Edebiyat Dünyamız

Edebî Medeniyet:Ebedî Medeniyet (ISSN 2587-2435)

  
  

hakkitarikÜstad Necip Fazıla göre, Hakkı Tarık Us: "Her işte kılı kırk yarıcı, gayet ciddi, temkinli herşeyden evvel lisan âlimi ve hastalık derecesinde mantık düşkünü, yalçın bir bekâr hayatı sürmekte bir zat... Bâb-ı âlinin o vakitler en çarpıcı ve düşündürücü renklerinden biri... Şinasi, Agâh Efendi ve Namık Kemalden beri, umumiyetle Ermeniler, köksüzler, suyun öte tara-fındakiler elindeki Bâb-ı âliye ilk defa Anadolu çocuğunu getiren şahsiyettir.!1)

1889 da Gördes'te doğmuş, İstanbul Hukukundan mezun olduktan sonra, dört dönem Giresun'dan milletvekili seçilmişti.

1954 yılında, İstanbul Gazetecilik Okulunda, Matbuat Hukuku ve Matbuat Tarihi derslerimize gelen ve iyi bir gazeteci, olgun bir hukukçu, cesur bir milletvekili, en zengin hususi kütüphaneye sahip, mütavazi ve müsamahalı bir mücadeleci olan Hakkı Tarık'ın Türk matbuatına sarf ettiği emek ve mevkii, yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır.

CHP'nin en sert ve hoyrat bir devrinde, B.M.M.'ne getirilen ve hükümete, gazeteleri sorusuz sualsiz kapatmak yetkisi veren bir kanun tasarısını, içlerinde birçok hürriyet mücahidi (!) hukukçu ve gazetecinin bulunduğu milletvekillerinin hepsi alkışlamış, muhalif oy vermeye cesaret edememişti.

Fakat hem de Atatürk’ün sağ olduğu o devirde, yalnız bir kişi medeni cesaret göstermiş ve muhalif oy kullanmıştı ki, işte o yiğit şahsiyet, Hakkı Tarık Us'tu.

Bizzat kurduğu Basın İstihlâk Kooperatifinden başka, Türk Basın Birliği İstanbul Bölgesinin başında, bıkmak usanmak bilmeyen, şuurlu ve iradeli faaliyeti ile, hep manalı ve güzel tezahürlere önderlik etmiştir.

Kurucusu olduğu "Vakit" yurdundaki, sessiz fakat verimli hizmetleriyle dahi, bütün basın mensuplarının minnet ve şükranını, yerden göğe kadar hak etmiştir.

O, basın hayatında 50 yılını dolduranlar için düzenlediği ve büyük ilgi toplayan jübilelerden başka, İstanbul Lisesi ve Gazetecilik Okulunda verdiği derslerle, memleket kültürüne, son nefesine kadar hizmette bulunmuştur.

Yine O'nun en büyük ve kalıcı hizmetlerinden birisi de: Millî Kütüphane'de bile bulunmayan ve paha biçilmez bir hazine değerindeki 20 bin ci arında eski eser, el yazması ve süreli yayın kolleksiyonunu, hazırladığı bir vasiyetname ile, aziz milletimize hediye etmiş olmasıdır. İstanbul Beyazıt Külliyesi bünyesindeki eski "Mekteb-i sübyan" binasında kurulan "Hakkı Tarık Us Kütüphanesi” bütün dünyadaki âlim ve araştırmacılarla, basın mensuplarının her an müracaat edebileceği bir zenginliktedir.

Öyle ki, Türkiye'nin ilk günlük gazetesi olarak bilinen ve 1831'de yayınlanmaya başlanan (Takvim-i Vakayi), 1840’da yayınlanmaya başlanan (Ceride-i Havadis) ve 1860'ta yayınlanan (Tercüman-ı Ahval)'in bütün sayıları, yalnız bu kütüphanede bulunmaktadır...

Gerek gazetede çıkan yazılarında, gerekse mektuplarında, hattâ imzasını atarken bile asla majüskül kullanmamıştı. Üstad

Peyami Safa'nın vaktiyle bir yazısında belirttiği gibi Hakkı Tarık bunda o kadar ısrar ediyordu ki; "Bütün lojik delilleri reddettikten başka majüskülsüz yazıya alışamadığı için okuduğunu anlamakta güçlük çeken okuyucularının şikayetlerine de ehemmiyet vermez görünüyordu."

