Var ise ger tarhı böyle dilkeş ü ra’nâ mıdır

Bir temiz yer gösterin hem dîdeme hem söyleyin
Bu şehirde şehremîni zümrüd-i anka mıdır

Fazıl Ahmet Aykaç

YENİ TÜRK EDEBİYATINDA TEHZİL
ÇORUK, Ali Şükrü
TÜRKİYE

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile