Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 6 - 11 dakika)
Bunu okudun 0%

ziyagokalp1-ZİYA GÖKALP’İN HAYATI

            Ziya Gökalp 23 Mart 1986 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Kendisine babasının isteği üzerine Mehmet Ziya adı verilmiştir. Babası, Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi, annesi Zeliha Hanım’dır. İlköğrenimini 1883 yılının yazında yaptırdığı Mercimekörtmesi Mahalle Mektebi’nde tamamlamıştır.[1] Eğitimine Diyarbakır’da başlayan Gökalp 1886’da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye kaydoldu. Buradan mezun olduktan sonra 1891’de Mülkiye İdadisi’nde eğitimine devam etti. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Ayrıca amcasından Arapça ve Farsça dersleri aldı. Tasavvuf ve İslam tarihine ilgi duydu.[2]

            1895 yılında yüksek öğrenimini yapmak için İstanbul’a gitti. Baytar Mektebi’ne kayoldu. Burada öğrenimine devam ederken İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. 1898 yılında tutuklandı ve bir yıl cezaevinde kaldı.  Cezaevinden çıktıktan sonra Diyarbakır’a döndü. 28 Ağustos 1899’da ‘’Peyman’’ adında bir gazete çıkarmaya başladı. İkinci Meşrutiyet’in ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır şubesini kurdu. Bir süre sonra cemiyetin Selanik’teki merkez yönetim kuruluna seçildi.[3]

            ‘’Genç Kalemler’’ adında bir dergi kurdu ve ilk sayısı 11 Nisan 1991’de yayınlandı. Ali Canip Yöntem ve Ömer Seyfettin gibi isimlerin olduğu bu dergide genç hikayeci ve şairler de yer alıyordu.[4]

            1992’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkezi Selanik’ten İstanbul’a taşınınca İstanbul’a geldi. Diyar-ı  Bekir mebusu olarak Meclis-i Mebusan’a seçildi. Meclisin kısa bir süre içinde kapanması üzerine Darülfünun’da öğretim görevlisi oldu. Türk Ocakları’nın kurucuları arasında yer aldı.Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’u işgal eden İngilizler tarafından tutuklandı ve Malta Adaı’nda sürgüne gönderildi. Malta Adası’ndan döndükten sonra Diyarbakır’a gitti, ‘’Küçük Mecmua’da’’ çalışmalarına devam etti. İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Diyarbakır mebusu olarak katıldı. Yaşadığı bir rahatsızlık sonucu 25 Ekim 1924 günü vefat etti.[5]

           

2-ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞI

Birçok çağdaşı Türk aydını gibi Ziya Gökalp‘in düşünce yapısı üzerinde de, Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecine girdiği dönemde baş gösteren siyasi, askeri, dini ve ekonomik sorunların derin izlerini görmek mümkündür.Ziya Gökalp Türk milliyetçiliğini Osmanlı’nın kurtuluş projesi olarak görmüştür ve bunun çeşitli sebepleri vardır. Öncelikle Gökalp milliyetçiliği tarihsel gelişimin mantıksal sonucu olarak görerek, uluslaşmayı da zorunluluk olarak algılamakta ve uluslaşma sürecini tamamlayamayanların varlıklarının sürdürülebilmesine kuşkuyla bakmaktadır. Tarihsel evrim sürecinde milletler önce klan sonra topluluk ve en sonunda millete dönüşürler. Uluslaşma tarihsel gelişimin zirvesi gibi görülmektedir. Gökalp’e göre Osmanlı Devleti bir İmparatorluk olduğu için topluluk sayılmakta ve daha güçlü olmak için toplum aşamasına geçiş yapması gerekmekte yani uluslaşmak zorundadır.Bu etkilerin de tesiriyle, Gökalp’in düşünce yapısı içerisinde milliyetçilik  anlayışı önemli bir yere sahip olmuştur. Fakat Gökalp’ın milliyetçiliği, etnik temelli değil; kültürel bir milliyetçiliktir.[6]

            Çok farklı alanlarda eserler veren Ziya Gökalp’ın düşünce ikliminin oluşum sürecinde aile çevresi, İsmail Hakkı Bey, Yorgi Efendi, İbrahim Temo, Dr. Abdullah Cevdet, İshak Sukuti ve Naim Beylerin yanı sıra; Genç Türklerin de etkisi olduğu bilinmektedir. Gökalp, fikri yaklaşımı dolayısıyla İttihat ve Terakki Cemiyetinde çeşitli kademelerde görevlerde de bulunmuştur. Aynı şekilde, Durkheim’ın sosyolojik yaklaşımları da Gökalp’ın düşünceleri üzerinde önemli izler bırakmıştır.[7]

İttihat ve Terakki tarafından Selanik’e tayin edilmesi, Ziya Gökalp’ın hayatında yeni bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde, dilde Türkçülüğü savunan Genç Kalemler grubuna katılmış; bu dergide, dilde Türkleşme ile ilgili yazılar yazmaya başlamıştır. Burada, özellikle Ömer Seyfettin’den etkilenen Gökalp, artık Türkçü Gökalp’tır.[8]

Gökalp’ın dil çalışmalarına katılmasıyla, dilde yenileşme ve Türkçeleşme çalışmaları hız kazanmıştır. Çünkü ona göre tüm toplumsal faaliyetlerin yegâne temeli lisandır. Kültürü ve kültürü ortaya çıkaran dili, millet olmanın en önemli unsurları arasında kabul eden Gökalp, dilde Türkleşme olmazsa, vicdanların, dinin ve vatanın parçalanacağını düşünmektedir. [9]

            Dolayısıyla, Ziya Gökalp’ın siyasal düşünceleri ile dönemin siyasal olguları arasında paralel bir ilişkinin bulunduğunu söylemek mümkündür. İlk dönemlerindeOsmanlıcılık ve ümmetçilik anlamında olmasa bile, İslamcılık düşüncelerine de ilgi gösterdiği bilinen Gökalp’ın milliyetçilik anlayışı ile modern milli-devletin ve yeni cumhuriyetin kurucu iradesinin benimsediği milliyetçilik anlayışları arasında büyük bir örtüşme vardır. Gökalp’e göre, milleti oluşturan değerlerin başında dil birliği, kültürel paylaşım ve din gelmektedir. Bir başka ifadeyle Gökalp, bir kültür milliyetçiliğini öngörmekte, millet olabilmek için etnik ayrıştırmalara ilgi göstermemektedir. Buna Gökalp, ‘kültür milliyetçiliği’ adını vermektedir. Böylece Gökalp, dünya ve coğrafi gerçeklere uygun bir millet tanımlamasına gitmektedir. Yoğun bir şekilde kültür milliyetçiliği vurgusu yapan Gökalp, etnik milliyetçiliğe/ırkçılığa karşı bir düşünce yapısına sahip olmuştur. Ona göre, toplumların karakterleri kalıtımsal değil, kültür ve eğitim yoluyla şekillenmektedir.[10]

            Ziya Gökalp düşüncesinde, Türkçülük ayrı bir yere sahiptir. Zira Gökalp’ın çalışmaları hep Türk toplumunun geçmişi, günü (kendi dönemi) ve geleceği ile Türk dili ve Türk kültürü üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu duygu ve düşüncelerle O, bilimsel, ahlaki, kültürel ve felsefi bir Türkçülük anlayışı ortaya koymuştur.[11]

            Sonuç olarak, Ziya Gökalp, Türk düşünce, kültür ve siyaset tarihinin önemli simalarından biridir. İmparatorluk sürecinden Ulus-Devlete geçiş döneminde yaşayan Gökalp’ın, karşılaşılan sorunlar ve bunalımların da etkisiyle Türk toplumu ve Türk kültürü üzerine ortaya koymuş olduğu sosyolojik, kültürel ve siyasal teori ve değerlendirmeler bugün bile gerçekliğini devam ettirmektedir.[12]

3- MİLLİYETÇİLİK DÜŞÜNCESİNİN ŞİİRLERİNE YANSIMASI

            1908 II. Meşrutiyet sonrası Türk milliyetçiliğinin yönlendirici ismi olan Ziya Gökalp; milliyetçilik hareketinin sistemleşmesi ve şekillenmesinde itici bir güç durumunda olan "mefkûre" sini sosyal ve felsefi eserler, bir çok seri makalelerden başka şiirler, manzum- mensur hikâyeler İle masallar da yazarak çeşitli yönleri ile yaymaya çalışmıştır.Fakat Ziya Gökalp’in şair tarafı diğer yönlerinin gerisinde kalmış; düşünce adamı Gökalp, sosyolog Gökalp, kültür ve medeniyet konularının, Türk hayatının sürekli araştırıcısı Gökalp, şair Gökalp'ı arka plana itmiş böylece onun hep öbür yandan üzerinde durula gelmiştir. Gökalp'in şiirlerinden bahsedecek olursak; Kızılelma’da 27, Yeni hayat ’ta 32, AltunIşık’ta 4 (Manzum masal) ve dağınık şiirlerin’ de 57 olmak üzere 120 tane şiiri bulunmaktadır. [13]