O kadar ki, öldükten sonra da dâvasını yürütmeye karar vermiş, vasiyetnamesine bir madde koydurarak majüskülün lüzumsuzluğunu isbat için en iyi eseri yazacak olana, 1 yüzlük al-tun ödülü vâdetmişti.

Hakkı Tarık Bey'in kendine has başka özellikleri de vardı... son derece temiz ve her zaman takma yakalı gömleğiyle, zarif giyinen tam bir İstanbul Efendisi idi. Ders salonuna girdiğinde kürsüye oturur, çıkana kadar hiç ayağa kalkmadan konuşurdu. Derste biriyle konuşan veya münasebetsizlik yapanlara, hiç bir-şey söylemez, yalnız üç katlı gözlüğünün, iki camını itina ile kaldırarak, sert sert şöyle bir baktı mı koca salonda çıt çıkmaz olurdu.. Bize, zulme ve haksızlığa karşı isyan etmeyi bugünkü kalem sahiplerinin hemen birçoğuna mektep görevi yapmış olan "Vakit" gazetesinin kurucusu Hakkı Tarık öğretmişti...

Hecenin Beş Şairinden biri olan Halit Fahri Ozansoy, onunla ilgili hatıralarını anlatırken şöyle diyordu:

"Düşünce ve prensiplerini, hazan iki saat süren istilahlı, tumturaklı kelime ve cümlelerle ağır ağır, bir kartal kanadı sürükler gibi çırpar dururdu... Onun hitabet merakına, yorulmadan cümleleri inci dizer gibi dizmesine, bilhassa unutulmuş eski kelimeleri seçerek, sihirli bir beyin mekanizması ile yerli yerine oturtmasına hayret ederdim." (2>

jv/^ Değerli gazeteci Tekin Ererin: "Kendisine zulmetmekten başka kurusu pek görülmez" dediği Hakkı Tarık Us, gerçekten; "Halil Lütfi Dördüncü gibi uzun adımlarla yürüyüp, ayakkabılarını eskimekten sakınacak yerde, hiç sokağa çıkmıyarak daha çok tasarruf eden biri idi...

O, belki bu garip tasarruf hesaplan yüzünden hiç evlenmemişti...

Atatürk'e bağlılıklarıyla tanınan Hakkı Tarık ve ağabeyi Asım Us, çıkardıkları "Vakit" gazetesiyle, Milli Mücadelenin kazanılması yolunda ülkeye büyük hizmette bulunmuşlardı...

"Bir gün Vakit'te Gazi Hazretlerinin Yalova'ya gelmesi do-layısıyle çıkan haberde, mürettip, başlığa G yerine T harfini koymuş. Bu yanlışlık musahhihin de gözünden kaçmış. Haber "Tazi Hazretleri Yalova'da" olarak çıkmıştı. İkisi de mebus olan kardeşler kendilerini af ettirmek için ilk vapurla Yalova'ya koşmuşlar, Atatürk gazeteyi görmeden özür dilemenin yolunu aramışlardı. Bekleme salonunda Gazinin uyanmasını heyecan ve korku içinde beklemekte iken, nihayet huzura kabul edilmişlerdi. Binbir özür dileyerek yapılan yanlışlığı anlatmışlar, müretti-bi işten çıkardıklarını, tekrar böyle bir yanlışlığın olmayacağını teminat üstüne teminat vermişlerdi.

Atatürk bunları dinledikten sonra:

-Üzülmeyin, işinizin başına dönün. Bir gazete ki, onu musahhihi bile okumaz, bu yanlışlığın ne ehemmiyeti var, demişti."O)

Kanun şerhlerine ait bazı eserlerinden başka, Ahmet Mithat'ın "Henüz 17 Yaşında", Namık Kemal'in "Kanije Müdafaası" ve Nâbizâde Nâzım'ın "Kara Bibik" adlı kitaplarının Türkçe baskılarını yapmıştır.

Basın hukuku ve hürriyeti alanındaki, azametli başarısı ile, büyük hayranlık toplayan ve 21 Ekim 1956'da ebediyete göçen Hakkı Tarık Us, işte böylesine renkli bir şahsiyetti...

Fakat ne yazık ki, Türk basın âlemi, geçirdiği sosyal sarsıntılar yüzünden, onun hakkı olan değerlendirmeyi ölümünden sonra bile ondan esirgemiştir.... Lâkin, iyiyi, doğruyu ve güzeli seven ve bu umdelerin başına vatanı tac eden Hakkı Tarık Bey, bıraktığı eser ve hâtıralarıyle "Basın Tarihindeki haşmetli yerini hep koruyacaktır...

1.    N.F.K. “Bâb-ı âli”, İstanbul 1976.

2.    Tercüman Gzt. Sanat ve Hatırat Köşesi, 1965.

3.    Türk Edebiyatı, Ekim 1986.

* Çağrı Dergisi; Kasım 1994.

Abdullah SATOĞLU

Yazar Hakkında

Abdullah SATOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek

"Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye’de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu...

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

12 Ocak 1905 İstanbul’da dünyaya gelen Hüseyin Nihal Gümüşhane’nin Çiftçioğlu ailesine mensuptur. Babası, deniz makine önyüzbaşısı Hüseyin efendi oğlu deniz...

SEVİNÇ ÇOKUM

 Sevinç Çokum, 25 Ağustos 1943’ te İstanbul’da doğdu. Beşiktaş Kız Lisesi’ni, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü...

Bozkır Kavimleri-Egemen Çağrı Mızra

Egemen Çağrı Mızrak Kimdir? 1978 yılında doğumdu. Orta ve Lise öğrenimini Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi’nde (İstanbul/Üsküdar) tamamladı. 2001 yılında...

DİLİMİZDEKİ GÖNÜL GÖNLÜMÜZDEKİ

Özcan TÜRKMEN

‘Gönül’, Kubbealtı Lügatı’nda şöyle kullanılıyor: 1. İman, sevgi ve nefretin; iyi ve kötü bütün duyguların kaynağı olduğu kabul edilen kalbin manevi yönü....

ARİF NİHAT'TA MİLLİYETÇİ TAVIR

Prof.Dr. Saadettin YILDIZ

Türk milliyetçiliğinin en önemli beslenme kaynaklarından birisi, hiç şüphesiz, edebiyattır. Sözlü gelenekten günümüze kadar süregelen şiire yatkınlığımız,...

YAZAR, AKADEMİSYEN, VATANSEVER BİR TÜ

Ali_Alper ÇETİN

Kurtuluş Savaşımızın en sıkıntılı günlerinde sırtında bir asker kaputu (parkası) cepheden cepheye koşan, Sakarya ve Dumlupınar Meydan Savaşları’nda...

SEN YOKKEN

Saliha MALHUN

"Sonra çekildim bir kenaraSeyrettim bütün olup biteni.Baktım kimde ben ne kadarımKim bende ne kadar kalmışdiye...Ve geçen ömrüme bir damlaGözyaşı...

YUNUS EMRE VE DANTE NIN LA VITA NUOVA AD

Bu çalışmanın amacı 13. yüzyılda yaşamış biri Türk diğeri İtalyan iki şair – Yunus Emre ve Dante Allighieri’nin “Yüceltme” konusuna yaklaşımlarıdır. Her iki...

SÜRÜ ADAMI

Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde "kendi kendisi" olamaz. Ne düşünse, ne yapsa, ne söylese kendini değil, men­sup olduğu sosyeteyi, ırkı,...

ŞAİRLERİ KOVMAK İSTEYEN ŞAİR

Temel bir düşünme alanı olarak felsefenin diğer dsiplinlerle olan ilişkisi her dönem tartışılagelmiştir. Çünkü felsefeyi bu alanlardan birine indirgemeden ya...

RUKİYE ÖZDEMİR İLE SOHBET : “Türk

Rukiye Özdemir öyküleri ‘’Kırmızı Ruj’’ adıyla kitap hâlinde yayımlanarak okuyucusunun beğenisine sunuyor. Yazar, öyküleriyle ilgili olarak kitabın girişinde...

ÖLÜMÜN KIYISINDA

Saatlerdir hiç kıpırdamadan uzandığım yataktan yavaş yavaş atıştırmaya başlayan kar’ı seyrediyorum. Rüzgârın uğultusu kulaklarıma kadar geliyor. Bir an bu...

