Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

koroglu2Türk Edebiyatında önemli bir bölümü işgal eden sözlü ürünler içerisinde masallar, destanlar, efsaneler ve halk hikâyeleri kültürümüzün temelini oluşturmaktadır. Bu temeli ise, sözü edilen ürünlerin içinde millet millet yapan özelliklerin var olması belirler. Nesilden nesile aktarılırken yeni duyuş, düşünce ve orijinal ifadelerle hacmi daha da artırılan anlatım türleri,böylelikle varlıklarını sürdürme ve daha geniş alanlarda yaşama imkânı bulurlar. İşte Köroğlu Destanı da edebiyatımızda Kitab-ı Dede Korkut, Alpamış, Tahir ile Zühre, Âşık Garip, Arzu Kamber gibi kendisine geniş bir coğrafyada yaşama imkânı bulmuş eserlerimizden birisidir. Bu eserler asırlar boyunca halkımızı bir yandan eğlendirmiş ve bir yandan da içinde taşıdığı kültür öğeleriyle eğitmiştir.

Karacaoğlan

BAHÇEMİZİN GÜLÜ / GÖNLÜMÜZÜN BÜLBÜLÜ

KARACAOĞLAN

Dr. Halil ATILGAN

Çukurova bayramlığın giyerken

Çıplaklığın üzerinden soyarken

       Şubat ayı kış yelini kovarken

    Cennet dense sana yakışır dağlar

Yüzyıllardır Anadolu’yu dalga dalga saran bir ses, dillerden düşmeyen türkü, gözlerde şavkıyan ışık, gönüllerde kabaran bir heyecan. Dağlarda uğultu, ovaların sarı başaklarında, ak çiçek açan Çukurova pamuğunda bereket, halk şiiri denilince akla ilk gelen isimdir Karacaoğlan.

Yaylalar onunla yüce, tarlalar onunla zengin. Karaca Kızın yavuklusu, Elif’in tutkulusu, görülmeyi görülmeyi daha da güzelleşen nice güzellere vurgun.  Ölünceye kadar gönlünün güzelini aramaktan yorgun. Genç kızların kalbinde titreşim, âşıkların tellerinde ibrişim, delikanlıların yüreğinde cesarettir Karacaoğlan. Çukurova’nın, Erzurum’un, Ardahan’ın, kısaca Anadolu’nun övünç kaynağı, Halk Edebiyatımızın en büyük ustasıdır Karacaoğlan.