Edebi Medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 7 - 14 dakika)
Bunu okudun 0%

Çocuk ve Çocuk Edebiyatı

mustafa ruhi sirin

mustafa ruhi sirin
Çocuk, kaynaklarda küçük yaştaki oğlan veya kız (TDK, 2005: 444), gereğince olgunlaşmamış insan (Okay, 1998: 24), doğum ve ergenlik çağı arasındaki dönemi yaşayan küçük insan (Şimşek, 2002: 13) olarak tanımlanırken, Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ise çocuğu “on sekiz      yaşına      kadar her insan” şeklinde tanımlamaktadır

[http://www.unicef.org/turkey/crc/_cr23c.html (10.07.2011)]. Çocuk, dinimizce de önemsenmekte, Allah’ın bir emaneti kabul edilmekte ve yetiştirilmesinden yetişkinler sorumlu tutulmaktadır. Çocuğa verilen önem gün geçtikçe artmakta; çocuk, dünyanın yükselen biricik değeri kabul edilmektedir (Şirin, 2006: 211). Çocuğa verilen önemin artışıyla beraber, çocuğun geleceğin teminatı olduğu anlayışı artık benimsenmiş durumdadır. Bu çerçevede, çocukların ihtiyaçlarının yetişkinlerden farklı olduğu ve çocuğun içinde bulunduğu gelişim evresine göre değerlendirilip, gereksinimlerinin buna göre belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Çocuk edebiyatı, iki yaştan başlayarak ergenlik dönemine kadar geçen süreçte çocukların hayat tecrübeleri, ilgi, ihtiyaç ve algılama düzeylerine uygun bütün nitelikleri kapsar (Sınar, 2006: 175). “Gelişme ve yetişme çağındaki çocukların dil düzeyine, duygu ve düşünce dünyasına, anlama ve kavrama becerilerine seslenen edebiyattır” (Şimşek, 2002: 32). Bir başka ifadeyle çocuk edebiyatı, çocukların dil gelişimine katkıda bulunan, onların edebi ihtiyaçlarını karşılayan, çocuklar için, çocuklara göre yaratılmış edebiyattır (Dursunoğlu, 2007: 33). Çocuk edebiyatı, çocuklar için yazılmış eserler veya çocukça yazılmış, çocuk ruhunu taşıyan eserlerin oluşturduğu edebiyattır (Bilkan, 2005: 7). Bir diğer tanıma göre çocuk edebiyatı; erken çocukluk döneminden başlayıp ergenlik dönemini de kapsayan bir yaşam evresinde, çocukların dil gelişimi ve anlama düzeylerine uygun olarak duygu ve düşünce dünyalarını sanatsal niteliği olan dilsel ve görsel iletilerle zenginleştiren, beğeni düzeylerini yükselten ürünlerin genel adıdır (Sever, 2008: 17)

Bu çalışmada Mustafa Ruhi Şirin’in şiirlerinde anne ve anne sevgisi izleği tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu çerçevede, Şirin’in çocuk ve çocuk edebiyatı merkezli kuramsal eserleri taranarak çocuk, çocuk edebiyatı ve anne ile ilgili görüşleri aktarılacaktır. Ardından Şirin’in çocuğa yönelik eserleri taranarak anne ve anne sevgisi izlekli şiirleri tespit edilecektir.

Mustafa Ruhi Şirin ve Çocuk Edebiyatı

Mustafa Ruhi Şirin, çocuğu hayatının en önemli amacı olarak kabul etmektedir. Bu durumu “Çocuk, hayatımın en büyük ödevidir. Benim en doğal yaşama felsefemi çocuk ödevi oluşturur.” (Şirin, 2006: 189) sözleriyle ifade eden Şirin, her medeniyetin merkezinde çocuğun bulunduğunu belirtir. Çocuğun en iyi şartlarda yetiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Şirin, şunları aktarır: “Çocuk, hem bir başlangıçtır hem de hayatın biricik öznesi. Dünyayı, çocukları merkeze alarak anlamaya çalışmaksa insanlığın en büyük ödevi. Çocuk, kendi kendine iyi bir başlangıç yapamaz. Doğan her çocuk yalnız korunmakla da büyüyemez. Yaşaması için hayatta kalması yetmez; gelişmesi, dünyadaki sorumluluğunu da fark etmesi gerekir. Bunun için de en iyi şeyleri çocuklara vermeye mecburuz” (Şirin, 2006: 238).

Mustafa Ruhi Şirin, çocuk edebiyatını, temel kaynağı çocuk ve çocukluk olan; çocuğun algı, ilgi, dikkat, duygu, düşünce ve hayal dünyasına uygun; çocuk bakışını ve çocuk gerçekliğini yansıtan; ölçüde, dilde, düşüncede ve tiplerde çocuğa göre içeriği yalın biçimde ve içtenlikle gerçekleştiren; çocuğa okuma alışkanlığı kazandırması yanında edebiyat, sanat ve estetik yönden gelişmesine katkı sağlayan, çocuğu duyarlı biçimde yetişkinliğe hazırlayan bir geçiş dönemi edebiyatı olarak tanımlamaktadır (Şirin, 2007: 16).

Şirin, çocuk edebiyatının eğitim etkinlikleri için malzeme sağlayan bir alan olarak görülmesinden son derece rahatsızdır. Şirin’e göre, çocuk edebiyatı, eğitimci yazarların anladığı gibi, çocukluk çağına seslenen, yaş gruplarına göre şekillenen sınırlı bir edebiyat, küçük bir edebiyat değildir. Çocuk edebiyatı, bütün bir edebiyatın içinde öznesi çocuk olan ve önce çocuklar için yazılmış ancak her yaşta okurun okuyabileceği bir edebiyattır (Şirin, 2009: 174).

Mustafa Ruhi Şirin’e göre, çocuk edebiyatının temel niteliği çocuğa göre’liktir. Bu kavramın çocuğun iç ve dış dünyasını anlamak için anahtar kavram olduğunu belirten Şirin, aynı zamanda pedagojik ve psikolojik yöntemleri, araç-gereç ve ortamları da bilmeyi gerektiren çocuk merkezli bir yaklaşım olduğunu vurgulamaktadır (Şirin, 2006: 82).Şirin’egöre çocuğa göre’liği çocuk bakışı ve çocuk dil dizgesi belirlemektedir (Şirin, 2007: 44). Mustafa Ruhi Şirin’e görebir edebi eser çocuk bakışını başarıyla yansıtıyorsa çocuğa göredir. Ancak bu eser büyükler tarafından da okunabilir. Bu durum, yetişkinler edebiyatındaki kitaplar için de geçerlidir(Şirin, 2006: 118).

Mustafa Ruhi Şirin 1990’da kurduğu Çocuk Vakfı aracılığı ile çocuk merkezli çalışmalarını sürdürürken 1970’li yıllarda başladığı yazarlık çalışmalarıyla gerek kuramsal, gerekse edebî türdeki ederleriyle dikkat çeker. Şirin; çocuk, çocuk algısı, çocukluğun tarihi, çocuk sorunları, çocuk eğitimi vb. konularında yazdığı Çocuk Yüzlü Yazılar (deneme), Çocukluğun Kozası (araştırma), Masal Atlası (araştırma), Televizyon Çocuk ve Aile (araştırma), Gösteri Çağı Çocukları (araştırma), Kuşatılmış Çocukluğun Öyküsü (araştırma), Çocuğa Adanmış Konuşmalar (konuşma), Hayat Gibi (günlük), Dersimiz Çocuk (düşünce yazıları), Çocuk Hep Çocuk (çocuk üzerine görüşler), Çocuk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış (eleştiri), Çocuk Edebiyatı Kültürü (araştırma) isimli eserleriyle çocuğun toplumsal konumuna ve önemine vurgu yapar. Ayrıca Şirin’in çocuk bakışını merkeze alarak kaleme aldığı Yıldız Sayan Ağaç (toplu şiirler), Masal Mektuplar (mektup), Kar Altında Bir Kelebek (masal), Guguklu Saatin Kumrusu (masal), Her Çocuğun Bir Yıldızı Var (öykü), Mavi Rüyâlar Gören Çocuk (masal), Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun (deneme), Geceleri Mızıka Çalan Kedi (öykü), Dünyaya Gülen Adam (Şiirli Nasreddin Hoca Fıkraları), Bülbül ile Leylek (masal), Kuş Ağacı (masal), Dünya Kardeş Sobe (deneme) gibi eserleriyle de çocuk edebiyatımıza yeni bir soluk getirir. Şirin’in bazı eserleri çeşitli yabancı dillere de çevrilir. Şirin, Masal Mektuplar adlı eseriyle aldığı 1983 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Çocuk Kitabı Ödülü başta olmak üzere çocuk ve çocuk edebiyatı alanında birçok ödülün de sahibidir.

Bu açıdan Mustafa Ruhi Şirin’im çocuk ve çocuk edebiyatıyla ilgili çalışmalarını üç ana başlık altında değerlendirmek mümkündür.

  • a. Çocuk Vakfı merkezli çocuk ve çocuk sorunlarıyla ilgili çalışmaları, bu çerçevede gerçekleştirilen eğitim etkinlikleri, projeler, yayımlanan kitaplar ve düzenlenen kurultay/sempozyumlar.

  • b. Çocuk ve çocuk sorunları, çocuk edebiyatının kuramsal boyutuyla ilgili yazdığı kitaplar.

  • c. Çocuklara yönelik yazdığı hemen her türdeki edebî nitelikteki kitaplar.

Mustafa Ruhi Şirin, bütün bu açılardan bakıldığında çocuğu ve çocukluğu tamamen kapsayıcı çalışmalarıyla ve çocuğu hayatın merkezine alan ve çocuklar için, çocuk bakışına uygun olarak yazdığı kitaplarla öne çıkar. Bu anlamda Mustafa Ruhi Şirin’i çocuk edebiyatımızın yaşayan önemli isimleri arasında kabul etmek ve Türk çocuk edebiyatına yeni bir soluk getirdiğini tespit etmek gerekir.

Edebiyatımızda ve Mustafa Ruhi Şirin’in Şiirlerinde Anne ve Anne Sevgisi

Anne gerek kültürümüzde, gerekse dinimizde önem verilen bir varlık olarak karşımıza çıkar. “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz.”, “Ağlarsa anam ağlar başkası yalan ağlar.” gibi atasözlerinde de görüldüğü gibi anneye toplumumuzda büyük önem verilir. “Cennet annelerin ayakları altındadır.” hadisi de bu çerçevede dinimizin anneye verdiği önemi gösterir. Anne ve anne sevgisi edebiyatımızda da önemli izleklerden birisidir. Birçok edebiyatçı, eserlerinde anne izleğine yer verir. Bu edebiyatçılarımız arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Arif Ay, Arif Nihat Asya, Cahit Sıtkı Tarancı, Faik Baysal, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli Kanık, Sezai Karakoç, Ümit Yaşar Oğuzcan gibi isimleri saymak mümkündür. Mustafa Ruhi Şirin, anneye özellikle çocuk yetiştirme penceresinden bakarak özel bir önem verir. Annenin, doğum öncesinden yetişkinliğe kadarki süreçte çocuk yetiştirmenin mimarı olduğunu vurgulayan Şirin, bu anlamda annenin toplum hayatındaki yerine de dikkat çeker (Şirin, 2009: 167).

Mustafa Ruhi Şirin, şiirle başladığı yazarlık çalışmalarında üç şiir kitabı yayınlar. Bunlar, Gökyüzü Çiçekleri, Bir Şemsiyem Olsa Kuşlardan ve Rüya Saati isimlerini taşır. Şirin, 2006 yılında bu üç kitabı Yıldız Sayan Ağaç isimli kitapta toplar. Bu şiir kitaplarında birçok farklı temaya yer veren Şirin, anne ve anne sevgisine de özel bir önem verir. Ayrıca Şirin, diğer türdeki eserlerinde yer alan şiirlerinde de anne ve anne sevgisine yer verir. Bu şiirler, Geceleri Mızıka Çalan Kedi, Dünya Kardeş Sobe, Masal Mektuplar ve Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun isimli eserlerde yer alır.

