Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet

rasihDOĞUMU: 1883, Akseki, Antalya
ÖLÜMÜ: 13 Kasım 1952
MESLEĞİ: Hukukçu.
ÖĞRENİMİ: Konya Ziyaiye ve İrfaniye medreselerini bitirdi.

Konya Ziyaiye ve İrfaniye medreselerini bitirdi. Kahire Camiü'l-Ezher ve Kahire Darül Fünun'da içtimaiyat ve edebiyat öğrenimi gördü. 1911 yılında İttihat ve Terakki Fırkası üyesi olarak Konya İl meclisi Antalya üyeliği, Akseki Maarif Encümeni başkanlığı, Antalya Liva Daimi Encümeni üyeliği yaptı. 1921 yılında Antalya'da asker sevkiyatıyla görevlendirildi. TBMM I.,II., III., IV., V., VI.ve VIII. Dönem Antalya, VII. Dönem Kahramanmaraş milletvekili olarak görev yapmıştır. Eskişehir İstiklâl Mahkemesi üyeliği yaptı. Evli ve üç çocuk babasıdır.

GAZEL
1 Süzme çeşmin gelmesün müjgan müjgaı\Jıstüne
Urma zahm-i sineme peykâiı peykân üstüne


2 Rîze-i elmâs^eker her açtığı zahmg o şûh
Lütfü var olsun eder ihsân ihsan^üstüne


3 Dilde gam var şimdilik lûtfeyle gelme ey sürür
Olamaz bir hânede minmân mihmân_üstüne


4 Yârdan mehcûr_iken düştük diyâr-i gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrânjüstüne


5 Hem mey^içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsihe bühtân bühtânjistüne

Vezni:

Rasih


Fâilâtün Fâil’tün Fâil’tün Fâilün

1 Gözünü süzme, kirpiklerin üst üste gelmesin ki, bağrımın

yarasına ok üstüne ok vurmuş olmıyasm.
2 O cana yakın, çapkın güzel her açtığı yaraya elmas kırıntısı,
elmas tozu eker; ihsan üstüne ihsan ettiği için lütfü var olsun!
3 Ey sevinç! Şimdilik gönülde gam var, sen lütfet de gelme;
bir evde misafir üstüne misafir olamaz.
4 Sevgiliden ayrı kalmışken bir de gurbet diyarına düştük;
felek bize gene hicran üstüne hicran gösterdi.
5 Rasih için: “Hem şarap içmez, hem de güzel sevmez“
demişler; hakkında iftira üstüne iftira etmişler.

İzahlar:
1. Süzme çeşmin, Çeşmini süzme demektir.
Zahm-i sine: (f. is. t.) Göğsün yarası.

Burada olduğu gibi sevgilinin kirpiklerinin oka veya okun temrenine benzetilmesi eski şiirde pek çok kullanılmış bir teşpihtir.
Bu beytin kafiyeleri olan tekrarlanmış müjgân ve peykân kelimelerinden birincilerinin gân ve kân kelimelerini, vezinde birer kapalı ve birer açık hece karşılığı olacak tarzda uzatarak okumak lâzımdır. İkincilerdeki n harfi üstüne kelimesinin ilk hecesine karıştığı için, başta kalan gâ ve kâ heceleri, yalnız başlarına birer kapalı hece değerince uzatılmaktadır. Diğer beyitlerin sonlarında tekrarlanan kelimeler de böyledir.
2. Rîze-i elmas: (f. is. t.) Elmas kırıntısı, tıraş edilmiş elmastan dökülen tozlar. Eski tıp kitaplarında, elmasın öldürücü bir zehir olduğu ve yutulacak küçük bir elmas parçasının ölüme sebep olacağı yazılıdır. Hattâ, Hazreti Haşanın, zevcesi tarafından elmas rizesi yedirilmek suretiyle zehirlendiği de eski tarihlere geçmiştir. Bu beyitte, şair de, elmasın bu öldürücü hassasını hatıra getirerek sevgilisine serzenişte bulunuyor ve: “O bizi yaralamakla kalmıyor, yaramıza elmas kırıntısı serperek bir an önce ölmemizi kolaylaştırıyor. Bu da o güzelin bize başka bir ihsanıdır, Allah razı olsun“ diyor.

4. Diyâr-ı gurbet: (f. is. ti.) Gurbet diyarı. Bu beytin birinci mısraındaki yârdan kelimesinin yâr hecesiyle ikinci mısraındaki dehr kelimesini, vezinde birer kapalı ve birer açık hece karşılığı olacak surette okumalıdır.

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile