Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 15 - 30 dakika)

arif ayTürk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ‘direniş’ sözcüğünün anlamı olarak ‘direnme’ verilmiştir. Direnme(k) ise herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek anlamına gelir. Direnişçi, direnme işini yapan kimsedir. Direnmek söz konusu olduğunda, direnişçinin karşısında bir tavrın olduğu muhakkaktır. Yani direnmek, esasında karşı tavrın olduğu durumlarda ortaya çıkan ve güç kazanan bir eylemdir. Koşulların her açıdan kişiye/gruplara/kitlelere uygunluğu söz konusu olduğunda herhangi bir direniş gerçekleşmemektedir. Ayrıca direniş bir farkındalık, bilinç ve idrak’in olduğu yerde varlığını gösterebilmektedir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 6 - 12 dakika)

nailiNâ’ilî, 17. yüzyıl divan şiirinin ve sebk-i Hindî üslûbunun önemli isimlerinden biridir. Hayatı hakkında bilinenler azdır. İstanbullu olup asıl adı Mustafa’dır. 19. yüzyıl Encümen-i Şuarâ şâirlerinden Manastırlı Sâlih Nâilî ile karıştırılmaması için Tanzi-mattan sonra Kadim sıfatı ile anılır (İpekten, 2007a). Babası Maden Kalemi kâtiplerinden Pîrî Halîfe’dir. Bu yüzden “Pîrîzâde” olarak da bilinir. Kendisi de hayatta iken maden kâtipliği görevini yapmıştır. Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa tarafından bilinmeyen bir nedenden ötürü Edirne’ye sürgün edilmiştir. Özellikle hayatının son yılları sıkıntı içinde geçen şâir, ölümünden kısa bir süre önce doğup büyüdüğü İstanbul’a dönmüş ve 1666 yılında burada ölmüştür (Mengi 2005: 188).

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 17 - 34 dakika)

ilahiname faTasavvûf; zühd ve takvâda Hz. Peygamber‘e uyan, sahâbe ve onların ardından gelenleri tâkib eden, nefeslerini Allâh‘ı anmakla tüketen, kalp temizliğini her şeyin üstünde tutan ve kalbini gafletten koruyan, zâhir âlemden el etek çekip iç kuvvetlerini ve rûhî melekelerini geliştirmeye yönelen âbîd ve zâhidlerin yoludur (S.Ateş:5). Tasavvûfta esas, zühd içinde bir dünya hayatı sürmek ve sonsuz ve benzersiz bir ödül olan Cennet yaşamını elde etmektir. Zâhid yâhut sâlikin kalbinde, dünyâ nâmına bir şey kalmaz, her nefeste yalnız Allâh‘ı anar, O‘ndan gayrısını gönlünden ve rûhundan siler. Bu anlamda, tasavvûf yoluna sülûk edecek sâlikin temel şiârı; kalbine ve rûhuna yönelmek, onları temizleyip arıtarak Allâh‘ın bilgisine matlûb olmaktır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)

20210725102516. yüzyılda yaşamış olan Mostarlı Hasan Ziyâî, Boşnakların en eski divan şairlerinden biridir. Balkanlarda, özellikle de Bosna’da önemli bir şöhrete sahip olmasına rağmen, hayatı hakkındaki bilgiler Bosna’da yapılmış biyografik mahiyetteki birkaç küçük çalışmadan ibaretti. Mevcut tek nüshası, Edirne Selimiye Kütüphanesi elyaz-maları bölümünde bulunan ve tarafımızdan tespit edilen divanının2 ve diğer bir eseri olan Şeyh-i Sanân mesnevi-sinin3 incelenmesiyle, şairin hayatı ve eserleri gün ışığına çıkarılmıştır. Divanı ve Şeyh-i Sanân mesnevisinin yayımlanmasından sonra, bu eserler Bosna’da ve Türkiye’de yapılan pek çok çalışmaya kaynaklık etmiştir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 17 - 33 dakika)

