Perşembe 27 Şubat 2020
Edebi medeniyet 
Ebedi Medeniyet
(Okuma süresi: 3 - 6 dakika)
Daha önce okudunuz 0%

gazelKüfrî-i Bahâyî’nin hayatı hakkında kaynaklardaki bilgiler, oldukça sınırlı olup birbirinin tekrarından öteye geçmemektedir.
Asıl ismi Hasan Çelebi olan şair, İstanbul’da doğmuştur. Ne zaman doğduğu hakkında kayıt bulunmayan şairin doğum tarihi, divanında yer alan bir hicviye vasıtasıyla 1600’lü yılların başına kadar götürülebilir.
13 1061 Ramazan’ında (Ağustos 1651) Müneccimbaşı Hüseyin Efendi yerine müneccimbaşılık vazifesine yükseltilmiştir. Küfrî-i Bahâyî’nin Dîvân-ı Hezeliyyât ve bazı nüshalarında ismi Ahkâm-ı Külliye şeklinde kayıtlı olan Takvîmü’l-Kavîm adlı iki eseri vardır. 
Dîvân-ı Hezeliyyât, Küfrî-i Bahâyî’nin şiirlerinin yer aldığı küçük hacimli bir divandır. Küfrî-i Bahâyî’nin bir diğer hicviyesi ise, klasik Türk şiirinin en önemli şairleri arasında yer alan Nef‘î hakkındadır. Özellikle kasidelerinin fahriye bölümlerindeki övünmeleri meşhur olan Nefʻî, aynı tavrını bir gazelinde de sergilemiştir.


Nefʻî’nin gazel sahasında da ne derece mâhir biri olduğunu gösteren ve Itrî (ö. 1712) tarafından Segâh makamında bestelenen

Tûtî-i mûcize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil

matlalı gazelini tehzil eden Bahâyî, Nef‘î’yi şöyle hicvetmiştir:

Ġazel

Yāve-gū zāġ-ı siyāhum dir iseñ lāf degül
Ŧūŧįyum dime ki mirǿāt-ı dilin śāf degül

(saçma zırvalarım der isen laf değil
Papağanım deme ki dilinin aynası saf değil.)

Ulemā düşmeni bir ħāin-i bį-dįnsin sen
Ehl-i dildir dinilürse saña inśāf degül

(Ulema düşmanı dinsiz bir hainisin sen
Sana ehli dildir denilirse insafsızlıktır.)

Dehr tutmazsa n’ola yāve kelāmın maķbūl
Belį ħar-mühre pesendįde-i śarrāf degül

(Zamane tutmazsa ne ola saçma sözlerini makbul
Evet adi bir cilalı billur kabı sarraf makbul sayar değil.)

Girdi miftāĥ-ı der-i genc-i ħalā çün elüñe
Āleme herzelerüñ beźl eyleseñ itlāf degül

(Girdi çünkü hazine kapısını anahtarı eline
Aleme harzelerini bol bol versen telef değil.)

Ŧoludur nusħa-i hicv ile derūn-ı Nefį
Tab-ı yārān gibi dukkānce-i saĥĥāf degül

(Nefî’nin içi hiciv nüshaları ile doludur
Yaranın huyu gibi kitapçı dükkanı değil.)

TÜRK HİCİV EDEBİYATININ SIRADIŞI BİR ŞAİRİ:
KÜFRÎ-İ BAHÂYÎ VE ESERLERİNDEN ÖRNEKLER
Ramazan EKİNCİ*
Dr., Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,

GAZEL

Bizi śanman ki hemān bādede māhir żıpıruz
Biz bu evżā ile coķ nesneye ķādir żıpıruz

(Bizi sanmayın ki hemen içkide hünerli delişmeniz
biz bu haller ile çok şeye gücü yeten delişmeniz.)

Bir degül iki degül üç degülüz bir alayuz
Az żirżop degülüz ħaylice vāfir żıpıruz

(Bir değil iki değil üç değiliz bir alayız
Az münasebtsiz değiliz haylice bol delişmeniz).

Birimüz ś.çsa ŧutarken ķoķusı dunyāyı
Yine nā-pāk degül ŧıyb u ŧāhir żıpıruz

(Birimiz s.çsa kokusu dünyayı tutarken
Yine temiz olmayan temizin güzeli delişmeniz).

Faħr ider şimdi bizümle b.ķını yir deliler
Āb-ı rūy-ı süfehāyuz ķatı ķāħir żıpıruz

(Öğünür şimdi bizimle b.kunu yerdeliler,
Şerefli alçaklarız kesinlikle kahreden delişmeniz).

Mażhar-ı nükte-i en-nādiru ke’l-madūmuz
Miŝli yoķ ŧanıruz aķrānları nādir żıpıruz

(İnce manalara sahip ender bulunan yokuz
Benzeri yok biliriz akranları az bulunur delişmeniz)

Bilmezüz ħalķ niçün nefret iderler bizden
Aķce pul istemezüz suħreye ĥāżır żıpıruz

(Bilmiyoruz halk niçin nefret ederler bizden,
Para pul istemeyiz gülünç olmaya hazır delişmeniz).

N’ola evżā-ı ġarįbeyle olursaķ meşhūr
Bizde hįc aķl eŝeri yoķ hele žāhir żıpıruz

(Ne ola garip hallerimizle olursak meşhur
Bizde hiç akıl eseri yok hele açıkça delişmeniz.)

Söylerüz bulduġımuz yāveyi eşār diyü
P.ħ yirüz biz de Bahāyį gibi şāir żıpıruz

(Söyleriz bulduğumuz saçmaları şiir diye
P.k yeriz, biz de Bahâyî gibi şair delişmeniz.)

Küfrî- Bahâyî

Müseddes

Zâhidin her ne kadar ta‘nı firâvân olsa

Ana gam çekmez idik zerrece irfân olsa

Rafz u ilhâd nedir anlasa iz‘ân olsa

Sıdk ile mezheb-i İslâm’da pûyân olsa

Bize mülhid diyenün kendüde îmân olsa

Dahl iden dînimize bâri müselmân olsa

Ta‘n idüp zümre-i yârâna gürûh-ı hezele

Nâ-sezâ sözler ile bâ‘is olurlar kesele

Ne bilür kadrini erbâb-ı kemâlin cehele

Cümleden geçdik idi her ne belâ ise hele

Bize mülhid diyenün kendüde îmân olsa

Dahl iden dînimize bâri müselmân olsa

Câhil ü bâtıl u bî-mezheb iken bir ister

Kendü ef‘âlini ehl-i dile isnâd eyler

Ardımızca ne kadar gıybetini eyleseler

Ana vallâh elem çekmez idik zerre kadar

Bize mülhid diyenün kendüde îmân olsa

Dahl iden dînimize bâri müselmân olsa

Gerçi kim nefse uyup itmedeyiz sehv ü hatâ

Biliriz cürmimizi itmezüz inkâr asla

Gam değil aybımızı söylese dâim a‘dâ

Kâiliz hak söze biz gerçi Bahâyî ammâ

Bize mülhid diyenün kendüde îmân olsa

Dahl iden dînimize bâri müselmân olsa

(Küfrî-i Bahâyî. Divân-ı Hezeliyyât. Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Manzum 1086 vr. 8b)

Nef‘î’yi Tehzil Ettiği Gazeli

Yâve-gû zâğ-ı siyâhem dir isen lâf değil

Tûtiyem dime ki mir’âte dilün sâf değil

Ulemâ düşmeni bir hâin-i bî-dînsin sen

Ehl-i dildür dinilürse sana insâf değil

Dehr tutmazsa n’ola yâve kelâmın makbûl

Beli her mühre pesendîde-i sarrâf değil

Girdi miftâh-ı der-i genc-i halâ çün eline

Âleme her zerre ki bezl eylesen itlâf değil

Toludur nüsha-i hicv ile derûn-ı Nef‘î

Tab‘ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

(Küfrî-i Bahâyî. Divân-ı Hezeliyyât. Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Manzum 768 vr. 19a)

İstanbul’da doğdu. Asıl adı Hasan Çelebi’dir. Yıldız ilminde mahâret sahibidir. 1061 Ramazan /1651 Ağustos'ta Müneccimbaşı Hüseyin Efendi yerine müneccimbaşılık görevine yükseltilmiştir. Şairin hayatı hakkındaki bilgilerimiz oldukça sınırlıdır. Kaynaklardaki bilgiler birbirini tekrardan öteye geçmemektedir. Şiirlerinde Bahâyî mahlasını kullanmıştır. Mahlasını kullanmadığı manzumeleri de mevcuttur. Yaratılışı hicve ve mizâha meyilli olduğundan ve manzumelerinde küfür derecesinde ifadelere yer verdiğinden Küfrî-i Bahâyî olarak tanınmıştır. Bazı kaynaklarda Küfrî lakabının Fikrî’den dönüştüğü bildirilmektedir (Özcan 1989: 660; Akbayar 1996: 351). 1071 Safer/ 1660 Ekim’de İstanbul’da ölmüştür.

Küfrî-i Bahâyî’nin Divân-ı Hezeliyyât ve bazı nüshalarında ismi Ahkâm-ı Külliye şeklinde kayıtlı olan Takvîmü’l-Kavîm adlı iki eseri vardır.

Takvîmü’l-Kavîm, çeşitli meslek zümrelerine ait kimselere, muhtelif dinî ve toplumsal gruplara ve çeşitli milletlere yönelik bedduâların bulunduğu mensur bir mizâhî risaledir. Ayrıca eserde yer yer müstehcen ifadeler de bulunmaktadır. 

Şairin en meşhur eseri Dîvân-ı Hezeliyyât’dır. Divanın en hacimli nüshasında 7 kaside, 7 müseddes, 3 muhammes, 1 müstezad, 62 gazel, 3’ü tarih olan 25 kıta, 2 mesnevi, 2 Farsça rubâî, 12 müfred bulunmaktadır. Ayrıca şairin çeşitli hiciv ve hezel mecmualarında da kayıtlı şiirleri vardır. 

Dîvân-ı Hezeliyyât, hemen hemen baştan sona gayriahlakî ifadeler ve galiz küfürlerin yer aldığı şiirlerden müteşekkildir. Bunların tamamı edebî açıdan kusurlu; sanat, incelik ve güzellikten yoksundur. Küfrî-i Bahâyî’ye edebiyat tarihinde hiciv ve mizâh şairi olarak ayrı bir yer kazandıran vasfı, şairin küfürden ârî, hiciv ve alayın yoğun olduğu birkaç şiiridir. Ayrıca şair, diğer şairlerce neredeyse hiç kullanılmayan redifler kullanmıştır. Bahâyî, kendine has bir hiciv üslûbuna sahiptir.

Bu yazarın diğer makaleleri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile