Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)
Bunu okudun 0%

NAMIKKEMALNamık Kemal’in edebiyat anlamında düşünsel gelişmesi üçlü bir etkinin sonucuna bağlanabilir. Fransızcayı öğrenmesi, Şinasi’yle tanışması, Avrupa’yı görmesi bunlardandır. Namık Kemal’in yenilik hareketlerine katılmasında düşünce ve edebiyat alanlarında eskiye karşı çıkmasında Şinasi’nin olumlu etkisi olmuştur. Ama bunu, aşırı ölçüde büyütmemek gerekir. Çünkü bu etki, öğüt ve esinlenme niteliğindedir. Kemal’in ruhsal eğilimleri bu öğüt ve esinleri kabule elverişli olmasaydı, belki de bu tanışma verimli bir sonuç doğurmayacaktı. Mizaçları birbirine uymayan Şinasi ve Kemal yaşamda ve politikada ayrı yollardan gittikleri halde edebiyatta ve yeni düşüncelerin memlekete girmesinde noktasında birleştiler. Her ikisi de bir başlangıç olmaktan çok bir sürekliliği gösterirler.

Çünkü edebiyat anlayışlarına bağlı kalarak ele aldıkları fikirlerin birçoğu, kendilerinden önce ülkeye girmişti. Onların yaptığı bu düşünceler üzerinde daha fazla durmak, daha geniş bir topluluğa yaymak, duyulan gereksinimine karşılık vermek olmuştur. Namık Kemal Avrupa’da az kalmıştır. Ancak Avrupa’nın siyasi ve sosyal yapısını, bize yararlı olan ve olmayan yanlarını çok iyi kavramıştır. Yalnız kavramakla kalmamış, çağının ileri gelen bilginlerini tanımış, eserlerini okumuş, onlardan yararlanmıştır. Her ikisi de bir başlangıç olmaktan çok bir sürekliliği gösterirler. Çünkü edebiyat anlayışlarına bağlı kalarak ele aldıkları fikirlerin birçoğu, kendilerinden önce ülkeye girmişti. Onların yaptığı bu düşünceler üzerinde daha fazla durmak, daha geniş bir topluluğa yaymak, duyulan gereksinimine karşılık vermek olmuştur. Namık Kemal Avrupa’da az kalmıştır. Ancak Avrupa’nın siyasi ve sosyal yapısını, bize yararlı olan ve olmayan yanlarını çok iyi kavramıştır. Yalnız kavramakla kalmamış, çağının ileri gelen bilginlerini tanımış, eserlerini okumuş, onlardan yararlanmıştır[1].

NAMIK KEMAL’İN EDEBİYATA KAZANDIRMAK İSTEDİĞİ DÜŞÜNCELER

Namık Kemal, sistemli bir fikir adamı değildir. Ama bir gazeteci olarak Tanzimat’ın Türk toplumuna getirdiği ve o zaman karşılaştığımız bütün meselelere cevap vermek istemiştir. Şüphesiz yepyeni fikirler icat etmek istememiş, fakat bir kısmını Batı’dan birazını da ülkemizin o zamanki ihtiyaç ve gerçeklerinden alarak kalemine doladığı temel düşünceler etrafında bir kamuoyu hazırlamıştır. Görüşlerinin bir kısmını, 18.yy Fransız filozoflarından ve romantiklerinden, bir kısmında milletimizin sağduyusundan almıştır. Esastaki amacı köklü bir değişmeye gitmeksizin devlet ve milleti yaşatmaktır. Osmanlı kalmak şartı ile Avrupalılaşmak; büyüklüğümüze ve milletimize ziyan gelmeden asrileşmek Kemal’in başlıca emelleridir. Bütün yazıları: Gelişme, yurtseverlik, hürriyet, meşrutiyet, siyasi bağımsızlık Osmanlıcılık,  İslamcılık, maarif, iktisat, kahramanlık etrafında döner.  Bütün bunlar felsefi değil, sosyal fikirlerdir. Çoğunda mevcut anlayışları gidermek için bulunmuş çözüm tarzları da mevcuttur. Görüşlerinin bir kısmını, 18.yy Fransız filozoflarından ve romantiklerinden, bir kısmında milletimizin sağduyusundan almıştır. Esastaki amacı köklü bir değişmeye gitmeksizin devlet ve milleti yaşatmaktır. Osmanlı kalmak şartı ile Avrupalılaşmak; büyüklüğümüze ve milletimize ziyan gelmeden asrileşmek Kemal’in başlıca emelleridir. Bütün yazıları: Gelişme, yurtseverlik, hürriyet, meşrutiyet, siyasi bağımsızlık Osmanlıcılık,  İslamcılık, maarif, iktisat, kahramanlık etrafında döner.  Bütün bunlar felsefi değil, sosyal fikirlerdir. Çoğunda mevcut anlayışları gidermek için bulunmuş çözüm tarzları da mevcuttur. Vatan ve hürriyet sözcükleri ondan önce şiirimize girmişti. Ancak, gerek bunları gerekse millet ve istiklal sözcüklerini yaygınlaştıran, üzerlerinde dirençle duran topluma mal eden, çağdaş anlamlar yükleyen Namık Kemal’dir. Tanzimatçıların başardıkları en hayırlı iş, eski edebiyat anlayışına karşı açtıkları savaştır. Bu savaşta eski edebiyatın bireyselliğini savunan edebiyat anlayışına karşı toplumun faydalarını gözeten, onu bilinçlendiren, hürriyet ve özgürlük gibi düşünceleri kazanmasını sağlayan bir toplumu edebiyatla oluşturmaya çalışmışlardır. Bu savaşın bayraktarlığını Namık Kemal yapmıştır. Eskiye en çok saldıran, yeniyi en çok savunan da Namık Kemal’dir[2].

NAMIK KEMAL’İN KULLANIDIĞI DİL ÖZELLİKLERİ

Namık Kemal Bahar-ı Daniş adlı çevirisinin önsözünde, eski edebiyata ait eserlerin halk tarafından tutulmamasına dört neden gösterir:

1) Eski eserlerimiz çoğunluk için değil, belirli bir zümre için yazılmıştır. Durum böyle olunca, bu eserler, halk tarafından benimsenmez ve okunmaz.

2) Eski eserler arasında Türkçe yazılmış olanlar varsa da bunlar da sanat yanı ihmal edilmiştir, edebi değerleri yoktur.

3) Yazı diliyle konuşma dili arasında ayrılık vardır. Eski eserlerinin okunamamasının bir nedeni de budur.

4) İran zevki edebiyatımıza hakim olmuş, gereksiz sözcük oyunları yabancı tamlamalar aşırı abartmalar edebiyatımızda doğal sayılmıştır.

Saydığı bu noksanlar giderilmedikçe edebiyatımızın ilerleyebileceğine inanmaz. Namık Kemal, edebiyatı toplumsal yönden düşünür. Ona göre edebiyat toplumsal kurumdur, halkın yararına olmalıdır. Uslübu ‘’ifade yolu ile gerçekleri sözle giydirmek’’ biçiminde yorumu edebiyatı hangi açıdan gördüğünü belli etmektedir.

  Namık Kemal dilimizin sadeleştirmesi ve geliştirmesi için şunları önerir:

1) Dilimizin yapısına uygun bir dil bilgisi hazırlanmalı.

 2) Bir Türkçe sözlük düzenlenmeli.

 3) Yabancı asıldan oldukları halde halk tarafından değiştirilerek benimsenen sözcükleri asıl biçimleri yerine kullanılmalı.

4) Doğal anlatıma örnek olabilecek makalelerden bir seçki yapılmalı. 5) Resmi yazılarda, eski anlatım yolu bir kenara bırakılmalı.

6) Uslup da söz oyunları ve süse yer verilmemeli.

Tanzimatçıların hepsinde görülen kararsızlık Namık Kemal’de de vardır. Hem dili sadeleştirmek yanlısıdır, hem de Arapça ve Farsçayı dilimiz için bir güç sayar. Sonra edebiyat ve dil hakkındaki düşünceleri, bütün Tanzimatçılarda olduğu gibi düz yazı ileri alınarak sürülmüştür. Nazım anlayışında çok büyük değişiklikler görülmese de düz yazı da hem içerik, hem de kullanılan dil özellikleri bakımından büyük değişiklikler olmuştur[3].