m akif n fazilİstiklal mücadelesinin önemli aktörü ve İstiklal marşının müellifi Mehmet Akif Ersoy (v.1936) şahsiyetiyle Türk insanının zihninde ve gönlünde ne kadar iz bırakmışsa şâirlik vasfıyla da şüphesiz Türk Şiiri içinde kendisine o denli önemli bir yer edinmiştir. Tefsir, makale, vaaz, tercüme, mektup türlerinde eserleri olmakla birlikte Mehmet Âkif daha çok Safahat isimli yedi kitaptan müteşekkil eseriyle tanınır.1 Safahat, başta Osmanlı Devleti olmak üzere XX. yüzyılda İslam dünyasının içinden geçtiği siyâsî, ekonomik, askerî ve sosyal buhranları şiirin diliyle tasvîr eden yine Âkif’in kendi dünya görüşüne uygun bir şekilde bu buhranlara çözümler getirdiği abidevî eserdir. Safahat, bir şâirin kişisel şiir tecrübesi olmayıp bilakis bütün bir dönemin ıstırabını samimiyeti esas alan bir şiir diliyle ele almasından ötürü hala okunmakta ve gün geçtikçe de artan bir hızla muhatap kitlesini genişletmektedir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 6 - 11 dakika)

hunernameİranlı Şair Emir Hüseynî’nin Sî-nâme adlı eseri Hümâmî tarafından Hicri 839’da (Miladi 1435 ) Türk-çeye tercüme edilmiştir.Eserinüç nüshası,Süleymaniye-Bibliotheque Nationale - British Museum (Library), çeşitli çalışmalarda zikredilmiş ve üzerlerinde çalışılmıştır. Ancak aynı eserin Hüner-nâme olarak da ad-landırıldığı bilinmektedir. Eserin H.935’te istinsah edilmiş bir nüshası da 5822 arşiv numarası ile Bosna Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesinde Hüner-nâme adıyla yer almaktadır. Bu eser106 varak olup, her sayfa11 satırdır. Eserin fotokopisi Türk Dil Kurumu Kitaplığında 445 kayıt numarasıyla yer alır.Bu tebliğde Sî-nâme’nindaha önce bahsedilmemiş Bosna nüshası tanıtılacak, diğer nüshalarda olmayan beyitlerden örnekler verilecekve eserin derkenarında yer alan bazı beyitlerden bahsedilecektir

İZNİKLİ HÜMÂMÎ

Hümami 15. yüzyıl şairlerinden olup kaynaklarda yer alan bilgiler sınırlıdır. Tüm kaynaklarda İznikli olduğu, İkinci Murat döneminde yaşadığı, Şeyhi ve Ahmedi ile çağdaş olduğu belirtilir. (Bursalı Mehmet Tahir: 486, KınalızâdeHasan Çelebi:436 ,Beyânî:237, Latifi Tezkiresi:243 , Sehi Bey Tezkiresi: 120 ) Hü-mami’ ninFarsça’dan tercüme ettiği eserinin adı bazı kaynaklarda Sî-nâme (Bursalı Mehmet Tahir: 486, Latifi Tezkiresi:243 , Sehi Bey Tezkiresi: 120) bazı kaynaklarda Hüner-nâme (KınalızâdeHasan Çelebi: 436,Beyânî: 237, Şemsettin Sami: 4746 ) olarak geçmektedir. Bu çalışmaya konu olan nüsha da Hüner-nâme olarak adlandırılmıştır. Ancak Hünernâme ve Sî-nâme aynı eserdir. Neredeyse tüm kaynaklarda Hümami’den bahsederken Selman-ı Saveci’ ye yaptığı nazireden örnekbeyitleryer alır. İlk beyiti şöyledir:

Elâ ey serv-i kadd-i lâle peyker / Mübârek tâli’ ü ferhunde ahter (Bursalı Mehmet Tahir: 486-487, KınalızâdeHasan Çelebi:436 ,Beyânî:237, Latifi Tezkiresi:243 )

Sehi Bey tezkiresinde farklı beyitler ele alınmıştır:

CAn cemAluni senün cümle neoardan güniler Görme-sün diyü oayÂlüni baâardan güniler

Dilemez gölgeni kim yanına düşe yüriye Bu gönül gör ki seni daha nelerden güniler (Sehi Bey Tezkiresi:120)

Hümami’nin Oynamak redifli bir gazeli Ömer bin Mezid’in MecmûeAtü’n-nezÂir’inde yer alır ancak bu gazel Hüner-nâme’ de yoktur. (MecmûeAtü’n-nezAir: s.189)

Sî-nâme’nin bilinen nüshaları şunlardır:

  • 1. British Museum Nüshası, İngiltere Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları koleksiyonunda Or. 11234 arşiv numarası ile kayıtlı olup istinsah tarihi vemüsten-sihi bilinmemektedir.(www.yazmalar.org). Eserin başı ve sonu eksiktir. (Çelebioğlu: 271)

  • 2. Bibliotheque Nationale nüshası, Ancien Fond Turc, 304 numarada kayıtlı olupSüleymaniye Kütüphanesinde mikrofilmi bulunmaktadır. Mikrofilm no: 3233. Müstensihi ve istinsah tarihi bilinmemekte olup 139 varak, 1987 beyittir.( Altun, s.11). Eserin fotokopisinin Atatürk Üni. Seyfettin Özege Kitaplığı nu: 634’te kayıtlı olduğu belirtilmiştir. (Çelebioğlu: 271)

  • 3. Süleymaniye Nüshası, Hacı Mahmud Efendi Koleksiyonu 3961-I numarada kayıtlı olup 54 varaktır, her sayfa 13 satırdır. İstinsah tarihi: 998 Hicrî / 1589 Milâdî olup 1311 beyittir. (Altun: s.10)

  • 4. Kahire Nüshası, Mısır Milli Kütüphanesi Türkçe Yazmaları bölümünde Edebi Türki 57 kayıt numarasıyla, Terceme-i Si-nâme adıyla kayıtlıdır. (www.yazmalar.org)

  • 5. Bosna Hersek Nüshası, Hünername adıyla Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesinde5822 numarada kayıtlıdır. İstinsah tarihi 935/1528 olup 106 varak, 2241 beyittir. Nesih yazıyla yazılmıştır. Türk Dil Kurumu Kitaplığında 455 kayıt numarasıyla fotokopisi mevcuttur. İstinsah tarihi bilinennüshaların içinde en eski tarihli ve en kapsamlı nüshadır. Eserin Paris ve Süleymaniye nüshaları ele alınarak yapılan çalışmada 1992 beyit yer alır (Altun: 133).Bosna nüshasında ise burada yer almayan 350’nin üzerinde beyit yer alır. Eser Osman Asaf Sokoloviç koleksiyonundan alınmıştır. Bu nüshanın derkenarında şairi ve yazılış tarihi bilinmeyen 700’ün üzerinde beyit vardır. Aşağıda bazı örnek beyitler verilecektir.

İznikli Hümami’ninbu eseri Acem Hümami’ sinden Halil Paşa (öl. 1453) adına tercüme ettiği belirtilir. (Latifi:241, Bursalı Mehmet Tahir: 486-487)An-cakParis ve Süleymaniye nüshalarında iki farklı isimle karşılaşılmış olması bu konuda bazı şüpheleri doğurmuştur. Süleymaniye nüshasından eserin İbrahim bin Hayrettin’in oğlu Halil Paşa adına, Paris nüshasından ise Süleyman İbn-i Davut adına yazıldığı anlaşılmaktadır. Buradan hareketle eserin iki kişiye ayrı ayrı takdim edildiği düşünülmüştür (Altun: 10). Bosna nüshası burada Paris nüshasıyla benzerlik gösterir:

Ki atası oldı paşalıuda meşhûr / Ol İlyAs ibn-i Öayredd'rn düstyr

ÖiaAliAomedü efAliMaomûd / MüsemmAsı SüleymAn ibn-i DAvûd

Atası gerçi ûuvvet oldı selefden / Bu ooş dürdAne ûaldı ol âadefden (22a 2-3-4)

İlyas ibn-i Hayrettin ve İbrahim ibn-i Hayrettin kardeş olup Çandarlı Kara Halil Paşa’nın çocukları-dır.(M. Süreyya: 2.C-662-663) İbrahim bin Hayrettin Fatih dönemi sadrazamı Çandarlı Halil Paşa (öl. 1453)’nın babasıdır. Eserin dönemin sadrazamına sunulmuş olması kuvvetle muhtemeldir.

Bosna nüshasında 5b-6a sayfalarında art arda gelen 14 beyit diğer çalışmada 1462-1474 numaralı beyitleri oluşturur. Metnin başında olması gereken bir sayfa sanki sona kaymış gibidir. Anlam açısındanmetin incelendiğinde Bosna nüshasının dizilişine göre beyitlerin devam etmesinin daha uygun olacağı görülmektedir:

İkinci bu ki çün vâhiddür ismi Vücûdınun gerek olmaya cismi

Üçünci bu gerek Bârî Ta>âlâNe misl-i sûret ola ne heyûlâ

Bu dördünci k’ ayırur feyz-i cûdıDegül müm-kin çü vâcibdür vücûdı

Beşinci bu gerekmez vech çün yokK> o gayra tuta gayr ana ta>alluk

Yukarıda yer alan beyitlerden ikinci ve beşinci kelimeleriyle başlayan beyitlerin arasına üçüncü ve dördünciile başlayan beyitlerin yer aldığı on dört beyit yerleştirilmelidir.

Si-name üzerinde yapılan çalışmada yer alan ilk beyitler Bosna nüshasında yoktur:

  • - Bi-ismi’ l-Vâhidi’ r-Rabbi’ r-RahîmiTa’âla’ llâhu zü’ l-menni’ l-Kerîmi

  • - Kadîm ü Kâdir ü Settâr u Mü’min Şehîd ü Mâlik ü Hayy u Müheymin

  • - ‘Azîz ü ‘Âlim ü Rahmân u Hallâk Mü’în ü Nâzır u Hallâk u Rezzâk

Buradan hareketle Bosna nüshasının baştan 20 beyit kadareksik olduğunu düşündürmektedir ki bu da bir sayfaya denk gelmektedir. Bosna nüshasında, Bibloteque National nüshasının esas alınıp, Süleyma-niye nüshasının tamamlayıcı olarak kullanıldığı çalışmada yer almayan 370beyit tespit ettik. Örnek olması bakımından bunlardan bir kısmı şöyledir:

Bosna nüshasında yer alıp diğer nüshalarda bulunmayanbeyitlerdenseçmeler

45b

  • 3.Üapun egerçi ki cevr u cefAdan uâanmaz Ben ol uulam kim yolunda vefAdan uâanmaz 4.Gönül uapunı ne uâana kaebe idinmekden Kimse merve oauuıçün âafAdan uâanmaz 5.Üapunda itlerüni oı'ş idindügüm budur Ki aurbet içre aarib AşinAdan uâanmaz 6.VefAniçün ne bulubdur cefAn içinde gönül Kim ol hevesden olur bu hevAdan uâanmaz

  • 7.Benüm teşevvuuum artar yüzüm gördükçe Fauir olan beli oocam eatAdan uâanmaz

  • 8.Senün rmAnile dökerse uanumı aamzen Buyur ki cAn u gönül bu rmAdan uâanmaz 9.ViâAlüniçün erinmez hümAmi hicründen Kişi ki bal umar ola belAdan usanmaz

61b

  • 2.Gamzen uaçan kim uaâd-ı dil ü cAn u dı'n ider NAzile uaşlarun oamini çin be çin ider

  • 3.Nauş-ı cemAlüni nice nauuAş yazdı kim Her kim görürse başuoyuben Aferin ider

  • 4.Her âuboı dem dem olursa âaçundan nesim âubo Ol gün hevA dimAaın eser —i eanberin ider 5.eAr0 itseler bana sekiz uçmaa oûrisin Gönlümarada seni uamudan güzin ider

6.Her uanda olsa eaks-i cemAlüni görmege

Yaşını gözlerüm auıdurnauş-ı bin ider

7.İtsem uaçan kim diliyle şirin lebüni şero Aazumda sözümi şeker —engübin ider 8.NAz itse yAr kesme HümAmi niyAzunı NAzun düşer ne nAz kim ol nAzenin ider

77-a

Görmeyelden yüzüm ben kim nigarı sensedüm Ah u zArıla geçer bu rûzigârum sensedüm Gel cemâlün gülşenin gül gibi arz it bana kim Bülbül-i şûrıde-vâr iy gül-ızarum sensedüm

Gönlümün şehrini kim viran idübdür öulm-ı aam Gel yine mamûr uıl iy şehriyarum sensedüm aoobetinden ayru vaâlunun düşünden ni gibi Göklere irgürmişem feryad u zarum sensedüm Şevuun odına bekün gibi uarara yanmalı Üara zülfün gibi gitmişdür uararum sensedüm Füruatün yolında ben uoprau anunçün olmışam Ki eyledi senden bana yeller aubârum sensedüm Bensemezsen sen n’ola ben sensiz iy aram-ı dil Oau bilür nice geçer bu rûzigarum sensedüm Gel berü canum gibi iki cihandan sevgülü Senden özge youdur âlemde varum sensedüm Ben hümAmı düşmişem derdüne niteki Süheyl Üandesin dermAn irür iy NevbahArum sensedüm

85-a

Yaraludur yüregüm yara aamundan yar gel Senden olur yine bu derde hemin timar gel İştiyauından cemalünün giceler âuboa dek Bülbüli-var olmışam gül oasretinden zar gel Can u dil naud itmişdür kim uılam yolunda oarc Müşteriyem vaâluna uur görmegin bazar gel Gideli gice gibi hicrün uarartdı gönlümi Gün yüzünden irişür gündüz gibi envar gel Şol ümide kim görem güneş yüzüni her gice Şemi gibi oluram tâuboa dek bi-dar gel Yüzüne uarşu bana can virmek asandur velSenden ayru dirlik iletmek igen şerar gel Öldürem varam Hümamiyi dimişsin iy âanem Öayra gir uurtar anı bu varuadan zinhar gel

Eserin Derkenarında Yer Alan Beyitlerden Örnekler İsteyen derde uabıbin kimesne

Komasun elden oabıbin kimesne

Oau seni uıldıyısa bana naâıb

Kimsenün almaz naâıbün kimesne (2a)

Ya raom eylerdi bana illA mene eyler rauıb Üandeyise bir muoAlıf ketoudA eksük degül (2b) İlAhı dilerem oaudan bu oauuuma bauan dilber Virürse isine püse oudA olsun ana rehber (2b) Gül gibi oaste sinemi âAd-pAre eyledün Ben dil şikeste bülbüli AvAre eyledün Salmadın belA denizine gönlüm gemisin aoir Seng-i cefAya urdun vü âAd pAre eyledün (3b)

Gamze tıaın çekdi çemün milketi cAndan yana Pes açuu merdAndur eazm itdi meydandan yana Havf idüp laelünden iy şeh lAle tAcı Başın alup gitdi tebrız ü bedahşAndan yana Bir delü euryAn meğer abdAl olmışdur bugün Ger belA eazmin idüp gider oorasandan yana (4b) Benüm servüm yücedür el irişmez Anunçün irmege kimse dürişmez Elün çek benden iy eAuı'l oazer uıl Bu işden sana aââı you güzer uıl (5b) Sebebsüz cevr idersin bana sen

Seni reddeylesün ceddün muoammed GünAhum varise sevmekden artuu Beni reddeylesün şAhum muoammed (5b) Kendümi kendüm yitürdüm kendüm ister kendümi Kendüme kendüm gerekse bula kendüm kendümi (5a)

YAr işiginde rauıbi öldürürdüm it gibi CAyiz olmaz kaebede oınzırı uurbAn eylemek Veh ki youdur şevui laelünle mecAlüm dostum Hau bilür kim ualmamışdur uAle oAlüm dostum (6a) İy uara yüzli felek gül yüzli yArümi neyledün Hey yoa olası benüm eAlemde varum neyledün Komadun ben nA-murAdı kim murAduma irem Hasretile niçe yıllık intiöÂrumı neyledün (6b) Ol uıyAmetserv-i uadd cevrin firAvAn itmesün Haşr olıcau oau uatına varasın anmaz mı hiç Sanma iy sAuı şarAbı ooş güvAr anlar beni Bezm-i mihnetde oayAli lA’l-i yAr anlar beni Gurbetde bil baalayuban çoudan eylerdün sefer Ah kim bir çeşm-i Afet ne yanaranlar beni Cevrüne a pAdişAhum bende uAuat ualmadı Şimden girü hemAn terk-i diyAr anlar beni Oasretünden bu dil-i bülbül helAu olur velAkın Gülşen-i kuyunda bu feryAd u zAr anlarbeni (11a) Gel gül ki gülistAnda hemAn bir sen ü bir men Seyr idelüm iy serv-i revAn bir sen ü bir men Yiyüp içelüm nuul u mey vü serooş olalum İllA ki eyA şAh-ı cihAn bir sen ü bir men (11b) Ah kim bir dilber-i nA-mihribAnum var benüm Ölmişem hicrinde il sanur ki cAnum var benüm Boyun uubA yüzün cennet gülidür