Mustafa Ruhi Şirin, uyumayıp annesini uykusuz bırakan bir bebeğin ağzından anneye seslenir:

“Sen ninni söyledikçe anne

Yıldızlar bile uyur gökte

Kuğuları okşarken sular

Rüyalara karışır uykular

Bir ninni söylesem ben de

Melekler uyur mu söyle

Bir ninni söylesem yine

Açılır mı gözlerin anne?” (Anneme Ninni, Yıldız Sayan Ağaç, s.22)

“Sen ninni söyleyince

Yaz-kış çiçek mi açıyor kiraz dalları?

Sen ninni deyince

Dünya nasıl altın bir topa dönüşüyor birden?

Gülerek de

ağlayarak da

uyansam, yine sen oluyorsun yanımda

Uyuyamadığın

her gece için

Hiç solmayan

Bin cennet çiçeği

armağan edeceğim sana” (Kuş mu Balık mı?, Dünya Kardeş Sobe, s.9,11)

Şirin, sadece çocuğun anneye olan sevgisine değil, annenin çocuğuna olan sevgisine de yer verir:

“Melek sesinle İlk anne deyişini, Duyduğum anda Bir kanadını senin Bir kanadını benim, Elime verdi Tanrım

Uçan kuşların” (Annemin Adını Yazmak, Yıldız Sayan Ağaç, s.23)

Mustafa Ruhi Şirin, anneyi meleklere, annenin yanını da cennete benzeterek, çocuğun hayatında annenin yerine dikkat çeker. Şirin’e göre, anneler, çocuklar için Tanrı’dan gelen birer cennet armağanıdır:

“Yine kuşların kanadı ile

Yazıyorum adını göklere

Beyaz adını melek adını

Anne anne anne..." (Annemin Adını Yazmak, Yıldız Sayan Ağaç, s. 23)

“Kulağımda ninni sesin En yakın cennet sen misin? Sen her zaman içimdesin Dahası var dahası var

Sevgi çiçek çiçek sende

Dünyadaki ahenk sende

Anneliğin bin renk sende Dahası var dahası var

Her bahçeden bir çiçekle

Geleceğim beni bekle

Buna dünyaları ekle

Dahası var dahası var

Tanrım bağışladı bana Bir meleğin kanadını Göklere yazdım adını Dahası var dahası var" (Dahası Var...,Yıldız Sayan Ağaç, s.24)

Şirin, anne ile çocuk arasında sarsılmaz bir bağ olduğunu vurgulayarak, bir çocuğu annesinden daha iyi kimsenin tanıyamayacağını belirtir. Şirin’e göre anneler, öldükten sonra da çocuklarını yalnız bırakmazlar:

“Annenin ezbere bildiği resimli alfabedir çocuk kendi kendine daima okuduğu

Anne ölse de bu alfabeyi okur görünmez bir beyaz kuğu” (Annenin Ezbere Bildiği, Yıldız Sayan Ağaç, s.185)

“Anne ben, günün her saatinde okuyasın diye

Meleklerin yazdığı bir şiirim Bu yüzden mi

içimden geçenleri

Melekler ve sen

bilebilirsin ancak” (Anne Çiçeği, Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun, s.15)

"Senden başka

Kim görebilir anne

Göğe çizdiğim resimleri?” (İlk Rüya, Geceleri Mızıka Çalan Kedi, s.59)

Mustafa Ruhi Şirin, annenin çocuk için önemine dikkat çekerek, annenin kaybının çocukta yol açacağı sarsıntıya vurgu yapar:

"Annemdir

son rüya

Hep rüyada

yaşamalıyım anne

yoksa durur dünya” (Hep Rüya, Yıldız Sayan Ağaç, s.186)

“karışırken ayın ışığı suya

öksüz kızların bebeği

dönüşür kırık bir aynaya

Sesinden başka ses duymayan kuş

sen de şarkını ıssız ovalara bırak

Göğü süsleyen resimleri

annelerden öte kim çizer” (Çıngırak, Yıldız Sayan Ağaç, s.181,182)

Mustafa Ruhi Şirin, annenin çocuğun gözünde tüm hayatı kapsayan bir varlık olduğunu vurgular. Şirin’e göre, anne çocuk için çok önemli bir konumdadır:

“Kuş kurbağa,

Balık tavşan olmaz

Fakat kuş olabilir her şey

Çiçek ağaç zürafa ve insan

Deniz olmaz gökyüzü

Fakat her şey olabilir

At fil ve anne” (Kuş ve Gökyüzü, Yıldız Sayan Ağaç, s.87)

“Büyüyünce, ben de

melekler gibi

dua edeceğim

Ve her duamda

sen olacaksın anne” (Kuş mu Balık mı?, Dünya Kardeş Sobe, s.11)

Henüz konuşmaya

başlamadığım günlerde bile

Anne sendin

resim resim okuduğum

ilk kitap

Küçücük bir çocuktum

Henüz bilmeden

dinlemenin anlamını

Anlattığın kısacık masallar

Upuzun yollar açardı önümde” (Küçük Prens’in Sesi, Dünya Kardeş Sobe, s.61)

“Kalbindeki sevgi kitabını okudukça

dünyanın en mutlu çocuğu oluyorum

Okumayı yazmayı bilmediğim

zamanlarda bile

Okuduğum en güzel kitap

sendin anne

Bana senin kadar

yakın olmayan hiçbir kitabı

güzel yazılmış

kabul etmeyeceğim” (Sevgi Kitabı, Masal Mektuplar, s.45)

“O kadar büyüksün ki anne

Dünyada senden başka hiç bir şey göremiyorum Yine de anlayamadığım bir şey var:

Nasıl sığıyorsun içime?” (Anne Çiçeği, Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun, s.13)

Şirin, annenin çocuk için hem gerçek hayatta hem de hayal âleminde önemine vurgu yapar. Şirin’e göre anne, çocuk için bir özgüven kaynağıdır:

“Kuşların gözyaşları

Senin yaşlarına benziyor anne

Ağladıkça diyor ki kalbim

Büyüme, sakın büyüme

Alnıma değen damla

Yağmur değilse, ne Tut uçurtmamın ipinden Kaçırabilirim anne

Minik kuşum, diyorsun bana

En solgun günlerinde

Kanatlarımı sana

Açabilirim anne

Şarkılar söylüyor güneş Gök mavi alabildiğine Bırakma ellerimi

Uçabilirim anne” (Seni Uçurabilirim Anne, Yıldız Sayan Ağaç, s.133)

“Yalnız annelerin gördüğü mavi ışıkla çizdim anne çiçeğini Melekler bahçıvanı olacak ve hiç solmayacak

Bu gün yüzüncü günüm

Küçük meleğim üç sözcük fısıldıyor kulağıma Süt, uyku, anne Bebeklik balım, süt Uyku, hep rüyâ hep rüyâ Sen ise

büyük meleğimsin anne” (Anne Çiçeği, Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun, s.12)

Mustafa Ruhi Şirin, çocuğun gözünde annenin bir şefkat sembolü olduğunu belirtir: “Uçarım kuşların yerine şefkatli bahçelere ben olurum kuşlara

anne” (Kuşlar da Acıkır, Yıldız Sayan Ağaç, s. 164)

Şirin, çocuğun hastalığı ya da ölümünün önce anne tarafından hissedileceğini vurgular: “Anneler sezer önce

bir çocuğun öleceğini” (Çember ve Kuş, Yıldız Sayan Ağaç, s.165)

Mustafa Ruhi Şirin’e göre anne, çocuk için yaşam kaynağı ve sevincidir.