Ziya Gökalp’in işlediği konulara bakacak olursak;

1. "Turancılık" mefkûresini savunduğu şiirler,

2. "Oğuzculuk' veya "Türkmencilik" ile ilgili şiirleri,

3. ' Türkiyecilik" ve Türk toplumunun yükselişini amaçlayan şiirler,

4. Köye ve köylüye ilişkin olan şiirler,

5. Batı medeniyetinden yararlanılmasını, halkın kalkınmasını ve bazı kurumların

ıslâh edilmesini savunduğu şiirler,

6. Kadın, aile ve feminizm temalarını işleyen şiirleri;

7. Yurtseverlik ye vatan doygularını işleyen şiirleri;

a) Tarih içinde yapılan savaşlarla ilgili olanlar,

b) Tarihi şahsiyetlere ve yücelttiği kişilere ilişkin olanlar,

c) Vatan sevgisini aşılamak için yazılmış olanlar,

8. Türk milli destanlarından ve halk hikâyelerinden yararlanarak yazmış olduğu

şiirler

9 . Çocuklar İçin yazdığı halk masalları. . .[14]

şeklindeki bir gruplama Gökalp’in  ilgi alalının çok boyutlu bir özellik taşıdığını açıkça göstermektedir. Şimdi, bu konu başlıklarıyla ilgili olan şiirleri temalarıyla birlikte göstermeye çalışalım. [15]

TURAN

Nabızlarımda vuran duygular ki, tarihin

Birer derin sesidir, ben sahifelerde değil,

Güzide, şanlı necip ırkımın uzak yakın

Bütün zaferlerini kalbimin tanininde,

Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil.

Sahifelerde değil, çünkiAttilâ, Cengiz,

Zaferle ırkımı tetviçeden bu nâsiyeler,

O tozlu çerçevelerde, o iftira- âmiz

Mubit içinde görünmekte kirli, şermende;

Fakat şerefle nümayân Sezar ve İskender!

Nabızlarımda evet, çünkiilim için müphem

Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamiyle,

Damarlarımda yaşar şan ve ihtişamiyla

Oğuz Han, işte budur gönlümü eden mülhem:

Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan;

Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.

            Şiirde; uzak yakın zaferlerimizi ''tebcil" eden duygular, Türk tarihinin incelemeye muhtaç olduğu, bu konudaki batıda yapılan incelemelerin objektif olmadığı, damarlarımızda bütün ihtişamı ile yaşayan şanlı bir geçmişin varlığıyla ilgili yorumların yer aldığı çeşitli fikirlere rastlıyoruz. ‘’Turancılık’’ ülküsünü Türkçülüğün Esasları adlı eserinde; "Türkçülük ve Turancılık’ ana başlığı altında uzun izahlarla yorumlayarak, Türkçülüğün uzak mefkuresi olarak almıştır.[16]

VATAN

Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,

Köylü anlar manasını namazdaki duanın.. .

Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur,

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda'nın...

Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,

Her ferdinde mefkure bir, lisan, adet, din bîrdir..

Meb 'usanı temiz, orda Boşo'lann sözü yok,

Hududunda evlâtları seve seve can verir;

Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki çarşısında dönen bütün sermaye,

San’atına yol gösteren ilimle fen Türk'ündür,

Hirfetleri birbirini dâim eder himaye;

Tersaneler, fabrikalar, vapur, tren Türk'ündür;

Ey Türkoğlu işte senin orasıdır vatanın!

            Gökalp’in 1918'de yayınlandığı Yeni Hayat kitabındaki "Vatan" şiirinde -vatan- anlayışının "Turan" şiirinde büyük farklarla ayrıldığıgörülmektedir. "Vatan" şiirinde Gökalp, artık Türkiye sınırları dışındaki eski yeni kaybedilmiş ülkeleri ve bunların hepsinin bir araya gelmesiyle gerçekleşecek -Turan- mefkuresinibir tarafa bırakır. Birinciden yedi yıl sonra kaleme alınan bu şiirde; sınırları içinde dil, mefkure ve din birliği ile birleşmiş tek ve çalışkan bir millet düşünülür. Yeni vatan bu milletin huzur içinde yaşadığı yerdir.[17]

                                   

4-SONUÇ

Bir imparatorluk coğrafyasının bir Doğu şehri olan Diyarbakır’da doğarak bir Batı ucu olan Selanik’te fikir dünyasına 1911 tarihine “Gökalp” adıyla katılan Türkiye’yi ve bütün Türkleri “mefkûre” ateşiyle ısıtan büyük yol gösterici dava adamı Ziya Gökalp’ın ölümünün üzerinden 87 yıl geçti. Kırk sekiz yıllık kısa sayılabilecek bir ömür içinde devamlı toplumu ile ilgili meseleler etrafında okumak, düşünmek ve yazmakla ömrünü geçirmiş olan bu düşünce adamı okuyucularına daima inandıklarını söylemiştir. Her gün üç gazete veya dergiye en azından dörder sütun makale yetiştirebilecek verimlilikte bir kalem sahibi olan bir politik şahsiyet ve gazetecinin daima dostu olduğu kadar düşmanı olması da muhtemeldir. Ancak Ziya Gökalp ile ilgili olarak Ģu dikkat çeker ki, onun hemen hemen hiç düşmanı olmamıştır.

Ziya Gökalp’te duygunun payı, düşünceden, fikir dünyasından az değildir.Duygularını aklı ile dengelemeye çalışan, Gökalp şiirlerinde yeterince çoşkulu olamamış; düşünce adamı yanı, onun şair tarafını etkilemiştir.Gününün kaygılarını ve endişelerini yaşayan Gökalp'in temel amacı, fonksiyonel bir görevi üstlenmekti. . . Bu 'ülkü adamı'nın şiirlerindeki sanat değeri, onların çağlarında işledikleri görevlerinin ve fonksiyonlarının gerisinden aranabilir. Gökalp'in ana gayesi halkın meselelerine ışık tutmak, halkı bilinçlendirip geleceğe hazırlamak ideallerinden kaynaklanmaktadır.

B e s t e   A K G Ü L

KAYNAKÇA

https:// dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/tarih: 28.12.2015

http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html tarih:28.12.2015

https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği tarih:28.12.2015

http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html tarih:28.12.2015

http://www.dergiler.ankara.edu.tr/ tarih: 28.12.2015

[1]http://www.dergiler.ankara.edu.tr/ tarihi: 28.12.2015

[2]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html / tarihi: 28.12.2015

[3]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html / tarihi: 28.12.2015

[4]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html / tarihi: 28.12.2015

[5]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html / tarihi: 28.12.2015

[6]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/ tarih: 28.12.2015

[7]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/ tarih: 28.12.2015

[8]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/ tarih: 28.12.2015

[9]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/ tarih: 28.12.2015

[10]http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html tarih: 28.12.2015

[11]http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html tarih: 28.12.2015

[12]http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html tarih: 28.12.2015

[13]https:// dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015

[14]https:// dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015

[15]https:// dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015

[16]https:// dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015

[17]https:// dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Şiir söylemek yahut yazmak gibi, şiir okumak (inşat) da bir sanattır. Özel bir yaratılış ister. Nasıl her insan güzel şiir yazamazsa, yine her insan güzel şiir okuyamaz. Merak...
Nâzım Hikmet'in 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından Atatürk'e gönderdiği mektup Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde bulundu. Şair Ata'dan tek bir şey istiyor Usta şair Nâzım...
Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal...
Aşık Pervani (İsmail ÇELİK) Mehmet Ali Kalkan'ın Gönlünden... Aşık Pervani (İsmail Çelik) ve Mehmet Ali Kalkan Aşık Pervani Ağabey yaşayan, geleneğin içinden gelen, en güçlü halk...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
(1 2 Temmuz 1891, İstanbul - 23 Şubat 1971, İstanbul ),Şair, gazeteci, oyun yazarıdır. Aynı zamanda 40 yıl edebiyat öğretmenliği yapan Halit Fahri hece ölçüsünün beş şairi...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Füsun Menşure, Hamburg'ta doğdu. İnşaat mühendisliği eğitiminin ardından yurt dışında iç mimarlık mekan ve çevre tasarımı bölümünü bitirdi. Daha sonra işletme fakültesindeki...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...