Sana ourı peri disem yiridür (14b)

İy güzeller serveri billahi ki öÂnumsın menüm Gönlün taötında saluanatda cÂnumsun menüm(16a) Nedür bu uadd ü uÂmet bu letÂfet

Kimünsin uande uopdun hey uıyÂmet (16b) Firuatünden yandı baarumçÂre bilmem neyleyim TÂuatüm tÂu oldı aamdan vara bilmem neyleyim Gelgil iy dilber ki gönül milki vı'rÂn oldı gel Her ser-i muyun gibi öÂlüm perı'şÂn oldı gel (23b) Veh ki ualdum yÂrsuz hiç kimse yÂr olmaz bana Sensüzin iy gül öazÂn vü aam bahar olmaz bana (29b) Bu cihÂn baaında her kimün bir aam-öÂrı bar Saluanat taötı anundur devlet-i bı'dÂrı bar dinlegil efaanumı bir laooa iy suluÂn-ı oüsn Kim felek gerdişlerinden gönlümün efkÂrı bar (30b) Dilberün bin yÂrı variseeÂşıuun Allahı var Bunda niçe oulm iderse anda oau dergÂhı var

Çelebioğlu Amil, Türk Edebiyatında Mesnevi(15.yy’a kadar), Ki-tabevi , İstanbul 1999

Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şu'arâ , Hazırlayan: Aysun

Sungurhan-Eyduran, Ankara2009(http://ekitap.kulturtu-

rizm.gov.tr/dosya/1219122/h/tsmetina.pdf)

Latifi Tezkiresi, Hazırlayan:Mustafa İsen, Akçağ Yay.,Ankara 1999

Ömer Bin Mezîd, Mecmû>atu>n-Nezâ>ir, Hazırlayan: Mustafa Canpolat, TDK, Ankara 1995

Sehi Bey Tezkiresi Heşt Behişt, Hazırlayan:Mustafa İsen, Akçağ

Yay.,Ankara 1998

Şemsettin Sami,Kâmusu’l-a’lâm, C.6, İstanbul 1312

Mehmet Süreyya, Sicill-i Osmani C.I-VI, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1996

Sonuç

15. Yüzyıl şairi Hümami’nin kaynaklarda Sî-nâme ya da Hüner-nÂme olarak bahsedilen eseri aynı eserdir. EserinBosna nüshası Hüner-nÂme olarak adlandırılmış olup H. 935 tarihinde istinsah edilmiştir. Esere Bosna nüshası denme sebebi Bosna Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesinde yer alıyor olmasındandır.Bosna nüshasının diğer nüshalardan daha hacimli olması ve istinsah tarihibilinen nüshaların en eskisi oluşu kıymetini artırmaktadır. Eserin müstensihi tespit edilememiştir. Eserin sayfa kenarlarındaşairi belli olmayan 700’ün üzerinde beyit yer alır.

Kaynakça

Altun Mustafa, Si-name-i Hümami, (http://ekitap.kulturturizm. gov.tr/dosya/1-219058/h/giris.pdf )

Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu' arâ, Hazırlayan: Aysun Sungurhan Ey-duran, Ankara 2008(http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/ dosya/1-215418/h/metin.pdf)

Bursalı Mehmet Tahir, Osmanlı Müellifleri I-II-III, Bizim Büro Basımevi, Ankara, 2000

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 11 - 22 dakika)