SONUÇ

Namık Kemal toplum için sanatın en büyük temsilcisi olup eserlerini bu yönde vermiştir. Onun edebiyat ve sanat gayesi halka inmek, onu belli düşünceler uğruna harekete geçirmek olmuştur. Edebiyatı bireysellikten çıkarmak ve topluma hizmet için kullanılması onun fikir adamı olarak anılmasının şüphesiz en büyük sebebidir. Namık Kemal edebiyata bakış açısıyla o dönemde aslında birçok edebiyatçıya örnek teşkil etmiştir. Çünkü onun ‘’millet ve Türk’’ vurgusu yaşanılan çağ içinde önemli bir yer tutmaktadır. Namık Kemal bu iki kavramı vurgulamakla o dönemde bir edebiyatçı olarak sosyal hayatın getirilerine kulak kapamadığını göstermiştir. Bu bağlamda onun edebiyata bakış açısı sosyal hayatın edebiyatta yansıması olarak yansıtılabilir. Namık Kemal’in oluşturduğu sanatçı kimliği oluşturduğu eserlerde dil özellikleri bakımından yankı bulmuştur. Özellikle düz yazılarında sade dil kullanımı ve düşüncelerini açık, net bir şekilde ifadesi bunun en büyük örneğidir.

KAYNAKÇA

YILDIZ, Saadettin ‘’Namık Kemal’in Edebiyata Bakış Açısı’’ Tanzimat Dönemi Edebiyatı, İstanbul:  Nobel Yayınları, 2006, s.126.

DİZDAROĞLU, Hikmet, ‘’Namık Kemal’in Edebiyata Kazandırmak İstediği Düşünceler’’ Türk Klasikleri, İstanbul: Uğur Yayınları, 1982, s.145.

DİZDAROĞLU, Hikmet, ‘’Namık Kemal’in Kullandığı Dil Özellikleri’’ Türk Klasikleri, İstanbul: Uğur Yayınları, 1982, s.157.

[1] Saadettin Yıldız, Namık Kemal’in Edebiyata Bakış Açısı, İstanbul: Nobel Matbaası, 2006, s.126.

[2] Hikmet Dizdaroğlu, Namık Kemal’in Edebiyata Kazandırmak İstediği Düşünceler, İstanbul: Varlık Matbaası, 1982, s.145.

[3] Hikmet Dizdaroğlu, Namık Kemal’in Kullandığı Dil Özellikleri, İstanbul: Varlık Matbaası, 1982, s.157

More articles from this author

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Şiir söylemek yahut yazmak gibi, şiir okumak (inşat) da bir sanattır. Özel bir yaratılış ister. Nasıl her insan güzel şiir yazamazsa, yine her insan güzel şiir okuyamaz. Merak...
Nâzım Hikmet'in 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından Atatürk'e gönderdiği mektup Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde bulundu. Şair Ata'dan tek bir şey istiyor Usta şair Nâzım...
Tokat’ta doğan Suzan Çataloluk ilk ve orta Okulu İstanbul’da, liseyi Erzurum’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Aşık Pervani (İsmail ÇELİK) Mehmet Ali Kalkan'ın Gönlünden... Aşık Pervani (İsmail Çelik) ve Mehmet Ali Kalkan Aşık Pervani Ağabey yaşayan, geleneğin içinden gelen, en güçlü halk...
1932 yılında Hasankale’nin Alvar köyünde doğan Reyhanî’nin asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars’a, daha sonra Erzurum'a yerleşir. Okuma yazmayı okula...
(d. 16 Nisan 1916, İstanbul - ö. 13 Aralık 1979, İstanbul), Türk şair, öğretmen, çevirmen. Modern Türk şiirinin önde gelen şairlerindendir. Herhangi bir edebi akıma katılmamış;...
(1 2 Temmuz 1891, İstanbul - 23 Şubat 1971, İstanbul ),Şair, gazeteci, oyun yazarıdır. Aynı zamanda 40 yıl edebiyat öğretmenliği yapan Halit Fahri hece ölçüsünün beş şairi...
1976 yılında Tarsus’ta doğdu. 2002 yılında Niğde Üniversitesi’nden mezûn oldu. Töre, Kurgan Edebiyat, Siyah-Beyaz Kültür, İnziva, Herfene, Yeni Düşünce, Başarı Edebiyat,...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Füsun Menşure, Hamburg'ta doğdu. İnşaat mühendisliği eğitiminin ardından yurt dışında iç mimarlık mekan ve çevre tasarımı bölümünü bitirdi. Daha sonra işletme fakültesindeki...
Nigar Rafibeyli (Azerice: Nigar Rəfibəyli, d. 23 Haziran 1913, Gence - ö. 10 Temmuz 1981, Bakü), Türk yazar ve şair. Roman ve kısa öykü yazarı olan Anar Rızayev'in annesi ve ünlü...
Şiiri, kristal bir menşurdan geçip binbir renge dönüşen sesli ışıklara benzeten Goethe: "Hayatın da, ölümün de sırrına erip, rûha gömülen bir hazine ve batmayan bir güneşle kucak...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...