Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet   Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Welcome to Edebi Medeniyet : Ebedi Medeniyet Powered By GSpeech
(Okuma süresi: 2 - 4 dakika)
Bunu okudun 0%

yunus emre 2011

yunus emre 2011
Dağlar ile taşlar ile

Çağırayım Mevlâm seni

Seherlerde kuşlar ile

Çağırayım Mevlâm seni

Sahralarda âhu ile

Abdal olup yâ hû ile

Su dibinde mâhi ile

Çağırayım Mevlâm seni

Gözyüzünde İsa ile

Tür dağında Mûsa ile

Elindeki asâ ile

Çağırayım Mevlâm seni

Derdi öküş Eyyüp ile

Gözü yaşlı Yâkub ile

Şol Muhammed mahbûb ile

Çağırayım Mevlâm seni

Bilmişim dünyâ halini

Terk ettim kîl ü kalini

Baş açık ayak yalını

Çağırayım Mevlam seni

Yunus okur diller ile

Ol kumru bülbüller ile

Hakkı seven kullar ile

Çağırayım Mevlâm seni

YUNUS EMRE

 

Metin İncelemesi

Biçim Yönünden:

Biçimi: Nazım.

Nazım biçimi: İlâhi.

Konusu: Tasavvuf inanışına uygun olarak, canlı cansız tüm varlıkların Tanrı'nın birliğini dile getirdi­ği ve ona gönülden bağlı bulunduğu inancı anlatılıyor.

Teması: Tanrı sevgisi.

Kafiye şeması: abab/cccb/dddb/eeeb...

Kafiyeli olan "taş-lar/Kuş-lar" sözcüklerindeki "-lar" çoğul ekleri aynı görevde olduğundan rediftir. "Taş/kuş" sözcüklerinde ortak kafiye sesi "Ş" olup yarım kafiyedir. "Dil-ler ile/bülbül-ler ile/ kul-lar ile" sözcüklerindeki "-ler" çoğul ekleriyle "ile" bağ­laçları rediftir. Kalan bölümlerde ortak kafiye sesi "L" olup yarım kafiyedir.

Sözcükler-Tamlamalar:

Seher: Salahın erken vakti.

Mâhi: Balık. Ahu Ceylan.

Sahra: Ova, çöl.

Öküş: Çok.

Kıyl ü kaal: Dedikodu, yersiz sözler, çekiştirmeler.

Mahbup: Dost, sevgili. İslâm inanışında Haz. Muhammed'e "Habibullah", yani Tanrı'nın sevgilisi denilmiştir.

Abdal: Gönlünü Tanrı'ya vermiş, dünya ile iliş­kisini kesmiş derviş. Geçmiş yüzyıllarda sürekli olarak "Yâ hû!" (Ey Tanrı'm) diyerek dolaşırlardı. Sözcük, aynı zamanda ermiş, çok zeki anlamına gelmektedir.

İsa: Peygamber. Hıristiyanlığın kurucusu. Kitap sahibi beş büyük peygamberden biri. Doğumu mucize­lidir. Cebrail'in üflemesiyle babasız olarak dünyaya gelmiştir. Annesi Meryem'dir, ölüleri diriltmek, iske­let halindeki kuşlara can vermek, duasıyla gökten sof­ra indirmek, körlerin gözünü açmak gibi mucizeleri olduğu söylenir. İncil'de; yumuşak huylu, alçakgönül­lü, atılgan, Tanrı'nın oğlu, büyük tasarımları olan, kibirden tiksinen, çocukları seven biri olarak tanıtılır.

Musa: Museviliğin kurucusudur. İsrailoğullarının peygamberidir. I.Ö. XIII. yüzyılda yaşadığına inanıl­maktadır. Kitabı Tevrat'tır. Mısır'da Firavun'a tutsak olan İsrailoğullarının kurtarılması için çalışmıştır. Mucizeli asası (değneği) çok ünlüdür. Yed-i Beyzâ (elinin ayasının parlayışı) mucizeler'ndendür. Musa Peygamber, kavmim Mısır'dan çıkarırken asası ile Kızıldeniz'e vurmuş, deniz ikiye yarılarak onlara yol olmuştur. Kutsal Tür (Tûr-ı Sinâ) dağında Tanrı ile konuşmuş ve "Rabbim, bana görün, sana bakayım" demiş. Tanrı da Musa Peygamber’e: "Beni sen hiç göremezsin, fakat dağa bak, yerinde durabilirse görür­sün" buyurmuş. Tanrı'nın gücü dağda tecelli edince, dağ parça parça olmuş, Hz. Musa düşüp bayılmış. Kendisine geldiğinde tövbe edip Tanrı'dan bağışlanma­sını dileyerek O'nu görme arzusundan vazgeçmiş.

Eyyüb: İsrailoğullarının peygamberlerinden biri­dir. İ.Ö. 1800'de yaşadığı sanılmaktadır. Her tür acı­ya katlandığından edebiyatta sabrın simgesi haline gelmiştir. Eyyub Peygamber, çok varlıklıydı. Tanrı, kendisini denemek için tüm malını, on çocuğunu elin­den aldı. Ona korkunç bir hastalık verdi, tüm bedeni kurtlandı. Buna karşın O, yine şikâyet etmedi, yakın­madı, sabırlı olmasını bildi. Tanrı ona tüm malını, sağlığını, çocuklarını geri verdi. Bu nedenle Eyyûb Peygamber, eski edebiyatta sabrın sembolü olarak anılır.

Yakub: İsrailoğullarının ilk peygamberidir. İb­rahim Peygamber'in torunu, İshak Peygamber'in oğlu­dur. İsrailliler onun soyundan gelmedir. On iki oğlu vardır. En küçükleri Yusuf'un başına gelen felaketler yüzünden ağlamaktan gözleri kör olmuştur. Yusuf'u ağabeyleri kıskandığından, öldürmek amacıyla bir ku­yuya atmışlardı. Atıldığı kuyudan kurtulan Yusuf, Mı­sır'a gitmiş, orada ün yapmış, bir ara gömleğinden kopardığı bir parçayı babasına göndererek yaşadığını kanıtlanıştı. Gömleğin parçasından oğlunun kokusunu alan ve yaşadığını anlayan Hz. Yakub'un gözleri bu olayla açıl nişti. Yakub, doğu edebiyatında oğul özle­minin simgesi haline gelmiştir.

İçerik Yönünden:

1. Tanrı'm! Sana olan içten sevgimi dağlar, taşlar ile sabahları öten kuşlar ile söyleyeyim. Aşkımın içtenliğini onlarla birlikte dile getireyim.

2. Tanrı'm! Suların dibindeki balıklarla,  çöllerde sana gönül verenlerle seni anayım. Gönlüm deki sevgin­le derviş olayım, "Yâ hû!" diyerek diyar diyar dola­şayım.

3. Gökyüzüne uçan İsa ile özlemine dayanamayıp Tur Dağında Tanrı ile konuşan ve elindeki asasıyla denizlerde yol açan Musa ile senin adını çağırayım.

4. Derdi, sabrı, aşkı büyük Eyyüb ile gözü Yusuf için ağlamaktan yaşla dolan Yakub ile Tanrı'nın sev­gilisi Muhammed ile birlikte sana olan aşkımı söyle­yeyim.

5. Dünyanın halini, iyiliğini, kötülüğünü, Varlık ile yokluğunu, geçiciliğini bildim. Dedikoduyu terk ettim, tüm varlığımla sana yöneldim, sana bağlandım. Bu aşkla başım açık, ayaklarım yalın kendimden geçerek senin adını çağırayım Tanrı'm.

6. Yunus, senin aşkını terennüm eder, durur. Kum­rular, bülbüller ile içtenlikle seni seven kullar ile birlikte senin adını çağırayım Tanrı'm.

N. KARTAL, BİRSEN Y. 1990

Comments powered by CComment

More articles from this author

Hoparlörü tıklayıp seçtiğiniz alanı dinleyebilirsiniz Powered By GSpeech