Edebiyat tarihlerinde genellikle “yazar” sıfatıyla tanınmış olan Abdülhak Şinasi Hisar’ın zamanında pek ilgi çekmeyen ve çeşitli dergilerde çıkan edebiyat üzerine yazıları, eleştiri türüne yaklaşmaktadır.Bu yazılarında şiire gösterdiği özel ilgi göze çarpmaktadır. Süreli yayınlarda yayımladığı metinlerle birlikteAşk İmiş Her Ne Var Âlemde adlı şiir antolojisi vabdulhak sinasi hisarAhmet Haşim- Yahya Kemal’e Vedâ adlı kitabında, eski zamana, kültüre ve şiire ilgi duyan Abdülhak Şinasi Hisar’ın ortaya koyduğu görüşler, geleneğe dönük olan sanat ve edebiyat anlayışından kaynaklanmaktadır vebu anlayışıyla uyum içerisindedir .

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 10 - 20 dakika)

tdve su kasidesi 9 728Seccaden kumlardı... .

        …

        Devirlerden, diyarlardan

        Gelip göklerde buluşan

        Ezanların vardı!

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)

Çocuk ve Çocuk Edebiyatı

mustafa ruhi sirinÇocuk, kaynaklarda küçük yaştaki oğlan veya kız (TDK, 2005: 444), gereğince olgunlaşmamış insan (Okay, 1998: 24), doğum ve ergenlik çağı arasındaki dönemi yaşayan küçük insan (Şimşek, 2002: 13) olarak tanımlanırken, Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ise çocuğu “on sekiz      yaşına      kadar her insan” şeklinde tanımlamaktadır

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 2 - 3 dakika)

hulya sumer afisİstanbul doğumlu olan Hülya Sümer, gazeteci, şair, eleştirmen, yazar, sunucu, medya iletişim danışmanı,Medyanın değişik birimlerinde gazetecilik, dergi editörlüğü, halkla ilişkiler yöneticiliği ve sanat yönetmeni alanlarında uğraş veren bir sanat ve meslek kimliğine sahiptir. Türkiye'de bir ilk olan "81 şehir 81 şiir" projesi ile   şehirlerin kültürel değerlerini, bir  gönüllü Kültür ve turizm elçisi gibi şiirlerle anlatıp video görsellerini YouTube ve İnstagram'da  paylaşan,  ‘’On parmağında on marifet’’ bulunan Sümer, bitmez tükenmez bir enerjisiyle bütün bu alanlarda yazdıkları ve yaptıklarıyla güzellikler oluşturmaktadır. O, iştigal alanlarını aldığı akademik eğitimlerle de desteklemektedir. Bilgi dağarcığını aldığı eğitimlerle yoğunlaştırarak kendisine bahşedilen yetenekleri sanat ve meslek hayatı içerisinde seviyeli ve kaliteli etkinliklerle göstermekte ve Ofses TSM korosu başkanlığı yapmaktadır.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
(Okuma süresi: 19 - 37 dakika)

ahmet yeseviHoca Ahmed Yesevî, Türkistan coğrafyasında dünyaya gelmiş, eserleri ve yetiştirdiği öğrencileri ile Türk dünyasını asırlardır aydınlatan büyük bir Allah dostu ve düşünürdür. Onun fikirleri ve düşünceleri Anadolu, Balkanlar ve Karadeniz kuzeyindeki Türkler tarafından günümüze kadar yaşatılmıştır. En ünlü eserleri Divan-ı Hikmet ve Fakr-namesi’dir. Yetiştirdiği öğrenci sayısının doksan bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayede Türklüğe istikamet göstermiş Türk soylu halkları İslâm inancı etrafında birleştirmiştir.

Yorum yaz (0 Yorumlar)
Türk illeri dünyanın en eski illerinden olarak, dört bin yıla yakın keçmişl a rind a Asya, Afrika ve Avrupa qitelerine yayılmışlar ve oralarda büyük millet ve devletler...
Toplum hayatında vazgeçilmez olan din, aynı zamanda medeniyet kurmakta da etkin bir rol oynar. Din, bazen toplumun geneline hitap eder, bazen de bireysel anlamda dinden güç...
Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Oxford Üniversitesi’nin XX. yüzyılda en büyük dil felsefesi uzmanlarından (ölm.1960) Prof. J.L.Austin, ‘A Plea for Excuses’ adlı makalesinde bir edimin ‘yanlışlıkla’ (‘by...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...