ANKARALI ARABACI İSMAİL VE MUSTAFA KEM

Mustafa Kemâl’in sabah ilk işi kendi maaşından yahut gerekirse borç alarak Arabacı İsmail Efendiye bir at alıp hediye etmekti[1]. Sabah ona zor olmuştu....

NASRETTİN HOCA’DAN BİR FIKRA

Fıkraları sevmeyen var mıdır, sanmam. Çünkü fıkralarda her insana hitap eden bir taraf mutlaka bulunur. Kimini güldürür fıkralar, neşelendirir; kimini...

Könçek Dönderme

 —Hadi hazırlan da gideli.  —Tamam deyip fırladım. Birkaç gün önceden sözleşmiştik. Hazırlanıp Seyfi’yle yola düştük. Bugün akşama şenlik var:  Güneydeliktaş’ la...

Kitap mı Yazdınız?

kitapyazma
Giriş İslam kültür ve medeniyetinin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerden biri olan Mevlâna Celâleddin Rûmî, pek çok önemli vasfı kendi şahsında bir...
ÖĞRETMEN

ÖĞRETMEN

15.09.2018
Şehit öğretmenlerimizin aziz hatırasına- Ulular, bir harf öğretene kırk yıl kölelik yapmak isterlerdi. Filozoflar; yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin...
Toros Dağlarının başı dumanlandı mı bir kez, Cerit, Avşar Türkmenlerinde bir telâş başlardı. Kışı zorlu olurdu Torosların… O geçit...
Halk Edebiyatı tarihçisi ve değerli folklorcu Cahit Öztelli ile, şahsen tanışmadan yıllar öncesi mektuplaşmaya başlamıştık. 1962’de ilk baskısını yaptığım “Başlangıçtan Bugüne...
“Şavkıması sana doğru yollarınSana doğru denizlerin çağrısıÇırılçırıl ötelerde bir güzelGünaydınım, narçiçeğim, sevgilim…”Bu sesi tanıyorum ben. Çırılçırıl ötelerden gelen bu tını...
Gönül Anlayışına Dair: Öncelikle şunu belirtelim gönül kelimesi insandaki duygusal ve ruhi merkez anlamına tahsis edilen bir kavramın adı olarak...
Üstad Yavuz Bülent Bâkiler diyor ki: “Bu güne kadar, bir takım şiirleri -farklı zamanlarda- kırk defa okuduğum çok olmuştur.
“Bugünkü Irak devletinin sınırlarını oluşturan topraklar Osmanlı idarî bölünmesindeki Musul, Bağdat ve Bas­ra eyaletlerini içine almaktadır. 1500 yıla yakın bir...
İki veya daha çok kimse arasında karşılıklı olarak dostça, arkadaşça yapılan konuşmalara genel anlamda sohbet diyoruz. Sohbet etmek/eylemek, beli, kuralarla...
Anadolu’yu ileri fikirleri ve düşünceleriyle, eserleri ve sanatlarıyla aydınlatanlar arasında onüçüncü yüzyılda Türkçe’yi resmî dil olarak ferman eden, Anadolu’da Türk...
‘’Evvel ahir dünya Türk'ün olacak.’’Zelimhan Yakup Kaos ve kozmos kelimeleri daha çok fen bilimlerinde kullanılan iki terim iken sosyal bilimciler...
Beni tanıdığını, beni anladığını biliyorum. Sana güvenerek içimden geleni seslendirmek istedim: Hayat bu, kimi ağlar kimi güler; sen gülümse öğretmenim. Özün...
Türk gençliğinin ve memleketin birçok meselelerine, milliyetçi bir görüşle koyduğu isabetli teşhisleri ve çeşitli konulardaki edebî ve İlmî yazılarını 1950’den...
Sabir Şahtahtı, gazeteciliğinin yanında siyaset bilimi doktoru olarak Türk dünyasının önemli sorunlarına parmak basmakta, bu konularda duyarlı insanların sesi olmaktadır.
(XIV. YÜZYIL) Nîgârım dilberim yârim nedîmim mûnisim cânım Refîkim hem-demim ömrüm revânım derde dermânım Sevgilim, dilberim, yârim, alışığım, canım; Yoldaşım, ayrılmazım, ömrüm, ruhum, derde...