“Annemdir son rüyâ

Hep rüyâda

yaşamalıyım anne

yoksa durur dünya” (Hep Rüyâ, Yıldız Sayan Ağaç, s.186)

Şirin, annelerin her zaman saf, çıkarsız bir sevgiyi temsil ettiklerini belirtir:

“Anneler şarkıya başladıkları zaman dünya hatırlar birden ilk dönüşlerini rüzgârına kavuşunca dağ bağışlar çocuklara o melek

acısı alınmış günlerini” (Yeni Şarkı Defteri, Yıldız Sayan Ağaç, s.197)

Mustafa Ruhi Şirin, annesini kaybetmiş çocukların melekler tarafından korunacağına inanır: “Biraz ninni biraz masal

Ay uzar beşik olur

Meleklerle merhamet yarışında

Annesiz bebekleri öpen kuşlar” (Kuş İşleri, Yıldız Sayan Ağaç, s.88)

Şirin, annesini kaybetmiş çocukların acılarına vurgu yapar:

“Her an yükselen ve çiçeklenen kulemden ışığına karışır öksüz kızların bakışları yön pusulam olursan eğer övgüm geçer meleklerin bile dünyaya kattığı nakışları

-Yol da yolcu da sensin topla kırılmış harfleri

sen istemezsen koyamaz kimse istediğin işareti kalbine

sen dünyanın bütün annesi ölmüş çocuklarına anne

sen istemezsen koyamaz kimse istediğin işareti kalbine” (Çocuk Sesli İşaret, Yıldız Sayan Ağaç, s.206)

  • “Gülerek okuduğun mektubunda

şuydu hayalin:

Annesiz her çocuğa

Her gün

bir masal anlatacak

sihirli bir çiçek” (Hayal Mektup, Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun, s.84)

Sonuç

Mustafa Ruhi Şirin, çocuk ve çocuk edebiyatına yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken bir isimdir. Şirin’in, edebiyatımızda birçok farklı yazarın ele aldığı anne ve anne sevgisi merkezli şiirleriyle ilgili şu tespitleri yapmak mümkündür:

  • a. Mustafa Ruhi Şirin’e göre anneler, çocuklarının gözünde melekler gibidir.

  • b. Şirin, annelerin kucağının, çocuklar için cennetten farksız olduğunu belirtir.

  • c. Şirin’e göre çocukları en iyi anneleri anlar.

  • d. Mustafa Ruhi Şirin, annenin kaybının, çocuk için büyük bir ruhsal sarsıntı sebebi olduğunu vurgular. Şirin’e göre, öksüz çocuklara özellikle ruhsal açıdan destek verilmelidir.

  • e. Şirin, anne sevgisinin, çocuğun ve ileride çocukların oluşturacağı toplumun mutluluğu için şart olduğuna inanır.

  • f. Şirin’e göre anne, çocuk için bir özgüven kaynağı konumundadır. Annesinin desteğini alan çocuk hem sağlam karakterli, hem de başarılı olur.

  • g. Şirin, anne sevgisinin bir başka boyutuna da yer verir. Anne çocuk için nasıl önemliyse, çocuk da anne için o kadar önemlidir. Çocuk, anne için büyük bir mutluluk ve huzur kaynağıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Bilkan, Ali Fuat (2005) “Çocuk Edebiyatı, Kavram ve Mahiyet”. Hece Çocuk Edebiyatı Özel Sayısı, 104-105, 7-17.

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi [Çevrimiçi]: http://www.unicef.org/turkey/crc/_cr23c.html adresinden 10 Temmuz 2011 tarihinde indirilmiştir.

Canım, Rıdvan (2004) Anneme Mektuplar-Anne Şiirleri Antolojisi. İstanbul: Yedi İklim Yayınları.

Dursunoğlu, Halit (2007) Çocuk Edebiyatı (Ed: Ömer Yılar, Lokman Turan). Ankara: Pegem A Yayınları.

Okay, Cüneyd (1998) Osmanlı Çocuk Hayatında Yenileşmeler. İstanbul: Kırkambar Yayınları.

Sever, Sedat (2008) Çocuk ve Edebiyat, İzmir: Tudem Yayınları.

Sınar, Alev (2006) “Türkiye’ode Çocuk Edebiyatı Çalışmaları”. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 4(7), 175-225.

Şimşek, Tacettin (2002) Çocuk Edebiyatı. Ankara: Rengârenk Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2008) Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun. Ankara: Kök Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2007) Çocuk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış. Ankara: Kök Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi, (2007) Çocuk Edebiyatı Kültür. Ankara: Kök Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2009) Çocuk Hep Çocuk. İstanbul: İz Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2006). Dersimiz Çocuk. İstanbul: İz Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2008). Dünya Kardeş Sobe. Ankara: Kök Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2008) Geceleri Mızıka Çalan Kedi. Ankara: Kök Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2006) Kuşatılmış Çocukluğun Öyküsü. İstanbul: İz Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2006) Masal Mektuplar. Ankara: Kök Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2009) Televizyon, Çocuk ve Aile. İstanbul: İz Yayınları.

Şirin, Mustafa Ruhi (2006) Yıldız Sayan Ağaç. İstanbul: İz Yayınları.

Türkçe Sözlük (2005) Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Comments powered by CComment

More articles from this author

Ömer Seyfettin, “11 Mart 1884 günü -Rûmî takvimle 28 Şubat 1299- Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu.”[2]Ömer Seyfettin’in ilerleyen yaşlarında Gönen özlemini ve çocukluk...
1865 yılında Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi’nde doğdu. Babası Menteşeoğulları’ndan Bahaeddin Efendi, annesi zengin bir ailenin yanında evlatlık olarak yetişen Nevber Hanım’dır....
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında büyük tesirler meydana getiren vatan ve hürriyet şairi, dava ve mücadele adamı, edip, yazar, gazeteci ve...
Şevval 1290’da (Aralık 1873) İstanbul Fatih’te Sarıgüzel’de doğdu. Babası, küçük yaşta tahsil için Arnavutluk’un İpek kazası Şuşisa köyünden İstanbul’a gelmiş, “temiz” mânasına...
(1873 - 1936) 1 Mehmed Âkif Ersoy, şair, fikir adamı, veteriner, eğitimci, vaiz, hafız, milletvekili, İstiklal Marşı‘nın şairi, millî şair, vatan şairi. 1873‘te İstanbul‘da Fatih...
Odlar Yurdu, Azerbaycan Bakü'de doğdu. Liseden beri edebi ve sanatsal etkinliklerle ilgilendi. Türk ve Irak Türkmen edebiyatının gazete, dergi, şiir koleksiyonları, dergileri ve...
28 Ağustos 1977 yılında doğdu. Çocukluğunu doğanın kucağında konargöçer bir aile de geçiren Arsalan Mirzayı 1983’te Şiraz’a yakın olan Kevar şehrinde eğitme başladı. Eğitimini...
Sona Mahammad gizi Valiyeva, 1962 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Sharur ilçesinde doğdu. 1984 yılında bugünkü Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi'nden mezun...
Orta Asya Türkleri'nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler icra eden ve "pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-şair, Yeseviyye tarikatının kurucusu. Ahmed Yesevi’nin tarihî...
1955 yılında Yalvaç (ISPARTA) ’ ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini memleketinde yaptı. Yüksek öğrenimini de Kırşehir ve İstanbul’da tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde (Bizim...
Bu Vatan Toprağın Kara Bağrında Sıra Dağlar Gibi Duranlarındır ORHAN ŞAÎK GÖKYAY Türk edebiyatının en usta şairlerinden biri olan ve edebiyatımızda daha çok "Bu Vatan Kimin?"...
Şair (D. 28 Haziran 1929, Göktepe kasabası / Sarıveliler / Karaman – Ö. 29 Ağustos 2018, İstanbul) 28 Haziran 1929 tarihinde Karaman ili Sarıveliler kazası Göktepe kasabasında...
Ömer Lütfi METE Şair, yazar, gazeteci ve senarist. 1950 yılında Rize’nin İyidere ilçesi -eski ismi Aspet diyede bilinen- Fıçıtaşı mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini...
Aşık Sefil Selimi, Asıl adı Ahmet Günbulut (d. 26 Ağustos 1933, Şarkışla - ö. 30 Aralık 2003, Sivas), yazar, türkü yazarı. İlkokul'dan sonra iki yıl ortaokula devam ettikten...
Ahmet Yılmaz Soyyer’in Şiir Dünyası Yılmaz Soyer, ya da şiir dışındaki çalışmalarıyla A. Yılmaz Soyyer, 1960 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğdu. Annesi ve babası o henüz...